Hazreti Ebu Bekir'in Liderliği ve Kararlılığı kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz azizine eclerim. Mahmut Sami Ramazanoğlu anlatımıyla Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ı tanımaya inşallah bu bölümümüzde de devam edeceğiz. Halife olarak yaptığı ilk iş konulu sohbetle inşallah bugünkü bölümümüze başlıyoruz. Hazreti Ebubekir riyaseti İslamiyeyi deruhde etmekle…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz azizine eclerim. Mahmut Sami Ramazanoğlu anlatımıyla Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ı tanımaya inşallah bu bölümümüzde de devam edeceğiz. Halife olarak yaptığı ilk iş konulu sohbetle inşallah bugünkü bölümümüze başlıyoruz. Hazreti Ebubekir riyaseti İslamiyeyi deruhde etmekle pek müşkül ve mühim vazifeleri yüklenmiş oldu. Bir tarafta sahte nübüvvet iddiasında bulunan müddeiler türemiş ve diğer tarafta mürtedler zekat münkirleri zuhur etmişti. Hazreti Aişe babasının deruhte ettiği vazifenin ağırlığını şöyle ediyor. Babamın karşılaştığı buhranlar dağlar başına inseydi onlar erirdi.
Hazreti Ebu Bekir'in buhrandan tehlikelerden zerre kadar yılmadığını gösteren bir hadisede en muhataralı vaziyet içinde önce Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin Zeyd bin Harise'nin oğlu Usame'nin kumandası altında ihzar buyurduğu, hazırladığı ordunun Şam'a doğru azimetini emretmesidir. Bu ordunun Medine'de kalması için müracaat vuku bulmuş ise de Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh aslanların gelip beni kapacağını bilsem yine Usame'yi bekletmem demiştir. Diğer taraftan bazı ensar Usame'nin genç olduğunu, ashabtan yaşlı bir kumandanın tayin olunmasını münasip gördüklerini Hazreti Ömer'le Hazreti Ebu Bekir'den istemişlerse de Hazreti Ebu Bekir köpekler, kurtlar üzerime saldıracak olsalar yine onu gönderirim. Resul-i Ekrem efendimizin emri bu merkezdedir.
Tek başıma kalacak olsam da onu gönderirim demiş ve Hazreti Ömer'in sakalından yakalayarak Hattab'ın oğlu Usame'yi Hazreti Peygamber tayin ettiği halde sen benden onun azlini mi istiyorsun dedi. Hazreti Ebu Bekir'in bu hareketi onun tam azimli ve kararlı devlet adamı olduğunu ispat eder. Hazreti Ebubekir ordu karargahına gelerek orduyu teşci etti. Onları cesaretlendirdi. Musame ile arkadaşları at üzerinde gittikleri halde Hazreti Ebu Bekir yaya yürüyerek orduyu selamladı. Musame atından inerek Hazreti Ebu Bekir'e atını takdim etmek istediyse de o kabul etmedi. Ümmeti İslamiyenin en büyüğüne bir at takdim edilmek istenildi. Onu da reddetti. Atı üzerinde ilerleyen Usame'nin rikabında yaya yürümeyi tercih etti Ve bir saat olsun ayaklarım Allah yolunda tozlansın dedi. Bu vasiyet karşısında Ensar ve Muhaciri'nin gözleri açıldı. Birtakım batıl arzulara muti olmanın manasız olduğunu anladılar.
Hazreti Ebu Bekir ordudan ayrılırken Usame ordusunda bulunan Hazreti Ömer'in kendisine yardım etmek üzere Medine'de kalmasına müsaade edip etmeyeceğini Üsame'den sordu. Üsame de Hazreti Ömer'e izin verdi. Hazreti Ebubekir'in orduya vuku bulan bu talimatı talimatı ve sayası tarihte altın yazıyla yazılacak derecede kıymeti haizdir. Ebubekir'in bu hal ve harekatı nüfuzi şahsisini her nüfuzun fevkinde tanıyarak bu nüfuzu sui istimalden müteneffir olduğunu ve kumanda ve idare esasatına ne kadar riayetkar bulunduğunu göstermektedir. Keza Hazreti Ebubekir hıyanet etmeyiniz. Gadretmeyiniz. Haddi tecavüz etmeyiniz. Kimsenin azasını kesmeyiniz. Çocukları, ihtiyarları, kadınları öldürmeyiniz. Urma ağaçlarını kesip yakmayınız. Yemiş veren bir ağaca dokunmayınız. Deve, koyun, inek gibi hayvanları gıdadan başka bir maksat için kesmeyiniz.
Hazreti Ebu Bekir'in Liderliği ve Kararlılığı ne anlatıyor?
Hazreti Ebu Bekir'in Liderliği ve Kararlılığı kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz azizine eclerim. Mahmut Sami Ramazanoğlu anlatımıyla Hazreti Ebu Bekir Sıddık'ı tanımaya inşallah bu bölümümüzde de devam edeceğiz. Halife olarak yaptığı ilk iş konulu sohbetle inşallah bugünkü bölümümüze başlıyoruz. Hazreti Ebubekir riyaseti İslamiyeyi deruhde etmekle…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yolda manastırlara çekilmiş Ademlere rast geleceksiniz, onları kendi hallerine bırakınız dedi. Orduya Allah'ın Avni Samedanisi ile yürümesini emretmiş ve Resul-i Ekrem'in emrini yerine getirmesini söylemiş ve ordu da yürümüştü. Usame'nin bu seferi iki buçuk ay kadar sürmüştü. İrtidat edenleri tenkit etti. Asiler Dumetü'l Cendele kadar çekildiler. Sonra eyleye ilerledikten sonra Medine'ye avdet eyledi. Hazreti Ebu Bekir, Usame ordusunu göndermekte ısrar ile Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin emrini yerine getirmiş ve hem de Müslümanların nüfuz ve şöhretini muhafazaya hizmet etmiştir. Bu suretle İslam düşmanları İslamiyet'e karşı yapmak istedikleri fenalıklardan vazgeçtiler.
Kısası enbiya müellifi Cevdet Paşa Hazreti Ebu Bekir'in halife seçilmesinden sonra Ali'nin tavrını, Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ömer'in, Hazreti Ubeyde vasıtasıyla Hazreti Ali'ye söylediklerini şöyle anlatmaktadır. Beni Sa'd sakîfesinde ashabı Güzeynin içtimaıyla gerçekleşen intihap meclisinde, seçim ortamında Hazreti Ali Radıyallahu Anh haberdar edilmediğinden bulunamamış ve bundan dolayı canı sıkılmış ise de öyle dava ve daiyelerde bulunmayıp bu şey uzlete çekilerek Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ateşi iftirakıyla ve aşkıyla zevce-i muhteremeleri Fatıma-üz Zehra Radıyallahu Anha ile yanıp yakılmaktaydı. Lakin böyle nazik vakitte Hazreti Ali ile Zübeyr ve Rüfekasının gelip de Hazreti Sıddıkı Ekber'e biat etmemeleri zihinlere endişe vererek bazı dedikodular işitilmekteydi.
Hazreti Sıddık'sa bir müddet sabır ve tahammül etmiş ise de bu halin temadisi belki mübayinet vukuuna sebep olur ve tarafinin arası açılır ve mağrur cahiller, zayıful kalp olanlar söze karışır diye havf ettiğinden korktuğundan ıslah çaresini aramaya mecbur olmuştur. Muhyiddin Arabi hasretlerinin Muhaderatü'l Ebrar ve Musaramatü'l Ahyar kitabında ve Hamidi İmadi'nin Davul Misbah nam kitabında yazıldığı üste Hazreti Ebu Bekir evvela Hazreti Ömer'ül Faruk'u ile mahremane müzakere ve müşavere ettikten sonra Ebu Ubeyde Bin Cerrah'ı çağırmış. Ebu Bekir ve Ömer birlikte otururken Ebu Ubeyde yanlarına girdik de Hazreti Ebu Bekir Sıddık ona hitaben, Ya Eba Ubeyde! Senin nasiyen nimetindir. Yüzünde hayır nasıl aşikardır. Resulullah'ın indinde gıpta olunacak bir mertebedeydin. Bir yevm-i meşhutda yani bir cemiyeti aleniye'de Resulullah senin hakkında Ebu Ubeyde bu ümmetin eminidir buyurdu.
Cenab-ı Hak nice defa seninle İslam'ı aziz ve fesadı def etmiştir. Sen daima dine melce ve müminine ruh ve ihvanına muyin ola gelmişsindir. Seni bir iş için istedim ki hali üzere bırakılırsa sonundan korkulur, ıslah-ı vaciptir. Ey Cerrahoğlu bu yara senin meylin, rıfk ve münayimetin ile onulmaz ve bu yılanın zehri senin efsununla mündefi olmazsa yeis gelir. Elemi şiddet bulur. Sonra daha acı ve güç ilaçlara muhtaç olur. Bu işin seninle tamam olmasını ve senin elinde intizam bulmasını Cenabı Allah'tan dilerim. Allah için, Resulullah için ve bu cemaati İslamiyenin selameti için her türlü cihet ve sahide tecviz-i kusur etmeyerek bu işte teenni ve nezaket ile davran Allah senin Hafız, Ami ve Mui'nindir. Ali'ye git. Mütevazıane tekellüm et ve hatırında tut ki o Ebu Talib'in sülalesindendir.
Dün kaybettiğimiz Zat-ı Kudsi-i Sıfat Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretlerinin indinde onun mertebesi yerindedir. Ona de ki deniz tehlikeli, kara korkulu, hava boz renkli, gece karanlık, gök açık, yer çıplaktır. Çıkmak müteazir, inmek müteassirdir. Hak, rahm ve şefkat-i celib, batılda onf ve şiddeti mucip. Haset helake badi, ucub şerre ve adavete müeddidir. Yani icma-ı ümmetle hilafetin hükmü zahirdir. Ümmet-i Muhammed dalalet üzre içtima etmez. İcmadan ayrılmakta tehlike vardır. Ondan başka tarik-ı selamet yoktur. Şeytan milleti İslamiye yarasına tefrika ve adavet bırakmaya çalışıyor. Fıskı fücur yolunda vesvese verir, insanı aldatır. Şerir insanı emniyete düşürür, kimse ondan halas olamaz.
Meğer hak üzerine dişini sıkıp durmak, batıldan ve acilden dünyadan sarf-ı nazar kılmak ve Allah'ın ve dinin düşmanı olan şeytanın tepesine şiddetli ve ciddi basmak ve münhasıran Allah'ın rızasını tahsiyle rabdı kalp etmekle halas bulunur. Şimdi fayda verecek bir söz lazımdır. Zira sükut zarar verdi. Neticesinden korkuldu. Senin gayb hayvanını yediren seni irşad etmiş olur. Sana itab ile beyanı meveddet eyleyen halis dostluk eder. Seninle birlikte kalmayı ihtiyar eden sana hayır, haklık eyler. Zihninde kurduğun nedir ki ona kalben meylediyorsun? Göz ucuyla dikkatli bakıyorsun, içini çekiyorsun da lisanın söylemiyor. Ayhan beyan söyledikten sonra söylememek var mı? İzahtan sonra itham olur mu? Dini ilahiden başka din ve Kuran-ı Kerim'de münderiç olan ahlaktan başka ahlak ve mesleki nebeviden başka doğru yol var mı? Benim gibi bir adama pusudan gelinir mi?
Yoksa senin gibi bir zata geniş meydan dar ve kapanık gözüne mah-ı münir donuk görünür mü? Ortada bu söylentiler nedir? Karışık sözler ve üst perdeden sesler nedir? Allah ve Resulü'nün davetine keyfiyeti icabetimizi ve hasreten lillah hicret ve Rasulullah'a nusret ve Allah yolunda vatanlarımızdan hurucumuzu, evlat, emval ve yaranımızdan ayrıldığımızı sen pekala biliyorsun. Bizim öyle fedakarlık ettiğimiz vakitler sen çocukluk aleminde terbiye ediliyordun. Sonra sen kemale erdin. Menzili maksuda eriştin. Şimdi kadrin miçhul ve fazın münker değildir. Amma biz o vakitler dağları yerinden kaldıracak ve insanın alnındaki saçları ağartacak korkunç haller içine düşüp derin yerlerine dalarak ve dalgalarına binerek acı sularını içer ve kapalı yerlerini açar ve temelini ikame eder, kuyusunun iplerini büker idik. Halbuki gözler hasetle dolu. Burunlar kibirle memnu. Gözler gayz ile şulelenir.
Boyunlar fahr ile uzanır. Ve bıçaklar mekdle bilenir. Ve yeryüzü korkudan depremirdi. Akşamüstü sabaha sabahleyin akşama çıkacağımıza ümitvar değildik. Ölümü gözümüze almadıkça kimseyi müdafaa edemezdik. Nice gussalar yutmadıkça bir eğriyi doğrultmak mümkün olmazdı. Bu hallerden yaşın küçük olmasa gafil olmazdın. Nasıl gafil olursun ki fikrin parlak, lisanın fasih, edvarın memduhdur. Senin Hısali hamidene dair söylenecek daha çok sözler vardır. Cenabı Hak Celle Celalühu seni mertebe-i kemale eriştirmiş. Madeni hayır kılmış. Muradını önüne koymuştur. Senin işittiğini ben ilmen söylerim. Vaktine muntazır ol. Kollarını sıva. Böyle bir yerde eğleşip durma. Ve sana gelen kimseye yan çizerek yüz buruşturma. Bu iş henüz taze meyve gibidir. Çabuk çürümeye yüz tutmasın. Bu zihinlerde keder vardır. Sen bu ümmetin ekmeğine katıksın. Israr edip kurtlanma. Bu ümmetin keskin kılıcısın.
Eğirilip kesmez olma. Bu ümmetin tatlı suyusun. Acayıp da bozulma. Vallahi bu işi Resulullah'tan sorduğum şöyle cevap verdi. Ya Eyva Bek. Bu iş ona talip olmayanındır. Ona ragı bulup da onun için müdafaa edenin değildir. Ona küçüklük gösterenindir. Taazum ve tekebbür edenin değildir. Bu onundur ki o senindir denilir. O benimdir diyenin değildir diye buyurdu. İtimat etki, bu işte yani emri hilafette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sana nasıl işaret ettiyse senden başkasına da öyle ima etmiştir ve senin hakkında bir şeyler söylediyse başkasının hakkında da sükut etmemiştir. Eğer zihninde şek ve tereddüt varsa gel sahabenin hükmü merda, savap mesmu ve hak mutadır. Yani sahabenin verdiği hükme razı oluruz. Doğruyu dinleriz ve Hakk'a itaat ederiz. Resulullah bu cemaatten hoşnut ve haklarında Şefik ve meserretleriyle mükedder olduğu halde dar-ı ukbaya irtihal buyurdu.
Bilmez misin ki Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ashab ve akrabasından her birini birer faziletle mümtaz birer meziyetle mütemeyiz bir halet ile münferit kılarak bıraktı. Eğer her taraftaki ümmeti başına toplansa üsni idarelerinden aciz kalmaz ve bu babda vezir ve muine muhtaç olmazdı. Resulullah bu ümmeti başıboş, perişan, batıla meftun ve haktan gafil bakıcısı yok, yedicisi yok mu bıraktı sanırsın? Öyle değil vallahi. Rab Teala Hazretlerine müştak olup da onun dergahı Rıdvanına azimeti niyaz etmeden alametleri vaz ile yolları temin ve mevkufları ve su yerlerini teshil ve tayin etti. Biiznillahi teala şirkin dimağını kırdı ve Livechillahi teala nifakın yüzünü yardı ve Allah için fitnenin burnunu kesti ve bir avnillahi teala şeytanın yüzüne tükürdü ve evamir-i ilahiyeyi ilan buyurdu gitti. İşte Ensar ve muhacirin. Senin yanında ve seninle bir yerde bir beldededirler.
Eğer onlar benim sana biatimi isterler ve benim yanımda sana işaret ederlerse ben elimi senin elinin üzerine koyarım. Yani biat eylerim ve eğer başka suret olursa sen de Müsliminin girdiği yola gir. Onların bey'at ettiğine bey'at et ve onların mesalihine iyiliklerine muin ol, yardımcı ol ve muğlak işlerini feth ve yollarını şaşıranları irşad ve azgınları men et. Çünkü Allah Teala iyilik üzerine yardımlaşmak ile emretmiştir. Hemen hak üzerine yardımlaşmaya hazırlan. Bırak bizi de şu dünya dirliğini hitama erdirelim ve salim gönüllerle Allah'a gidelim. Nas insanlar pek zayıftır. Onlara acı ve onlar hakkında mülayim ol. Kendine bizden dolayı zahmet verme ve fitne kapısını kapalı bırak. Artık ne kıyılık hal var ne de levmeden ve işin arkasını kovalayan var. Allahu Teala bizim dediğimize şahit ve bulunduğumuz hale nazırdır.
Değerli ecilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü de burada bitirmek istiyorum. Hazreti Ebubekir efendimizin çağrısını davetini inşallah dinlemeye devam edeceğiz. Bir sonraki bölümümüzde Mahmud Sami Ramazanoğlu anlatııyla.
Kaynak: Genel
Hazreti Ebu Bekir'in Liderliği ve Kararlılığı | Mihmandar