Değerli dinleyicilerimiz, UAH'abe serimizin ikinci cildine Hakkı Batilla Örtmeyin başlıklı konuyla devam ediyoruz. Allahutaala buyuruyor ki Hakkı batılla karıştırmayın ve hakkı bildiğiniz halde saklamayın. Tefsir-i Hazin ve Fahr-i Razi'nin beyanı vechile Hak'la murad Tevrat'ta beyan buyrulan Evsaf-ı Resulullah'ı tağyir ettikleri, yanlış yazdıkları şeylerdir. Yahudiler hasetlerinden dolayı hakkı tebdille batılı terviç ederek halkın zihinlerini iğfale çalıştıklarından Cenabı hak bu ayetiyle onları telbisten nehyetmiştir. Her ne kadar bu ayet-i celile Yahudiler hakkında nazil olmuşsa da hükmü umumi olduğundan her mümin de hakkı batıla karıştırmaktan nehy yolunmuştur.
Binaenaleyh gerek şahsi ve gerekse başkasına müteallik hususatta ve gerekse menafii umumiyeye ait ahvalde hakkı batıla karıştırmak ve batılı yani haksız bir şeyi terviç ile kabul etmek ve hakkı setretmekten bilcümle müminler memnundurlar. Helaki azim o kimseler içindir ki, onlar kitabın tahrif ve tağyir olunan ayetlerini kendi elleriyle yazarlar ve azıcık bir para almak için yazdıklarına işte şu bizim yazdığımız tarafı ilahiden nazil olan ayetlerdir derler. Onların elleriyle yazdıkları şeyler sebebiyle helakı ebedi onlar içindir ve kesbettikleri cinayetten ebedi azap onlara mahsus hazırlanmıştır. Bu ayet-i celilede Yahudilerin batıl olarak yazdıkları şeyleri Allahutaala ve Tekaddes Hazretlerine istinat ettikleri cinayet beyan buyurulduğu gibi, zuafa-yı nas'ı idlal ettikleri ve azıcık bir dünya menfaati için işledikleri denayet ve cinayetler de beyan buyrulmuştur.
Batıl üzerine başkasının malını velev ki rızası olsa da almak haram olduğuna bu Ayet-i Celile delalet etmektedir. Sure-i Bakara'da O kimseler ki onlar Allah'ın kitabından inzal ettiği ahkamı saklarlar ve sakladıkları ahkam mukabilinde az para alır ve onunla intifa ederler. İşte şu ahkamı saklayan kimseler ancak karınlarında ateş yerler ve kıyamet gününde Allahü teala onlara nazarı inayetle söz söylemez ve onları tezkiye etmez. Onlar için azabı elim vardır. Fahr-i Razi'nin beyanı vechile bu ayeti celile Yahudi uleması hakkında nazil olmuş ve onları aleme karşı rüsvay etmiştir. Onların sakladıkları ahkam Resulullah'ın evsaf-ı celileleridir.
Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin zuhuru onların riyasetlerinin zevaline ve kavmi tarafından kendilerine verilen atıyelerin de kesilmesine sebep olacağı korkusuna binaen Tevrat'taki ahkamı saklayarak ahir zaman nebisinin kendilerinden geleceğini beyan ederlerdi. Bazı ahkamı da zenginlerin keyfine göre tevil ederek bir miktar para alırlardı. Bu Ayet-i Celilenin hükmü umumi olduğundan Kuran-ı Azimüşşan'ın ahkamını da kendi aklına göre tevil edenler ve batılı tervice çalışanlar ve kendi menfaati ve başkalarının keyfi için Ayet-i Celileyi yalan yanlış tefsire kalkışanlar, bu Ayet-i Celilede beyan buyurulan azabı elime duçar olacaklardır. Bu Ayet-i Celilede Kitabullah'ın ahkamını saklayanların dört suretle azaba müstahak oldukları beyan olunmuştur. Birincisi, karınları dolusu ateş yemeleridir.
Çünkü haram lokma yemek için ahkam-ı ilahiyi tağyir ile mukabilinde aldıkları para ateş mesabesinde olacağından ahirette de karınları dolusu ateş yiyeceklerdir. İkincisi, Vacib Teala ve Tekaddes hazretleri onlara kıyamet gününde lütuf ile söz söylemeyip gazap ile tekellüm edecektir, konuşacaktır. Üçüncüsü, Allahutaala hazretleri onları günahlarından tahhir etmeyip sena etmemiştir. Dördüncüsü, acıtıcı azapla muazzep olacağı beyan olunmuştur. Hülasa. Mesail-i diniyeyi saklamak haram olup, mesaili diniyeyi izhar etmek ve muhtaç olanlara öğretmekte bir alim için vacip olduğu bu ayeti celile'den müstefat olunmaktadır. İşte şu ahkamı saklayanlar o kimselerdir ki onlar hidayeti dalalete ve mağfireti azaba değiştiler. Halleri böyle olunca onlar cehennem azabına ne acayip sabrediyorlar. Fahr-i Razi'nin beyanı veçile dünyada insan için meziyet, ilimle beraber doğru yolu tutmaktır.
En çirkin şeyse cehaletle beraber ahlak-ı zemime ve ahvali kabihadır. Hidayeti en çirkin olan dalalete değişmek kadar insanın kendi nefsine hıyanet ve cinayeti olmaz. Mağfireti de azaba değişmek kadar insanın kendi nefsine zarar irtikabı olamaz. Ahkam-ı ilahiye tağyir eden ve hakkı saklayan kimseler, hidayeti terk ile dalaleti ihtiyar, mağfireti terk ile azabı iltizam ettiklerinden kar yerine zarar satın almış gibi oldular ki, ayet-i celile'de iştirak yani satın almak tabiri buyrulmuştur. Şu beyan olunan ahval ise taaccübe şayan olduğundan, Hak Teala Hazretleri onların batılı irtikabla cehenneme girmelerinden, ateşi irtikapla cehenneme sabretmelerinin ne acayip olduğunu buyurmuştur. O kimseler ki, onlar bizim insanlara kitaplarında beyan ettiğimiz Hakk'a delalet eder ve doğru yolu gösterir hidayete müteallık ahkamı saklarlar.
İşte ahkamı şer'iyyeyi insanlardan saklayan kimselere Allahü Teala ve bilumum lanet ediciler lanet ederler. Bu ayeti celilenin Yahudi uleması hakkında nazil olduğunu beyan edenler var ise de, esah olan dinin ahkamından bir şeyi saklayan kimselerin cümlesine şamildir. Lanete istihkaka sebep ahkam-ı şer'iyeyi saklamaktır. Şu halde insanların muhtaç oldukları ahkamı saklayanların cümlesine de lanet vardır. Ulum-u diniyeyi nas'a talim etmek vacip olduğundan, talim mukabilinde ücret almak caiz olmadığına bu ayet-i celile delalet eder. Şu kadar ki ulum-u diniyeyi halka izhar, farz-ı kifayedir. Binaenaleyh bazılarının nasa talim I din etmeleriyle diğerlerinden sakıt olur. Fakat ahkamı dini insanlara öğretmekten sükut ederlerse, farzı terk ettiklerinden dolayı cümlesi günahkar olur. Yani lanet etmek şanından olan ins ve cinnin cümlesine şamildir.
Hatta ehli measinin günahları yağmur yağmamasına sebep olduğundan aç kalan bilcümle hayvanat, voş, tuyur, aşarat nimetten mahrum olduklarından nimetin enkıtaına sebep olanlara lanet ettikleri rivayet olunmuştur. Ancak her mahluk kendine mahsus lisanla lanet eder. Değerli Nevjler, Musahabe serimizin bu bölümünü Hakkı Batilla örtmeyin konusuyla bitirmiş bulunmaktayız. Bir sonraki programımızsa Mükerrem İnsan konusuyla devam edeceğiz inşallah.