Halid-i Bağdadi Kaktesallahu Sırra Hazretleri'nin Suriye'de Şam-ı Şerif'te kabri saadeti yeni ziyarete açıldı. Bu münasebetle üstadımız da Halid-i Bağdadi Hazretleri'nden çok bahis buyururlardı. Kerimün Nefs, böyle ikrama layık, gerçekten şahsiyetli, mürüvvet sahibi müstesna bir kimseydi. Memduhatü'l ahlak, ahlakı ahlakı ilahi, ahlakı Muhammediye idi. Hamilul eda, insanlardan gelen eza, sıkıntı bunlara da katlanırdı. Beyanı bedi ve tatlı, lisanı boş, beyan ve bedi, böyle ifadesinde fesahat ve belagat olarak çok güzel, mübarek dilleri, tatlı Allah yolunda Laimin levminden korkmaz. Kınayanın kınamasından çekinmezdi. Çünkü hakkında birçok yalanlar ve iftiralar isnat edildi. Hele bir tanesi geldi ayarlanmış o hususen, büyük bir cemaatin içerisinde Halid Bin Velid Hazretleri onu mahcup etmek istiyorlar. Geldi dedi ki ya Halid ben bir rüya gördüm, nedir buyurun?
Rüyamda senin elini kestiler, af buyurun uygunsuz bir yere attılar. Ayağını kestiler, demekten hicap ediyoruz, böyle gübrenin olduğu yere attılar, artık anlayalım. Gözünü oydular oraya attılar, kulağını kestiler oraya attılar deyince buyurdu ki hemen dolabı açın, bir kese altın buna verin. Halbuki bir iftira ile geldi. Öyle öğrettiler, dedi ki sen ne güzel bir rüya görmüşsün, benim elimi kesmişler, demek ki isyana gitmeyeceğim, ayağımı kesmişler, hakeza gözümü kesmişler, hakeza, gözümü kesmiş, oymuşlar, atmışlar, demek ki ben ibretle bakacağım diye mübarek bir veli gelen kimse tabii mahcup bir halde kaldı. Ahvat ve Azayim ile amel ederdi. Böyle azimetle ameli kabul buyururlardı. Eytam ve eramil tekeffül eder. Yani fakir, yoksul onları gözetir, kendisi itham eder ve gayriden taam kabul etmezdi. Buyurdu ki,