Hazreti Ali'nin Öğütleri ve Nefis Terbiyesi kaydında İhsan Mektebi programımıza bugün Hazreti Ali Yül Murtaza radiyallahu anh isimli eserle devam ediyoruz değerli dinleyicimiz. Hazreti Ali efendimizin oğlu Hasan'a nasihatini, tavsiyelerini sizlerle paylaşmaya başlamıştım. İnşallah o nasihatleri baştan alarak toplu bir şekilde bugün sizlerle inşallah paylaşmaya çalışacağım. Ey oğul, kendimi…
İhsan Mektebi programımıza bugün Hazreti Ali Yül Murtaza radiyallahu anh isimli eserle devam ediyoruz değerli dinleyicimiz. Hazreti Ali efendimizin oğlu Hasan'a nasihatini, tavsiyelerini sizlerle paylaşmaya başlamıştım. İnşallah o nasihatleri baştan alarak toplu bir şekilde bugün sizlerle inşallah paylaşmaya çalışacağım. Ey oğul, kendimi hayatımın son demlerini yaşadığımı ve gittikçe zayıflamakta olduğumu görünce bu tavsiyemi sana bildirmekte acele etmeyi uygun buldum. Zira düşündüğüm bütün şeyleri sana söylemek için bir zaman bulamadım. Ecelimin gelmesinde vücudumun zayıflaması gibi hafızamın da zayıflamasında, heva ve heveslerin veya dünya fitnelerinin benim nasihatımdan önce kalbine hakim olmasından, bunun neticesi olarak da huysuz bir at gibi olmadan endişe ederek sana nasihatımın bir kısmını yazıyorum.
Ey oğul, benim vasiyetimden edineceğin şeylerin en hayırlısı Allah'tan korkup ona sığınmak, onun sana farz kıldığı şeyleri yerine getirmek, atalarının ve geçmiş insanların izini takip etmektir. Şimdi sen kendi nefsine nasıl güven ve itimatla bakıyorsan, senden evvel geçen ataların aynı şekilde kendilerine güveniyorlardı. Şimdi sen nasıl düşünüyorsan onlar da aynı şeyi düşünüyorlardı. Fakat neticede iyi ve doğru buldukları şeyi tuttular. Vazifelerini noksansız yapmaya çalıştılar. İşte onların neticede vardıkları şeyi ve takip ettikleri yolu kabul etmek istemiyorsan, onların başında takip ettikleri yolu aynen takip et. Fakat bu, şüphelerini çoğaltmak ve düşmanlıklarını artırmak için değil, doğruyu ve hakikati anlayıp öğrenmek için olsun. Tetkiklerini yaparken önce Allah'a sığın. Ondan başarılar dile. Seni şüpheye götürecek veya kötülüğe düşürecek her şeyi terk et.
Kalbinin her türlü kötülükten durulduğunu, fikirlerinin toplandığını ve tek arzunun hakikati bulmak olduğunu görünce sana söylediğim hususları düşünmeye başla. Şayet bunlara sahip olduğuna kani değilsen karışık mevzulara girişme. Zira önünü göremeyen bir kimse gibi olursun ki her an içinden kurtulmak pek güç olan çukurlara, uçurumlara düşersin. Böylece karanlıklar içinde zulmetler arasında boğulup mahvolmaya mahkum olursun. Önünü görmeden yürümek ve her an uçurumlara yuvarlanmak tehlikesiyle karşı karşıya kalmak ise İslamiyet'i öğrenmek isteyenlere yakışmaz. Ey oğul, bu tavsiyelerimi dinle ve anla. Ve bil ki her canlının ölümünü elinde tutan, yaşamasını da elinde tutmuştur. Varlıklara can verip yaşatan, neticede onları öldürendir. Zenginleri fakir, fakirleri de zengin yapan odur. Her türlü belayı ve hastalığı veren O, her belaya bir deva bulan yine O'dur.
Dünya taşıyla, toprağıyla, rengiyle, şekliyle, ağaçlarıyla, meyveleriyle onundur. Onun isteği ve arzusu üzerine hareket etmektedir. Ahiret de, hesabıyla, cezasıyla, cennetiyle, cehennemiyle ve bizim bilmediğimiz daha birçok şeyleriyle O'nundur. Bu hususların birisini bilmediğini görünce onu cehaletine atfet. Zira sen cahil yaratılıp sonra öğretilen ilk yaratıksın. İlimde ne kadar ilerlesen birçok şeyde şüphesiz yine bilmediğin bulunacaktır. Çünkü düşünme sahasının dışında görme kudretinin pek ilerisinde bulunan çok şeyler vardır. Şayet bunlardan birisine muttali olabilir ve Allah bazı şeyleri sana öğretirse onu kendi kudretiyle meydana getirip kazandığını zannetme. Bilakis bunun için seni yaratan, rızıklandıran ve seni güzel varlık şeklinde meydana getiren ulu varlığına sığın. İbadetin onun için olsun. Aşkın ona olsun. Korkun yalnız ondan olsun. Bil ki ey oğul.
Hazreti Ali'nin Öğütleri ve Nefis Terbiyesi ne anlatıyor?
Hazreti Ali'nin Öğütleri ve Nefis Terbiyesi kaydında İhsan Mektebi programımıza bugün Hazreti Ali Yül Murtaza radiyallahu anh isimli eserle devam ediyoruz değerli dinleyicimiz. Hazreti Ali efendimizin oğlu Hasan'a nasihatini, tavsiyelerini sizlerle paylaşmaya başlamıştım. İnşallah o nasihatleri baştan alarak toplu bir şekilde bugün sizlerle inşallah paylaşmaya çalışacağım. Ey oğul, kendimi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Peygamberin Allah hakkında bildirdiği gibi hiçbir kimse bildirmedi ve bildiremez. Onu bir önder ve kurtuluş ordusunun kumandanı gibi kabul et. Bil ki ey oğul, seni yaratan Rabbinin bir ortağı olsaydı sana peygamberleri gelirdi. Böylece onun sıfatlarını ve işini öğrenirdin. Fakat o, kendisinin söylediği gibi tek ilahtır. Kendi mülkünde hiçbir kimse ona düşmanlık besleyemez. O doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Ölmeyecektir. Ebedidir. Her şeyden evvel vardır. Fakat varlığının bir başlangıcı yoktur. Her şeyden sonra kalacaktır. Fakat kalmasının da bir sonu yoktur. Kudreti, büyüklüğü kalbin, gözün çerçevesi haricindedir. Eğer bunları bilir ve inanırsan küçüklüğünü düşünerek yakıştığı gibi hareket et. Onun karşısında kuvvet ve kudretsizliğini düşün. Her hususta ona ihtiyacın vardır. Ona yönel. Rızasını dile. Cezasından kork. Emirlerini yerine getirmeye çalış. Zira o iyilikten başkasını emretmez.
Neylerinden kaçın? Çünkü o kötülükten başkasını nehyetmez. Ey oğul, Dünyayı ve onun bütün hallerini, içinde bulunan bütün şeylerin başka bir yere göç edeceğini, ahireti ve ehli için orada yapılacak şeylerin akıbetlerini bildirdim. Bunlar hakkında senin ibret alman için bazı misaller verdim. Bu misallerle senin kurtuluşunu ümit ettim. Evet değerli de Nebiler misin, Hazreti Ali efendimizin oğlu Hasan'a nasihati, vasiyeti böyleydi. Şimdi de devlet idaresinde Hazreti Ali efendimizi yakından tanıyalım. Hazreti Ali radıyallahu anh, hükumet ve devlet idaresi bakımından Hazreti Ömer Radıyallahu Anh'ın sistemini muhafaza etmeye çalışmıştır.
Nitekim Necran'da ikamet ederken oradan sürülen bazı Yahudiler kendisine gelerek Hazreti Ömer tarafından buradan sürüldüklerini beyan ederek eski yerlerine iadelerini rica etmişler, fakat Hazreti Ali bu hususta uyulacak görüş Ömer'in görüşüdür diyerek reddetmişti. Hazreti Ali, memurlarının murakabesine ehemmiyet verir, her işin ehemmiyet ve istikamet dairesinde cereyanını isterdi. Hazreti Ali, Ka'b Bin Malik'e çıkardığı bir emirname'de şu sözleri söylüyor. Birkaç arkadaşınla beraber çıkıp Irak'ın her tarafını yer yer dolaş. Herkesten memurların durumlarını sor. Onların hareket tarzını tetkik et. Emir'ül müminin Hazreti Ali radıyallahu anh, bütün memurlarına karşı bu şekilde adilane ve ölçülü davranırdı. Mesela amcazadesi Abdullah bin Abbas bir kere devlet hazinesinden bir miktar para almıştı.
Hazreti Ali, Abdullah bin Abbas'ın hak ederek aldığı bu paranın bile hesabını sormuş, bu yüzden Abdullah Mekke'ye gitmek zorunda kalmıştı. Hükumet erkanına karşı tavrı bu olan Hazreti Ali halka karşı son derece şefkatli, kimsesiz ve yetimlere karşı son derece merhametliydi. İranlılar onun bu merhamet, şefkat ve adaleti karşısında, bu da bilir ki, bu Arap hükümdarı Nuşirevan'ın hatırasını ihya etti, derlerdi. Hazreti Ali Müslümanlığın neşir ve tebliğini bir vazife bilir ve bu vecîbeyi herkesten fazla ehemmiyetle yerine getirirdi. O bu vazifeyi Resul-i Ekrem devrinde de muhafaza etmiş, Yemen de büyük başarı kazanmıştı. Hazreti Ali suçluları takip eder, onların cemiyetin ahlakını ifsat etmelerini önlemeye çalışır, haklarında hak cezaları tatbik ederdi.
Sonradan Mısır'a vali nasbettiği Malik bin El Haris el Eşler'e gönderdiği Emirname, Emirül Müminin Hazreti Ali'nin devlet idaresi hakkındaki rey ve tedbirini beyan etmesi bakımından önemlidir. Şimdi bu itibarla teberrüken Hazreti Ali Efendimizin yazmış olduğu bu emirnameyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu emir, Emir'ül Müminin Allah'ın kulu Ali tarafından Malik bin Haris el Eşter'e verilmiştir ki bunun mucibince kendisine Vilayeti Mısır'ı tevci, haracını cibayet, a'dasıyla düşmanlarıyla cihat, ahalisinin halini ıslah, biladını imar hususatı tevdi edilmiştir. Ona Mehafetullahı, neşr-i taatını kitap menzilesinde emretmiş olduğu feraiz ve sünene ittibaı emreder ki insanın saadeti ancak onlara ittiba, dalaleti de onları inkar etmesiyle kaimdir. İ'la-yı Kelimetullah'a kalbiyle, eliyle, lisanıyla temessük etmesini de emreder.
Zira Bari Teala Hazretleri kelimesini ilah edeni Mansur, ismini aziz kılar. Nefsini şehevattan vikaye, koruma, hırs ve tamahadan sıyanet etmesini de emreder. Zira nefis her zaman kötülüğü emreder. Meğer ki merhamet-i ilahiye mani olsun. Nefsin vikayesi eldeki bir kanunun ahkamına riayet etmek suretiyle harekatı keyfiye ve ündiyeden sakınmakla olur ki, bunun zımnında emri idarede iltizamı hak ve adalet ve kanuna tebeiyetle müstebidane yani zorba bir şekilde hareketten içtinabın lüzumunu gösterir. Ey Malik, malumun olsun seni öyle bir memlekete gönderiyorum ki orada senden evvel adaletle zulmetmiş nice devletler gelip geçmiştir. Sen, senden evvelki valilerin muamelat ve harekatını nasıl bir nazarla görüyorüdiysen halk da senin ef'alü harekatına o suretle bakacak, esnafın hakkındaki verdiği hükmü senin hakkında da verecektir.
Salih olan ibadullahın salahı haline halkın onun hakkındaki beyanat ve ifadatından istidlal olunur. Sence en merhub zahire, amali saliha olsun. Heva ve hevesine hakim ol. Sana helal olmayan hususlar da nefsine karşı bakil ol, cimri ol. Zira bu suretle nefsine bakil olmak, nefsin muhabbet ve ikrah eylediği şeyler hakkında nefisten ahsi intikam etmektir, intikam almaktır. Raiye tebaaya karşı merhamet, muhabbet, hüsnü muamele ile kalbini imla et. Sakın onlara karşı ganimet yiyici bir arslan kesilme. Teba iki sınıftır. Ya senin din kardeşin, yahut ilkatte bir eşindir. Onlardan hasbel beşeriye hata sadır olur. İlletlere musab olurlar. Ellerinden kasten veya hataen bazı şeyler zuhur eder. Sen Allah'tan af ve müsamaha dilediğin gibi, sen de onları affeyle. Üsni muamelede bulun. Sen onların üzerine hakimsin. Senin üzerinde de Veli'yü'l-Emrin var.
Onun üzerinde de Cenabı Allah vardır ki halkın işlerini idareye seni o memur eyledi. Kendini Allah'ın şeriatına muhalefete zulüm ve cevr-i ihtiyara verme. Sonra Allah'ın intikamına uğrarsan sen nefsini müdafaaya takat getiremeyeceksin. Ayrıca Cenabı Allah'ın affı merhametinden de müstağni değilsin. Sakın hiçbir affından dolayı pişman olma. Cefa verince de mesrur olma. Bertaraf etmek imkanını bulduğun müddetçe hiçbir badireye atılma. Bir de sakın ben kudret sahibiyim, emrederim itaat ederler deme. Çünkü bu kalbe fesat, dine zaaf verir, insanı mağrur eder, gurur da helaka götürür. Hayız olduğun makam sende azamet ve tekebbür hasıl ederse ma fevkindeki melekut-i İlahiyeyi, kudretullahı, kendiliğinden kadir olamayacağın şeylerde onun kudretini hatırla ki, bu düşünce senin yükseklerde uçan nazarını zemine indirir, şiddetini giderir. Seni bırakıp giden aklını başına getirir.
Sakın Allah ile azamet yarışına kalkışma. Sakın Kibriya ve Ceberut'unda kendisine benzemeye özenme. Çünkü Fatır-ı Zülcelal her cebbar-ı zelil, her mütekebbiri hakir eder. Nefsin hakkında, sana yakınlığı olanlar hakkında, raiyen arasında, kendilerine meyil beslediklerin hakkında Allah'a ve Allah'ın kullarına karşı adaletten katiyen ayrılma. Şayet böyle yapmazsan zulmetmiş olursun. Halbuki Ebadullah'a zulmedenin, Ebadullah tarafından davacısı Allah'tır. Allah da bir kimsenin hasmı oldu mu, o kimsenin tutunabileceği bütün hüccetler batıldır, kudretullah karşısında tesiri yoktur. Kul zulmüne tevbe edinceye kadar husumet-i İlahiye devam eder. Zulm üzere bulunmak kadar nimet-i İlahiyeyi tağyir, gazabını tacir eden hiçbir şey yoktur. Zira Cenab-ı Allah zulüm altında inleyenlerin inkisarını devamlı işitmekte, zalimleri görmektedir.
Değerli dinleyeceğimiz, Hazreti Ali Efendimiz'in Mısır'a vali olarak atadığı Malik bin El Haris el Eşder'e gönderdiği Emirname'yi, inşallah bir sonraki bölümde sizlere aktarmaya devam edeceğim. Tekrar görüşünceye dek Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Hazreti Ali'nin Öğütleri ve Nefis Terbiyesi | Mihmandar