Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebu Bekir Sıddık isimli eseriyle inşallah birlikteliğimiz devam ediyor. Hazreti Ebu Bekir'e Kuran'da işaretler isimli bölümle inşallah devam edeceğiz ve bu bölümümüzle birlikte bu eserimizin de sonuna gelmiş olacağız biiznillahi teala. Velleli suresi de Fahr-i Razi'nin beyanına nazaran Hazreti Ebu Bekir Sıddık hakkında nazil olmuştur deniyor. Bismillahirrahmanirrahim. Karanlığı alemi kapladığı zaman geceye, ziyası alemi nurlandırdığı vakit gündüze, Erkeği ve dişiyi halk eden Halık'a yemin ederim ki sizin sayınız dağınıktır. İnsanların sailleri ve amelleri müteferrik ve muhtelif birbirinden uzak ve ayrıdır. Bazısı memduh ve sevap olup mükafatı cennet, bazısı ise mezmum ve günah olup cezası cehennemdir.
İnsanların saiyetleri müteferrik olunca şov kimse ki malını enva'ı hayrata sarf etti ve günahlardan nefsini sakındı ve güzel olan tevhidi ve dini tasdik etti. Biz o kimseye cennetimizi müyesser kılarız. Fahr-i Razi ve Ebu Suud efendilerin beyanları vechile bu ayette i'ta ile Murad cihada ve fukaraya ve enva-ı hayrata malını sarf ile malının hukukunu, bedenini taatle meşgul kılarak da bedenin hakkını vermektir. İtika ile Murat Allah'ın nehyettiği muharrematın cümlesinden nefsini sakınmaktır. Hüsna ile murat iman, tevhid ve hasalat-ı hamidenin cümlesidir. Yüsra ile murat enva-ı hayrat ve mükellef olduğu ahkamın cümlesine kolayca muvaffak olmak ve işlediği amelleri tekrar işlemeye nail olmaktır veyahut cennettir. Vacip Teala'nın Yüsra'yı müyesser kılması ile Murat, A'mali Hayriye'yi kuluna kolay kılması ve münafıklarda olduğu gibi tembellik ve gevşeklik arız olmamasıdır.
Çünkü rızayı Bariyi aramak hususunda sarfı mesai eden kulunun işlerini teshil buyurur, kolaylaştırır. Ve amma o kimse ki, fisebilillah malını sarf etmekten kaçındı ve emrolunduğu feraizi terk ve ibadeti maliye ve bedeniyeden buhretti, cimrilik etti. Şehavatı nefsaniyeyi tercih ederek nefsini ahirete ihtiyaçsız saydı. Güzel dini mübin ve milleti İslamiyeyi tekzip etti. Böyle olan kimseye kendi iradesini şerre sarf eylediği için pek güç olan cehennemi müyesser kılarız. Bazı rivayete göre bu ayeti celile ensardan Ebu Dahdah hakkında nazil olmuştur. Ensardan bir kimsenin hanesindeki hurmanın dalı fakir bir komşusunun avlusuna sarkmış, o daldan yere düşen hurma tanelerini fakirin çocukları alınca hurma sahibi gider, ellerinden alır ve hatta ağızlarına koyduklarını parmaklarıyla çıkarırmış.
Biçari fakir hurma sahibinin bu çirkin muamelesinden müteessir olarak Resulullah efendimiz hazretlerine şikayet etmesi üzerine, Resulullah Hazretleri hurma sahibini cennette bir hurma ağacı mukabilinde mezkur ağacı fakire terk etmesine işaret buyurunca hurma sahibi razı olmaz. Bunun üzerine Ensar'dan Ebu'd-Tahta o hurma ağacını bir hurma bahçesi vererek satın alır ve Resulullah'a gelip, ya Resulullah cennette bir hurma ağacıyla mezkur hurma ağacını değişir misin deyince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, evet değişirim buyurur. Fakiri çağırıp hurma ağacını teslim eder. Ebu Tahtah'ı Medih için bu surenin nazil olduğu Mervi ise de sahih olan Ebubekir hakkında nazil olduğudur. Çünkü hurma vakası Medine'de vaki olmuştur. Halbuki iş bu surei celile Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur. Hükmü umumidir, benzerlik vardır.
Baş aşağı cehenneme atıldığı vakitte onun malı ondan azabı cehennemi def edemez. Yani dünyada cimrilik ederek malını hayrata sarf etmeyip veresesine terk edenin kimsenin malı cehenneme atıldığı vakitte ondan azabı cehennemi def edemez. Kullarımıza yol göstermek muhakkak bizim üzerimize vacip menzidesindedir. Yani biz azimüşşan nası halk edince muktezayı hikmet, nasa tarik-ı hak ve batılı göstermek adalettir. Zira ahirette hiç kimsenin itizara mecali olmaması için hidayet yolları olan akıl ve havas-ı hamse'yi beş duyu vermek ve akli ve nakli delilleri anlatmakla matluba isal eder yollarını göstermek vacip mesabesindedir.
Vacip Teala ve Tekaddes Hazretleri doğru yola gitmekteki faidenin, eğri yola gitmekteki zararın ancak kulların kendisine ait olduğunu beyan buyurmak üzere muhakkak ahiret dünya ve onlarda olan şeylerin cümlesi ancak bizim hidayetimizle, iktidayı terk etmenizden hasıl olacak zarar ve iktidanızla hasıl olacak menfaat size ait olduğundan bize menfaat veya mazarrat yoktur. Çünkü iktidanız mülkümüzde ziyadeyi ve terkiniz de noksanı hasıl edemez. Şu halde bize lazım olan enbiya ve kitaplar vasıtasıyla menfaat ve mazarrat yollarını size göstermektedir. Dünya ve ahirette herkesin sayine ve iradesini sarfına göre istediğimizi istihkakı nispetinde herkese vermektir. Ben sizi alev sahibi ateşle korkuttum ki o ateşe ancak şekaveti ziyade olan girer. Şekaveti ziyade olan kimsedir ki o hakkı tekzibiyle imandan ihraz etti, yüz çevirdi.
Vacip Teala Vatekaddes Hazretlerinin cehennemin halini beyan buyurması ateşten korkutmaktır ve bu vesileyle inkar Cenabı hakk'ın kullarına lütuf ve ihsanıdır. Binaenaleyh bu lütf ve ilahiden birçok kimseler istifade ederek günahlardan kaçınmakla nefsini cehennem tehlikesinden kurtarır ve mesai terk ile de ebnai cinsinin rahatını temine vesile olmuş olur. Vacipti ala cehennemden uzak kalacak kimseleri beyan etmek üzere dahi cehennemden uzak olur şu kimse ki şirk vesair günahlardan sakınır ve nefsini günahlardan tathir eder olduğu halde fiy sebiillah malını sarf etti. Şeyhiye taifesi bu ayetin Hazreti Ali hakkında nazil olduğunu iddia etmekte ise de Hazreti Ebubekir hakkında nazil olmuştur. Çünkü hadis kitaplarında beyan olunduğu gibi delili akli de Ebubekir hakkında nazil olmasını teyit eder. Zira ayetin sebebi nüzulü olan zatın efdali ümmet olmasına delalet ediyor.
Efdali ümmet ise bilittifak Ebubekir'dir. Ebubekir hazretleri servet sahibi olduğu cihetle dini Muhammediye bedenen birçok hizmetler ettiği gibi servetini de din uğrunda sarfla bu ayetin masadaki olmuştur. Fakat bu ayet-i celilenin hükmü amm olduğuna nazaran genel olduğuna bakılarak şu içinde bulunduğumuz zamanda da sadakatle halisan lillah dini Muhammedi'ye maalen ve bedenen hizmet eden kimselerin de bu ayeti celilenin maasadaki olacaklarında şüphe yoktur. Vacip Teala Hazretleri Ebu Bekir radıyallahu anh'ın cehennemden uzak olduğunu beyandan sonra hiçbir kimsenin Ebubekir üzerinde mükafatını gözetecek bir nimeti olmadığını beyan etmek üzere onun yanında hiçbir kimse için mükafat talep olunacak nimet yoktur ki o nimete mükafat olmak kastıyla malını sarf etmiş olsun. Onun endinde hiçbir kimsenin ona karşı geçmiş bir nimeti olmadı ki malı o nimete karşılık olarak sarf etmiş olsun.
Şu halde her ne sarf etmişse ancak rızayı ilahi için sarf etmiştir. Çünkü Hazreti Ebubekir İslam'la müşerref olan köleleri satın alıp azat edince müşriklerin bu kölelerin Ebubekir üzerinde birçok nimetleri vardır. O nimetlere mükafat olarak azat ediyor demeleri üzerine Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri müşriklerin bu sözünü bu ayetle reddediyor. Vacip Teala ve Tekaddes Hazretleri Ebubekir'in malını sarf etmesi ancak rızayı bari için olduğunu beyan etmek üzere sarf ettiği malını hiçbir garaza mebni sarf etmemiş ancak ala olan Rabbinin rızasını talep için sarf etmiş ve zatı uluhiyetime yemin ederim ki Rabbi arzu ettiği nimetleri vermekle yakında onu razı eder ve o da Rabbinin verdiği nimetlerden razı olur. Evet. Ayet-i kerimeleri bitirdikten sonra Sıddık hakkında hadisler inşallah aktaralım sevgili dinleyicilerimiz. Nebiler müstesna olduğu halde Ebubekir herkesten efdaldir.
Ebubekir benden ve ben de Ebubekir'denim. Ebubekir dünya ve ahiret kardeşimdir. Ebu Bekir Sıddık'a deyiniz imam olup nasa namaz kıldırsın. Bu hadisi şerifte Hazreti Sıddık'ın hilafetine işaret olan hadislerdendir. Değerli nicelerimiz. Ümmetimden en evvel cennete dahil olan Ebubekir'dir. Kıyamet gününde herkesle hesap görülür ancak Ebubekir müstesnadır. Enbiya ve Mürsel'in müstesna oldukları halde Ebubekir ve Ömer cennette bulunan bir cümle kamillerin seyyididirler. Ebubekir ve Ömer benim için nasa nispette Semi basar göz kulak gibi aziz ve mühimdirler. Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin benim ehlimdir. Ebubekir ve Ömer Ehlullahtır. Ehlullah ise benim ehlimden efdaldir. Benden sonra gelen hulefama iktida ediniz, uyunuz. Onlar Ebubekir ve Ömer'dir. Cenab-ı Allah beni Vüzerayı erbaha ile müeyyed buyurdu. Yani dört yardımcı ile destekledi.
İkisi ehli semadan Cebrail ve Mikail, ikisi de ehli arzdandır. Yani Ebubekir ve Ömer Hazretleri'dir. Ebubekir Sıddık ve Ömer Faruk Radıyallahu Teala anhuma'ya muhabbet imandan olup buğz ise küfürdür. Ehli cennetin kamillerinin seyidi Ebubekir ve Ömer hazeratıdır. Tahkika Ebubekir cennet ehli meyanında semada Süreyya yıldızı gibi parlaktır. Bundan sonra makam-ı hilafetin Ebubekir ve ondan sonra Ömer hazeratına intikali için vuku bulan işaretlerim kendiliğimden olmadı. Belki Cenabı Allah bu iki zatı sairlerine takdim buyurdu. Bunun hikmeti ise bağrı nübüvveti Muhammediye münhasıran müşarun ileyhimah efendilerimizin hamil ve haiz olması ve baharı nübüvvet baharı velayetin fevkinde bulunmasıdır. Benden sonra hilafet Ebubekir'indir. Ondan sonra Ömer'indir. Bunlardan sonra ihtilaf zuhur eder. Enes radıyallahu anh'dan rivayet edilmiştir. Resulullah şöyle buyururlar.
Ebu Bekir'i sevmek Allah'ın affına icap ettirir. Ömer'i sevmek günahları ortadan kaldırır. Osman'ı sevmek cehennem ateşini söndürür. Cenabı Allah cümlesinden razı olsun. Selman radiyallahu anh'tan. Cenabı Allah arşı yarattığında arşın üzerine doğu batı arası uzunluğunda nurdan kalemle şu yazıyı yazdı. La ilahe illallah Muhammed Resulullah. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Muhammed onun resulüdür. Bu kelime-i tevhidle alır, bunun da veririm. Onun ümmeti en faziletli ümmettir. Bu ümmetin en şereflisi de Ebubekir'dir. Sıdhık'ın sözleri. İstişarede doğru söyle ki Rey doğru olsun. Dostuna dost ol cümle ashabını hukuka müsavi tut. Halka iyilik etmek afetlerden ve belalardan masumiyeti muciptir. Seni korur. On yedi Mal hasislerde, silah korkaklarda, rey zayıflarda olursa işler bozulur. On sekiz Mazlumun bedduasından korkunuz. Sıdk emanet, kizb hıyanettir. Yalan hıyanettir.
Ne söylediğini ve ne zamanda söylediğini düşün. Hiçbir bela yoktur ki ondan daha baskın olmasın. Hakkı tanıyanların kölesi ol. Zulüm ahdini bozmak, hile kimde bulunursa zararları yine kendine dokunur. Sabırda musibet, hüzün ve telaşta menfaat yoktur. Sırrını aleni şeylerle bir tutma. Zira işin bozulur. Sabredin ki her işin başı sabırdır. Mahiyetinle konuş ki malumatı nafia alasın. Faydalı bilgiler alasın. Derdi ne güzelmiş? Son söz olarak da şunları aktarıyor Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebubekir Sıddık devrinde Müslümanlık bütün saffetiyle Resulullah efendimiz tarafından tebliğ olunan şekliyle yaşıyordu. Bütün müminlerin akideleri Resul-i Ekrem efendimizin ümmetine tarif buyurduğu vechile Kuran-ı Kerim ahkamına tevfikan tevhidi ilahi ve ahlakı hamide ile muttasıf olmak ve Cenabı Hakk'ı her nerede olursa olsun görür gibi ibadet etmekti.
Hazreti Ebubekir her hususta tecrübe dide ashab ile istişare ve onların reylerinden istifade ederdi. Fakat Hazreti Ebubekir riyaseti deruhde ettiği zaman o vaktin tehlikeli olduğunu takdir ederek musibet olduğuna kalben kanaat getirdiği tedbirlerde derhal tatbik ederdi. Muhalefet edenler de ihraz olunan muvaffak neticeleri görerek doğru hareket edilmiş olduğunu itiraf ederlerdi. İrtidat ve irtica hareketlerine ve zekat münkirlerine karşı dakika fevt edilmeyerek mücadele edilmesine karşı müsamahakarane hareket edilmesi tavsiye edilmiş ise de neticede Hazreti Ebu Bekir'in mücahedesinin haklı olduğu tezahür etmiştir. İrtidat hareketlerini dinden dönme hareketlerini bastırdıktan sonra tevhidi İslam'ı kuvvetlendirdi. Bundan böyle şiddet istimaline lüzum görmeyerek isyan eden reislerden semt Bin Esved el Kindî, Am Bin Madikarb, İyaz Bin Kays'ı affetmiş.
Sonra bunlar İslamiyet'in kutsiyetini takdir ederek ihlasla Müslümanlığa hizmet etmişlerdir. Hazreti Ebubekir istişareyi icap ettiren bir hal oldu mu Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Abdurrahman Bin Avf, Hazreti Muaz bin Cebel, Hazreti Übey Bin Ka'b, Hazreti Zeyd bin Sabit gibi zevatla istişare ederdi. Bunların hepsi de Sıddık devrinde fetva veriyorlardı. KAYINA SEYGİDİİİ, Efendimizin yarı. Issız çölde ve dağda, Sevrde yarı garı. Hakikatteki eşi, hilkatteki kardeşi. İlk İslam olan insan Allah'a dayanarak. İlk sağlam düzen Kuran ehline emaneti. Tevdi eyleyen O'dur duyarak duyurarak. Kuran okuyan O'dur en badireli anda. Buyurulmuş, Böylece zikri hafi ona telkin olunmuş. Her an Allah'a olmak şuuru nefolunmuş. Her zemin ve zamanda düşünerek hallakı ona tabiat olmuş yüksek İslam ahlakı. Devrinde tefrika yok, fitneler bastırılmış. Hakimler ibadette, mahbesler hep boş kalmış.
Aleme nur-u Nebi yayılıyor durmadan, Ufuklar ağrıyor henüz kendi varmadan. Peygamberden sonra en yüksek insan odur. Hak uğruna varını ortaya koyan odur. Siyaset idarede onu örnek almalı. Artık bu keşmekeşten insanlık kurtulmalı. Nefsi, şeytanı bırak. Yolu göstermiştir Hak. Yeter. Şamatayı kes. Allah bes, baki heves. Baksana bu neşveyi duyurmuş hayatıyla halis yürekli atik Ebu Bekir es Sıddık. Evet, derdin işlerimiz Ömer Kirazlı Bey'in şiiriyle de Hazreti Ebu Bekir Sıddık isimli eserimizi burada nihayete erdiriyoruz. İnşallah bir sonraki İhsan Mektebi programımızda Mahmut Sami Ramazanoğlu bir başka eseriyle tekrar birlikte olmayı umut ediyoruz.