İhsan Mektebi yolculuğumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz derdinde işlerimiz. Hazreti Ali Yül Murtaza Efendimizin hayatından kesitleri sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Hac mevsiminde bütün kabileler Mekke'de toplanırlardı. Kabe bütün Arapların mabedi olduğundan Arabistan'ın en ücra köşelerinden bile Mekke'ye bölük bölük ziyaretçiler gelirdi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bu fırsattan istifade ile Arap kabileleriyle temas ederek onlara İslam'ı tebliğe çalışırdı. Bu sıralarda Rasulu ekrem'e Hazreti Ebubekir refakat ediyor ve ona yardımda bulunuyordu. Hazreti Ali ise Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin maiyetinde bulunuyordu veya Kabe'ye giderek Kabe'nin üzerindeki putlardan birkaçını kırarak dönerdi. Hazreti Ali bu hadiselerden birini şöyle hikaye eder. Bir gün Rasulullah sallahu aleyhi ve sellem bana buyurdular. Ya Ali, benimle gel. Kabe I Şerife vardık.
Girdiler. Otur buyurdular. Oturdum. Kabe'nin damına çıkmak için mübarek iki ayaklarını omzuma koydular. Meğer orada müşriklerin bakırdan veya sarıdan putları varmış. Omuzuma çıktılar. Nübüvvet ağırlığına takatim yetmediğine vakıf olup yere indiler. Bu defa kendileri oturup ya Ali, omuzuma sen çık da o putları parçala diye buyurdular. Edep edip ben dedim ki ya Rasulallah, siz de mübarek omuzunuza ayak koymak kimin haddine? Buyurdular ki, ya Ali hak hizmetinde olan ayak, enbiya omuzuna bassa şaşılmaz. Emre imtisal edip omuzuna bastım. Beni kaldırdılar. Şöyle zannettim ki, eğer ufku semaya erişmek murat etsem ererdim. Sonra o putları yüzleri üzere bırakıp parça parça ettim ve geri inip süratle gittik, kimse görmedi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ilk vahiy geldikten üç sene sonra Müslümanlığı açıkça tebliğe başlamıştı.
Bu müddet zarfında emri ilahiye imtisalen sadece itimat ettiği zevata tebliğ ediyordu. Nübüvvetin dördüncü senesinde artık en yakın akrabalarını inkar et uyar emrini aldı. Artık açıktan tebligat devri başlamıştı. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem önce en yakın akrabasını inkar edecek ve onlara hak ve hakikati tebliğ edecekti. Bunun için insanları bir yerde toplamak gerekiyordu. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bu iş için Safa tepesini seçmiş, burada toplananlara kendisini Allah'ın Rasulü olduğunu ve ittiba etmeleri gerektiğini beyan etmiş. Fakat Kureyş'in ileri gelen süfehası onunla istihza etmişlerdi. Putperestlik Kureyş'in iliğine işlemekle, menfaatleri kendilerince putperestlikle kaimdi. Kureyş şu haliyle Müslümanlığa açıkça cephe alıyor, kabule yanaşmıyordu.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem aldığı ilahi emri tebliğ ettikten sonra Kureyş'in alay ve hakaretleriyle karşılaşmış, fakat her şeye rağmen ikinci bir toplantının tertibini Hazreti Ali'ye bırakmıştı. Hazreti Ali bir ziyafet hazırlayarak Kureyş'in ileri gelenlerine davet etti. Davetlilerin sayısı kırktan fazla idi. Bunların arasında Hamza, Abbas, Ebu Leheb ve Ebu Talib de bulunuyordu. Herkes toplandıktan ve yemek yenildikten sonra Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kalktı. Ey Abdulmuttalipoğulları ben size ve bütün insanlara gönderilmiş bulunuyorum. İçinizde kimler benim kardeşim ve dostum olmak üzere bana bey'at edecek dedi. Hazırundan hiçbirisi kımıldamadı. Topluluk içinde yaşı en küçük olan Hazreti Ali'ydi. Kalktı. Resul-i Ekrem onu oturttu. İki kere daha kalktı. Resulullah onu yine oturttu. Üçüncüsünde Ali'ye elini uzattı.