Hazreti Ebu Bekir ve Hilafet Dönemi kaydında Kıymetli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz bugün de. Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu sirrahü sirrahü'l azizin Hz. Ebu Bekir Sıddık isimli eseriyle inşallah birlikteliğimiz devam edecek. Hz. Ebu Bekir efendimizi inşallah tanımaya devam edeceğiz. Bugünkü bölümümüzde Hz. Ebu Bekir'in…
Kıymetli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz bugün de. Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu sirrahü sirrahü'l azizin Hz. Ebu Bekir Sıddık isimli eseriyle inşallah birlikteliğimiz devam edecek. Hz. Ebu Bekir efendimizi inşallah tanımaya devam edeceğiz. Bugünkü bölümümüzde Hz. Ebu Bekir'in Resul-i Ekrem Efendimizin vefatında inşallah seyretmeye çalışacağız. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hicretin on birinci yılı, Safer ayının on sekiz-on dokuzuncu günü gece yarısı Cennetü'l Bakiye giderek orada medfun bulunan sahabileri ziyaretle döndükten sonra mizacında inhiraf hissetmişti. Beş gün sonra da hastalık kesb-i şiddet etmişti.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hasta olduğu günleri Hazret-i Aişe'nin yanında geçirmeyi arzu buyurmuş ve Aişe'nin hücresine giderken Hazret-i Ali ve Hazret-i Abbas radiyallahu anhuma onun kollarına girmişti. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem o gün akşam namazını cemaate kıldırmış, yatsı vakti namaza imamet edemeyecek bir halde olduğunu görerek Ebu Bekir cemaate namaz kıldırsın emrini vermişti. Hazreti Aişe bu hadiseyi şöyle anlatıyor. Resul-i Ekrem'in hastalığı ağırlaştığında Bilal-i Habeşi Ezan-ı Muhammedi'yi okuyunca imamet için Ebu Bekir'i tevkil ve istihlaf arzusuyla huzur-i Resulullah'ta bulunanlara hitaben emr eyleyiniz Ebu Bekir'e nasa yani cemaate namaz kıldırsın buyurdular. Hazreti Aişe bu emri Risalet benahiyi hemen tebliğ etmeyip Ya Rasulallah, dederim Ebu Bekir Rakiku'l kalp bir Ademdir. Çok yufka yürekli bir insandır.
Mihraba yani makamınıza geçtiğinde belki vukuveteessüründen yani ağlaması ve üzüntüsünden namazın edasına ve halka işittirmeye muktedir olamaz. İmamet için Ömer'e buyrulsa olmaz mı? Diye beyan-ı mütalaada bulunduysa da Rasulullah üç defa bu kelamı ve emrini tekrar ve tekit buyurdu. Hazreti Aişe'de üç defa böylece itibar ve mütalaalarını arz eyledi. Üçüncüsünde Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri böyle itirazdan vazgeç. Muhakkak ki siz Nisa taifesi kadınlar topluluğu değil mi Hazreti Yusuf'un sahibelerisiniz? Muzmarını hakikatin hilafına izhar etmekte bir nevi Züleyha'ya benzersiniz. Haydi emredin Ebu Bekir'e namaz kıldırsın buyurdu. Böyle Ebu Bekir-i Sıddık'a tebliğden sonra emre imtisalen Hz. Ebu Bekir mihrap'a geçip namaza şuuru eyledi, başladı.
Fakat bu esnada Rasul-i Ekrem Hazretleri soğuk su ile istihmam edip biraz hastalıktan hüpfetbolup yani soğuk su ile böyle bir duş alıp, ferahlayıp hastalıktan böyle kendisini biraz daha iyi hissettiği bir anda Hazreti Ali ve bir tarafında Hazreti Abbas olduğu halde her ikisinin omuzlarına dayanarak yavaş yavaş cami-i şerifi yani Mescid-i Nebevi'yi teşrif buyurdu. Sahabeden kimi Resulü Ekrem'in teşriflerini Ebu Bekir-i Sıddıyk'a işaret için Sübhanallah dedi. Kimi de sağ el ayasını sol el üstüne vurdu el çırptı. Der akab hemen akabinde hemen Ebu Bekir-i Sıddık bunu tifhetün ederek mihraptan çekilmek istedi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Ebu Bekir'e hitaben mihrapta durunuz diyerek işaret ve ima buyurdu. Fakat Ebu Bekir Sıddık edebe riayeten geri çekildi ve Resul-i Ekrem Hazretleri Ebu Bekir'in sol tarafına cülus buyurdu.
Hazreti Ebu Bekir ve Hilafet Dönemi kaydında Kıymetli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz bugün de. Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu sirrahü sirrahü'l azizin Hz. Ebu Bekir Sıddık isimli eseriyle inşallah birlikteliğimiz devam edecek. Hz. Ebu Bekir efendimizi inşallah tanımaya devam edeceğiz. Bugünkü bölümümüzde Hz. Ebu Bekir'in…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Oturarak namaz kıldırdı ve Ebu Bekir-i Sıddık da vazifesini ifa eyledi. Sehl b. Sa'd es-Sa'den mervîdir ki Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Ya Eba Bekir! Ben makamınızda mihrapta sebat ediniz diye emretmişken niçin sebat etmediniz de geri çekildiniz? Buyurmuştu da buna karşın Ebu Bekir Sıddık'ta: Ya Rasulallah! Ebu Kuhafezade'ye yakışıyor mu ki Rasul-i Ekrem'e namazda tekaddüm etsin? Onun önüne geçsin diye ihtisar eyledi, özür diledi. Özr-i mezkur nezd-i Risalet-penahi'de makbul oldu ki takrir ve sükut buyurdular. Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem cemaate hitaben: Bana ne oldu? Niçin ben sizin çokça el çırptığınızı gördüm? Her kim ki namazın içinde kendisine bir şey arız olup işaret vermeye mecbur kalırsa o kimse Sübhanallah desin. Zira Sübhanallah denildik de nazar-ı dikkati celb ile ona iltifat olunur buyurdu.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz irtihalinden dört gün evvel Müslümanları ihtilaftan korumak üzere bir şey yazdırmak isteyerek kalem, kağıt istemişti. İbn Abbas'ın rivayetine göre Hz. Ömer bu sırada Resul-i Ekrem'in hastalığı ağırlaştı. Elimizde ise Allah'ın kitabı vardır. O bize yeter demişti. Bunun üzerine Resul-i Ekrem yanında bulunanlardan Ebu Bekir'den maada diğerlerinin başından savunmasını işaret buyurmuştu. O gün öğle üzeri sıhhatinde biraz iyilik hisseyelemiş, Hazreti Ali ve Abbas'ın yardımıyla mescide gelmiş fakat Ebu Bekir namaza başlamıştı. Ebu Bekir radiyallahu anh Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin geldiğini hissedince çekilmek istemiş. Resul-i Ekrem yerinden çekilmemesini işaret buyurarak Ebu Bekir'in yanında oturmuştu.
Hazreti Aişe'nin hücresine döndükten sonra Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hastalığı kesbi şiddet etmiş, nihayet Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ım nimetine nail olan peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber bunların refakati ne hoş refakattir buyurdu. Sonra elini kaldırdı. Parmağıyla üç kere semaya işaret etti. Ve refik-i alaya dedi. Ve bu kelimelerle mübarek eli düştü ve mübarek gözleri alaya dikildi. Ruhi mübarekleri alemi kutse vardı. Fahr-i Alem efendimizin irtihali üzerine zevcat-ı tahirat ağlamaya başladılar. İrtihal haberi süratle yayıldı. Hz. Ebu Bekir geldi. Kimseye bir söz söylemeden Hz. Aişe'nin hücresine girdi. Resul-i Ekrem'in yattığı yere doğru ilerledi. Mübarek yüzünü açtı. Emri Hak vuku bulmuştu. Ebu Bekir eğildi ve Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin mübarek alnını öptü. Gözlerinden yaşlar boşandı.
Sana her şey feda olsun. Allah'ın namına kasem ederim ki ölüme iki kere uğramayacaksın. Mukadder olan ölümü işte taddın. Bundan sonra ölmezsin dedi. Hazreti Ebu Bekir, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin irtihali karşısında herc ü merc içinde kalan ümmetin mukadderatını idare etmek onun omuzuna yüklenmişti. Fahr-i Alem Hatemün Nebiyyîn sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin irtihali haberi herkesi şaşırtmıştı. Müminler ağlıyordu. Düşünüyorlardı. Münafıklar da için için seviniyordu. Ruhlarında putperestlik daha yeni sönen ve eski anarşik hayatın kendilerine temin ettiği menfaat yüzünden bir an evvel o hayatın avdetini bekleyen münafıklar bekledikleri günün hululünden memnun bulunuyorlardı. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dini İslam'ı tebliğ ve tesis etmiş, risaletini ifa eylemiş ve nihayet Halık Teala ve Tekaddes Hazretleri'ne kavuşmuş idi.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem İslamiyet'te bir vahdet vücuda getirmiş, dağınık insanları birbirine sevdirmiş, kabileler arasındaki eski kan davalarını unutturmuş, Emn ü Emanın adını bile bilemeyen bir memlekette tam bir emniyet tesis eylemişti. Hazreti Ebu Bekir, Resul-i Ekrem efendimizin yattığı hücreden çıkarken mühim bir vaziyet karşısında kalmıştı. Zerre kadar tereddüt bütün bir inkılabı bozabilirdi. O gün asil bir kahramanlığın, yüksek bir azmin, samimi bir imanın galip geleceği bir gündü. Hz. Ebu Bekir'de bu hassalar hep vardır. Bu özellikler hep vardır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin nübüvvetinden evvel de dostu İslamiyet'in zuhuru ile ilk inanan kardeşi bütün hayatında malıyla canıyla ona her yardımda bulunan en fedakar dostu idi ve Resul-i Ekrem Efendimizin irtihalinden onun kadar müteessir bir kimse yoktu. Fakat Hz.
Ebu Bekir bu buhran karşısında kendini kaybetmedi. Onun şuurlu imanı, nurlu azmi musibetler karşısında eğilecek, şaşıracak gibi değildi. Resul-i Ekrem'le geçirdiği arkadaşlığı esnasında en müthiş tehlikeler karşısında kalmış fakat bütün haller onun imanını metin ve kavi etmiştir. Hz. Ebu Bekir Peygamber Efendimizin cesedi mübarekini gördükten sonra hücreden çıkarken kendini teessüre kaptırmadı. İslamiyet'in vücuda getirdiği inkılabı yaşatmak ve yükseltmek ve vahdeti muhafaza etmek, İslamiyet'in ilga eylediği cahiliyeti tekrar diriltmemek, İslamiyet'in nef ettiği hayatı idame ve inkişaf ettirmek gayesindeydi. Hz. Ebubekir de bu işin tam ehliydi. Hz. Ebubekir'in ilk vazifesi cemaati Müsliminin galeyanını teskin etmekte. Bu sırada Hz. Ömer kılıcını sıyırmış, Hz. Peygamber efendimizin öldüğünü söyleyenlerin kellesini keseceğim, Resul-i Ekrem'in ölmediğini, bayıldığını ilan etmişti.
Hücreden Hazreti Ebu Bekir çıkarken Hazreti Ömer hala bunları söylüyordu. Hazreti Ebu Bekir ona sus dedi. O da sustu. Sonra kendisi konuşmaya başladı. Evvela Cenab-ı Hakk'a hamde eyledi. Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize salat ve selam getirdi. Sonra şu kıymetli sözler söyledi: Ey Nas. Muhammed'e tapan bilsin ki Muhammed ölmüştür. Hazreti Allah'a tapanlarsa Allah'ın hay, la'yimud olduğunu bilirler. Cenab-ı Hak buyuruyor ki Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan evvel nice peygamberler gelip geçmiştir. O ölür veya öldürülürse siz geri mi döneceksiniz? Kim geri dönerse Allah'a bir zarar vermez. Allah nail oldukları İslamiyet nimetine şükredenlere mükafatını verir. Bu sözler cemaati teskin etti. Herkese teselli verdi. Hazreti Ebu Bekir'in bu ayeti hatırlatması bütün ashabı uykudan uyandırır gibi ikaz etmiştir ve bu suretle Hazreti Ebu Bekir pek mühim ve ilk muvaffakıyeti kazanmıştı.
Cemaati teskin ettikten sonra Hz. Ebu Bekir'le Hz. Ömer hane-i Saadet'e girdiler. Resul-i Ekrem'in en yakın akrabası teçhiz ve tekfini ile meşgul oldular. Resul-i Ekrem'in vefatından sonra Ensar Sa'd b. Ubade'yi reis tayin etmek üzere Sakife'de toplanmışlardı. Hazreti Ömer'i daha Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hanesindeyken çağırmışlardı. Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ömer, Hazreti Ubeyde ile birlikte Sakife'de içtima eden Ensar yanına Hadisrec kabilesi Sa'd b. Ubadeyi tayin ile ona bey'at etmek istiyorlardı. Ensar hatibi! Biz ilahi davanın yardımcıları ensarız. Siz muhacirler bizim içimizde bir taifesiniz. Bizi kökümüzden bir tarafa atmak bizi bu işten bütün bütün uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Dedi. Hazreti Ömer cevap vermek istediyse de Hazreti Ebubekir geri çekti. Kendisi merdane metanetiyle ilerleyerek söze başladı. Ey Ensar!
Siz kendi namınıza yad ettiğiniz feza ile haizsiniz, faziletlere sahipsiniz. Fakat hakikat şudur ki: Araplar Kureyş'in riyaseti ve hükumeti etrafında toplanırlar. Bu işi başkasına vermezler. Size bir iki zattan birisini intihab etmenizi seçmenizi tavsiye ediyorum dedi. Bir eliyle Ömer'i diğer eliyle Ebu Ubeyde'yi tuttu. İkisini ileri sürdü ve aralarında durdu. Hazreti Ebu Bekir'in sözleri cemaati ikaz etti. Bu surette takip olunacak hattı hareketi göstermiş oldu. Hazreti Ömer, Hazreti Ebu Bekir'in kendisini namzed gösterdiğini duyar duymaz ani bir fikirle içinde Ebu Bekir gibi bir zat bulunan bir cemaatin riyasetine geçmeyi katiyen kabul edemeyeceğini söylemiş ve münakaşa esnasında Hazret-i Ebu Bekir'e, Elini uzat, sana biat ediyorum demişti. Hazret-i Ebu Bekir'in elini eline alarak ona biat eylemiş ve Ebu Ubeyde, Osman, Abdurrahman b.
Avf da biat etmiş ve bütün cemaatte biat eylemiş yalnız Sa'd b. Ubade bey'at etmemişti. Hazret-i Ebu Bekir'in bu iltihabı tam manasıyla meşhur bir iltihap idi ve Hazret-i Ebu Bekir minbere çıktı ve ilk nutkunu söyledi: Ey insanlar! Sizin en iyiniz olmadığım halde sizin başınıza geçmiş bulunuyorum. Vazifemi yollu yoluna ifa edersem bana yardım ediniz. Yanılırsam bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir. İçinizdeki zayıf hakkını alıncaya kadar nazarımda kuvvetlidir. İçinizdeki kuvvetli de ondan başkasının hakkı alınıncaya kadar zayıftır. Bir millet Allah yolunda cihattan fare olursa o millet zillete düçar olur. Bir millete fenalık revaç bulursa bütün millet belaya uğrar. Ben Hz. Allah'a ve Peygambere itaat ettikçe siz de bana itaat ediniz. Ben Hz. Allah ve Peygambere isyan edersem sizin bana itaatınız lazım gelmez. Haydi namazınıza.
Allahu Teala cümlenizi rahmetine layık kılsın. Değerli dinleyiclerimiz inşallah ihsan mektebinin yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu adlı sallahu zirahülazisin anlatımıyla Hazreti Ebu Bekir'i tanımaya devam edeceğiz bir sonraki bölümümüzde.