Döndüm dolaştım yine aynı kapıya geldim güzel ahlak dedim nasıl elde ederim diye araştırdım baktım gördüm ki güzel ahlakın menşei kalp el cömertlik yapabilir verebilir elimiz ama gönül neden bu kadar fazla gitti az versem de olurdu Bu düşünce nereden geliyor? Bu kalpten geliyor. Eğer gönülde siha duygusu cömertlik duygusu olsaydı insan bu sözü söylemezdi. Diğer bütün huyları buna kıyas ederiz. Söz buraya gelmişken cömertlik hususunda döndüm dolaştım yine aynı kapıya geldim sözünün ispatı olarak Hodmin envalim sadakaten onlardan mallarından zekat ve Allah yolunda sarf etmek suretiyle müstehakına haklarını vermek suretiyle onların gönüllerinin temizleneceği kalplerinin arınacağı nefislerinin durulup kalplerinin safiyete ereceği haber verilmektedir.
Döndüm dolaştım yine aynı yere geldim ibadet yaptın, taat yaptın geceleri namaz kıldım gündüzleri oruç tuttum karşılaştığım insanlara vaazu nasihatte bulundum Allah için sevgi Allah için buğz dedim vesair bütün taatler bir cenaze namazına katıldım bir hastayı ziyaret ettim aksıran birine Yerhamukellah dedim o Elhamdülillah deyince bunun yanında daha başka çok vazifeler yaptım. Mesela ne diyelim nasihat isteyene nasihatte bulundum anne ve babaya itaati Allah ve resulüne Celle Celalühü Resul-i Ekrem Efendimize sallallahu teala aleyhi ve sellem sevgiyi muhabbeti ifade ettim. Yoldan insanlara mani olmasın diye bir taşı kaldırdım. Kuşluk namazı kıldım. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyacını gördüm ama hep bunlarda baktım ki yine aynı kapıya geldim Neden Çünkü ibadette ihlas çünkü ibadette takva, çünkü ibadette ihsan vardır. İhsan Rabbimizi görürcesine ibadet etmek bedenin işi değildir.
İhlas da öyle, takva da. Efendimiz mübarek parmaklarını Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalplerine götürerek et takva hune takva gönüldedir buyurdular girmiş olduğu bir mescitte saç ve sakalı ile meşgul olan birini görünce eğer bunun kalbinde haşyet olsaydı Cenabı Hakk'a saygı duygusu belirseydi, azasında da olurdu. Demek ki haşyet gönüldedir. Döndüm dolaştım yine aynı yere geldim İman sadece temenni ile olmuyor İman el iman marifetün bil kalp Kalbin tanımasıdır İmanın tezayüdü artması kalptedir her saatte Mesela dedim ki şöyle günümüzde olan bu rahatsızlığı bu hadiseyi bu virüsü böyle bir düşünmeye böyle bir tefekküre başladım zannettim ki bunu beyinle yapıyorum Evet beyin bunu düşünürken beynin alaka kurduğu beynin müracaat ettiği, ilk emir aldığı kalp. Eğer kalpte bu duygu belirlenemezse bu duygu hasıl olmasa Azameti kibriya Cenabı hakk'ın yüceliği kalpte belirmese beyin bunu düşünemez.
Sonra ayağa geldim ayağımla işte bir yoksuldur fakirdir onu göreyim Ayakla hayırlı meclislerde bulunayım. Ayakla mescide gideyim, saatte bulunayım. Ayakla bir hak dostunun huzuruna oturup gönlümü açıp Rahman olan Rahim olan Mevla'nın Füyuzat-ı ilahiyesini kana kana içeyim düşündüm yine aynı yere geldim kalpte bu güzel duygu hasıl olmasa ayağım o mekanlara gitmezdi bir yazı okumuştum kalp Hannan olan Mevla'nın yani ikram eden, ihsan eden sonsuz veren cenabı hakk'ın muhabbetini de taşır Hannas olan bir kötü fiili insanın gönlüne ettikten sonra geri çekilip fesadın membaı olan şeytanı da kalp barındırır. Eğer gönül aklımızı vahye müstenit bir şekilde çünkü akıl öyle bir nimet ki eğer nefsani arzu ve istekler içerisinde düşünecek olursak ne olur aynen bir bıçak gibi olur bıçak bakıyorsunuz ekmeği de kesiyor insanı da kesiyor.
İnsanı haksız yere kesme dürtüsünü düşüncesini fitnesini duygusunu veren nedir nefistir Şeytandır onu uygulama safhasına geçiren ise nefistir Eğer gönülde mübarek üstadımızın o leziz sohbetlerinden o latif kelamlarından o müfsir sözlerinden duyduklarımızı aktaracak olursak Tabii ki kendileri günlerine ilim verilen bir kimse hikmet verilen kimsedir ama bunların biz yine aslını İmamı Gazali Rahmetullahi İlbari hazretlerinin eserlerinde görüyoruz. Eğer gönlü bir ülkeye benzeterek orada iman hakim olursa akıl onun mihverinde bulunursa vahiyle yani Kuran-ı Azimüşşan'la beslenir Kuran Azimüşşan'a uygun hareket edecek olursa hep isabetli harekette bulunur bak dönüyoruz dolaşıyoruz kalbe geliyoruz ne yapsa isabetli olur diyelim ki bir kimseden sıkıntı duydu bakar Allah'ımızın Kitabı Kerim'ine Celle Celalühü nedir? Der ki eşidde ve alel kufar ruhau beynehum.
Kafirlere karşı şiddetli, müminlere karşı merhametli.
Bakar kitabı Kerime fasfa-yı Safhal-Cemil onlardan güzelce vazgeç nefsani olan hareketlerden vazgeç ancak Cenabı hakk'ın emrine muhalefet olacak olursa o zaman cehidul müşrikine bir envaelikum ve enfüsikum ve elsinetükum hem de bunun yanında Ayet-i Celil'de Ey nebim kafirlere karşı şiddetli ve çetin bu Tahrim suresinde geçer münafıklara delil ve hüccet getirerek mücadele etti Efendimizin Sallallahu Teala ve sellem e Hadis-i Muhammediyesine bakar nedir ve Ahsin men esa ileyh nefsine yapılan hareketlerde kötülük edene iyilikle muamele et şimdi bizim otuz ülkeye yardım için kalkan uçaklarımız onların tedavileri için götürülen ilaç malzemeleri her harekette dönüp dolaşacağımız nedir temeli kalp olan döndüm dolaştım aynı yere geldim diyoruz ya imanın esaslarından biri olan Amentü billahi dediğimiz zaman Resullere iman Kitabı Kerim'e iman kalpte inancın temeli kalpte Efendimiz aleyhisselatu vesselam'a uymanın temeli gönülde sevgi muhabbet zahirde değildir gönülde olduğu zaman zahire akseder bardağın içerisinde ne varsa dıştan görünen odur eğer su ise su portakal suyu ise o bir çilekse bir çilek suyudur.
Vesaire Kalpte eğer iman varsa aynen Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın ashabı Güzin ile otururken karşıdan gelen Ebu Talha'nın gönlüne iman duygusu iman etme arzusu girince buyurdular ki bakın Hz Talha'nın iki kaşı arasında iman nurunu müşahede ediyor Hepsi gönülden geliyor bunun için gönlünü ıslahiden kalbini ıslahidenin Cenabı Hak dışını da ıslah eder Size Hace Ali Ramiteni hazretlerinin Kuddise sirruh doğuşu Ramiten beş yüz doksan bir, vefatı Harzem yedi yüz yirmi bir. Boyu mevzun yani uzun, şahsı güzeldi. Yedi uzvu da tenasübe malikti birbirine uygundu. Fakrı iltizam etmişti Cenabı Hakk'a karşı bir yokluğun içerisindeydi. Bakın bir ifade Azameti Kibriya gönle girecek olursa o nasıl fakrı elde etmez nasıl fakra düşmez ki dikkat buyurulursa Sami Efendi Hazretleri'mizin kalpte Sallallahu Aleyhi ve Sellem'a fakir sözünü çok duyardım.
Fakiriniz, fakiriniz Esad Erbili Hazretleri duydu bütün büyüklerimizde fakiriniz diye bunu neden söylüyor Cenabı hakk'ın azamet-i ilahiyesini her bir noktada mesela şu virüs gözle görülemeyecek kadar küçüktür bu gözle görülemeyecek şekilde mikroskobun altında ama görüyorsunuz hayatı olduğu gibi mahvediyor ciğerler parçalanıyor Hatta beyne kadar teşhir ediyor azametini Cenabı Hak dağ ve taşta sema ve arzda değil sadece en küçük bir mikropta dahi nasıl gösteriyor Hem de diğer virüslerin on katı tesir olarak çulhacı idi ülfeti halkla idi bu ülfeti nereden geliyor döndüm dolaştım yine aynı kapıya geldim Gönül Onun ıslahı Efendimizin mübarek sözleriyle sallallahu teala aleyhi ve sellem kalp salih bütün vücut salih Şu yapılan dünyadaki hareketler iyi veya kötü ne ile oluyor insanların elleriyle değil mi bir sıkıntı zuhur ediyorsa esselamle la haral fesadü fil berri vel bahri bima kesebet I din nas karada ve denizde meydana gelen fesat sizin elinizle yapmış olduğunuz hareketlerden kalp düzgün olsa ne yapar?
Azalar da düzgün olur Mesela bu hastalıktan dolayı yaşlılara tesiri diğerlerinden daha fazla bırakın ölsünler demek nereden gelir? Elden gelir bedenden gelir bunun dönüp dolaşacak olursak aynı kapıya gelmemiz nedir? Kalpte Vedud Allah'ımızın şefkat ve merhamet vedud ismi celali ile bu duygunun olmamasından gelir ama şimdi bizim memleketimizde ne deniyor yaşlılar için gözlerimizin nuru deniyor. Çünkü gönülde bu güzel haslet belirmiş de onun için Vedud sıfatının tecellisi zahir olmuş. Acayip kerametlere sahipti. Çok büyük şeyhlerdendi. Künyesi Buhara'ya iki fersah olan Ramiteni Hace I Azizan Ali'dir Gadesallahu Sırra. Helal rızık tahsili için çulhacılık kumaş dokumacılığı sanatı ile meşgul olurdu. Hace Mahmut İncir Hanefi Hazretleri'nin hizmetine girmiş onun ashabının umdesi hulefasının azamı olmuştur.
Ashabının yani onun arkadaşlarının evlatlarının sanki takip edeceği izine uyacağı ilim, hikmet ve marifete ermiş bir eri idi halifelerinin de en büyüğündendi zamanının meşhur şeyhlerinden Bedrettin Hemedani Hace Ali Rahmetteniye sormuş eserini ükurullah ha dikrankefira salkallahü ala azim. Ayeti kerimesinde memur olduğumuz zikir zikri cehri midir zikri hafi midir Hacı Ali Hazretleri müptediye göre daha tarikat-ı Ali'ye ilk giren kimse için cehri Çünkü uyuyan insanı Siz sessiz bir şekilde uyandıramazsınız mutlak sesinizi yükseltecek ve dokunacaksınız Bizim şu ölmüş kalbimizi de aynen o şekilde Allah diye diye beş yüz Lafsa-i celali Allah Allah diye diye yana yana yakıla yakıla okumakla artık yol almış maksat ve gayesine ulaşmaya doğru yürümüş müntehi ileri noktalara gelen kimseler için de hafi diye buyurmuştur. Uyanmış artık. O dalmış o Allah'ın nuruna harp olmuş.
Artık gerek yok ki dalmış o ondaki nedir ondaki Mahvv halidir. Mahvv nedir Mahvv nefsani hiçbir duygu kalmadan çokça veririz bu misali işte şeyhi imtihan için İbrahim bin Edhem Kuddiseallahu Sırrı Hazretlerinin bazı uygulamalarda bulunur. Nefsini ıslah için bazı ezalardan geçer. Şöyle hafifçe döner o Belhte kaldı der Belh hükümdarı olduğunda benden ses çıkardı şimdi ise öyle bir kapıya ben de oldum ki Rabb'ımın dışında hiçbir şey görmüyorum Celle Celalü daha belhin kokusu mu var dediği gibi zikri cehriye senediniz nedir efendim deyince son nefesinizde haleti nezide birbirinize zikri tevhidi telkin ediniz hadisidir buyurmuştur bu telkin tabii olarak cehri olacaktır ve derviş her nefesini son nefes bilecektir.
Bakın çok okudum ama şu ifadeyi ancak mükerreren devam ettiğimiz zaman anlıyoruz işte son nefese gelen bir kimseye Kelime-i Tevhid'i telkin edin sesli olacak Derviş de diyor her nefesini son nefes bildiği için ve yine Hace Ali Hazretleri buyurmuşlardır Allah'a c-mansur zamanında Hace Abdülhalık Gozdivani Hazretleri veya onun müridanından birisi bulunmuş olsaydı ona imdat edip vahdeti vücut makamından onu uruc ettirir kurtarırdı yani ne yapardı sah Yani en Allah ben Allah'ım deme halini safh uyanıklık haline getirir Sahili temkin deriz öyle olur ki o suda boğulmaktan kurtulur sahile geçer ne olur Allah'ımızın sevgisi ve muhabbeti tepeden tırnağa her yerini kuşatır eşyaya bakmadan önce Cenabı hakk'ın nurunu görerek hareket etme duygusunu diyor, ona sağlardık. Hacı Ali Hazretlerinin zevki, edebisi vardı. Farisi hikmetli, Eş'ari mevcuttur.
Ondan Harzemşah'ı önce endişeler düştü sonra ona iltizam oldu yani ona dikkat etti onun öğrencisi oldu bu hadiseyi inşallah başka bir zaman Rabbimiz lütfederse anlatırım Hz Hace yüz otuz sene yaşamıştır beş Muhammed yetiştirmiştir her bir hal kal fazla Kemal ehli idiler Zahir Batın ilimlerinde ise Alim amil Arif Kamil idiler isimleri Hace Muhammed Hace Muhammed Hace Muhammed birincisinde oğlu Hace Muhammed Külah Rus Hace Muhammed Salah Hace Muhammed Barudi Hace Muhammed Baba Simas'tır Hace Muhammed Baba Simas'tadır bir mahal ismi oğlu Hace Muhammed kendisinden kırk gün sonra yedi yüz yirmi bir de Harzem'de vefat etti diğerleri memleketlerinde ilşadata devam ettiler Harzem'de, Belih'te yine Harzem'de diğer hulefasından olan üstadımız buyurdular ki hizmeti minnet bil eğer Allah sana hizmet lütfetmişse mesela fakirlerin evlerine bu Verenler Derneğimiz olarak söylüyorum yemek dağıtmalar ve bunun yanında fakir yoksul bakkala olan borcunu ödeyememiş şimdi derneğimiz bu vazifeleri yapıyor bir izni-i teala onların borçlarını ödüyor ve sonra kart usulü belirlenen yerlerden ihtiyacını almak için hazırlanıyor ve veriliyor Belki orada pirince ihtiyacı olmayacaktır da yağa ihtiyacı olacaktır olacaktır onu alması için hizmeti minnet bil Minneti hizmet bilme başa kalkma kul Hakk'a aşık olursa Hızır Aleyhisselam da kula aşık olur İmda da gelir O bir ispat istiyor Hani büyüklerimizin bizden istediği ispattır Kendimizi Kuran-ı Azimüşşan'ın emirlerine uyarak ispat edeceğiz Efendimizin sünnet-i seniyyesi ile A Hadis-i Muhammediyyesi ile evliyaullah'ın edebi ve erkanına uyarak ispat ettiğimiz zaman gelir insan daima hayır işleyen işlemedi mi say'a bu olur bu kardeşlerimiz de bize gelirler ne kadar taat yapsa yapmadım çok doğru Aleyhisselatu vesselam Efendimiz kişi doğduğu zaman başını secdeye koysa ölünceye kadar yine de hiçbir şey yapmadım diyecek huzur-u ilahıydı.
İlin daimi zikirle meşgul olması zikri kesirdir, nazar-ı rahmettir. Hafi zikir erbabı meşhur oldu ise cehri zikir yapıyor demektir. Hace Ali Rahmettenni Hazretleri buyuruyor ki nasihatlerinde can alıcı bir noktaya temas buyururlar. Can alıcı bir nokta. O da iki yerde dikkatli olun. Yemek yerken söz söylerken. Şöyle bir düşünün. Acaba konuştuğum söz faydalı mı faydasız mı? Kendine hiç günah işlememiş bir dille dua ettir, red durmaz. Dostun dosta duası böyledir. Onun dili sana göre günahsızdır. Senin dilin ona göre günahsızdır. Talipler için ermek bir hak dostunun gönlüne girmektir. En kısa yol budur. Silsile'de emaneti Hace Mahmut Hanefi hazretlerinden aldı. Mürhi hakikat, şehperi diye anılır. Cenabı hak şefaatlerine mazhar kıs