Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ali'nin Manevi Üstünlüğü
Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ali'nin Manevi Üstünlüğü kaydında Mahmut Sami Ramazanoğlu İhsan Mektebi programlısı Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eseriyle inşallah devam ediyoruz. Bu bölümümüzde sizlere Hazreti Ebu Bekir'in Kadir Şinaslığına dair bir bölümle inşallah devam edeceğiz kıymetli dostlarım. Ebu Hureyre r. Rivayet ediyor. Bir gün Ebu Bekir Sıddık ile Ali Bin Ebi Talib Resulullah'ın hücre-i…
Mahmut Sami Ramazanoğlu İhsan Mektebi programlısı Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eseriyle inşallah devam ediyoruz. Bu bölümümüzde sizlere Hazreti Ebu Bekir'in Kadir Şinaslığına dair bir bölümle inşallah devam edeceğiz kıymetli dostlarım. Ebu Hureyre r. Rivayet ediyor. Bir gün Ebu Bekir Sıddık ile Ali Bin Ebi Talib Resulullah'ın hücre-i saadetlerinin kapısı önüne geldiklerinde Hazreti Ali Hazreti Ebu Bekir'e öne geç. Kapıyı ilk çalan sen ol diyerek ikramda bulunur. Bunun üzerine Hazreti Ebu Bekir ya Ali sen öne geç der. Hazreti Ali der ki peygamberimizden senin hakkında şu sözleri işittiğimden önüne geçemem. Benden sonra üzerine güneşin doğup battığı en faziletli insan Ebubekir'dir. Hz. Ebubekir şöyle cevap verir. Ben de Resulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Kadınların en hayırlısını erkeklerin en hayırlısına verdim.
Resulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. İbrahim, Halilullah'ın göğsüne bakmak isteyen Ebubekir'in göğsüne baksın. Hazreti Ebubekir şöyle der. Resulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Hazreti Adem'in safiyetini, Yusuf'un güzelliğini, Musa'nın namazını, İsa'nın zühd ve takvasını görmek isteyen Ali'ye baksın. Ali de der ki Resulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Hasret ve nedamet günü olan kıyamet arasatında bütün insanlar toplandığında Cenabı Hak tarafından bir münadi şöyle çağırır. Ya Eba Bekir. Sen sevdiklerinle beraber cennete gir. Hazreti Ebu Bekir de Resulullah'ın Huneyn ve Hayber gazveleri gününde kendisi hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. O gün de peygamberimize hurma ve süt hediye edilmişti de şöyle buyurmuştu: Bu, Ali b. Ebi Talib'e talip ve galip celle celalühü'ten bir hediyedir.
Hazreti Ali de Resulullah'ın hakkında sen benim iki gözümsün diye hitap ettiği kimsenin önüne geçemem. Hazreti Ebubekir der ki Resulullah'ın kendisi hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Kıyamet gününde Hazreti Ali cennet bineklerinden bir binek üzerinde gelir. Bunun üzerine bir münadi şöyle seslenir: Ya Muhammed! Senin dünyada güzel bir baban ve güzel bir kardeşin vardı. O güzel baban İbrahim Halîlullah'tır. Kardeşinse Ali bin Ebi Talib'tir. Hz. Ali de şöyle dedi: Rasulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Kıyamet gününde Rıdvan adındaki haznedar melek cennetin ve cehennemin anahtarlarını getirerek Ebu Bekir'e şöyle der. Ya Eba Bekr. Allah sana selam edip şöyle buyuruyor. Bunlar cennet ve cehennemin anahtarları. Dilediğin kimseleri cennete, istediğin kimseleri de cehenneme gönder.
Hazreti Ebu Bekir de der ki: Resulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Cebrail Aleyhisselam bana gelip şöyle dedi: Ya Muhammed şanı yüce olan Allah sana selam etti ve şöyle buyurdu. Ben seni ve Ali'yi seviyorum. Ben Allah'a şükür secdesi yaptım. Fatıma'yı da seviyorum. Yine Allah'a şükür secdesi yaptım, Hasan ve Hüseyin'i de seviyorum, tekrar Allah'a şükür secdesi yaptım. Hazreti Ali de der ki: Resulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Yeryüzü halkının imanı ile Ebubekir'in imanı tartılsa Ebubekir'in imanı ağır gelir. Hazreti Ebu Bekir de der ki: Resulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Şüphesiz Ali hanımı ve evladıyla beraber kurbanlık devenin üzerinde oldukları halde kıyamet gününde gelir. Bunun üzerine Kıyamet halkı Bu hangi peygamberdir? Diye sual ederler.
Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ali'nin Manevi Üstünlüğü ne anlatıyor?
Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ali'nin Manevi Üstünlüğü kaydında Mahmut Sami Ramazanoğlu İhsan Mektebi programlısı Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eseriyle inşallah devam ediyoruz. Bu bölümümüzde sizlere Hazreti Ebu Bekir'in Kadir Şinaslığına dair bir bölümle inşallah devam edeceğiz kıymetli dostlarım. Ebu Hureyre r. Rivayet ediyor. Bir gün Ebu Bekir Sıddık ile Ali Bin Ebi Talib Resulullah'ın hücre-i…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bir münadi şöyle seslenir: Bu peygamber değil, fakat Allah'ın sevgilisi Ali bin Ebi Talib'dir. Hazreti Ali de der ki: Resulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Yarın mahşer halkı cennette yani sekiz cennet kapısında şöyle bir ses işitecekler. Ey Sıddıykul Ekber, dilediğin kapıdan cennete gir. Hazreti Ebu Bekir de şöyle der: Ben Resulullah'ın hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Cennette benim sarayımla İbrahim Halilullah'ın sarayı arasında Ali bin Ebi Talib'in sarayı bulunacaktır. Hazreti Ali de şöyle der. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Ruhanilerden ve meleği ala'dan meydana gelen gökyüzü halkı muhakkak her gün Ebu Bekir Sıddık'a bakacaklardır. Ebu Bekir'de der ki: Allahü Teala'nın Habibi ve Ehl-i Beyt'i hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem.
Onlar yemeye olan sevgilerine iştah ve ihtiyaçlarına rağmen miskini, yetimi ve esiri duyuruyorlardı. Hazreti Ali'de şöyle der: Allah Habibi ve Ehl-i Beyt'i hakkında şöyle buyurduğu kimsenin önüne geçemem. Sıdkı hakikati getiren ve onu tasdik edenler takva ehilleridir. Ya Muhammed. Allahü Teala sana selam ediyor ve buyuruyor ki yedi göğün melekleri Ebu Bekir Sıddık'la Ali Bin Ebi Talib'e bakmakta ve aralarında geçen muhavereyi diyaloğu duymaktalar. Bu hüsnü edep ve birbirlerinin kadrini bilerek güzel cevaplar vermeleri karşısında kalk sen de onların yanına git. Onların üçüncüsü ol. Zira Allah onların bu edep ve muhabbetlerinden dolayı her ikisini de rahmet ve rızasıyla kuşatmıştır. Onlara iman, İslam ve güzel edep tahsis buyurmuştur. Nebi Aleyhisselam, Ebu Bekir'le Ali'ye doğru gitti. Onları Cebrail'in kendisine anlattığı şekilde buldu.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem her ikisinin de alınlarından öperek şöyle buyurdu. Muhammed'in canı yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki bütün denizler mürekkep, ağaçlar kalem ve yeryüzüyle gökler kitap olsalar sizin faziletinizi, ecir ve mükafatınızı vasfetmekten aciz kalırlar. Dört HALİFENİN KARŞILIKLI LATİFELEŞMELERİ Bir gün Hazreti Ali hastalanmıştı. Hazreti Ebubekir durumdan haberdar olunca Hazreti Ömer ve Hazreti Osman'a Ali hastalanmış, onu ziyarete gidelim dedi. Beraberce Ali'nin kapısı önüne geldiler. Ali onları karşıladı. Zira o esnada Ali'nin rahatsızlığı hafiflemişti. Misafirleri buyur etti. Ali, Ebu Bekir, Ömer ve Osman'ın gelişinden öyle sevindi ki, Sahihilik yani cömertlik denizi dalgalandı ve evine girerek temiz bir tas içinde bir kişiye yetecek kadar bal bulup getirdi. Başka ikram edecek bir şey bulamamıştı. Temiz, beyaz tas içinde bir kişilik bal.
Tasın kenarında ince siyah kıl olduğu halde, Hz. Ali ikram için bunu önlerine getirir ve buyurun der. Ebu Bekir Sıddık'ta der ki: konuşmadan önce baldan yemek layık değil. Yani evvel kelam, sonra taam. Diğerleri, sen bizim efendimizsin. En kerimimiz, en azizimizsin. İlk söz senin. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir, Din beyaz tastan daha nurludur. Zikrullah baldan daha tatlıdır. Şeriat kıldan daha incedir dedi. Müteakiben Hz. Cennet tastan daha nurludur. Cennetin nimetleri baldan daha tatlıdır. Sırat kıldan daha incedir dedi. Arkasından Hazreti Osman, Kuran-ı Kerim tastan daha nurludur, Kuran okumak daha tatlıdır, Kuran'ı tefsir etmek kıldan daha incedir dedi. Bunun üzerine Hazreti Ali de hane sahibi sıfatıyla, misafir tastan daha nurludur, misafirin kelamı baldan daha tatlıdır, misafirin kalbi kıldan daha incedir dedi. Bu anlayış ve teveccühler Kuran ahlakıdır.
Allahutaala kalplerimizi irfan nuru ile nurlandırsın. Bizleri ve sizleri Kuran-ı Hakim'in sırrına ulaştırsın. Amin. Ya Allah, ya Rahman, ya Rahim. Ariflerden biri diğerine şöyle sorar. Peygamberin ilk dört halifesinden hangileri daha faziletlidir? Diğeri şöyle cevap verir. Kızı onun evinde bulunan kimsedir. Bu az ve öz olan iki kelimelik cevap dört halifeyi de içine almaktadır. Şöyle ki, Bin Tuhuv'daki zamir men mevzu ismine verilince Beytihi'deki zamir de Resulullah'a ait olursa kızı Resulullah'ın evinde olan faziletlidir manası anlaşılır. Bu da Hz. Ebu Bekir'in kızı, Hz. Aişe ve Hz. Ömer'in kızı, Hz. Hafsa Resulullah'ın zevceleri olması itibariyle Ebubekir ve Ömer faziletli demek olur. Şayet Bin Tuhuv'daki zamir Resulullah'a ait olursa Beytihi'deki zamir de men mevzu ismine verilirse Resulullah'ın kızı evinde olan faziletlidir manası anlaşılır.
Bu da Peygamberimizin kızı Rukiye Hazreti Osman'ın evinde, Fatıma da Hazreti Ali'nin evinde zevcesi olması itibariyle Hazreti Osman ve Hazreti Ali faziletli demek olur. Arif'in bu sözü Ulefa-i Raşidin hakkında veciz, beliğ ve latif bir sözdür. Günlerden bir gün Rasulullah, Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Fatıma, Aişe oturmaktaydılar. Hepsi de Resulullah'ın huzurunda bulunuyorlardı. Resulullah birden şiddetle ağlamaya başladı. Öyle bir ağlayış ki dayanılmaz. Bunu gören Ebubekir şöyle dedi. Anam babam sana feda olsun ya Resulallah. Niçin ağlıyorsun? Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki ümmetimin önünde uzun ve zor bir yol, omuzlarında ağır bir yük ve birçok da masiyetleri bulunmaktadır. Ahirette azaba girerlerse ben nasıl ağlamayayım? Hazreti Ebu Bekir bundan duygulanarak, ya Resulallah sen gönlünü hoş tut.
Allah bana izin verirse kıyamet gününde ümmetinin asileri hakkında durum vahimleşirse günahlarının taşınmasını hafifleştirmek için onların günahlarının yarısını yüklenirim. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Bekir-i Sena, Tahsin ve taltif buyurarak dua etti. Sonra Peygamber efendimiz Hazreti Ömer'e teveccüh ederek şöyle buyurdu: Ya Ömer, Ebu Bekir'in sözlerini işittin. Günahkar ümmetim hakkında sen ne yapacaksın? Hazreti Ömer şöyle cevap verdi. Ya Resulallah, Ebu Bekir'in yapmayı vaat ettiği kadarına benim gücüm yetmez. Allah bana izin verirse ben de ümmetinin günahlarının üçte birini yüklenirim dedi. Resulullah Hazreti Ömer'i Sena, Tahsin ve taltif buyurarak dua etti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sonra Hazreti Osman'a buyurdu. Ya Osman benim ümmetimin günahkarları hakkında sen ne yaparsın? Hazreti Osman şöyle cevap verdi.
Ya Resulullah ben Hazreti Ömer'in yaptığı kadarını yapamam. Allah bana izin verirse ben ümmetinin günahlarından dörtte birini yüklenirim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Osman'ı sena, tahsin ve taltif buyurarak dua etti. Sonra Resulullah, Hazreti Ali'ye ikbal ederek şöyle buyurdu: Ya Ali! Ümmetimin günahkarları hakkında sen ne yapacaksın? Hazreti Ali de şöyle cevap verdi. Allah izin verirse ben elimden gelen bütün iyiliği yapacağım. Yarın kıyamet gününde Sırat Köprüsü'nün her iki tarafını tutup asi ümmetinin cehenneme girmesine mani olacağım. Durum şiddetlenirse onların her birinin yerine ben ateşe gireceğim. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Ali'yi Sena, Tahsin ve taltif buyurarak dua etti. Sonra Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zevcesi Aişe'ye dönerek şöyle buyurur. Ya Aişe, günahkar ümmetimin hakkında sen ne yapacaksın? Sen onların anasısın.
Ananın evladına himmeti, merhameti gerekir. Hazreti Aişe Radıyallahu Anha, Hazreti Fatıma'nın huzurunda benim bir şey söylemem gerekmez dedi. Hazreti Fatıma şöyle cevap verdi. Sen anasın. Evladın anası huzurunda önce konuşması doğru olmaz. Hazreti Aişe de şöyle söyledi. Hazreti Muhammed Mustafa'nın hakkında Fatıma benden bir parçadır buyurduğu kızının huzurunda ben nasıl önce konuşurum? Hazreti Fatıma şöyle cevap verdi. Resulullah'ın hakkında şayet beni göremezseniz dininizin yarısını veya üçte birini Umeyrağa Aişe'den alınız, öğreniniz buyurduğu kimsenin huzurunda ben nasıl konuşurum? Hazreti Aişe şöyle dedi: Allah'a yemin olsun ki senden önce konuşmayacağım. Hazreti Fatıma Resulullah'a dönerek şöyle der. Ey babacığım ümmetinin hesap günü mizanın başında dururum. Peygamber Aleyhisselam ey babasının ruhu, ey gözünün bebeği söyle günahkar ümmetim hakkında ne yapacaksın?
Hazreti Fatıma şöyle cevap verir. Allah izin verirse ve ümmetlerinin günahları sevaplarından ağır gelirse evladımın manen önceden bildirilen din yolundaki akıbetlerine göre oğlum Hasan'ın zehir bulaşmış gömleğini çıkarır, nisanda sevap kefesine korum. Eğer yetmezse bu sefer Hüseyin'in kanlı gömleğini ilave ederim. Yine de tamam olmazsa başımdan başörtümü çıkarır, saçlarımın örgülerini çözerim. Ümmetimin sevaplarının ağırlaşması için başörtümü kefeye koyarım ve ağır gelinceye kadar beklerim. Peygamberimiz onu da sena, tahsin ve taltif buyurarak dua etti. Sonra Resulullah zevcesi Aişe'ye teveccüh ederek şöyle buyurdu. Ey müminlerin anası ümmetimin asileri için sen ne yapacaksın? Hazreti Aişe şöyle cevap verir. Ya Resulallah o gün de bu kadar şefaatçi varken bana ihtiyaç olmaz. Hazreti Peygamber şöyle buyurur. Ya Umeyrağa sana ihtiyaçları olduğu takdirde sen ne yapacaksın?
Hazret-i Aişe, Sizlere söylenmesi uygun değildir? Hazret-i Peygamber, söyle yahu Meyra, bari babacığın Ebu Bekir'e söyle. Söyleyemem deyince Resulullah üç defa ayrı ayrı Ömer'e, Osman'a, Ali'ye söyle buyurdu. Hazreti Aişe, hayır söyleyemem diye cevap verince Rasulullah, Umeyr'a, peki kime söylersin? Dedi. O da, Allah'a söylerim deyip kalktı. Yürüdü, bir odaya girdi. Başından örtüsünü çıkardı. Yüzüne ve saçlarına toprak sürdü ve Allah'a şöyle yalvardı. Allah'ım, Ya Rabbi beni müminlerin anası kıldın. Kalbime analık şefkat ve merhametini istedim. Sen de lütfedip bunları bana ihsan ettin. Onların muhabbetini kalbime yerleştirdin. Muhakkak her ana yavrusunun cehenneme girmesine razı olmaz. Onları benimle beraber cennete gönder. Aksi halde ben de onlarla beraber cehennem ateşine gireyim der ve müminlere şefkatinden dolayı ağlar. O esnada melekut aleminde şiddetli bir ses işitilir.
Cebrail ulaşır ve Hz. Peygamber'e şöyle der: Ya Resulallah Cenabı Allah sana selam ediyor ve diyor ki: Ya Muhammed Aişe'ye benim sözümü söyle. Sen Resulümüzün zevcesisin. Biz seni cehenneme nasıl göndeririz? Seni ateşe atmak caiz değildir. Evladı anasından ayırmak da caiz olmaz. Ey Aişe kalbin müsterih olsun. Yarın kıyamet gününde evladının hepsini sana ulaştıracağız. Seni onlarla beraber cennete göndereceğiz. Onları melik koltuğuna oturtacağız. Meliklik tacını başlarına giydireceğiz ve Rabları onlara tertemiz içecek içerir ayetinde bildirildiği gibi tertemiz içecekler içeceğiz. Kıymetli dinleyiclerimiz bu güzel müjdeyle İhsan Mektebi programımızı burada nihayete erdiriyoruz. İnşallah Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eserine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Kaynak: Genel
Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ali'nin Manevi… | Mihmandar