Gönül Tohurumu ve Ruh Arınması kaydında Nur'un nur dağlarıyla, Rum dağlarıyla ilahi Adem'le münasebet kurmak suretiyle dilinden çıkan hep hikmet oluyor. Mesela bir havuz düşünelim havuz. Havuzdaki su ne ise akan suda olur. Eğer gönül havuzu nefsin mertebelerinde, mutlayında olmuş huzura etmiş. Ahlaken kemale etmiş. O zaman onun mübarek altından çıkan sözlerle müstesna alın.…
Nur'un nur dağlarıyla, Rum dağlarıyla ilahi Adem'le münasebet kurmak suretiyle dilinden çıkan hep hikmet oluyor. Mesela bir havuz düşünelim havuz. Havuzdaki su ne ise akan suda olur. Eğer gönül havuzu nefsin mertebelerinde, mutlayında olmuş huzura etmiş. Ahlaken kemale etmiş. O zaman onun mübarek altından çıkan sözlerle müstesna alın. Mesela belki Kuran-ı Kerim'i o kadar çok okun hadis-i şerifleri okurlar bile. Oradan olmasa bile hep Kuran'ı Kuran-ı Azimüşşan'ı ve Ehadisi Muhammediye uygun söze çıktı. Toprağını büyük memleket olan, toprağı güzel olan memleketin meyvesi de güzel. Gönül toprağını bir kere ihya etmiş. Ne yapıyoruz biz? Şimdi biz arazi düşünelim. O arazide uygun olmayan taşıydı. Taşıydı. Ondan sonra uygunsuz maskeleriydi, onları alıp açıp sonra toprağa işliyor.
Toprak hazır bir vaziyete gelince onun ürününüze çok baş Şimdi gönül toprağını esamet, ezmeden kötülüklerden arındırıyor. Küçük, şirk, nifak, büyük günah, küçük günah ve masivadan da aratıyor. Allah'ımızın dışındaki duygulardan da gül gününü kutlarız. Bunu müteakipben bunun yanında bakımı da icar edin. Nasıl mücahede ile yabani olan otlardan orayı ayrılıyor, temizliyor. Sonra suyun da zamanında alıyor. Rabıta I Şerife ile kalbini bizzat mücaz olan aleyhissalatü vesselam efendimizin müsaade buyurduğu kimsenin kalbinin altına kalbini koyarak ya Rabbi, kühüzati ilahiyyenin lütfretiyor, onunla da sulanır elbette ki o zaman o kimsenin detayifi de. Hac fidanlık, Hac detayifi, öyle de bir ürün bir diyor ki kendi arasında zaten bir imtihanın beslemesi var. Ruh da öyle, diğer detayifler diyor. Nasıl ürün veriyor? Hadis-i şerifte aleyhissalatü vesselam Efendimiz bunu diyoruz.
Cenabı Hak, kulumun taatlerini tart. Tartıyorlar. Daha onun itaatlerinden var mı? Ya Rabbi biz bildiğimiz, öldüğümüz ne varsa onu olduğu gibi hayrettik ve mizah Rabbladı. O zaman Rabbimiz buyuruyor ki benim indinde de onun bir esir ve mükafatı var. İşte bu, gönül toprağı istiğfarını okurken gözyaşlarıyla okuyor. Halbinde büyük bir nedamet var. Diğer Evradi Ezkarında da çok dikkatliyim mesela salatü selamında hani salatü selam tenimize dudağın hareket ettiği taatleri yazardı ama kalbin taatini zıt etti Allah. Şimdi bizim asıl hedefimiz bu. Biz nasıl olacak da taatlerimizi gönül olarak ihya edeceğiz? Mesela iman nedir? Kelime-i Tevhid, Bu nedir? Ed-Tevhid nedir? İman nedir? İkrarun dil ise dilin ikrar. Bunu niye dil ile söylüyoruz? Dil ile söylememin sebebi işte nikah yapılacaksa, Müslüman olduğunu bilerek onun nikah merasimi izah edecek.
Biliyle tevhidi okuyunca Müslüman olduğu anlaşılacak diye Müslüman bedellerine konusu. Mirası da İslam'a göre taksim ettim ama gönül tasdik. İşte bu kalbin halidir. Bir tane katı alim diye giriyorsak imanımızın tasdik olması için. Ölçülemez. Cenab-ı Hak bazen Melaike-i Kiram'la öyle bir taat oluyor ki öyle bir rafımıza yakınlığı ile yapmış olduğu taat onun emir ve mükafatını haydedemiyorlar zaten. Haydetmeleri mümkün değil, Cenabı Hak bunu haydediyor. Müminlere olan saygısıyla, sevgisiyle, iltifatıyla alçakgönüllülüğünü cisim olarak gösterir ama asıl bunun mekanını nedir kalptir. Kalpte eğer tevazu duygusu gerletmişsen o, onu kolaylıkla yapar. Mesela cömertlik. Yapıyor ama şu canlı gidiyorsa Allah yolunda hizmette canlı gidecek gibi oluyor. Fakat, kalbine seyahat duygusu cömertlik duygusu yerleşmişse hiçbir şeyi aldırış etmiyor.
Gönül Tohurumu ve Ruh Arınması kaydında Nur'un nur dağlarıyla, Rum dağlarıyla ilahi Adem'le münasebet kurmak suretiyle dilinden çıkan hep hikmet oluyor. Mesela bir havuz düşünelim havuz. Havuzdaki su ne ise akan suda olur. Eğer gönül havuzu nefsin mertebelerinde, mutlayında olmuş huzura etmiş. Ahlaken kemale etmiş. O zaman onun mübarek altından çıkan sözlerle müstesna alın.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bunun için Aleyhissalatü Vesselam efendimizin şairlerin de ifadesi var. Kelime-i Tevhid'in lazımdan başka endişeeyen la hayret dememiş. Bunu Gayri Müslim'den ifade ediyorlar. Görmez ki bu nasıl bir peygamber hiç malının malının verilmesinden çekinmiyor. Koskoca bir sürüyü feda ediyor. Kamil müminler de benim nurumda. Burada okuyacağımız Cafer-i Sadık Haddise Hazretleri bu nurun artık makara diyebileceğimiz Rabbimizin sevdiğim kullarından önemli. Gönlümden taşan ve dilinden gökten kelamlarına bakınırdı. Fakat. Ayarmasın, alim. Şimdi alim olur, çoğu konumuz, birimiz, malum vaktiniz olabilir ama arif olmak Rabbkımızı tanımak. Hadi içerisenize göreceksiniz. Eğer Rabbkımızı tanıyarak saat yapılacak olursa onun bizim yaptığımız gibi saatlerle ölçülenmeyecek ecir ve mükafatı gıybet ve değeri var. Rabbımızı tanıyarak yapmak. Biz bunu nasıl yapacağız, nasıl tanıyacağız, bak neler ifade ediyor.
Ne diyor, nasıl ileteceğiz buna? Bir, azalarımızı muhafaza edeceğiz. Şöyle düşünelim, biz bir kalp düşünelim, ona ne koyarız? Su kırarız, bir su Şimdi gönül kabımızı, azalarımızı muhafaza ederek, eğer beynimiz takip görüşlerde bulunursa, gözümüz rafımızın yasaklanmış olduğu, yerilere nazar eriyecek bulunursa kulağımızla, elimiz ayağımızla kap gelin. O zaman ne kadar taat yaparsak yapalım, taatimizin esir ve mükafatı tam yok. Çünkü kalk gelin onun başta düzeltilmesi gerekir. Barajları böler, barajlarda ne kadar uğraşılıyor. Aman ha suyu sızdırmayalım diye. O sızması bir ay. O daha bir güçlenmesi için onun muhafazası için o bir aile, o teknik bir durum. Bunun yanında Melahat'ın suyun içinde muhafazası için çünkü birçok yerle çorap araziler bile yıkanmak suretiyle verimli bir hale gelecek o su vasıtasıydı.
Şimdi, çok uğraşıyordum, ona göre malzemelerini ona göre ne icat ediyorsa, ne icat ediyorsa bunları yerine getiriyorum. Bunun gibi gönlümüzün yapılan saatlerin hiç hayıfsız bir hale gelmemesi için, azalarımızın muhafaza edilmesi gerekiyor. Bu da çok uğraşıyor. İkinci olarak Rabbimizin azamet-i ilahiyyesini düşünerek ben öyle bir huzura varacağım ki orda ne yaparım? Acaba ne olur benim habi diye Rabbimizi Celalinin hazırlarız. Onun kemal sıfatları ile muhtası, doksan sıfatlardan da noksan. Hazreti Hasan radiyallahu anh efendimiz irtihali geliyor. Artık ölüm halleri gelirmiş fakat bu anda ağlıyor. Ve yapılan hataların da cezasını düşünmek suretiyle kalp kazızı kalp kabımızı yaralamamaya ve diyemeye çalışıyoruz. Diyelim ki bir arabamız var bizim, bizim için düşünelim. Kanun da düşünebiliriz. Bir otobüs de düşünebiliriz. Çünkü bunun O zaman ne yapar muhafaza eder.
O zaman içine kullanabilecek, sonunu korur. Aynen bir ambar gibi. Ambar gelip deşi bulsa kullan mahsul yok olacak. İçinde haşaret bulunursa o da mahsulü hayırsız bir hale getirecektir. Bunun için kalbimizi kötülüklerden arıımızdan Rabbimizin izniyle o zaman ne olacak? Bu gönül ambarına koymuş olduğumuz evrak ve ezkarımız, vesai saatlerimiz korunacak ve muhafaza olacaktır. Buna işareten efendimiz buyuruyorlar. Ahlakı güzel olan kimseler, ahlak güzel olduğu zaman gönül kabı korunmuş ve muhafaza edilmiş olur. Gönül kabı korunmuş olur. Gündüzünü sabit, gecesini kayıp, gündüz orucu tutuyor, gece de namaz kılıyor. Onun ecir ve mükafatına dirilir diye buyuruyor. Güzel ahlak hakkında birçok ahadisi Muhammed'i yaman. Çünkü biz Rabbamızın huzurunda güzel ahlakımızda var şekillerinden, şemaillerinden, biçimlerinden, bölüşlerinden mücrimler tanılıyor.
Alımlarından ve ayaklarından Allah'ımız muvaffak azalıyorsun, nari cahime temsillemiyorum. Bu ayet-i celile de on iki bir rivayette on dört sıfatta imtihan anlat. Araları bozan kimselerin böyle bir türkü gibi vesaire suretlerde olacağı bir. O zaman biz cennetimizi buradadır diyeceğiz. Burası misal Adem'iz. Yani insan oraya vardığında şekillenmiyordu buradaki hayatımıza göre. Şimdi, liselerin ne sorduğu, bir sınavı oldu. Bu liselerin sınavında sözel diyelim. Ondan sonra pembe diyelim. Anlatalım. Ağırlıklı olan bu. İmtihana girdiler. Eğer söz elde başarılıysa, ona göre okulunu tanzim etti. Yok eğer fende dahil gelmişse, o zaman ona mahsus okullarda en güzel dereceyi elde etmiş oluyoruz ve buna göre de yerleştirilmiyor.
Demek ki çalışmamıza göre, sende çok iyi çalışmış, en güzel yere gelmiş ve diğerlerinde de biz burada Allah'ımıza kulluğumuzu eğer riyadan, kibirden, vücuttan, benlikten korumak suretiyle hadis bir saatte bulunursak, Esaret yapmış olduğumuz amellere göre orada Cenabı Hak melekleri vasıtasıyla cennetin katında bulunan Rıdvan Sahibine, Yapmış olduğunuz güzel amel veren ilginç Her şey, bir kimse idi bunu kardeşi Medine'de iptal etti, Cennetü'l-Bade'nin torunu. Kardeşi der ki aman da bu reel böyle kolay bilinin. Ne yaparsanız yapın. Şu dünya hayatında Rabbımızın emrine Kuran-ı Kerim'de buyurulduğu üzere sırf kısa. Gücümüz gittikçe son, sadece Allah korkusunu taşıyorum diyerek değil. Allah'tan korkarak yapıyorum diye siz gelip ve gayretinizi bırakmayın, artırınız gayretinizi çabanızı gücünüz Hint ki Allah'u Zülü ve celleten korkun.
Daha ötesi ise hatta yukarki tam manasıyla korkunu der ki bizim bir kere gönül alemimizde ruhumuzda bu denesin. Buraya büyüyle kolay geliyor. Tabii ilgilenmediğimiz için biz bu alemi bu şekilde devam ediyor. İnşallah, dedikleri istikamette yürümeye gayret ederiz. Aklımızı başımıza alırız. Aklımız rahyi mürteni bir akımdır. Aletin alameti İşte Nimet şu hazırlandı, bu hazırlandı mı niye bu kadar az oldun, şurada daha tatlı olsaydı başkasının evinde şöyle tatlı gibi giyecekler, içecekler, burada niye böyle, diyerek diniydi, hikmetlere. Ne varsa onunla gidin elhamdülillah. Mevlana'mızın hanelerine girdiğinde işte bir çorba ne var mı dediğinde yok. Şimdi bunun yanında bir katı, burası, bir ekmek dahi bulunmadıkça sevinerek der ki söyleseniz ya, gelindi Resulullah'ın eline döndü. Çünkü Aişe-i Sıddıyka validemiz ve Yahudiler geçerdi de ocağımız tütmez. Böyle şu yataklar, bu yataklar geliyor.
Basit de olsa onunla yetiniyor. Hazreti Selman radiyallahu anh ben, insan anlatırken Bir abasının olduğu, hem kendi vücudu alimlerini sevk ettiği, hem de, hem de yorumlarını ve döşeği olduğu haberlidir. Yine hayatında nerede bir ağaç bölgesi varsa orada itirazlıyor. İlla böyle olsun, velhasıl öyle olmasa bile, öyle olmasa bile bunun için bize şöyle olsun, böyle olsun diyerek bunun kavgasını yapmamak, Allah'ımıza hamdetmek, şükretmek, kendimizden aşağı olana bakmak, Ali Aleyhissalatü Vesselam denilen hacı içerilerinde insana şükrü atıl. Yok daha yüksek, şöyle bu böyledir de bu kanaatliğimle idare eder. Hiç bulamayanları var dersek şükredelim velhasıl bu deftere düşmemek buyuruyor. Asıl ahiret derdine bir eserler. Siz dünya hayatını seviyorsunuz, ahireti tek. Meşguliyeti de Rabb-i Zül Celalimizin emirleri. Mesela bizim birbirimizin önünde diyelim çok güzel bir ton model araba, ton model.
Tarih mümkün geçtikçe değişiyor. İşte şartlara göre o tarihte en üstün araba ne ise o net. Paris biz bunu kullanmıyoruz, kalkıyoruz ta eskimiş. Son böyle ilk çıkanlardan, ismini söylemek istemiyorum hakim bölüme anlaşılmasın diye böyle din din görme, çok basit arabalara dönüyor. Ne derler? Derler ki yahu senin kapının hükmünde en güzel vasıta var. Neden bu basit arabalara dönüyor? Hani Allah'ımız bize özet liderler vermiş, bunu Rabbomuz Kuran-ı Azimüşşan'da, bak adam suresinde geçen, şimdi Musa aleyhisselamın kavmi ne diyor? Diyorlar ki Allah'ımız dırdırıcı eti ve kudret helvası ile onlara ikramda bulunuyor. Diyorlar ki yalnızlar biz bundan usandık dediler. Usandık, ne istiyorsunuz? Biz diyorlar yerin bitirdiği soğan, sarımsak, mevkiler, Nuh'u kum işitiyor. Rabbi Zül Celalimiz buyruluyor ki da bu gönlümüze, onun dışındaki alkolları doldurursak, bundan da daha berbat oluruz bari.
Böyle yaya kalmayalım, En güzel vasıtalara binelim. İbadetimizi iftihsta yapmak suretiyle iftih, vasıtalarıyla. Sonra rahmımızı tanımak suretiyle, ma'rifeti ilahi vasıtalarıyla ona ulaşmayan. Yine buyuruyor. Bu eserimizde, Hacettepe Ey Ahrar özetler de var. Engin, zengin kimse, değil miydi? Bir kişi çalıştı. Fakat böyle yatağa yorganı yok. Seccadesinin üzerinde ibadetle meşgul, nüfusu geldiğinde, dizlerinin üzerine dostu başlıyor. Evet veya sağa ve sola yaslanmak suretiyle istirahatindeyim, yemesinde de içmesinde de Allah nurunda sanki gör ama kendisi adeta doyacaktır. Dünyanın muhabbetini gönüllerine koymamışlar. Soruyor İşi ne zaman mütevazi olur efendim diyorlar. Ben intisabeleri otuz senedir. Oldu. Ben, kırk senedir şöyle taat yaparım, şöyle ibadetler bulunurum, şöyle hayrına da bulunurum diye kendisini beğenmiyorum. Kendisi için bir makam ve bir hal görülmemek.
İşte ben şöyle haller yaşıyorum, değil mi? Devamlı mütevazi bir halde halletmek. Böyle halkı da en şerli bir kimse olarak gördüm. Allah'ım konusu belki nefsime esir olmak suretiyle ben de bu hale düşebilirim diyerek onların da hidayetini getirmekti. Ey. E güzelim zaten efendimiz buyurmuş sakın Allahutaala Kendisine çoğu ahirette bulunan ve hayatına kast edilenlere hidayet dileyen efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Diyorlar ki ve bir zamanlar yaz bulsa biz bir tek yemeğe asla katlanamayacağız. Artık bizim için Rabbine dua et. Bize yerin bitirdiği şeylerden sebzesinden, kafalarından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın, dediniz ya. Ya, o daha üstün olanı daha aşağı bulanı değiştirmek istiyorsunuz.
Yani siz Rabbkumuzun muhabbeti varken, Resulün muhabbeti varken sadece Allahu Teala'ya, bir Evliyaullah'a muhabbet varken, geceleri ihya etmek varken, gündüzleri dillerimize sahip olup işlerimizi helalinden kazanmak için gayret ve çaba varken haksız ticaret mi titrettim? Gece hapsetme uykularını mı tercih ettim? İbadetin yerine boyun ve eğlenceli mi tercih ettiniz? Git, manalar verir eyullah. Bak, Eşhedü'l Mahsubi namüller hisselerde zaten bizim sıkıntımız da budur. Hiç yapman lazım. Biz bunu illerimizde bile gülüyoruz. Güneş doğmuş fakat içeriye bir türlü güneş aksetmiyor. Sebebi, perde. Perveyi açmamış. Eğer pemzeyi açsa güneş içeriye bırakır velev aydınlandı.
Eğer nefsimizin on beş hevası arzu ve isteği anlatılır, nefsimizin arzu ve isteklerine dul desek, Onu bir tarafa çeksek ilahi faaliyetle gelen küluzatın ışığında, valideatın ışığında, beceriyatın ışığında kalbimize vuracağız Ama gönül penceremizi o tarafa açın. Bir hafta, o perdeyle gitsa, ne bu benim çektiğim, dünyanın muhabbeti ne olacak, bize din mevzular Allah'ın dostları el karda gönül yardılar, evimiz dünya işiyle, bizim gönlümüzde, mevzanede, usta da, şüphede ne zam oldu. Desek ki bu ağzı Cenabı Hak bize boşuna verme. Çünkü hataların zuhuru din ve namustan. İyice konuşsak biz maddeyle, dudağımızı dudağımızı birbirine yapıştırmak suretiyle kötü sözle kelamları konuşmamak suretiyle kurtulacak. Ve sonra temizleyen dikkat etsek, hastalık bize, microbun barındığı yer zaten gizli olan yerlerde ve karanlık ve gizli yerlerde olur.
Görülmemesi, rabıtalarla murakadellerle, cukulvaydı aydınlattığımız zaman oradaki yer kalmadı. Hele okuduğumuz Evlası Eşkalar'mizde, can gölünde muktedir. Üç tanedir. Eğer dünyaya muhabbet etmiyor muyedip ve ibadete çekilen Musa, bir dünyaya kapılacak olursak demleyen, bu gönülde bir perdedir, gönlümüze hiçbir nurun inmesine niyet bırakmaz. Manukun, zengin. Zaten ibadet dünyası kadar büyük hata. Şürife yaptın, öyle ettin demek. Bir gün, sağım benim azizlerini ziyaretlerimiz, farzımız. Onun görevlilerinin birisine bir söz söylüyor, der ki ben intisa edeceğim. Hasan efendi bu ne demek? İlk intisa edip bilmeden, ben çaba göstereceğim, gayret göstereceğim. Halbuki Sami'yi vermiştik ilk gördüğün gündeme filafet almış. Vermişken ama ihsan etmiş. Bu da diyor ki Yeni Sami Fenli hazretlerinin huzurundan geliyorum, ağlayarak buyurdular ki bu Sami'nin hali ne olacak yarın huzuru ihlali.
Bu halde olmaz. Bu şekilde zahid zühtünü görmeyecek, bölünse bu sebzedir. İbadet eden kimse de ibadetini görmeyecek, yaptığımız niyet ettin. Gittin? Cenabı Hak'tan bu kadar vicdanında hakim olmaz zaten. Alim de ilmi bile eğer iftihar edecek olursa bu bir tefredir. Kahzı ve kederi alınmaktan başka hiçbir şey dünyevi sıkıntılar duymuş, şu olmuş, bu olmuş, yakınından olmuş, uzağından olmuş, olmuş dolmuş bunlara hiç arkadaş etmiyor. Yeter ki ben Rabb'ımdan gafil olayım. Yeter ki Rabb'ımla münasebetsin, benim üzerim olsun. Onunla irtibatım kesilmesin. Yani, beyin olarak irtibatımız kesilse ne olur? Hep hasetlik düşünmeye başlar, bir başkasının aleyhinde olmak vesaire, yani hile tarzın bunlarısın. Yok eğer Rabbimizle münasebeti olursa beynimizin yüce mucizesi düşün. Endişesi diyor bu olacak. Rabbımla şu beynimin alakası diğer bütün azlarda bunu zikreddi.
Bir on bir ittifak, gördüğü eşyada yüce faziletli seyiler ne yapıyor? İmanını, kemalini temin etmiş oluyor. Şu düzenle derken tabii şimdi bahartır, her taraf güzel görünüyor. O güzelliği Rabbkomuzla gibi, yani ona katılmaz. İşte şöyle eğlensek, şöyle iştirak etsek ne demez. İşte pikniğimizi nerede yapacağız ne demez? Onu yaparken bile, ben ruhani miyim nasıl olacak? Ruhumu daha nasıl şu bahar gününde ortalığın içerdiği gibi, suların göçtuğu gibi ruhumda ki ilahi muhabbet suskunluğu nasıl olacak diye bunları. Ne güzel ifademuyuz. Kulakları batıl olan yerilerden çevirir Allah'ımızın hitabı Kerim'de buna ait birçok ayet-i kerimeler Açlık aynen bir bulut gibidir. Yağmurları taşıyan bir bulut gibi. Kul aç daldığı zaman kalbine hikmet damlaları inmeye başladı. Biz ise nefsimizin bataklığından çift fındık duruyoruz.
Daha sonra dindiği halde yanımıza bir kişi daha alalım, kulaımızın yoluna bir kişiyi daha davet Bunu bir dilimizle ifade edemeyiz, Cenabı Hak'a yakın olmanın manevi güzelliklerini anlatamayız. Olursa onların gözünde şu dünya bir buğday tanesi kadar dahi önemli kıymeti kalmaz. Bak bunun için mahkemelerde en çok sıkıntı mal davası, mülk davası. Böyle hiçbir şey olmaz, kalbi de hiçbir eseri kalmaz. Dünya onun gözünde Rabbimizin kitabı keriminde bildirildiği üzere bir metab, değersiz. Allah'ın velilerini sev diyor. Seviyoruz, sev diyor ki. Canımızın velemezsin. Allah onların bölgelerini üstümüzden eksik etmesin. Bu değildir. Yani nedir? Onların hedelli ile hedeflemek. Mesela malımızı mülkümüzü olduğu gibi getirip önüne koysak buna sevinmez ağlarız. Adana'da elli beş senesinde üstadımızın vaazında böyle bir kadın cemaatin hocamıza bir ikramımız olsun derler. Bunu duyunca kürsüden ihraç eder.
O paralarda kocalarının hakları var, yavrularının hakları var, almıyorum ben Allah için kendini affetsin yolunda geçmiştir. İşte bu nedir? Buna niye sevinmezler? Sevindikleri, İzmir Sami efendimizin yakınlarında bir kimse şunu anlattı bize, arabasıyla, Edirne'ye imrenlerde, ziyaretlerde bulunurken dedi ki Sami Celilimiz şu kadar evlat ve ezkar okuduk bu kadar değil, Allah'ın yolunda kullarının ihyası için yine sırf bir hizmet edilmiş maddi ve manevi buna sevk. Hani bunların sevinçlerini, Rabbimizin razı olacağı ameller olur. Yoksa bunlar bunları sevindirmez. Onları sevmek, yolunca gitmez. Burada mürşidi kamilimiz bir kişi gene tabii buradan olmuştur belki. Daha ziyade omurga vasıtalarını, ineklerle, köyleri, kentleri dolaşıp oralarda yapmış olduğu mazura, siyahlerle, sohbetlerle bir kişiye bin kişiye konuşur gibi gösterdiği gayretle Cenabı Hak hakkında sevgi olmuş. Kendisi buyurmuş ki,