Hazreti Ali ve İslam Tarihi kaydında İhsan Mektebi programımıza Hazreti Ali Yül Murtaza Radıyallahu Anh isimli eserle devam ediyoruz. Hazreti ne işlerimizi? Hendek Muharebesinde Hazreti Ali efendimizi sizlere anlatmaya başlamıştık. Kaldığımız yerden devam ediyoruz. İbn İshak'ın rivayetine göre kaleye giren bir Yahudi'nin Safiye Bindi Abdil Muttalip tarafından bir sopa ile…
İhsan Mektebi programımıza Hazreti Ali Yül Murtaza Radıyallahu Anh isimli eserle devam ediyoruz. Hazreti ne işlerimizi? Hendek Muharebesinde Hazreti Ali efendimizi sizlere anlatmaya başlamıştık. Kaldığımız yerden devam ediyoruz. İbn İshak'ın rivayetine göre kaleye giren bir Yahudi'nin Safiye Bindi Abdil Muttalip tarafından bir sopa ile başı yarılarak öldürülmesi, kale dahilinde mühim bir kuvvet olduğu hissini vermekle Yahudi taarruzunu önlemişti. Aişe Radıyallahu Anha rivayetiyle Hendek Vakası hakkında nazil olan ayetler ve mealleri şunlardır. Ey peygamberin iman eden ashabı, Allah'ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayınız. Hani bir zaman Ahzab orduları karşınıza gelmişti de düşmanlarınız üzerine bir yol ve sizin görmediğiniz melaike ordularını salıvermiştik. O zaman Allah ne yaptığınızı nasıl güçlükle hendek kazdığınızı görüyordu.
O zaman düşmanlarınız size hem üstünüzden Medine Vadisi'nin doğusundan hem altınızdan Medine'nin batısından saldırmaya gelmişlerdi. Ey müminler şaşkınlıkla gözler döndüğü, yürekler oynayıp gırtlaklara dayandığı ve Allah hakkında türlü zanlarda bulunduğunuz zamanı hatırlayınız. İşte o vakit müminler sıkı sıkı bir denenmeye çekilmişlerdi ve şiddetle bir sarsıntı ile hırpalanmışlardı. İslam ordusunun yüzü Hendek arkası Sel Dağı'na istinat etmek üzere tabi edildi. Müslümanların ordusu üç bin raddesindeydi. Ebu Süfyan'ın kumandası altındaki Kureyş ordusuyla da, Necdet'in Gatafan ordusu, diğer Arap kabileleri orduları doğudan ve batıdan on bin kişilik teçhiz edilmiş bir kuvvetle Medine'yi sarmıştı. Beni Kureyza Yahudileri ahdini bozmuştu. İslam kadınlarının muhafaza olunduğu kale kısmına da bunlar taarruza başlamışlardı.
Kuran-ı Hakim'in yüksek belagat ve ifadesi ile gözler kaymış, gönüller hançerelere dayanmış şeklindeki kavli ilahi ile Müslümanların bu korkunç vaziyetleri bildirilmiştir. Bütün bu müşkilata ilave olarak münafıkların tesvihatı da vardı. Ahzab suresinin on iki ve on üçüncü ayetlerinde bu münafıkların ika etmek istedikleri mefsedet şöyle bildiriliyor. Habibim o zamanı hatırla ki münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, iman ve iradesi zayıf olanlar Allah ve Resulü bize bir gurur, kuru bir aldanmışlıktan başka bir şey vaat etmedi diyorlardı. Yine Habibim hatırla o zamanı ki münafıklardan bir güruhta ey Yesrib, Medine halkı, burası sizin varacağınız yer değil, haydi evlerinize dönüp gidiniz diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da Rasulullah'tan izin isteyerek ya Rasulullah, evlerimiz açıktır, muhafazalı değildir diyorlardı. Halbuki evleri hiç açık ve tehlikeye maruz değildi.
Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. Bu ayetlerden önce Allah ve peygamber hakkında türlü zanda bulundular kavliyle işaret olunan zan, münafıkların bu hezeyanlarıdır. Bu müşkil vaziyette Allah'ın müminleri teyit eden rüzgarın keskin bir gündoğusu olduğunu Buhari rivayet eder. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ben sabaha gün doğusu rüzgarı ile Nusret olundum. Ad kavmi de Bora lodos ile helak oldu, buyurmuştur. Hendek Harbi ve muhasara yirmi gün sürmüştü. Vakıdi ve Musa bin Ukbe de on dört veya yirmi gün kadar müşriklerin Hendek karşısında kaldıklarını bildiriyor. Çünkü müşrikler bir hamlede Müslümanları yok etme hırsıyla geldikleri halde o zamana kadar görülmemiş bir mani olan Hendek'le karşılaşınca nasıl harp edeceklerini şaşırmışlardı. Geçmeye teşebbüs eden kuvvetleri ok ile karşılanıyordu. Bu müdafaa Harbi'nde Müslümanlar beş şehit vermişlerdi.
Hazreti Ali ve İslam Tarihi kaydında İhsan Mektebi programımıza Hazreti Ali Yül Murtaza Radıyallahu Anh isimli eserle devam ediyoruz. Hazreti ne işlerimizi? Hendek Muharebesinde Hazreti Ali efendimizi sizlere anlatmaya başlamıştık. Kaldığımız yerden devam ediyoruz. İbn İshak'ın rivayetine göre kaleye giren bir Yahudi'nin Safiye Bindi Abdil Muttalip tarafından bir sopa ile…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ensar'ın reisi Sa'd Bin Muaz radiyallahu anh'ta birçok isabetiyle kolundan yaralanmıştı. Ok damara isabet ettiğinden kan bir türlü dindirilememiş, Hendek Gazası Aziz şehitlerine Sa'd Bin Muaz radiyallahu anh Alemdar olmuştur. Muhazaranın devamı açlık ve sefalet içinde bulunan Müslümanları bir kat daha sıkıyordu. Buhari'nin Hazreti Ali'den rivayetine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir ikindi namazını geçirmişti de. Allah düşmanların hayatta evlerine, ölünce de mezarlarına ateş doldursun, bize ikindi namazını unutturdular, en sonunda güneş de battı diye düşmanlarına beddua etmişti. Buhari'nin Cabir'den rivayetine göre Hazreti Ömer de ikindiyi geçirmişti. Cabir dedi ki gün battıktan sonra Hazreti Ömer Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme gelerek durumu arz ettiğinde Resulullah vallahi ben de kılamadım, nihayet güneş battı buyurdu.
Sonra Resulullah'la beraber Vatan deresine indiler. Resulullah abdest aldı, diğer sahabiler de aldılar. Güneş battıktan sonra Resulullah önce ikindi namazını, sonra da akşam namazını kıldı. Peygamber Efendimizin hiçbir vakit namaz geçirmediği kaydolunduğuna göre bu vaka Ahzab müşkilatının derecesini bildirmeye yetişir. Muhasana'nın son günüydü ki, düşmanda usanarak şiddetli bir hücumda bulunmuş, bir kısım süvariler hendeğin zayıf bir noktasından geçmeye muvaffak olarak ilk mübarezede Ali pek azılı olan Amr İbn-i Abdudu öldürmüş, Zübeyr de mübarezesinde hasmını kılıçla öldürmüş ve Ömer'le birlikte Ali ve Zübeyr Radıyallahu Anhuma'nın hamleleri üzerine diğer süvarilerde firar etmişlerdi. O gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in öğle ile ikindi arasında teessürü son dereceye varmıştı.
Buhari'nin rivayetine göre ey Allah'ım, ey Kuran gönderen Rabbim, ey hesabı tez gören Rabbim, şu düşman topluluğunu kır ve onları hezimete uğrat diye dua buyurdu. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu duasını bitirdikten sonra yüzünde meserret asarı izleri görürdü ve Ashab-ı Kiram'a Cenabı Hak tarafından Nusret vaad olunduğunu müjdeledi. İşte o günün akşamında ayet I kerime ile Hadis I Şerif'te bildirilen sabah rüzgarı esmeye başladı. Ey müminler, Allah'ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayınız. Hani bir zaman Ahzab orduları karşınıza gelmişti de onların üzerine rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular gönderdik.
Bu sabah rüzgarı gönülleri okşayan Nesimi Sabah değil Medine Vadisi'nin toprağını, kumunu savurup düşmanların yüzlerine gözlerine dolduran, çadırlarını söküp uçuran, yemek tencerelerini devirip ateşlerini söndüren, yük develerini ve süvari atlarını birbirine karıştıran diğer bir tabirle. Mahşeri hengame ve bir ana baba gününü andıran Asumani bir afet, ilahi bir ukubet idi. İbn Abbas hadisinde Müslümanlara yardım eden bu sabah rüzgarının Ad Kavmini boğup öldüren rehe sarsar, azgın rüzgar tabir olunan ve estiği günlere eyyam-ı nahisat, meşkum günler denilen fırtınaya muadil olarak zikredilmiş olması ve bu sabah rüzgarının da kırıp geçiren bir afet olduğunu tam bir vuzuh ve belagatla ifade etmiştir. Yine Ahzab suresinde bildirilen ve gözle görülmeyen ordulara gelince bunlar da melaike orduları idi.
Bu fırtına sırasında ve gecenin karanlığında düşmanların etrafında tek bir sesleri işitiliyordu. Bunun üzerine düşmanda korku ve heyecan artarak artık Muhammed sihir etmeye başladı, ne duruyoruz çabuk diye inhizam başladı. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Huzeyfe'yi düşman ordugahını tecessüse göndermişti. Huzeyfe, Ebu Süfyan'ın artık burası durulacak yer değil, ben gidiyorum, siz de hemen göç ediniz, dediğini işitti ve devesine binip savuştuğunu, bunu da umumi ricatın takip ettiğini gördü. An Ebi Hureyr'de radiyallahu anhü enne Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebu Hureyre radiyallahu anh'tan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zaman zaman şöyle buyururdu. Allah'tan başka ilah yoktur. Yalnız bir o vardır. Allah ordusunu aziz kıldı. Kulu Muhammed'e yardım etti. Tek başına da Arap kabilelerine galebe etti. Allah'tan başka hiçbir şey yoktur.
Süleyman bin Surat radiyallahu anh'dan rivayete göre Ahzab günü Arap kabileleri vatandan defedildikten sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, artık bundan böyle biz müşriklere karşı tecavüzi harp edeceğiz. Onlar bize karşı harp edemeyecekler. Biz onlara doğru yürüyeceğiz buyurdu. Ravi Süleyman Bin Surat bunu kulağımla işittim demiştir. Beni Kureyza vakasında Hazreti Ali. Ahzab vakasından sonra Kureyza oğullarıyla sulh dairesinde yaşanmasını gerektiren muahedeyi ihlal ederek Müslümanların düşmanlarıyla bir olmuşlar ve aleyhlerine hareket etmişlerdi. Hazreti Ali, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sancağını taşımış, sancağı Beni Kureyza kalasına dikmiş ve ikindi namazını orada eda etmişti.
Hicretin altıncı senesinde ise Beni Sa'd kabilesinin Hayber Yahudilerine yardım için hazırlandıkları haber alınmış, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Ali'yi bu kabileleri tedibe memur etmişti. Ali, Şaban ayında bunlara karşı hareket ederek Beni Sa'd'ı dağıtmış, beş yüz deve ve iki yüz keçi ganimet almıştı. Hudeybiye musalahasında Hazreti Ali. Hicret'in altıncı senesinde Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabından bin dört yüz kişiyle Kabe'yi ziyaret etmek üzere yola çıkmış, Hudeybiye'ye vasıl olduğu zaman müşriklerin Müslümanları Mekke'ye bırakmayacakları tebe yönetmişti. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabıyla istişare ederek Kureyş'e maksatlarını anlatmak ve yalnız Kabe'yi ziyaret için geldiklerini izah etmek üzere Hazreti Osman'ı Kureyş'e murahhas olarak göndermişler.
Hazreti Osman'ın Mekke'ye muvasalatından sonra müşrikler tarafından şehit edildiği haberi şahit olmuş, Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslümanlardan din ve namusları uğrunda canlarını feda etmek bahısına mücahede etmeleri üzere beyatlarını almış ve bu beyate Beyati Rıdvan denilmişti. Bu sırada Hazreti Ali de Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin beraberindeydi. Bilahere Hazreti Osman'ın hayatta olduğu anlaşılmış ve Kureyş'le Müslümanlar arasında Hudeybiye'de bir musalaha akdedilmişti. Musalaha maddelerini yazı ile tespit etmeye Hazreti Ali memur edilmiş, o da musalaha'nın yazısına besmeleyi Müslümanlar arasında kullanılan şekliyle tamamca yazdıktan sonra bu musalaha Allah'ın Resulü Muhammed ile Süheyl bin Amr arasındadır ibaresini yazmıştı.
Süheyl'in bu ifadeye itirazı üzerine Resulullah, Bismikallahume ve Abdullah oğlu Muhammed yazmasını emretmiş, Hazreti Ali de Resulullah unvanını silmeyi Hamiyeti İslamiyesi ile kabul edememişti. Resul-i Ekrem bu işi kendi yapmış ve Müslümanlar Mansur ve muzaffer olarak Medine'ye dönmüşler, Kureyş ise ne ağır bir hezimete uğradığını sonradan idrak etmiş. Cenabı Hak Müslümanların bu büyük muzafferiyetini Fetih Suresi'yle tespit ve teyit eylemiştir. İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik değerli dinleyicilerimiz. Hazreti Ali Yül Murtaza Radıyallahu Anh isimli esere bir sonraki bölümde Hayber'in Fethi ile devam edeceğiz inşallah. Tekrar görüşmek üzere. Allah'a emanet olunuz.