Euzubillahinnişşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Günümüzde çok önemli olması hasebiyle, ahlak üzerinde durmak istiyorum Rabbimizin lütfuyla. Bir kere güzel ahlak, senedün dil fukara. Bu tabir dervişler için de kullanılır. Fakirler için de diyebiliriz. Maddem fakir olan da olabilir, manen fakir olan da olabilir. Onların en büyük dayanağıdır. Ve zeynün lilaniye zenginler için de güzel ahlak bir süstür. Zenginlerin de süsüdür güzel ahlak, fakirlerin de dayanağıdır. Ahlakta, edepte insanlar üç kısımdır. Birincisi dünya ehli, ikincisi din ehli, üçüncüsü de din ehli içerisinde seçkin olanlar. Dünya ehli için edep ve ahlak daha ziyade güzel konuşmak, güzel ifade etmek, ilimleri muhafaza etmek, ilim sahibi olmak ve kendisine ikram edilenlere teşekkürde bulunmak. Din ehli için ise edep ve ahlak. Din ehli için nefislerinin ıslahı Onu düşünüyor Acaba nefsim nasıl irşad olur, nasıl ıslah olur?
Ve terk-i şehevat, hayvani duygularda ölçülü olmak. Mesela, yüce dinimizin helal kıldığı hususlarda. Mesela yeme içme arzusu ölçülü olmak. Yatıp uyumada, fazlasında günah yok ama, edeben, ahlaken ölçülü olmak. Mesela sevgisinde, muhabbetinde aşırı gitmemek. Allah'ımızın muhabbetine mani olacak bir şekli arz etmemek. Şüpheli olanlardan da kaçmaktır. Ve tecridü taat ibadet ve taatini riyasız, kibirsiz, ucubsüz, kendini beğenme gibi, taatlerini başkasına duyurma gibi ve gösterişten arıyı, arı, temiz kılmaktır. Ve'l-müsarraati ileş ilel hayrat hayırlı olan işlerde adeta bir yarışa girmektir. Aynı zamanda ve te'di bil-Cevari azalarımızı ne için yaratılmışsa o yolda kullanmaktır. Azalarımızla isyana gitmemektir. Mesela en önemli olan dil. İkincisi, ma'muz.
Ve taharetil nesrar gönül alemimizi ibadetle, taatle, evratla, ezkarla, zikirle, istiğfarla, tevhidle, salahü selamla rabıta ve murakabelerle nur gibi itmektir. Ve hıfzul hudut Allah'ımızın koymuş olduğu sınırı aşmamaktır. Mesela ticarette faize gitmemektir. Kara borsacılığa gitmemektir. İhtikar. İnsanlara lazım olan mal ve mülkü, lazım olan eşyayı pahalanınca satarız diye hapsetmemek ve insanları aldatmamak. Mesela Allah'ımıza kullukta O'na taatsiz olmamak. Çünkü biz kuluz. Bunun yanında ailevi hayatımızda sadece nefsi yönleri düşünüp edeb-i erkan yönünü ihmal etmemektir. Dinimizde artık mesafe kaydeden, dini hususlarda riayetkar olan çok gayretli aslında buradaki hususiyet dinimizin emirlerini takva cihetiyle yerine getirenlerdeki ahlak şu olmalıdır. Kalplerimizin arınmasıdır. Küfürden, şirkten, nifaktan Cenabı Hak'tan gayrı bütün hallerden ve müraatil esrar, iç alemimizi gözetlemek.
Acaba gönlümüzdeki muhabbet Rabbimizin sevdiği değerlere mi sevgi var yoksa sevmediklerine mi muhabbet var, bunu çok derin bir şekilde düşünmektir. Vel vefai bil'l-ugd badel uhud vermiş olduğumuz söze sadakat göstermek ta ruhlar aleminde söz verdik zaten Rabbimize. Rab olduğunu kabul edip itaat etme hususunda. Ve hıff-ül Vakt. Hangi an olursa olsun sadece camiye gelince değil, onun dışında da Allah'ımızın emirlerine dikkat edip isyanda bulunmamak. Ve Yersiz düşüncelere kat'iyyen meyletmemek ve istiva-i sırr-ı maal yelen gizli ile açık hallerinin bir olması. Böyle bir zümre zamanımızda azalmakla birlikte hayırlı insanların yanında dikkat ettiğimiz gibi yalnız kaldığımızda da dikkatli olmaktır. Hatta vaktimizi huzurla geçirmek ki o Fecr suresindeki, Fecr suresindeki son ayetlere işaret eder.
O nefsini irşad etmiş, ıslah etmiş mutmain olan, gönül huzuruna eren Cenabı Hakk'ın hitabına muhatap olan kimselerdir. Sadık bir dervişin edebi üzerinde durunur ve üç şekilde izah koyulur. Kimseden bir şey istememek, muhtaç da olsa ve verileni reddetmemek. Eğer verilmiş ise onu saklayıp daha bir ikramı elde etmek için yoksulluk göstermemektir. Aslında güzel olan huy, iç alemimizi yersiz düşüncelerden kurtarmaktır. Belki azalarımız da yapmamış olabiliriz ama bununla birlikte kalbimizden de bir kötülüğün geçmemesi Nasıl olacak bu ne kadar uğraşsak bir türlü baş gelemiyoruz Öğleye yakın bir saatteyiz Biz karanlık var mı? Yok. Neden? Güneş doğmuştur da onun için.
Gönlümüze istiğfarın nedamet güneşi tevhidin şuhud hali bizzat yaşanması salatü selamla Efendimizle kurulan sallallahu teala aleyhi ve sellem münasebet ölüm tefekkürüyle dünyanın muhabbetinin gönlümüzden çıkma ışığı rabıta ile ilahi nurun zuhuru sebebiyle karanlıktan eser kalmaz. Yersiz düşünceler bu şekilde yok olmuş olur. Vel inkıtavenil hased ve ladavet Mümin kardeşlerine hasetlik ve düşmanlıktan sakınmaktır. Ahlakı üç kısma ayırmışlardır. Birincisi genel. Bu genel olan umumi olan huyda Doğru da olsa boş kelamları terk etmektir. Şunu düşünürsek boş kelam etmeyiz. Bütün yazılanların, çizilenlerin, konuşulanların melekler tarafından yazıldığını, defterimize geçtiğini bilsek. Duymuştum. Dedemin evlatlarından biri. İrtihalettir, ruhu şad olsun. Hanımına bir gün der ki, hanım, beni çok konuşturma, çünkü melekler hep kaydediyor, yersiz söz söylemiş olmayayım.
Fakat bunu edep ölçüsü içerisinde ifade etmek gerekir. İşte mürşidimizdeki asıl seçkinlik bu idi. Bir ikazında dahi edebi muhafaza etmesi. Onda bile, bütün dini ölçülere takvaya dikkat etmesiydi. Yine haber verilirken birincisi bu. O sözlerden doğru da olsa doğru sözü uzatmamak. Seçkin insanlarda ise hayırlı olan işlere meyletmek ve bu hayırlarla meşgul olmak. Hayır olan ne ise bunları yerine getirmektir. Daha seçkin olanlarda ise Allah'ımızın nimeti ilahiyesini bilmektir. İstilahi olarak tarif edilirken bunun sözlük anlamı var, bir de genel hepimizin bileceği bir husus. O da hüve ictimavuhisalil hayr bütün hayırları içerisinde toplamaktır. Daha gönlün de bir huyu vardır. Bu da övülen güzel hasletleri elde etmek ve bu hususta gayretli olmaktır ve o güzel hasletleri bizzat yaşamaktır.
Kalbin güzelliklerle donatılması red olunan dinimizin ve ilmin şer'in kabul etmediği düşünceleri yok edip, Allah'ımızın sonsuz nimetini tefekkür ederek yaratmış olduğu varlıklar da onun esrarını görebilmektir. Yine bir dervişin dikkat edeceği hususlardan şunu da beyan buyurmuşlardır. Bir kere ziyaret ettiği Evliyaullah'ın kabrinde onların ölü olduğu düşüncesine kapılmamalıdır. Çünkü onlar diridirler. Duymuyor diye de zannetmemelidir. İşte ölmüştür nereden görecek, nereden bilecek, nereden duyacak da demeyin. Bir kere onlar berzah dindiği zaman dünya ile ahiret arası orada bir kere onlar Hayy'dır, ruhani hayat ile diridirler. Eğer bir kimse bir velinin kabri yanında bulunuyorsa ve Allah'ı da Celle Celalü, onun yanında zikrediyorlarsa Allah'ımız Onun ruhunu iade ederek kabrinde oturur. Ve yelkurullaha mahu onunla beraber de zikrederler.
Bunu İmamı Şafii Ali Rahmetü'l-Vali Hazretleri beyan buyurmuştur ve birçok da bu hakka dair bilgiler mevcuttur. Allah'ın sevgili dostlarından sırr-ı sakati, katdesallahu sırra ahlakı, edebi tarif buyururken, aklın tercümanıdır. Demek ki herkes edebi kadar akıllıdır. Aklı kadar şerefli, şerefi kadar da kıymetlidir. Çok malumatım var, her şeye aklın yeter diyerek değil, edebiyle üstündür. Abdullah bin Mübarek şöyle buyurur Biz çok ilimden ziyade az edebe muhtacız. Zaten huy edep, ahlak nezaket olarak bildirilir. Yalnız bu nezaketi dıştan gösterip içten Allah korusun akrep gibi sokmak değildir. Çünkü dost görünümlü, şu alemde çok düşman vardır. Dost görünümlü. Bunun için dedem Rahmetullah Ali bir kısım ziyaretçileri huzurundan ayrılırken şunu söylermiş. Şol yüzleri dost, özleri düşmandan usandım. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bir kısım insanların aleyhinde konuşur.
Huzuruna geldikleri zaman iltifat buyurur. Aişe Sıddıyka Valide'miz sormuş. Ya Resulallah biraz evvel aleyhinde konuşuyordunuz. Fakat gelince sevgi gösterdiniz. Neden? Ya Aişe zararını def etmek için, eğer iltifat etmesek daha büyük yaralar açar bu. Nezaket, zarafet, saygı, hal ve tavırlarda incelik. Bunun için Mevlevilerde meşhur olan bir söz var Ehli irfan arasında aradım, kıldım talep, her hüner makbul imiş, illa edep, illa edep. Ölü ahlak, edep kelime olarak insanın hataya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü davranmasını sağlayan melekedir. İnsanın hataya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü davranmasını sağlayan meleke hasrettir. Söz ve davranışlarındaki ölçüllük her hususta haddini bilip sınırı aşmama, terbiye, nezaket ve zarafettir. Mesela Şair'in abi var Süleyman Paşa ile kutsi mekanlara gidiyorlar.
Giderken Süleyman Paşa, herhalde uyku galebesiyle ayaklarını uzatmış. Uzattığı tarafta da efendimiz aleyhissalatu vesselamın kabri saadeti var. Şair Nabi, edeb-i Muhammediyyesi ile şunu söyler Sakın terki-i edepten, kuyu-i mahbubi hudadır bu, Nazargah-ı İlahidir, Makam-ı Mustafa'dır bu. İmam-ı Azam Rahmetullahi Ali Hazretleri'ne doktor gelir, ayaklarını uzatmasını söyler. Fakat ayaklarını başka istikamete uzatır. Ya İmam, neden böyle yaptınız deyince, ayağımı uzatmamı emrettiğiniz tarafta hocam Hammad Hazretlerinin evi vardı. İslami hükümler anlatılırken üç grup halinde bildirilir. Biz bunu okullarda görürdük. İtikat, ibadet ve ahlak. Bunların hepsi birbirleriyle aynıdır. Birbirlerini tamamlar itikat, ibadet, ahlak. Sonra ibadete ait hükümlere bakacak olursak hep ahlakidir. Bu sebeple Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim insanlığa, buyurmuştur.
Çok bu Hakk'a dair Ayet celileler de var Kuran-ı Azimüşşan'da Cenab-ı Hak esamri ve innekelle ala hulukin azim salkullahülazim Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin buyurulmuştur. Efendimizin hayatına baktığımız zaman Aişe-i Sıddıka validemiz onun ahlakının Kuran olduğunu beyan eder. Ahlakının Kuran olması şudur Kuran-ı Kerim'in hayata tatbiyetidir. Bir tanesidir ki diyorsunuz ki Kuran-ı Kerim her şeyi yazıyor, hiçbir şey eksik bırakılmamış. Amenna hasadtakna. Söyleyin bakalım bir çuval undan ne kadar ekmek çıkar yazıyor mu bunu? Diyorsunuz Kuran-ı Kerim'de her şey yazılı çizili. Evet, bir çuval undan da ne kadar ekmek çıkar onu da yazıyor. Esay İbn-i Nur. Bilmediğiniz bir hususta bilene sorun. Haydi gidelim Fırıncı Baba'ya. İnşallah o Somuncu Baba olur. Çünkü Cenab-ı Hak böyle buyurur. Fırıncı Baba, şu bir çuval ondan ne kadar ekmek çıkar?
Der ki yirmi tane ak yazıyor ve sonra Efendimiz buyurur sallallahu teala aleyhi ve sellem, beni Rabbim terbiye etti ve edebimi güzel eyledi. Nedir güzel ahlak? Daha yeni biz Allah'ımızın izniyle mevzuya giriyoruz. Herhalde mukaddimesinde bu işi bitireceğiz. Nedir ahlak? Güzel ve çirkin bütün haller. Ma yusafu, il hüsni vel kubb, çirkin ve güzeli amellerdeki çirkin ve güzel davranışlardır. Sünnet-i Muhammediye'de edep, ahlak, an Enes ibn-i Malikin radıyallahu anh, gal, gale Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, vardır. İslam'ın ahlakı ise hayattır. Nedir güzel ahlak? Bir başkasına yapılan iyiliği, kırk sene de olsa ben sana şöyle iyilik yapmıştım değil mi, hiç unutmuyor. Nerede görse senin kuruşun da yoktu. Eğer bu varlığa erimişsen sana yardım ettim de böyle oldum. Bundan uzak durmaktır. Yaptığı iyiliği küçük görmektir. Biz ne yaptık demektir.
Bir başkasının sana yapmış olduğu bir leblebi tanesi de olsa o iyiliği çok görmektir. Unutmam senin iyiliklerini diyerek senada övgüde bulunmaktır. Ama kendisinin yaptığını da hiç yapmamış gibi biz ne yaptık ki diyebilmektir. Kalkıp da insanların içerisinde siz ne zannediyorsunuz, biz ne sıkıntılardan geldik, neleri başardık diyerek hayırlı insanların yanındakileri de engin görmemektir. Nedir güzel ahlak? İmamı Kuşeyri, rahmetullah aleyh, Eliyle yapmadığı gibi diliyle de insanlara eziyet etmemek, onları rencide etmemek sözüyle baskı altına almamaktır. Çünkü bizim üstadımız yudum yudum sularla evlatlarını temin etti. Onun çay kaşığıyla topladığını kepçeyle harcamamaktır. Eziyet etmemektir. Vehamlül beliyye bela ve musibete katlanmaktır. Eş şükrru limen haramek, kendisine vermeyene bile teşekkür ediyor. Vel, özrü mim men veremek, Kendisine zulmedenin özrünü de kabul ediyor. Bey.
El huluk, güzel huyler. Gabuluma yeri dualike min cefeil halk. Insanlardan gelen eza ve cefaya kabul edip sinesine çekmektir. Onu biz sinemize çekeriz de Evliyaullah sinesine çekecek kadar da böyle bir duygunun içerisinde olmaz. Çünkü kalbinde öyle bir ilahi sevgi var ki onu hatırlamaz bile. Ama Rabbimiz Zül'l İntikamdır. Velilerine yapılanı mutlak hakareti çok büyük bir sıkıntıyla karşılaşmak suretiyle alır. Şimdi bir şey olmaz. Hani biz neler yaptık, hiçbir şey olmadı. Ebu Cehil ve onun yakınları Rasulullah'a neler yaptı da anında bulmadı. Yıllar geçtikten sonra Bedir'de yetmişi birden kahroldum. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.