Hazreti Ebubekir Sıddık ve İslamiyetin İlk… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Hazreti Ebubekir Sıddık ve İslamiyetin İlk Dönemi
Hazreti Ebubekir Sıddık ve İslamiyetin İlk Dönemi kaydında Muhammed ümmeti dalalet özre içtima etmez. İcmadan ayrılmakta tehlike vardır. Allah'ın yardımı cemaatlidir. Ondan başka selamet yolu yoktur. İnsana nefis ve şeytan yanlış bir mantıkla muhakeme yürüttürüyor. Zümreler birbirlerini itham ve kırıcı tenkitlerle incitiyorlar. Gıybet, tefrika, fitne ve adavet düşmanlık doğmasına sebep oluyorlar.…
Muhammed ümmeti dalalet özre içtima etmez. İcmadan ayrılmakta tehlike vardır. Allah'ın yardımı cemaatlidir. Ondan başka selamet yolu yoktur. İnsana nefis ve şeytan yanlış bir mantıkla muhakeme yürüttürüyor. Zümreler birbirlerini itham ve kırıcı tenkitlerle incitiyorlar. Gıybet, tefrika, fitne ve adavet düşmanlık doğmasına sebep oluyorlar. Bu doğru yol değil felakettir. Dünya düzeni için yaratanın emirlerini tutmak musahhar kıldığı eşya ve imkanı yerince güzel kullanmak, halislerle bir olmak, şerirlere meydan vermemek ve ancak Allah'ın rızasını tahsiyle kalbi bağlamak lazımdır. Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bugünkü bölümümüzden itibaren inşallah Hazreti Ebubekir Sıddık isimli Mahmut Sami Ramazanoğlu İktis'in eserine başlayacağız.
Bu bölümümüze sizlere adı geçen eserden Hazreti Ebubekir efendimizin Hazreti Ali'ye hitaben yapmış olduğu bir nasihatle başlamış olduk. Hak ve tevhid imanı için akıl sahiplerine deliller koyan, ibadet ve hayırlı işin lüzumunu belirten mahlukatın niyet ve durumuna göre rızık ve mükafatını ziyadesiyle ihsan eden Halık'ımıza alemlerin Rabbine hamd eyleriz. Hak ve tevhid akidesinde en açık beyanda bulunan örnek hayatıyla insanoğluna doğru yolu hidayet ve sermedi saadeti gösteren hak elçisi peygamberimiz kainatın seyyidi Hazreti Muhammed Mustafa'ya salat ve selam ederiz. Onlardan bize bu gerçekleri aktaran ve bu uğurda her fedakarlığa katlanan al, ashab ve ümmete daimi huzur ve nur dileriz. Bu eser hak yolunda Sıddıkıyet makamına ermiş ve Nebilerden sonra en faziletli veren büyük insan olan Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ın hayat ve faza ilinden faziletlerinden bahseder.
Büyük insanlar hayırlı ve büyük işlerde muvaffak olan insanlardır. Hazreti Ebubekir bunlardan biridir. Dünya tarihinde en büyük iş İslam'ın zuhurudur. Bu zuhurla hak hakkıyla bilindi ve Ademoğlu huzura erdi. İslam'ın ilk intişarında yayılmaya başladığında Hak elçisinin yanından hiç ayrılmayan yar-ı var'ı yani mağara arkadaşı mağara dostu diye anılan Ebubekir Sıddık'tır. O peygambere ve İslam'a kalbiyle, canıyla, malıyla ve bütün kudret ve imkanlarıyla yardımda bulunduğu gibi İslam ve insanlık uğruna hak resulünden sonra en büyük fedakarlığı ihtiyar etmiştir, seçmiştir. Bunun içindir ki insanlık aleminde nebilerden sonra en yüksek insan olarak tanınır veren büyük insan olan Hazreti Ebubekir Sıddık'ın hayat ve faza ilinden faziletlerinden bahseder. Büyük insanlar hayırlı ve büyük işlerde muvaffak olan insanlardır. Hazreti Ebubekir bunlardan biridir.
Dünya tarihinde en büyük iş İslam'ın zuhurudur. Bu zuhurla hak, hakkıyla bilindi ve Ademoğlu huzura erdi. İslam'ın ilk intişarında yayılmaya başladığında Hak elçisinin yanından hiç ayrılmayan yar-ı garı yani mağara arkadaşı mağara dostu diye anılan Ebubekir Sıddık'tır. O peygambere ve İslam'a kalbiyle, canıyla, malıyla ve bütün kudret ve imkanlarıyla yardımda bulunduğu gibi İslam ve insanlık uğruna hak resulünden sonra en büyük fedakarlığı ihtiyar etmiştir, seçmiştir. Bunun içindir ki insanlık aleminde nebilerden sonra en yüksek insan olarak tanınır. Bu yükseklik onun hayatı boyunca devam etmiş, ilahi vahye mazhar olmadığı halde hak yolundaki sadakati ve güzel ahlaktaki sebatı onu sıddıklık derecesine erdirmiştir. Öyle ki devrinde siyasi hayatında bir sene vardır. İnsanlardan bir şikayet vaki olmamıştır. Hakimler boş, hapishaneler açık kalmıştır.
Hazreti Ebubekir Sıddık ve İslamiyetin İlk Dönemi ne anlatıyor?
Hazreti Ebubekir Sıddık ve İslamiyetin İlk Dönemi kaydında Muhammed ümmeti dalalet özre içtima etmez. İcmadan ayrılmakta tehlike vardır. Allah'ın yardımı cemaatlidir. Ondan başka selamet yolu yoktur. İnsana nefis ve şeytan yanlış bir mantıkla muhakeme yürüttürüyor. Zümreler birbirlerini itham ve kırıcı tenkitlerle incitiyorlar. Gıybet, tefrika, fitne ve adavet düşmanlık doğmasına sebep oluyorlar.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Cihan tarihinde bu sene tektir ve bunun yegane amili Hazreti Ebubekir Sıddık'tır. İnsanlık için İslam'ın lüzumunu canı gönülden takdir eden Hazreti Sıddıyık devrinde İslam'ın intişarı devam etti. Hatta o buna hız vermek imkanını buldu. Bu hal büyük düzen ve huzur sağladı. İslam nazarında dini dünyadan ayırmak mümkün değildir. Zira İslam hak ve hakikat imanı selamet ilmi, fert, cemiyet hukuk ve ahlak nizamı, iktisat, sıhhat ve sanat düzeni, huzur ve beka duygusudur. Hakkın, hayatın ve bekanın dini olan İslamiyet incitten layıkıyla tatbik edildiği vakit insanoğlunu aradığı huzura kavuşturuyor. Tarihte fethedilen kıtalar, yaşanan devirler, kurulan medeniyetler ve sanatlar bunun şahididirler. Hazreti Ebubekir Sıddık İslam siyasetini layıkıyla yürütenlerin başında gelir. Onun zamanında tefrikalar bertaraf edilmiş, münafıklar sindirilmiş, kötüler susturulmuş, fitneler bastırılmıştır.
Bu husustaki dirayeti ileri görmekteki firaseti, ahkamı tatbikteki icraatı, hizmete kendini vermekteki feragatı dillere destandır. Hele peygamber-i Zişan'a hicrette yar-ı garı olarak gösterdiği sadakat ve metanet ve o en tehlikeli andaki teslimiyet ve yine o anda aldığı manevi emanet dünya durdukça namını rahmetle yad etmeye yetmiştir. Bu eserde göreceğimiz vakalar, haller ve konuşmalar bugünkü müminlere ve hatta İslam devletlerinin hükumet ricaline ışık tutacak, örnek olacak mahiyettedirler. O zamanki vasat dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş tarzda bozuktu. Cehalet, atalet, rezalet, sefahat, irtidat, zulüm, cinayet ve vahşet ortaya almıştı. Bu durum karşısında siyasi önder olarak Sıddıkı Ekber'in gösterdiği celadet ve İslami esasları oturtmaktaki cesaret ve iş bilirlikteki fetanet bütün kötülükleri bertaraf etmiş, cümlenin memnun olacağı gerçek adil ve mesut nizamı yeniden kurmuştur.
Kıymetli dinleyicilerimiz sizlere arz etmeye çalışacağım bu eser halis niyetli, müspet düşünceli her sınıf insana fayda olur ümidindeyiz. Hele içinde bir bahis vardır ki dünya kurulalıdan beri nebiler müstesna insanoğlunun çağlak zekasını belirten bu derece yüksek ve güzel fikir ve ifadeler görülmemiştir. Hassaten zamanımızdaki diyanet ve sıyanet vazifelelerine birlik ve dirlikleri için candan tavsiye edeceğimiz beyanlardır bunlar. Eserin telifini kemali himmetle senelerce evvel tertip buyuran çok muhterem üstadımızı rahmetle yad eder, eserlerinden bütün insanlığın müstefid olmasını yararlanmasını Cenabı Hak'tan niyaz ederiz. Ömer Kiraz'la. Evet sevgili dinleyicimiz İhsan Mektebi programımızda Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh isimli eserine inşallah Ömer Kirazlı beyefendinin ön sözüyle başlamış oluyoruz. Hazreti Ebu Bekir'in Nesibi.
Hazreti Ebubekir'in adı Abdullah. Künyesi Ebubekir'dir. Lakabı sıddık ve Atik'tir. Babasının adı Osman, künyesi Ebu Kuhafe'dir. Anasının adı Selma Ümmü'l-Hayr'dır. Babası ve anası tarafından nesebi Mürre'de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle birleşir. Babası Ebu Kuhafe Mekke-i Mükerreme'nin fethinden sonra Hazreti Ebu Bekir'in delaletiyle İslam olmuştur ve doksan iki yaşında Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh'dan sonra vefat etmiştir. Hazreti Ebu Bekir Kureyş'tendir. Teymi'dir. Cahiliyette ismi Abdül kabe idi. Müslüman olunca Hazreti Peygamber ona Abdullah ismini vermiştir. Hazreti Peygamberi ilk tasdik edenlerden olduğu gibi Miracı Nebiyi dahi müşriklerin inkarına rağmen hiç tereddüt etmeden derhal tasdik ettiğinden Sıddık namına hak kazanmıştır. Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur. Kimi İslam'a davet ettiysem ilk lahsada tereddüt geçirmiştir. Yalnız Ebubekir müstesnadır.
O hemen tasdik etmiştir. Cehennem ateşinden aza olunmuş bulunduğu Hazreti Peygamber tarafından kendisine müjdelenmiştir. Bu itibarla da Atik lakabını taşır. Hazreti Peygamber'in doğumundan iki sene sonra dünyaya gelmiştir. Hazreti Ebu Bekir nezih bir hayat geçiren hafif bir zat idi. Faziletten ayrılamaz, daima iyilik yapmayı severdi. İslamiyet'ten evvel doğruluğu insaniyetperverliğiyle maruf muteber bir tüccardı. Cahiliyet devrinin kötülüklerinden uzak kalmıştı, fena hallerden kaçınırdı. Cahiliyet devrinde bile bir damla içki içmemiştir. Her şeyin mübah görüldüğü o cahiliye devrinde şeref ve haysiyet kırıcı hallerden çekinmiş, temiz bir hayat geçirmiştir. Cahiliyet zamanında içki içmedin mi, denilmiş. Haşa ben namusumu korur, insanlık şerefini tanır bir adamım. İçki içen bunları zayi eder demiştir. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bu sözü duyunca Ebubekir'in dediği doğrudur.
Ebubekir'in dediği doğrudur buyurmuştur. Cahiliye zamanında putperestlikten nefret ederdi ve hakikati araştıranlardandı. İslamiyet insanları bir ağaç ve taş parçasından ibaret olan putlara tapmaktan vazgeçirip bir ve tek olan Allah'u Teala'ya ibadete davet ediyordu. İşte Hazreti Ebu Bekir de aradığını bulmuştu, hemen iman ederek cahiliyet karanlığından kurtulup İslam'ın nuruna kavuşmuştu. Bahr'ül Hakayık tefsirinde Rebia bin Ka'b'den naklen Hazreti Ebu Bekir'in Müslüman olması hadisesi şöyle anlatılır: Hazreti Ebu Bekir gençliğinde ticaret için gittiği Şam'da bir rüya görür ve rüyasını Rahip Buhayra'ya anlatır. Bu hayra ona sen nereden geldin diye sorar. Ebubekir, Mekke'den der. Mekke'nin hangi kabilesinden? Kureyş kabilesinden. Eğer rüyan doğru ise senin kavminden bir nebi gelecek ve sen o nebinin hayatında veziri vefatında halifesi olacaksın.
Hazreti Ebubekir Sıddık evvel ve ahirin seyidi Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Nebi olarak gönderilinceye kadar bu rüya tabirini içinde gizledi. Vaktaki Muhammed'e aleyhissalatü vesselama nebilik geldi. Ebu Bekir onun yanına vardı ve iddia ettiğin şeyde delilin nedir dedi. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de Şam'da gördüğün rüyadır buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir Hazreti Muhammed'in aleyhissalatü vesselamın boynuna sarıldı ve iki gözünün arasını öptü. Kendisinden din telkinini istedi ve beraber Kelime-i şehadeti getirdiler. Rivayete göre Ebubekir Sıddık Şam'da rüyasında ayın gökten kucağına düşmüş olduğunu görmüştü. Hazreti Hatice'nin kölesi Meysere'nin yanında bulunan Rahip anlattı. Hazreti Muhammed aleyhissalatü vesselam da orada bulunuyordu.
Rüyayı tabir eden Buhayra dedi ki eğer rüyanda doğru sözlü isen Hazreti Muhammed'e işaret ederek şu zat peygamber olacak, sen de onun veziri olacaksın. Bir başka rivayete göre Hazreti Ebu Bekir'in Müslüman olması şöyle gerçekleşmişti. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme henüz risalet gelmeden önce Ebu Bekir Mekke'den Yemen'e seyahat ederek üç yüz doksan yaşında bir alim zata misafir oldu. Hazreti Ebu Bekir'in anlattığına göre yaşlı zat, zannedersem Mekkeli Haremi Şeriflisin dedi. Ben de evet dedim. Zannedersem temadansın. Evet dedi. Benim için senin hakkında sadece bir alamet kaldı. O nedir? Bana karnını aç. Ne için olduğunu haber vermeden açamam. Hakikati İlmi Ezeli'den öğrendiğime göre kendisine bir genç ve bir yaşlı kimsenin yardım edeceği bir nebi gönderilecektir.
Yaşlı adam beyaz tenli, zayıf vücutlu, karnının üstünde siyah bir ben, sol baldırının üzerinde de bir işaret bulunan kimsedir. Ebubekir der ki, ona karnımı açıp gösterdim, göbeğimin üstündeki siyah beni gördü. Kabe'nin Rabbine yemin ederim ki o yaşlı adam sensin. Peygamber hakkında sana haber vereceğim. Senin bu hususta dikkatli olmanı isteyeceğim dedi. O nedir dedim. Dedi ki dikkatli ol. Hidayetten dalalete meyletme. Orta yolda sabit kal. Etrafında bulunanlarla Allah'ın sana vermiş olduğu şeylerden Allah'tan kork sakın. Ebu Bekir der ki: Oradaki işlerimi bitirdim, veda etmek için yine yaşlı zata gittim. O Nebi hakkında söylediğim birkaç şiir beytini uhdene alır mısın? Dedi. Ben de evet alırım dedim. Bana şu beytleri okudu. Sonu şöyle bitiyordu. Benden Allah'ın resulüne selam götür. Ben her ne kadar rahip isem de onun dinine uygun olarak yaşamaktayım.
Ebu Bekir Sıddık onun bu vasiyetini ve şiirini ezberledim. Mekke'ye geldim. O sırada Hazreti Muhammed'in ibilik geldiğini işittim. Yerini sordu. Hazreti Hatice'nin evinde olduğunu söylediler. Gidip kapıyı çaldım. Beni karşıladı. Dedim ki ya Muhammed babalarının ve dedelerinin dinini terk ettin. Hazreti Muhammed bana, ey Eba Bekir ben sana ve bütün insanlara Allah'ın Resulüyüm, Allah'a iman et dedi. Ben buna delilin nedir dedim. Cevaben sana Yemen'de şiir beyitlerini bildiren yaşlı zattır dedi. Ey habibim sana bunu kim haber verdi dedim. Benden önceki peygamberlere haber veren büyük melek Cebrail dedi. Bana elini uzat dedim. Kendisini kabul ettim. Beraberce Kelime-i şehadeti getirdik. Hazreti Ebubekir Sıddık der ki Resulullah'ın yanından ayrıldığımda Mekke'nin iki yanında benim Müslüman olmama Hazreti Muhammed'den daha fazla sevinen kimse yoktu.
Hazreti Ebubekir Sıddık İslamiyet gelmezden evvel Resul-i Ekrem'in dostu olduğu gibi halk arasında da muteber bir zat olup kan davalarını hal ve fasl için hakem tayin olunurdu. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın inşallah bu bölümünü Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eserinin ilk bölümü ile bitirmek istiyoruz. İnşallah bir sonraki bölümde ilk Müslümanlar konulu bir bölümle birlikte olmayı umut ediyoruz.