Hazreti Ali'nin Hayatı ve İslami Liderlik Sırları kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz sevgili ricam. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gattasallahu Sirrahul Asis'in Hazreti Ali Yül Murtaza radıyallahu anh isimli eseriyle inşallah birlikteliğimiz devam ediyor. Hayber'in fethinde Hazreti Ali Efendimiz'i izlemeye başlamıştık bundan önceki bölümümüzde. Kaldığımız yerden…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz sevgili ricam. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gattasallahu Sirrahul Asis'in Hazreti Ali Yül Murtaza radıyallahu anh isimli eseriyle inşallah birlikteliğimiz devam ediyor. Hayber'in fethinde Hazreti Ali Efendimiz'i izlemeye başlamıştık bundan önceki bölümümüzde. Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Resulullah'ın kölesi Ebu Rafi anlatıyor. Ali radıyallahu anh ile beraber Hayber'e gittik. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sancağı Ali'ye verdi. Hazreti Ali, Hayber Kalesi'ne yaklaşınca kale halkı Ali'yi dışarıda karşıladı. Aralarında savaş başladı. Savaş esnasında bir Yahudi'nin kılıç darbesi Ali'nin kalkanına isabet ederek yere düşürdü. Bunun üzerine Ali, kale kapısını eline alıp kendisine siper ve kalkan yaptı. Allah'ın inayetiyle kalenin fethi müyesser oluncaya kadar kapıyı elinden bırakmadı.
Fetih tahakkuk edince kapıyı bir kenara attı. Biraz sonra kapının başına vardığımızda ancak sekiz kişiyle bunu yerinden oynatabilmiştik. Bir başka rivayete nazaran Hayber Savaşı'nda Ali kale kapısını merdiven gibi tutmuş, Müslümanlar buradan tırmanarak kaleye girmeye muvaffak olmuşlardı. Bu suretle fetih gerçekleşti. Zaferden sonra kırk kişi kapıyı kaldırmaya kalktı, fakat güçleri yetmedi. Mekke Fethi'nde Hazreti Ali. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan'ın on üçüncü günü Medine-i Münevvere'den Mekke'ye müteveccihen hareket etmişti. Mahiyetinde on bin kadar mücahit bulunuyordu. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in sancaklarından biri Sa'd bin Ubade'nin elindeydi. Sa'd kendisini zapt edemeyerek bugün harp günüdür, bugün Kabe'de kan dökülecek gündür gibi şeyler söylemişti.
Resul-i Ekrem bu sözleri duyduğu zaman hayır, bugün Kabe'ye hürmet gösterilecek gündür buyurmuş ve Sa'd'ın elindeki sancağı Hazreti Ali'ye vermişti. Hazreti Ali Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin emri gereğince Keda mevkiinden Mekke'ye girmiş, alemlere rahmet olan Cenabı Resul sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin arzusu üzere Mekke sulh ile ve bir damla kan dökülmeksizin fethedilmişti. Artık Resul-i Ekrem'in ceddi alası Hazreti İbrahim'in oğlu İsmail'le temellerini yükselttiği ve bina ettiği Beytullah'ın putlardan temizlenme vakti gelmiş. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem putları kırarken, Hak geldi, batıl yıkıldı. Hakikat şu ki, batıl zaten yıkılmaya mahkumdur, ayeti celilesini okumuştu. Hakimin rivayetine göre Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem biraz yüksekte bulunan bir putu yıkmak için Ali'nin omuzuna basmıştı.
Ali, Resul-i Ekrem'e taşıyamadığından Resul-i Ekrem Ali'yi kaldırmış ve o da o putu temizleyerek bütün Kabe putlardan temizlenmişti. Mekke'nin fethinden sonra Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Halid bin Velid'i Beni Huzemi'ye göndermiş ve o kabilenin irşadına memur etmişti. Kabilenin münasip olmayan cevapları üzerine Halid kılıncını çekmiş ve bu kabile ile harp etmişti. Resul-i Ekrem bu hadiseden müteessir olmuş, derhal Hazreti Ali'yi göndererek bu hatayı telafi etmeye memur eylemiştir. Hazreti Ali, Beni Huzeyme'den maktul düşenlerin diyetlerini vermiş ve zararlarını tazmin etmişti. Huneyn Gazasında Hazreti Ali. Mekke'nin fethinden sonra vuku bulan bu savaşta Müslümanlar bir aralık bozulmuşlar, dağılmışlar, sayıları binlere baliğ olduğu halde içlerinden ancak birkaç kişi sebat etmişlerdi.
Hazreti Ali'nin Hayatı ve İslami Liderlik Sırları ne anlatıyor?
Hazreti Ali'nin Hayatı ve İslami Liderlik Sırları kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz sevgili ricam. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gattasallahu Sirrahul Asis'in Hazreti Ali Yül Murtaza radıyallahu anh isimli eseriyle inşallah birlikteliğimiz devam ediyor. Hayber'in fethinde Hazreti Ali Efendimiz'i izlemeye başlamıştık bundan önceki bölümümüzde. Kaldığımız yerden…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hazreti Ali bu muharebede yalnız sebat etmekle kalmayarak gösterdiği şecaat ile ehli İslam saflarının yeniden toplanmasını temin etmişti. Tebük seferinde Hazreti Ali. Resul-i Ekrem hicretin dokuzuncu senesinde Tebük seferine çıkarken Hazreti Ali'ye Ehl-i Beyt'i muhafazaya ve Ehl-i İslam'a nezarete memur olarak Medine'de bırakmış, Hazreti Ali ya Resulallah, beni kadınların ve çocukların başına mı bırakıyorsun deyince, Resul-i Ekrem, şecaati herkesçe müsellem bulunan Ali'yi taltif ile ya Ali, Musa'ya göre Harun ne ise, sen de bana onun gibisin, ancak benden sonra peygamber yoktur, buyurmuştu. Tebük seferinden sonra Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Ebu Bekir'i emiri Hac olarak Mekke'ye göndermiş, Hazreti Ebu Bekir'in hareketini müteakip Berae Suresi ayetleri nazil olmuş, Resul-i Ekrem Hazreti Ali'yi bu ayetleri tebliğe memur eylemişti.
Buna göre bundan böyle hiçbir müşrik hacca iştirak edemeyecek, hiçbir kimse Kabe'yi çıplak tavaf edemeyecekti. Yalnız Resul-i Ekrem ile muahede yapmış olanların muahedeleri tayin edilmiş müddetlerine kadar meriyette, yürürlükte kalacaktı. Hazreti Ali'nin Yemen'e gönderilmesi. Yemen'de İslamiyet'i neşretmek için gönderilen heyetin reisi Hazreti Halid idi. Hazreti Halid, Müslümanlığı neşretmek için çok çalışmış, işin fevkalade zorluğu karşısında Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, hicretin on üçüncü senesi Ramazan'ında Hazreti Ali'ye Yemen'e gitmesini emretmişti. Ali'yi Yemen'e gönderirken Ali'nin davalarının hallinin çok müşkil olacağına dair arzı halletmesi üzerine Resul-i Ekrem mübarek elini Ali'nin göğsüne koymuş ve Ya Rabbi, Ali'nin dili, doğruluğun tercümanı, kalbi hidayet nurlarının menbaı olsun diye dua buyurmuş ve ona siyah bir bayrak vererek göndermişti.
Hazreti Ali'nin kısa bir müddet devam eden irşadları sayesinde Yemen'in bütün Hemedan kabilesi Müslüman olmuştu. Peygamberimizin İrti Halinde Hazreti Ali. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem veda haccından avdetini müteakip, hicretin on birinci yılının Rebiü'l Evvel ayında rahatsızlanmıştı. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin bu son hastalığında Hazreti Ali, Resul-i Ekrem'in yanından ayrılmamıştır. Hazreti Ali'nin huzur-i peygamberiden her çıkışında herkes etrafını sararak Resul-i Ekrem'in ahvalini sorarlardı. Hazreti Ali soranların durumlarına göre münasip cevaplar vererek onları teselli ederdi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Rebiülevvel ayının on ikinci ve pazartesi günü öğle üzeri irtihali darı beka eylediler. Bu hal bütün müminleri dilhun etti. Hazreti Ali canı gitmiş bir kalıp gibi dondu kaldı. Hazreti Osman'ın dili tutulup bir şey söyleyemedi.
Hazreti Ömer dehşete kapıldı. Hazreti Sıddıyk-ı Ekber gelip hali gördü. Ehli Beyt'e tesliyet vererek bütün Müslümanlara Al-i İman Suresindeki alakalı ayet I celileyi hatırlatarak ehli İslam'ı derleyip toparladı. Hazreti Abbas, Hazreti Ali vesair ehli beyti nebi gözyaşlarıyla, Peygamber Efendimizin teçhiz ve tekfini ile meşgul oldular. Nebiy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem irtihal ettiği hücre-i saadetlerine defnolundular. İbn Abbas radiyallahu anhüma'dan rivayet olunmuştur. Ali bin Ebi Talib radiyallahu anh, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin irtihali hastalığında yanından çıkmıştı da halk ya Ebal Ha sen, Resulullah bu gece nasıl sabahladı diye sordular. Ali Allah'a hamdolsun hastalıktan İfakat bularak sabahladı. Bunun üzerine Abbas, Ali'nin elini tutarak vallahi üç gün sonra başkasına kul, köle olacaksın.
Çünkü pek hatri olarak sanırım ki Rasulullah bu hastalıktan yakında ölecektir. Ben Abdülmuttalip oğullarının ölüm sırasında yüzlerinin ne şekil aldıklarını tecrübe ile bilirim. Şimdi sen biz Haşimiler namına, Rasulullah'a git, bu hilafet işinin kimde bulunacağını sor. Hilafet bize ait ise bunu Resulullah'ın sağlığında bilelim. Bizden başkasına ait ise bunu da öğrenelim ve bizi ona vasiyet etsin dedi. Ali, bu işi bizden başka uman bulunur mu dersin, diye sordu. Vallahi bulunur sanırım, dedi. Bunun üzerine Ali, vallahi ben bu işi Resulullah'a sorarsam, o da bizi bundan men ederse iyi bil ki Rasulullah'ın vefatından sonra halk bunu istidlal ederek hilafeti bize vermezler. Bu cihetle ben Rasulullah'a sormam ve hilafet istemem diye yemin etti. Rasulullah'ın irtihali üzerine Abbas, Ali'ye elini uzat, bey'at edeyim, beni görerek halk da bey'at edecektir dedi ise de Ali bu teklifi kabul etmedi.
Hazreti Ebubekir devrinde Ali, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin vefatından sonra Ashab-ı Kiram Beni Saide Sakifesinde toplanarak hilafet mevzusunu görüşmüşler veren son Hazreti Ebu Bekir'in halife olmasında karar kılmışlardı. Ashab-ı Kiram, Hazreti Ebu Bekir'e bey'at etmiş, fakat Hazreti Ali, Kerremallah ve çilin beyati, biraz gecikmişti. Hazreti Fatıma'nın vefatını müteakip Hazreti Ali, Hazreti Ebu Bekir'in faziletini itiraf ederek ona bey'at etmişti. Hazreti Ebu Bekir Radıyallahu Anh hali hayatında iken kendi halefini tayin ederek herkeste onu gösterdiği halefi kabul etmiş ve Hazreti Ömer Radıyallahu Anh'a bey'at etmiştir. Hazreti Ebu Bekir'in yerine halife seçilen Hazreti Ömer, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin damadı Hazreti Ali'ye büyük itibar gösterir, her meselede onunla istişare ederdi.
Hazreti Ali de her meselede samimiyetle Rey ve mütalaasını bildirirdi. Hazreti Ömer, Nihavend Savaşı'nda Hazreti Ali'ye başkumandanlık teklif etmiş, fakat o bunu kabule yanaşmamıştı. Bu hadise onların birbirlerine ne derece samimi bağlarla bağlı bulunduğunu gösterir. Yine Hazreti Ömer, Medine'den Kudüs'e hareket ettiği zaman Hazreti Ali'yi kendi yerine vekil olarak bırakmıştı. Onların aralarındaki bu sevgi ve bağlılık neticede sıhhriyetle düğümlendi ve Hazreti Ömer Hazreti Ali'ye damat oldu. Ebu Said el Hudri'den rivayete göre bir gün Hazreti Ömer, Hazreti Ali'den müşkül bir meseleyi sual edip İmam-ı Ali derhal cevap verince Hazreti Ömer, Ali bin Ebi Talib'in olmadığı bir cemiyet içinde olmaktan Allah'a sığınırım buyurmuşlardır. Hazreti Ömer'in yerine Hazreti Osman'ın hilafete intihabından seçilmesinden bir müddet sonra İslam devleti içinde fitne ve fesat zuhur etti.
Fitne devirlerinde Hazreti Ali, Hazreti Osman'a alınması gereken tedbirleri samimiyet ve muhabbetle arz ederdi. Hatta bir defasında Hazreti Osman, Hazreti Ali'ye devrinde vuku bulan karışıklık ve kargaşalıkların asıl sebebin ne olduğunu ve ortadan kaldırılmasının çarelerini sormuş, o da vali ve memurların meziyetli ve ehliyetli, itidal ve kıyaset sahiplerinden seçilmediklerini, hakimlerin haksızlık gösterdiklerini, bütün fitne ve fesadın bundan ileri geldiğini açıkça söylemişti. Mısır'dan gelen heyetlere meram anlatmak üzere Hazreti Osman ısrarla davet etmiş, Hazreti Ali önceleri müdahale etmek istememişse de halifenin ısrarı üzerine bu vazifeyi deruhde etmişti. Hazreti Ali, Hazreti Osman devrinde her meselede halifeye müzahir olmuş, destek olmuş ve birçok meseleye fiilen müdahale etmiştir.
Hazreti Osman'ın şehit edildiğini haber aldığı zaman son derece müteessir olmuş, Hazreti Osman'ın muhafazasına memur olanlara son derece hiddetlenmiş, oğulları Hasan ve Hüseyin'e fena halde çıkışlıktan başka orada bulunan diğer sahabilere de siz yaşıyorken onun şehit edilmesine nasıl imkan bıraktınız demişti. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. İnşallah bir sonraki programımızda Hazreti Ali efendimizin hilafeti konusuyla tekrar birlikte olmak umut ve arzusuyla Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Hazreti Ali'nin Hayatı ve İslami Liderlik… | Mihmandar