Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ın Hayatı ve İslami… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ın Hayatı ve İslami Liderlik Dersleri
Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ın Hayatı ve İslami Liderlik Dersleri kaydında İhsan Mektebi programımızın bir bölümünde daha sizlerle birlikteliğimiz başlamış bulunuyor azdini işler. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü Zerrahü Zerrahü'l azizs'in Hazreti Ebu Bekir Sıddık isimli eseriyle inşallah devam ediyoruz bu bölümümüze de. Hazreti Ebu Bekir Radıyallahu Anh'ın Şemail ve fezailini, faziletlerini sizlere…
İhsan Mektebi programımızın bir bölümünde daha sizlerle birlikteliğimiz başlamış bulunuyor azdini işler. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü Zerrahü Zerrahü'l azizs'in Hazreti Ebu Bekir Sıddık isimli eseriyle inşallah devam ediyoruz bu bölümümüze de. Hazreti Ebu Bekir Radıyallahu Anh'ın Şemail ve fezailini, faziletlerini sizlere aktarmaya inşallah kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bir gün Ebu Bekir radıyallahu anh, Akıbette felah bulmak ne sizin arzularınıza, ne de ehli kitabın arzularına bakar. Fenalık eden cezasını bulur ve kendisine Allah'tan başka ne bir dost bulabilir ne de bir yardımcı mealindeki ayet-i kerimeyi okudu ve Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme bunun manasını sordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem cevaben insan bir hastalığa uğramaz mı? Birtakım sadmelere, eziyetlere, minnetlere düçar olmaz mı buyurdu. Hazreti Ebu Bekir de evet dedi.
İşte bütün bunlar da bizim kendi seyyiatımızın eseridir. Biz o seyyiatı kötülükleri bu şekilde çekiyoruz buyurdu. Bir defa da şu ayet-i kerime okunuyordu. Ey iman edenler siz kendinize bakın. Siz hidayet yolunu tutarsanız dalalete düşenlerden size bir zarar gelmez. Hazreti Ebubekir diyor ki Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz bu ayeti tilavet ettikten sonra şu sözleri söyledi. Bir millet dalalet hamiz harekette bulunanları doğru yola irşad etmezse Allah'ın azabı yalnız dalaletzedelere münhasır kalmaz. Bütün o kavme şamil olur. O halde bu ayet I kerimeden başkalarının ıslahına ehemmiyet verilmemesi manası çıkarılmamalıdır. Çünkü dalalete duçar olanların getirecekleri zararın def'i onların irşadıyla mümkün olur. Bunlar irşad olunmazsa onların dalaletleri umumi bir felaket getirmiş olur. Hazreti Ebu Bekir mütevazı fakat vakur, sahih ve ali cenab idi.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuştur ki dünyada hiçbir kimsenin malı benim için Ebubekir'in malı kadar faydalı olmamıştır. Müslüman köleleri efendilerinin zulmünden kurtarmak için pahalı bedel mukabilinde alarak azad eylemiştir. Hazreti Ömer der ki Medine'nin kenarında ihtiyar ve ama bir kadın vardı. Her gün ona uğrayarak ihtiyacını tesviye etmek isterdim. Fakat ne zaman gitsem benden evvel birinin uğrayıp ona lazım olan her şeyi yapmış olduğunu görürdüm. Bir gün merak ettim. Acaba her gün bu sevabı işleyen kimdir dedim ve çok erkenden bu kadına uğradım. Bir de ne göreyim? Bu sevabı kazanmakta olan zat Hazreti Ebubekir imiş. Hazreti Ebubekir'in mühim faziletlerinden biri de diyanetperverliğidir. Hazreti Ebu Bekir'in aile hayatı son derece temiz ve nezih idi. Evi her zaman misafirlere açıktı. Ashab-ı Suffa her gün oraya gider ve ikram olunurlardı.
Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ın Hayatı ve İslami Liderlik Dersleri ne anlatıyor?
Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ın Hayatı ve İslami Liderlik Dersleri kaydında İhsan Mektebi programımızın bir bölümünde daha sizlerle birlikteliğimiz başlamış bulunuyor azdini işler. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü Zerrahü Zerrahü'l azizs'in Hazreti Ebu Bekir Sıddık isimli eseriyle inşallah devam ediyoruz bu bölümümüze de. Hazreti Ebu Bekir Radıyallahu Anh'ın Şemail ve fezailini, faziletlerini sizlere…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Son derecede sade yaşar, maişetini ticaretle temin ederdi. Nitekim sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin irtihali senesi içinde Busra'ya kadar gitmiş ve mallarını satmıştır. Medine etrafında Hayber'de Bahreyn'de arazisi vardı. Hazreti Ali diyor ki, Resulullah efendimizin halifesi Ebubekir Sıddıyka bu menzileye varıp bizi geçmeye muvaffak olduğun bu azim dereceyi ne ile kazandın diye sordum. Ebubekir dedi ki, beş şey ile. Birincisi insanları iki kısım gördüm. Kimisi dünyayı ister, kimisi ahireti ister. Ben ise Mevla'yı tercih ettim. İkincisi, ben İslam'a dahil olduğumdan itibaren doyasıya dünya tamamı yiyeceği yemedim. Zira marifetullah lezzetiyle meşguliyet beni dünya taamı lezzetlerine meylettirmedi. Üçüncüsü, İslamiyet'e dahil olduğumdan itibar dünya meşrubatından kanmadım. Zira Halıkımın muhabbeti dünya içeceklerinden fazla geldi ve beni muhabbetullah meşgul etti.
Dördüncüsü İslamiyet'e duhulümde girişimde beni iki amel karşıladı. Dünya ameli ve ahiret ameli. Ben ahiret amelini dünya ameline ihtiyar ettim, tercih ettim. Ve beşincisi, Resulullah'ın sohbetine mülazemet ettim, devam ettim. Hatta Resulullah'tan bir saat bile ayrılmadım ki mağaraya girerken beraberdim. Hazreti Ebu Bekir Allah ve Resulullah yolunda malını ve ıyalini feda etmiş, ciğerparesi kızını Resulullah'a nikahlamıştır. İbn-i Ömer anlatıyor. Biz Resulullah'ın yanında oturuyorduk. Ebubekir de oradaydı ve yırtık bir abaya bürünmüştü. O sırada Cebrail nazil oldu. Resulullah'a selam verdi ve ona şöyle dedi. Ya Resulallah. Ebubekir'i niçin yırtık bir abaya bürünmüş görüyorum? Rasulullah buyurdu ki: Fetihten önce malını bana getir de.
Cebrail Aleyhisselam Resulullah'a şöyle dedi: Ona Allah'ın selamını tebliğ et ve de ki: Allah Teala sana şöyle buyuruyor: Sen bu fakirliğinden dolayı benden razı mısın yoksa dargın mısın? Bunun üzerine Efendimiz Ebu Bekir'e döndü ve buyurdu ki: Ya Eba Bekir! İşte Cibril! Sana Allah'ın selamını söylüyor ve diyor ki: Sen bu fakirliğinden dolayı benden razı mısın değil misin? Bunun üzerine Ebu Bekir ağladı ve şöyle dedi: Hayır! Ben Allah'ımdan razıyım. Ben Allah'ımdan razıyım. Ben Allah'ımdan razıyım. Mervîdir ki Hazreti Ebu Bekir yedi sene müddetle diş ağrısına müptela olmuştu. Cibril-i Emin bu durumu Resulullah'a bildirince Resulullah, Hazreti Ebu Bekir'in halini sorarak, Ya Ebu Bekir, bu hali niçin bildirmiyorsun? Buyurmuştu da Hazreti Ebu Bekir, sevgiliden yani Allah'tan gelen şeyden nasıl şikayetçi olabilirim? Demişti.
Zira sabır, temkin, tahammül ve rızanın ahlak-ı haseneden olduğunu senden öğrendik ya Resulallah. Nasıl müşteki şikayetçi olabilirim demek istemişti. Resulullah'ın Hazreti Ebu Bekir'e zikri hafi telkini. Bildirip adını gağarda etti Hak ona ihsanını. Sabbedip sinesine feyz-i Huda ona bildirdi Sırrı Rahmanını. Natıp haki'dir ey Keremkanı. Bu beyitler Hazreti Sıddık hakkında varid olan Allah tarafından bana her ne ifasa olundu ise ben onu sine-i Ebu Bekir'e sap ve ilka eyledim hadisi şerifinin mefhumudur. İmam Rabbani kuddisesi Ruh hazretlerinin Mektubat'ında kaydedildiğine göre Kureyş müşrikleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve arkadaşı Hazreti Ebu Bekir'i aramak için mağaranın önüne kadar geldiklerinde Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ın mahzun olduğunu ve telaşlandığını gören Sultan-ı Kevneyn sallallahu aleyhi ve sellem dedi hıfz-ı ide gör bu Razi bin hanı.
Vakıf olduk da sırr-ı manaya gitti Sıddık'ın olan ahsanı. Şefi özünü, devayı kurub, tabibi derdi kulub sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazreti Sıddık'ı tesliyet ederek hakkın cünüdu, hazır ve bizi hıfz kanatlarıyla korumakla meşgullerdir buyurdu. Keferei Kureyş'in defolup gitmesiyle Hazreti Sıddık radiyallahu anh'da da, güçlükten sonra bir ferahlık zuhur eyleyince, zikri hafiye talim ve ilka etti ki bu esnada Hazreti Hace-i Dana efendimiz diz çökmüş, Cenabı Sıddık'ta bağdaş kurup oturmuştu. Hazreti Resulullah Çeşme Ebu Bekir'in guşi huşuuna kelime-i tevhidi menkuş edip üç kere ilka ile vakıf-ı sırrı innallahe mana eyledi. Sıddık lakabıyla anılmasının sebebi burhan ve delil talep etmeksizin Miracı tasdik etmesidir. Hazreti Ali kasem ederim ki Hazreti Ebu Bekir'e Sıddık lakabı semadan nazil oldu buyurmuştur.
Nitekim ayeti kerimesindeki ile muradın, Hazreti Mürşidülmeab, ile maksudun ise Hazreti Ebubekir olduğunu müfessirler beyan etmişlerdir. Ebubekir künyesine vesile Tepkiri İslamıdır ki ricalden ibtidai şerefyab-ı İslam olandır. Atik lakabına da kadim manasına olduğu surette sebep budur. Diğer mana Şerhi Bürde'de de belirtildiği gibi Atik lakabı onun güzel yüzlü, hassenü'l vech olduğu cihettendir ki uyuptan ayıplardan azat olmuştur ve bir hadis-i şerifte Hazreti Ebu Bekir ateşten azat olunmuştur buyrulmuştur. Cenabı Sıddık enbiyadan sonra efdal-i ümmet olduğuna şu hadis-i şerif delalet eyler. Müjdeler olsun ya Ebu Bekir. Allah Teala umumi olarak tecelli ettiği halde sana az saten tecelli etmiştir. Cenabı Sıddık'ın sohbetini yani sahabi oluşunu inkar küfürdür. Çünkü sahabiliği sarahat-ı nass ile sabittir.
Cahiliyet devrinde asla puta tapmadığında denilmek Hazreti Sıddık'ın hakkında cari olup, lakin Cenabı Ali hakkında eşher, yani daha çok meşhur ve ekserdir. İki kere İmamı Ümmet sallallahu aleyhi ve sellem de namazda Cenabı Sıddik'a iktidar buyurmuştur, ona tabi olmuştur. Kızı Esma ve oğlu Abdullah. Esma binti Ebi Bekr Sıddik radiyallahu Anha Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin gizlice Ebu Bekir ile hicrete hazırlandıkları esnada seferiyeyi bağlamak üzere bir şey bulamamış, bunun üzerine Esma kendi futasını yani nitakını kemerini ikiye şak ederek ayırarak biriyle sofrayı, diğeriyle de matarayı bağlamış ve Resul-i Ekrem efendimiz de onu cennet ile tebşir ile zatun nitahayn diye telkip de kaplandırmışlardır. Hazreti Esma yüz yaşına kadar tul-i umr ile muammer olup oğlu Abdullah'ın hilafet ve şehadetini gördü. Ahir ömründe gözleri görmez olmuştu.
Badehu azim-i darı cinan eyledi. Esma'nın oğlu Abdullah bin Zübeyr geceleri kaim, gündüzleri saim, zahit, adil bir zatı nadirü'l emsal idi. Müddeti emaneti dokuz senedir. Yetmiş üç yaşındayken Haccac-ı Zalim'in askeri elinde şehit olmuştur. Şöyle ki Haccac-ı Zalim'in askeri kırk bin kadar olup Mekke-i Mükerreme'yi muhasara etmişti. Abdullah bin Zübeyr'in ise yanında ancak on bini mütecaviz kişi olup açlıktan bitap olduklarından, Haccacdan eman alarak dışarı çıktılar. Abdullah validesi Esma'nın yanına vardı ve valide insanlar benden ayrıldı. Yanımda pek az Adem kaldı. Onlar da pek az dayanabilirler. Düşmansa bana dilediğim kadar dünyalık veriyor. Senin re'in ne dedikte validesi Esma, sen kendini daha iyi bilirsin. Eğer hak üzeysen ve nassı hakka davet ediyorsan bunu icra etki bu yolda hayli ashabın maktul oldu.
Beni Ümeyye oğullarına kendini musahhar etme ve eğer meramın dünya ise sen ne fena Ademmişsin ki hem kendini hem de mahiyetindekileri helak etmiş olacaksın. Eğer ben ak üzdeydim amma ashabıma vehin gelince ben de zayıf düştüm dersen bu ahrar ve ehli din işi değildir. Dünyada ne kadar kalacaksın? Ölüm daha iyidir dedi. Abdullah b. Zübeyr de benim de görüşüm budur. Dünyaya asla meyletmem ve etmedim. Validem, sen benim basiretimi müzdat eyledin. Bugün maktul olurum. Hüznün müşdet olmasın. Oğlun kötü bir işi ihtiyar eylemedi. Fuhşiyattan bir işi işlemedi. Cevr ve gadr yoluna gitmedi. Endimde Rabbimin rızasından daha aziz bir şey yoktur. Ya Rab bunu tezkiye-i nefs için söylemiyorum ancak valideme tasiyet ve teselliiyet için söylüyorum dedi. Esma Hazretleri de umarım ki Sabri cemilüsre bulunurum dedi ve oğluna dua ederek: Ya Rabbi onu senin emrine teslim ettim ve hükm-i kazana razı oldum dedi.
Oğlunu kucaklayıp öperken eli onun zırhına dokundu. Abu ne? Bu öyle fedailik yolunu ihtiyar edenlerin işi değildir. Paçalarını sıva merdane hareket eyle deyince Abdullah zırhını çıkardı. Geri kalan arkadaşlarıyla beraber dal kılıç dışarı çıktılar. Fakat düşmana nispetle pek az olduklarından rişat ettiler. Geri döndüler. Abdullah Bin Zübeyr ise aslan gibi kah sağa kah sola seyirdir, mehhacimini geri püskürtür ve arkalarından kovalar kimse yanına yaklaşamazdı. Haccac-ı Zalim bu halden öfkelenerek atından indi. Askerini arkadan sürerek Abdullah Bin Zübeyr de alemdarın önüne geçerek aslan gibi üzerlerine hücum eyledi. Onlar da Haccac'la beraber geri çekildiler. Sonra Abdullah Bin Zübeyr makam İbrahim'e gelip iki rekat namaz kıldığı esnada düşman tekrar hücum ile Alemdarı şehit ederek sancağı aldılar.
İbn-i Zübeyr de namazdan sonra ilerleyip sancaksız olarak gayet merdane mukateleye kıyam eyledi. Kaplan gibi düşmanları üzerine hücum etti. O esnada yüzüne bir taş isabet etti. Yüzünden kan akmaya başladı. Yine şiddetle mukatele ederken düşmanı külliyetli olduğundan etrafını ihata ederek nihayet şehit eylediler. Haccac ve Tarık şehit olan Abdullah Bin Zübeyr'in yanına gelip durdular. Tarık kadınlar bundan erkek mert bir çocuk doğurmamıştır deyince Haccac sen emirül mümininin muhalifini medih mi ediyorsun deyince Tarık da evet öyle olmasa biz mazur olmazdık. Zira yedi aydan beri biz onu muhasara ettik. Askeri ve kalası ve avanesi o haldeyken bize mukabil ve bize faik idi diye cevap verdi. Bu muhavereleri Abdülmelik'e baliğ olduklarında insaf edip Tarık'a hak verdiği Mervîdir. Değerli ecilerimiz İhsan Mektebi programımızın bu bölümünü de burada nihayete erdiriyoruz.
İnşallah Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eserine kaldığımız yerden devam edeceğiz.