Halid Bin Velid'in Hayatı ve İslami Dönüşümü kaydında Değerli dinleyiclerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Halid Bin Velid isimli eserinin son bölümünü sizlere aktaracağım inşallah Teala. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin irakli imana davetiyle inşallah programımıza başlıyoruz. İbn Abbas Radıyallahu Anhuma demiştir ki Ebu Süfyan bin…
Değerli dinleyiclerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Halid Bin Velid isimli eserinin son bölümünü sizlere aktaracağım inşallah Teala. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin irakli imana davetiyle inşallah programımıza başlıyoruz. İbn Abbas Radıyallahu Anhuma demiştir ki Ebu Süfyan bin Harb bana haber verdi ki Hudeybiye musalahası müddeti içinde Kureyş kafilesinin Şam'a ticaret için gittiği sırada Ebu Süfyan ile rüfekası Kudüs'te Hirakl ve Uzamai Rum nezdine davet olunarak tercüman ile bazı sualler kendisine sorulmuş. Peygamberim diyen bu zata en yakın olan hanginizdir? Ebu Süfyan der ki, neseben ona en yakın olan benim dedim. Bunun üzerine Hirakl, onu bana yakın getiriniz ve arkadaşlarını yakına getiriniz, lakin arkasında dursunlar dedi. Ondan sonra tercümana dönüp dedi ki, ben bunlara bu zat hakkında bazı sualler soracağım.
Bana yalan söylerse Rüfekası onu tekzip etsinler. Ebu Süfyan der ki vallahi arkadaşlarım yalanımı ötede beride söylerler diye utanmasaydım onun yani Resulullah hakkında yalan uydururdum. Ondan sonra sorduğu ilk sual şu oldu. Sizin içinizde nesebi nasıldır? Onun içimizde nesebi büyüktür dedim. Sizden bu sözü ondan evvel söylemiş yani indiayı nübüvvet etmiş kimse var mıydı? Yoktu, dedim. Aba ve ecdadı içinde hiç melik gelmiş midir? Hayır, dedim. Ona tabi olanlar halkın eşrafı mı yoksa zayıfları mıdır? Halkın uafasıdır dedim. Ona tabi olanlar artıyor mu yoksa eksiliyor mu dedi. Artıyorlar dedim. İçlerinde onun dinine girdikten sonra beğenmezlikten dolayı irtidat eden var mıdır, dedi. Yoktur, dedim. Hiç gadreder mi, yani nakz-ı ah sözünü bozar mı, dedi. Hayır, gadretmez. Ancak biz şimdi onunla bir müddete kadar mütareke halindeyiz. Bu müddet içinde ne yapacağını bilmiyoruz, dedim.
Ebu Süfyan der ki, bana kendiliğinden bir şey katmaya imkan verecek bu sözden başkasını bulamadım. Onunla mukatele ettiniz mi, dedi. Evet, ettik, dedim. Onunla mukadelenizin nitayici nasıldır, dedi. Aramızda tali harp nöbet iledir. Kah o bizi izhar eder, kah biz onu izhar ederiz, dedim. Peki, size ne emrediyor, dedi. Bize yalnız Allah'a ibadet ediniz, hiçbir şeyi ona şerik etmeyiniz, dedelerinizin ibadet ettiğini terk ediniz, diyor. Bize namazı, sadakayı, sıdk ve iffeti ve sıla-yı rahmi emrediyor dedim. Bunun üzerine sorduğu suallere verdiğim cevaba tercüman vasıtasıyla ayrı ayrı tasdiken cevap vererek peygamberlerin ve etba-ı rasulün böyle olması lazım geldiğini söyledi. Sonra Herakle dedi ki eğer bu dediklerin doğru ise şu ayaklarımın bastığı yerlere o zatı kerim malik olacaktır. Zaten bu Nebiyy-i Zişan'ın zuhur edeceğini bilirdim lakin sizden olacağını tahmin etmezdim.
Halid Bin Velid'in Hayatı ve İslami Dönüşümü ne anlatıyor?
Halid Bin Velid'in Hayatı ve İslami Dönüşümü kaydında Değerli dinleyiclerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Halid Bin Velid isimli eserinin son bölümünü sizlere aktaracağım inşallah Teala. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin irakli imana davetiyle inşallah programımıza başlıyoruz. İbn Abbas Radıyallahu Anhuma demiştir ki Ebu Süfyan bin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Onun üzerine varabileceğimi bilsem o zatı şerifle mülakat için her türlü zahmete katlanırdım. Yanında olaydım, arzı hizmet ederek ayaklarını yıkardım dedi. Sonra Hirakl, Mektubu Şerifi Risalet Penahi'yi istedi. Dıhye Vedatı ile Busra Emirine gönderilen bu mektup onun tarafından da meşhur Hatim-i Tai'nin oğlu Adi ile birlikte Dıhye de refakat ederek Hirakl nezdine gittiler ve name-i şerifi Kayser'in eline sunan da Dihyedir. Herakle aldı, okudu. Bismillahirrahmanirrahim. Allah'ın abdi ve Resulü Muhammed'den Rum'un büyüğü Hiraklle. Tarik-ı reşat ve hidayete ittiba edenlere selam olsun. Badeza seni daveti İslam ile Müslümanlığa davet ederim. Daireyi İslam'a gir ki selamette kalasın ve Allahutaala sana ecrini iki kat versin.
Eğer kabul etmezsen fakir çiftçilerin günahı senin boynunadır ve Ey Rasulu muhasam, Yahudi ile Nasara'ya de ki ey ehli kitap gelin hem bizce hem sizce alesseviyye makbul olan bir hak söz üzerine ittifak edelim. Gelin Allah'tan başkasına ibadet etmeyelim ve ona hiçbir şeyi şerdik edinmeyelim. Allah'ı bırakıp da birbirimizi rab ittihaz etmeyelim. Aldırmazlarsa onlara öyleyse şahit olun biz Müslimiz deyin. Ebu Süfyan der ki, herak diyeceğini dedikten ve Mektubu Şerif'in kıraati bittikten sonra yanında gürültü çoğaldı, sesler yükseldi. Biz de yanından çıkarıldık. Arkadaşlarımla yalnız kalınca onlara dedim ki İbni Ebi Kepçe'nin yani Resulullah'ın işi hakikaten azimet peyda ediyor. Baksanıza. Beni asfer meliki ondan korkuyor. Artık Resulullah efendimizin galip geleceğine ta Cenabı Hak İslam ve inkıyadı kalbime ithal edinceye kadar yakînim berdevam oldu.
Herak Beyt-i Makdis'e geldiği zaman game göründü. Patriklerinden yani umerasından bazıları ona senin halini başka türlü görüyoruz dediler. Betur Makdis sahibi ve Hirakl'in dostu olup Şam Nasara'sına piskopos tayin edilen İbni Natur der ki, Hirakl nücuma bakar, kehanete aşina bir kimseydi. Bu suale maruz kalınca onlara bu gece nücuma baktığımda Hitan melikini zuhur etmiş gördüm. Bu ümmet içinde sünnet olanlar kimlerdir diye sordu. Yahutdan başka sünnet olan yoktur. Onlardan da sakın endişe etme. Dahili şehirlerine yaz oradaki Yahudileri katletsinler, dedi. Derken o sırada Tiraklin huzuruna Gassan Meliki tarafından Resulullah Efendimiz Hazretlerine dair isali habere memur olarak gönderilmiş bir adam getirdiler. Hirakl o adamdan havadis alınca gidin o adam sünnetli midir değil midir bakın dedi. Sordular ve sünnetli olduğunu bildirdiler.
Sonra gelen adamdan kavmi Arap sünnetli midir, diye sordu, sünnet olurlar, cevabını aldı. Bunun üzerine Herakle bu milletin meliki işte zuhur etmiştir dedi. Sonra Hirakl Roma'da ilimce kendi naziri olan bir dostuna mektup yazıp Humusa gitti. Humustan ayrılmadan o dostundan Hazreti Nebinin zuhur ettiğini ve zatı şerifin peygamber olduğu hakkındaki rehine muvafık geldi. Müteakiben Hirakld, Humustaki bir köşküne Uzamai Rum'u davet ederek kapıların kapanmasını emretti. Sonra yüksek bir yere çıkıp ey Rum cemaati, bu zata bey'at edip de felah ve rüşte nail olmayı ve mülkünüzün payidar olmasını istemez misiniz diye hitap etti. Cemaati yabani şekler gibi süratle kapıya doğru koşarak hücum ettilerse de kapıyı kapalı buldular. Hirakl bunların bu derece nefretlerini görüp iman etmelerinden meb yüz olunca bunları geri çevirin diye emretti ve onlar da döndü.
Deminki sözlerimi dininize olan şiddeti temesükünüzü öğrenmek için söyledim. Bunu da gözümle gördüm, dedi. Bu söz üzerine oradakiler rızalarını, memnuniyetlerini beyan ile kendisine tazimen secde ettiler. Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh Irak'tan Şam'a tahvil-i memuriyet edince Hazreti Ebu Ubey'de'nin nezareti altında kumandanlık vazifesini ifa ediyordu. Filistin havalisindeki muvaffakiyetini beyan zımnında Amr İbnü'l As radiyallahu anh, Amir radiyallahu anh'ı Halife Ebu Bekir Sıddık'a gönderdi. Hazreti Halife de Amr İbnü'l-As'ın tahsin ile Ebu Ubeyde Hazretlerinin nerelerde bulunduğunu ve harp edip etmediğini sordu. Amir de Şam üzerine Asakir-i İslamiye'nin geldiğini, Hirakl'in duyarak bütün askerlerini Şam'a gönderdiğini ve Hazreti Ebu Ubeyde'nin dahi Şam üzerine varmaya ikdam etmeyerek belki İslam'a bir zarar gelir diye şema yakın bir mahalde ikamet eylediğini söyledi.
Hazreti Halife'de hazır-ı meclis olan Ashab-ı Kirama Hazreti Ebu Ubeyde'nin, cengü cidal etmeden ve bir adam şehit olmadan asanlık ile Şam gibi bir vilayeti fethetmesi bir emri muhaldir. Makul ve münasip olan Hazreti Ebu Ubeyde'yi seraskerlikten azletmektir dedi ve onlar da burayı kabul etmeleriyle Halid bin Velid Radıyallahü Anha, Zildeki Mütercem Name-i Şerif Tasdir buyruldu. Ben ki halife I resul Ebu bekrim. Ya Halid, sana nağmen varınca malumun ola ki Ebu Ubeyde ile Şam üzerine tayin ettiğim asakir-i İslam'ın cümlesine seni serasker nasbettim. Hazreti Ebu Ubeyde'yi azlettim. İmdi, sen dahi dini İslam uğrunda Hak Teala ve Resulünün düşmanları olan küffar ile cenk ve cidal etmekte tekasül ve ihmal etmeyesin. Ebu Bekri Sıddık.
Halife Ebu Bekri Sıddık Hazretleri'nin Name-i Hümayunları Halid Bin Velid'e vasıl olduklarında sen askerliğin kendi uhdesine tevcih buyrulduğuna dair Hazreti Ebu Ubeyde'ye ammir ile bir mektup gönderdi ve kendisi de askerleriyle beraber Şam'a azimet ettiler. Hazreti Ebu Ubeyde, emri Müşavün ileyhin gönderdiği mektuba muttali olduk da emir halifenindir, seraskerliğe Halid layıktır diyerek Hazreti Halid'in seraskerliğini Asakir-i İslamiye'ye ilan buyurdu. Bu ümmetin emini olan Ebu Ubeyde Hazretleri'nin gayeleri Rızaullah olduğundan Halife ve Emiri'l-müminin Hazretleri'nin bu emirnamei celilelerine zerre kadar teessür göstermemişlerdi. Rıdvanullahi Teala aleyhim icmain. Hazreti Halid bin Velid icrai harekatına dair makam-ı hilafete mufassal malumat göndermezdi. Hazreti Ömer de mesuliyet esasına muhayir olan bu vaziyeti Badem'a takip etmemesini kendisine ihtar etmişti.
Hazreti Halid bin Velid de verdiği cevapta Hazreti Ebu Bekir'in devrinde bile bu hareketi takip ettiğini, binaen aleyh yeni halifenin devrinde de onu değiştirmeye mahal bulunmadığını yazmıştı. Hazreti Ömer de Hazreti Halid'in bu müstakilane hareketini tasvip etmedi. Bazı hatalarını da gördüğünden asletmişti. Abdullah bin Amir fütuhat hakkında Hazreti Ömer Mektubu Mütala ile asakir-i İslamiye'nin her tarafta Selli Seyf I Mücahidaneleriyle Mansur ve muzaffer olduklarından mesrur olarak Ashab-ı Kiram'ı Mescid-i Şerif'e davetle müessir bir hutbe okudular. Cenabı Hakk'a şükürler olsun, dini Celil-i İslam sayesinde askerlerimiz Mansur ve muzaffer olmuşlar, o tarafta birçok mimarlık elimize geçmiştir. Malumunuz olsun ki ben Ebu Ubeyde-i Serasker nasgıyla Halid Bin Velid'i emanetten astlettim. Zira bazı cihetlerde hatası görüldü.
Uzardan birisi kıyam ile dedi ki ya Emiral müminin, alemi İslam'a bu kadar hizmeti sevk eden Halid'i niçin azlediyorsun? Ben kendisini sir askerlikten azlettimse hizmetinden, Bahadırlığından değil. Halid'in son derece ibraz eylediği hidemat-ı hasenesi bence müsellemdir buyurdular. Minberden inip serasker I Cedid Ebu Ubeyde'ye bir mektup yazdı ve Abdullah'a verdi. Mektubunuz bize vasıl oldu. Nail olduğunuz muzafferiyetten dolayı Cenabı Hakk'a şükürler eyledik. Halid bin Velid'i seraskerlikten az ve seni emir-i Şam nasp eyledin. Bu emir geldiği zaman Hazreti Seyfullah Ceng'e girmiş, Yermuk Harbi'nin en şiddetli zamanındaydı. Medine'den gelen Abdullah'ın yanına bazı zevat gelerek havadis öğrenmek istemişlerse de halife tarafından imdat gönderilmek üzeredir gibi sözlerle geçiştirilip hakikati hal ketmedilmişti.
Çünkü o zaman el değişecek zaman olmadığından Hazreti Ebu Ubeyde muvakkaten olsun bu emri ketmetmiş ve bu suretle Hazreti Ebu Ubeyde büyüklük ve emin-i ümmetlik göstermiş ve bilahere ilan edilmiştir. Hazreti Seyfullah, manz olduğunu anlayınca asla müteessir olmayarak biz halifemize itaat ederiz diyerek geri çekildi. Bu kadar yararlılıkları, fedakarlıkları olduğu halde azledilmesi askerlerce kıylukali mucib olduğunu müşahede eden Halid bin Velid Hazretleri derhal umum askere hitaben, ey guzatı kiram, bizim maksadımız i'layı Kelimetullahtır, emirülceiş olmak değildir. İslamiyet ilerlesin, afetabı Şevketimiz parlasın da emirülceiş kim olursa olsun bundan ne çıkar? Benim bu kadar muharebelerde her türlü marekelerde can atıp muharebe etmekliğim emiri asker olmak fikrine mebni değil ancak tısaullah içindir.
Düşmanın istifade edeceği ihtilafatta bulunmamanızı tavsiye eder ve bundan böyle sıradan bir nefer gibi dini ali uğrunda fedayı can etmeyi deruhde eylerim. Hazreti Seyfullah'ın bu sözleri askerleri teskin eyledi. Herkes bu derece alicenap olduğuna taaccüble mehasin ahlakını takdir eylediler. Bununla beraber yine orduda Hazreti Ebu Ubeyde'nin nezareti altında kumandanlık vazifelerinde bulunarak daha birçok fütuhatta bulunmuştur. Hazreti Ömer dahi müteakiben bütün memurini hükumete bir tamim göndererek Hazreti Halid'in muhilli-i namus bir hareketten yahut hizmetinden adem-i memnuniyetinden değil, ancak halkın ona pek müfrit teveccüh göstermesinden ve onu her şeyin faili addetmesinden dolayı yalnız başına bir insanın hiçbir şeyi yapmaya muktedir olamayacağını göstermek için azlettiğini bildirmiştir.
Hazreti Halid'in muvaffakiyatı mütevaliyesi ve fütuhatı azimesi cihetiyle hasbel beşer kendisine ucub ve hod pesentlik gelmek tehlikesinden mikayeten Hazreti Ömer Radıyallahu Anh ona tedbir-i mürsidaneyi tensip buyurmuşlardır ve bu suretle ümmeti İslamiyet'de gayet ali ve zişan bir kumandan daha yetiştirmişlerdi ki Aşeri Mübeşşere meyanında yegane eminul-umme unvanı celili ile mübeccel bulunan Hazreti Ebu Ubeyde'nin nam-ı alisini de aleme öylece göstermişlerdir. Hazreti Halid bin Velid şecaatte olduğu gibi sehavette dahi vasfı gaye-i aliye olmuştur. Nitekim Ebu Hüreyre'den rivayet edilmiştir ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri zekatı emrettiğinde İbni Cemil, Halid bin Velid'in, Abbas bin Abdulmuttalip'in zekat vermedikleri Hazreti Ömer vasıtasıyla Resul-i Ekrem Efendimiz hazretlerine haber verilmişti.
Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurdu ki İbni Cemil zekattan nasıl imtina edebilir ki? O fakirken Allah'a peygamber onu ikna etmiştir. Halid'e gelince siz Halid'den zekat istemekle ona zulmediyorsunuz. Halid zırhlarını vakfetmiştir ve bu harp levazımı Allah yolunda cihat için hazırlanmıştır. Abbas bin Abdulmuttalip ise Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin amcasıdır. Zekat ona vaciptir. Abbas'ın zekatı miadından evvel Keremen bir misliyle beraber verilmiştir. Halid bin Velid malik olduğu atını, zırhını vesaire levazı mı harbiyesini Allah uğrunda cihada vakfı tahsis etmişti. Levazımı cihat ise zekattan muaf idi. Bu sebeple Resul-i Ekrem Hazretleri Halid bin Velid'den zekat istenilmesini zulüm addetmişlerdir. Şarihlerin ifadelerine göre Halid bin Velid'in malını, Farsullah'tan esirgemesi şöyle dursun.
At ve esliha ve edevatını fisebilillah cihada vakfetmiş olduğundan Sena buyurmuşlardır. Halid Bin Velid Radıyallahu Anh marazı mevtinde şöyle buyurmuştu. Şimdiye dek yüz kadar muharebede bulundum. Bedenimde ok, kılıç, mızrak yarasından hali bir karışır kalmamış olduğu halde hamdolsun işte şimdi i'layı Kelimetullah uğrunda fedai can ediyorum. Rahat döşeğimde öldüğüme üzülüyorum. Korkakların gözleri uyumasın buyurmuş ve teslimi ruh etmiştir. Hicretin yirmi yedinci senesinde irtihal etmiştir. Bu gazi-i şecaat Aver'in makberi sükunu Humus şehri kenarındadır, Radıyallahu Teala Anh. Humus'ta Halid bin Velid Camii'nin kapısı üstündeki kitabenin tercümesi. Bu sahabe-i kiramdan Seyyyidina Halid bin Velid Hazretleri'nin camidir. Tevatüren mübarek makamlarının burada olduğu sabit olmuştur. Hicri altı yüz elli üç yılında Sultan Baybars tarafından bina edilmiştir.
Bilahire Hicri bin üç yüz on sekiz yılında Sultan Abdülhamid Han-ı Sani yıkılıp yeniden yapılmasını emretmiştir. Bu tehdit işi önce mezkur sultanın ihsanlarıyla, sonra fazilet erbabının gayretleriyle ancak bin üç yüz altmış üçte gerçekleşebilmiştir. Halid bin Velid'in müzeyyen türbesi içinde yanlarında kıble cihetinde kendi oğlu Abdurrahman bin Halid medfundur. Camin, Şimal-i Şarkı köşesinde iki mezar taşıyla belirtilen yine kendi oğullarından Ömer bin Halid ve yanında da Hazreti Ömer bin Hattab'ın oğlu Abdullah Metfun'dur rahmetullahi aleyhim rahmeten vasia. Camus Sahir'den. İbni Kuteybe'nin kavline göre Hazreti Halid'in Şam'da birçok zürriyeti varmış. Kırkı bir taunda vefat ederek munkariz olmuşlardır. Bir oğlu Said b. Halid Şam havalisinde şehit olmuştur. Diğer oğlu Abdurrahman b. Halid de kumandanlardan olup gadren katledilmiştir.
Evlat veya ahfadında Nurettin'in şehit olduğu bazı kayıtlarda görülmüştür. Suriye'de Humus şehri kenarında Halid bin Velid cami-i şerifi içinde, Şimal-i Garbi köşesinde medfun, Halid Bin Velid'in türbesi kapısı üstünde şunlar yazılıdır. Resulullah şöyle buyurmuştur. Halid Bin Velid Allah'ın kılıçlarından bir kılıçtır. Halid Bin Velid Allah'ın ve Resulünün kılıcıdır. Halid Bin Velid Allah'ın müşrikler üzerine çektiği kılıçlardan bir kılınçtır. Halid Allah'ın kılıçlarından bir kılınçtır ve kavmin ne güzel yiğididir. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünün de sonuna gelmiş olduk. Bu bölümle birlikte Hazreti Halid Bin Velid isimli eseri de hitama erdirmiş olduk, tamamladık elhamdülillah. Bir sonraki bölümümüzde başka bir eserle buluşmak, görüşmek dileğiyle. Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Halid Bin Velid'in Hayatı ve İslami Dönüşümü | Mihmandar