Aziz dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Hz. Ali Yül Murtaza Radıyallahu Anh isimli eserle inşallah kaldığımız yerden devam ediyoruz programımıza. HAZRETİ ALİ YAŞARETLER. Hz. Ali radiyallahu anh mescitte namaz kılıyordu. Bir dilenci dua etti ve bir şey istedi. Hazreti Ali rükua varmıştı. Mübarek parmağındaki yüzü dilenci için çıkarıp bıraktı. Onun bu hali Hak Teala hazretlerine makbul gelip Maide suresinin elli beşinci ayet I kerimesini gönderdi. Bu ayet I kerimede Sizin yariniz ancak Allah'tır. Onun peygamberidir. Allah'ın emirlerine boyun eğici olarak namazını dosdoğru kılan, zekatı veren o müminlerdir, buyrulmaktaydı. Hazreti Abbas ve Talha radiyallahu anhuma arasında bir münazara olmuştu. Hazreti Abbas, hacılara su dağıttığı için çok sevap aldığını söyledi.
Abdut Dar kabilesinden olan Hazreti Talha, Beyti Şerif'in anahtarını elinde tuttuğunu, istediği gece orada kalacağını söyleyerek daha faziletli olduğunu iddia etti. Hazreti Ali radiyallahu anh, siz ne diyorsunuz? Ben sizden onay evvel bu işlere yönelmişim. Siz o zaman buralarda yoktunuz, buyurdu. Hak Teala Tevbe suresinin on dokuz yirminci ayeti kerimelerini gönderdi. Bu ayeti kerimelerde Allah'u Teala siz hacı sakalını, Mescid-i Haram'ın imarını, Allah'a ahiret gününe inanan, Allah yolunda cihad eden kimselerin amelleri gibi mi tutarsınız? Bu iki zümre Allah yanında bir olmazlar. Allah zalimler güruhuna hidayet vermez. İman edenlerin, hicret edenlerin, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanların Allah yanında derecesi çok büyüktür. Kurtuluşa, dünya ve ahiret saadetine erenler de işte onların ta kendileridir, buyurmaktadır. Katade radıyallahu anh buyuruyor.
Müşrikler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem için bakalım getirdiği dine karşılık bir şey isteyecek mi, diye meclislerinde konuşmaları sebebiyle Hak Teala Şura suresinin yirmi üçüncü ayeti kerimesini gönderdi. Bu ayeti kerimede habibim de ki ben bu tebliğime karşı yakınlarımı sevmenizden başka hiçbir karşılık istemiyorum. Kim bir güzellik kazanırsa, biz onu, bu husustaki güzelliğini artırırız. Çünkü Allah çok yarlılayıcıdır ve her iyiliğin karşılığını en güzel şekilde vericidir. Said bin Cübeyr radiyallahu anh, Abdullah ibn-i Abbas radiyallahu anhüma'dan Resul-i Ekrem'in bu ayette kast olunan yakınlarının Hazreti Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin olduğunu rivayet etmiştir. Resul-i Ekrem'in bu yakınlarını herhangi bir sebeple sevmemek büyük mahrumiyettir. Mücadele suresinin on ikinci ayeti kerimesi de Hazreti Ali şanındadır.
Bu ayeti kerimede Hak Teala ey iman edenler, siz peygambere mahrem bir şey arz etmek istediğiniz zaman bu mahrem konuşmanızdan evvel sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı, daha temizdir. Fakat bulamazsanız şüphe yok ki Allah çok yarlı ayıcı, çok esirgeyicidir buyurmaktadır. Mücahit radiyallahu anh diyor ki bu ayet I kerime ile yalnız Hz. Ali b. Ebi Talib amel ederdi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e her münacat yaptığında önce bir sadaka verirdi. Abdullah bin Ömer radiyallahu anhüma buyurdu ki Hazreti Ali'de bulunan üç şeyin bende olmasını kırmızı tüylü, siyah gözlü pek çok devenin olmasından daha çok severdim.
O üç şey de birincisi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kerimesi ile evli olması, ikincisi, Hayber kazasında Resul-i Ekrem'in sancağı ona vermesi ve üçüncüsü Resulüme bir şey söyleyeceğiniz zaman önce sadaka veriniz ayeti kerimesi ile amel edenin yalnız Hazreti Ali olmasıdır. Rivayet edilmiştir ki Hazreti Ali Radıyallahu Anh'ın bir dinar altını vardı. Bundan birer dirhem sadaka vermek suretiyle Resul-i Ekrem'den gizlice bazı sorular sordu. Bu sorular şunlardır. Ya Resulallah, Hak Teala hazretlerine nasıl ibadet edeyim? Sıdk ve safa ile, diye cevap verdi. Efendimiz. Ya Rasulallah, Cenabı Hak'tan ne isteyeyim? Dedi ki dünyada ve ahirette afiyet ve mağfiret iste. Ya Resulallah, ben ne yapıp ne işleyeyim? Hak Teala'nın ve resulünün emirlerini yap. Ya Resulallah, neyi yapmakla kurtulurum? Helal yemek ve doğru söylemekle. Ya Resulallah, hak nedir?
Ömrünün sonuna kadar İslam'ın ve Kuran'ın emirlerini yapmaktır. Ya Resulallah, şad olmak nedir? Cennettir. Ya Resulallah rahatlık hangi şeydedir? Cenabı Hakk'ın didarını görmektedir. Ya Resulallah, fesat nedir? Hak Teala'ya şirk koşmak, kafir olmaktır. Ya Resulallah, vefa nedir? Ve efendimiz buna cevaben de kelime-i şehadet getirmektir, buyurmuşlardır. Casiye suresinin yirmi birinci ayeti kerimesinde yoksa kötülükleri kazananlar, kendilerini iman edip de iyi amel ve hareketlerde bulunanlar gibi mi yapacağımızı, derim ve ölümleri bir mi olacağını sandılar? Hükmede geldikleri bu şey ne fenadır, buyrulmaktadır. Bu ayeti kerime Hazreti Ali hakkında nazil olmuştur. Zira imanı sağlam, bütün işleri Hak Teala hazretlerine yakışır, beğenilmiş ve riyasız idi. Sure-i Bakara'da Ali radıyallahu anh hakkında şu ayet-i celile nazil olmuştur.
İnsanlardan öyle bir kimsede vardır ki Allah'ın rızasını isteyerek nefsini satın alır. Allah kullarına çok merhametlidir. Ahzab suresinin otuz üçüncü ayeti celilesinde Hak Teala ehli beyt için vakar ile evlerinizde oturun. Evvelki cahiliye devri kadınlarının kırıla döküle süslerini göstere göstere yürüyüşü gibi yürümeyin. Namazı dosdoğru kılın. Zekatı verin. Allah'a ve Resul'üne itaat edin. Ey ehli beyt, Allah sizden ancak kirleri gidermek, sizi tertemiz yapmak ister, buyurmaktadır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ehli beyti Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'dir. Radiyallahu anhüm ecmain. Hazreti Ali Hakkındaki Hadis-i Şerifler Said bin Cübeyr, Abdullah bin Abbas'tan rivayet ediyor. Rad suresinin yedinci ayeti kerimesinde sen ancak bir münzirsin, eğri yolun encamını insanlara haber verensin, her kavmin de hidayet rehberisin, buyrulmaktadır.
Bu ayet I kerime gelince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ben uyarıcıyım, Ali yol göstericidir. Ya Ali, doğru yolda gidenler senin rehberliğinde giderler buyurulmuştur. Rebia bin Naci radiyallahu Hazreti Ali'den rivayet ediyor. Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem beni çağırdı. Ya Ali, sen İsa gibisin, Yahudiler ona buğz ettiler, validesi Meryem hazretlerine de iftira ettiler, Hristiyanlar da onu çok sevdiler ve kendi makamından yükseğe çıkardılar, buyurdu. Hazreti Ali buyuruyor ki halkın çoğu benim için felakete giderler. Bir kısmı beni çok sevip ashabı kirama buğz ederler. Ben onları sevmem. Bir kısmı da bana buğz edip ashabı kiramı severler. Bu iki kısım insanlar da cehennemliktir. Ben peygamber değilim, bana vahiy gelmez. Ancak gücüm yettiği kadar Kur'an-ı Kerim ile amel ederim. Sizlere Allahü tealaya itaate dair olan emirlerimi yapmanız vaciptir.
İsteseniz de istemeseniz de yapmanız lazımdır. Size masiyet emredersem itaat etmeyiniz. Zira bana itaat maruflardandır. Cabir bin Abdullah radiyallahu anh rivayet ediyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden işittim. Miraç gecesi göklerde hicaplardan geçtim. Hicapların arkasında birisi, ya Muhammed, senin baban İbrahim ne güzel babadır. Senin kardeşin Ali bin Ebi Talib ne güzel kardeştir. Ona hayır vasiyet et, dedi, buyurmuştu. Hasan-ı Basri Rahmetullahi aleyh, Enes bin Malik radiyallahu anh'tan rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resul-i Ekrem Nebiyy-i Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki cennet üç kimseye müştaktır, arzuludur. Bunlar Ali, Ammar ve Selman'dır, radiyallahu anhum. Sa'd b. Ebi Vakkas Radıyallahu Anh buyuruyor. Bir gün Muaviye bana Ali'yi seviyor musun, dedi. Ben onu nasıl sevmem?
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun için Ali'nin bana olan yakınlığı Harun peygamberin Musa aleyhisselama olan yakınlığı gibidir, buyurmuştu. Amir bin Şurahbil eş Şabi diyor ki, Cemel vakasında Hazreti Ali, Zeyd bin Serhan'ı gördü. Kanlar içinde yatıyordu. Hazreti Ali, Zeyd'in başucuna geldi. Ya Zeyd, Allahutaala sana rahmet etsin. Ben seni itimada şayan ve iyi içli bilirim. Resulullah seni methetmiş, cennet ile müjdelemiş de, dedi. Zeyd hazretleri elini kanlar içinden çıkardı Resul-i Ekrem seni de cennetle müjdeledi. Gösteriş için veya dünya taamı için değil, cenk etmek, safları birbirine vurmak ve hasımları helak etmek için senin yanında bulundun. Sultanı Kainat aleyhi Efdalüs Salavat ve Tahiyyat Ali ihlerdendir, bağileri isyan edenleri öldürür, ona yardım eden kazanır, yardımda bulunmayan iyi şeylerden uzak kalır buyurmuştu.
Bu hadis-i şerifi işittikten sonra bütün gazalarda seninle beraber olmayı, senin dostlarından olmayı çok sevdim, dedi ruhunu teslim etti, Radıyallahu Anh. Amr b. Cemuh anlatıyor. Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in huzurlarındaydım. Efendimiz, ya Amr, buyurdular. Lebbeyke ya Resulallah, dedim. Cennetin direğini göstereyim ister misin, buyurdular. İsterim ya Resulullah, dedim. O sırada Ali bin Ebi Talib oradan geçiyordu. O ve onun ehli beyti cennetin direğidir, buyurdular. Hazreti Ali r. A rivayetiyle Habibi ekrem bir hadisi şerifte şöyle buyurdular. Miraç gecesinde Cebrail aleyhisselam benim elimden tutup, cennetin süslü bir derecesinde oturdu. Bir ayva önüme koydu. Alıp kokladım. Elimde döndürürken iki parça oldu. İçinden daha güzelini görmediğim bir huri meydana geldi. Bana selam verdi, selamını aldım. Sen kimsin, dedim. Benim ismim radıye, nardıyyedir.
Hak Teala beni üç şeyden yarattı. Üst kısmım amberden, orta kısmım kafur'dan, aşağı kısmım da misktendir. Abı hayatla yoruldum. Hak Teala bana ol buyurdu, vücuda geldim. Kardeşin Ali bin Ebi Talib için yaratıldım, dedi. Ebu Zer Gıffari radiyallahu anh'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem benden ayrılan Allahü tealadan ayrılır. Ya Ali, senden ayrılan da benden ayrılır, buyurmuştur. Abdullah bin Abbas radiyallahu anhuma bildiriyor. Bir gün Fahr-i Alem sallallahu aleyhi ve sellem dışarı çıktı. Hazreti Ali'nin elini kendi mübarek eliyle tuttu. Dikkat ediniz, buna buğz eden Allah'a ve resulüne buğz etmiş olur. Buna muhabbet eden Allah'a ve resulüne muhabbet etmiş olur, buyurdu. Abdullah bin Abbas radiyallahu anhuma bildiriyor.
Resul-i Ekrem bir hadis-i şerifte İbrahim'e, ilimde, Nuh'a hikmette, Yusuf'a çektiği sıkıntılarda bakmak isteyen Ali bin Ebi Talib'e baksın buyurdu. Enes bin Malik radıyallahu anh anlatıyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yüksek huzurlarında bulunuyorduk. Hazreti Ali gelip geride bir yere oturdu. Serveri alem Hazreti Ali'yi çağırdı. Hazreti Ali geçip Resul-i Ekrem'in önünde oturdu. Ya Ali, Allahü teala seni benim üzerime dört hasletle mükerrem kıldı buyurdu. Hemen Hazreti Ali dizlerinin üzerine kalkıp başını toprağa koydu. Babam, anam, sana feda olsun ya Resulallah, köle efendisinden mükerrem, ufak dal olur mu, dedi. Resul-i Ekrem, ya Ali, Hak Teala bir kuluna ikram etmek, onu üstün yapmak isterse, o kuluna gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, hiç kimsenin hatırına bile gelmediği şeyi verir, buyurdu. Biz, ya resulallah, bu dört şeyi beyan buyurur musunuz, dedik.
Kabul edip lütuf ve latife olarak, Allahü teala ona Fatıma gibi bir hanım, Hasan ve Hüseyin gibi iki oğul ve benim gibi bir kayınpeder nasip buyurdu. Bana ise nasip olmadı buyurdular. Said bin Cübeyr, Abdullah bin Abbas radiyallahu anhhuma'nın elinden tutmuş gidiyorlardı. Zemzem kuyusunun yanında bir kısım kimseler oturmuş, Hazreti Ali'ye dil uzatıyorlardı. Abdullah bin Abbas hazretleri beni onların yanına götürün dedi. Yanlarına gittik. İçinizde Allah'a ve resulüne yakışmayan sözler söyleyen var mıdır buyurdu. Oradakiler, hayır, bizim aramızda Allah'a ve resulüne yakışmayan sözlerde bulunan kimse yoktur, dediler. İçinizde, Ali bin Ebi Talib'e dil uzatan, ona yakışmayan sözlerde bulunan var mıdır, dedi. Evet vardır dediler. Ben şehadet ederim ki Resul-i Ekrem Hazretleri'nden bu kulağımla işittim. Ali'ye kötü söz söyleyen bana söylemiş gibidir.
Bana dil uzatan Allahutaala'ya da dil uzatmış olur. Allahutaala kendisine yakışmayan sözde bulunanları, dil uzatanları yüzleri üzerine cehennem ateşine atacaktır, buyurdu. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna gelmiş olduk. Hazreti Ali Efendimiz'le ilgili Hadis-i Şerifleri sizlere inşallah bir sonraki programımızda aktarmaya devam edeceğiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatta Sallallahü Sirrahü'l Azizin Hazreti Ali Gül Murtaza isimli eserinden görüşünceye dek Allah'a emanet olunuz.