Bir İnsan, bir hatıra. Vera üzere bir hayat sürer, şüpheli şeylerden kaçınırlardı. Nerede ve nasıl, hangi yolla olursa olsun, hiçbir zaman asla haram bir lokmanın zerresinin midesine girmesine izin vermezlerdi. Haram helal hassasiyetiyle ilgili şu hatırayı Merhum Adil Kadir Kökdil amca şöyle anlatırdı. Eskiden ticarette, alışverişte senet çok kullanılırdı. Verilecek senetlerin her birine damga pulu yapıştırılması zaruriydi. Senedin resmiyet kazanabilmesi için mutlaka damga pulu yapıştırılmış olması ve onun üzerine imza atılması icap etmekteydi. Hatta, senette yazılı meblağ oranında, resmi olarak tayin edilen miktarda damga pulu yapıştırılmış olmasına dikkat edilirdi. Devlet dairelerine verilecek dilekçelerde de damga pulu istenirdi. Bu sebepten, muhasebe defteri tutanlar veya resmi dairelerde işi olanlar yanlarından damga pulunu eksik etmezlerdi.
Muhterem Üstat Sami Efendimiz de Tahtakale'de bir dükkanın muhasebe defterini tutarlardı. Bunun için sık sık gişe ve büfelerin önünden geçerken damga pulu alırlardı. Bir gün yanında bir refikiyle giderken Sirkeci'de bir küçük gişenin önünde dururlar. Büfe içindeki adamdan bir liralık damga pulu isterler. Cebinden on lira kağıt para çıkartıp verirler. Adam damga pullarını hazırlarken bir ara Sami Efendimizin gözü içerideki raflara takılır. Dikkatlice bakar ve görür ki, raflarda tekelin içki şişeleri dizilmiş. O gün için bu tür büfelerde tekel maddelerinden sadece sigara satılırmış. İçerideki raflarda tekel şişelerini görünce hemencecik adama nazik bir şekilde hepsiyle damga puluveriniz, buyurur. Dükkan sahibi adam bir an için tereddüt eder ve, hepsiyle mi, diye merakla sorar. Muhterem Üstadımız da, evet, paranın hepsiyle, buyururlar. Bu cevap karşısında adam şaşırır ve hayretle bakakalır.
Kendi kendine düşünceye dalar ve bu işe bir türlü mana veremez. Çünkü o günün parasıyla on lira büyük miktar sayılacak bir meblağdır. Bu paranın bütünüyle damga pulu alınmasının bir sırrı olmalıydı ama neydi? Dükkan sahibi adam merak içerisinde damga pulunu hazırlayıp verir. Muhterem Üstaz Hazretleri de nezaket içinde alır ve oradan ayrılırlar. Yanındaki refikleri de bu kadar fazla damga pulu almalarını merak eder. Gişenin önünden ayrıldıktan sonra muhterem Üstadımız durumu izah sadedinde yanındaki arkadaşına şöyle buyurur. Baktık gördük ki içerideki raflarda menhiyat dolu, müzkira şişeleri dizilmiş. Hiç olmazsa onun haram parasından bizim paramıza karışmasın, cebimize girmesin istedik. Bu sebepten hepsiyle pul aldık şeklinde bir açıklamada bulunurlar. Abdülkadir Kökgil amca hatırayı anlattıktan sonra kendi duygularını şöyle dile getirirdi.
Hacı Bey, işte Sami efendimizin haram helal hassasiyeti. Haram karışmış paranın cebine girmemesi için gösterdiği gayret ve fedakarlık. Dükkan sahibinin gönlünün kırılmaması için gösterilen nezaket. İhvan da bu dikkat ve hassasiyet üzere yaşamalı. Haramdan zerre bile olsa kendi kazancına ulaştırmamaya çalışmalı. Bu ölçülere riayet ederken kimsenin de gönlünü incitmemeli. Gerekirse kendinden fedakarlık yapmalı ve nezaketle davranmalı. Kemalat budur, büyüklük budur. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Bir İnsan, Bir Hatıra.