Kıymetli dinleyiciler, İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sirrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin dördüncü cildinden güzel ahlak konulu sohbetten bir bölüm aktarmaya çalışacağım. FARUK-İ A'zam, Ashab'ın Büyükleri ile birlikteydi. Güzel elbiseli, temiz bir genç, yine onun gibi güzel iki delikanlı tarafından tutulmuş olduğu halde, halifenin huzuruna gelerek emirül müminin'nin önünde durdular. Hazreti Ömer'ül Faruk evvela iki gence sonra diğerine bakarak şöyle süzdü onları. İki delikanlı şu şekilde meramlarını arzettiler. Biz iki kardeşiz. Güzel ahlakıyla kabilesinin hüsnü nazarına mazhar olan babamız, bugün bahçesinde gezmekte, olgunlaşmış meyvelerden yemekte iken şu delikanlı tarafından katledilmiştir. Hakkımızı vermenizi istiyoruz dediler. Hz. Ömer üçüncü gence hitaben, işittin ne cevap vereceksin dedi.
Bu delikanlı asla böyle bir korku göstermiyordu. Sabit idi. Dudaklarından yüzüne melahat verecek bir tebessüm nümayan olmakta idi. Bir eda-yı fesahat ile dedi ki, ey müminlerin emiri. İddia eden bu şahıslar sözlerinde doğru söylemektedirler. Başka bir şey söylemiyorlar. Ben konuyu detaylı bir şekilde sizlere aktarayım. Ne ferman buyurursanız adalet ondandır. Ben Badiye halkındanım. Ailemi ve mallarımı alarak buralara ziyarete gelmiştim. Bu sabah şehir kenarına ulaştım. Tuttuğumuz yol bizi bahçeler arasına sevk etmişti. Atlarım, kısraklarım beraberdi. İçlerinde endamı gayet münasip asil bir at vardı ki diğerlerinin ortasında reftar-ı serefrazanesini görüp de meftun olmamak mümkün değildir. Bir ağacın bahçe duvarından sarkmış olan dalı, hayvanın nazar-ı iştihasını celbetti, boynunu uzattı, daldan kopardı. Gasıp, sağ dürülmüş, kendisini kaplan gibi kasıp sağ elinde bir taş vardı.
Taşı ata doğru attı. Gözün bakmaya kıyamadığı o güzel hayvan bir anda yıkılarak cansız kaldı. Ben bu hali görünce ne yapacağımı şaşırdım. İradem elden gitmişti. O taşı aldım, ben de o adama attım. Eeceli gelmiş ki bir feryat ile ömrü son buldu. Kaçmak istemedim değil fakat bu delikanlılar benden süratli davrandılar. İşte huzuru alinize getirdiler. Hz. Ömer, cinayeti itiraf ettin, kısas lazım gelir, buyurdu. Delikanlı, evvelki sükunetine devam ederek dedi ki, madem ki şeriatın hükmü budur. Eşittim ve itaat ettim ey müminlerin emiri. Sana itaat farzdır. Lakin benim küçük bir kardeşim var. Vefat eden babamız ona bir hayli para ayırmış ve küçük kardeşimi bana emanetle, oğlum, şu mallar küçük kardeşinindir. Bunların muhafazası sana aittir, demişti. Ben bu paraları bir yere gömdüm. O yeri benden başka kimse bilmez. Eğer şimdi kısas emri icra olursa, o paralar orada kalır.