Gönül Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki bu sancağı yarın ümmetimin en hayırlısına, gün geldi Efendimiz'in mübarek hayatına bakacak olursak İslam'ı evvela, İslam'ı ilk evvela, İslam'ı ilk evvela nerede duyurdu? Hatice anamız da duyurdu. Sonra Ali Kerremallahu veche Efendimizdi. Sıddıy-ı Azam'da en…
Bismillahirrahmanirrahim. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki bu sancağı yarın ümmetimin en hayırlısına, gün geldi Efendimiz'in mübarek hayatına bakacak olursak İslam'ı evvela, İslam'ı ilk evvela, İslam'ı ilk evvela nerede duyurdu? Hatice anamız da duyurdu. Sonra Ali Kerremallahu veche Efendimizdi. Sıddıy-ı Azam'da en yakınlarından en uzağa doğru, hamilelere, devletlere kadar uzandık. Efendimizin bütün bu halleri bize örnek olduğu için sallallahu aleyhi ve sellem aynı hal ve tavır içerisinde olmak da bizim görevimizdir. Nedir görevimiz? Din. Nimet olarak sunulan bu dini etrafımıza da istifade ettirebilmek, onlara da faydalandırmaktır. Demek istiyorum ki asıl Eğer bir memleketin toprağı güzel olursa meyvesi de güzel olur.
Şimdi gönül toprağımız, okuduğumuz evratla, ezkarla, ibadetle, taatle, rabıtalarla zikirler ve murakabelerle güzel olacak olursa ondan meydana gelecek meyvelerde hiç şüphesiz verimli oluyor, tatlı oluyor, lezzetli oluyor, çok oluyor. Eğer toprağı düzgün değilse, ondan bir fayda hasıl ol. Başta biz gönül toprağımızı aldığımız evrak ve ezkar ile ilk aldığımız görev nedir? Yüz on bin istihfarda başlar, devam eder. Ondan sonra istihareye yatarız. İstihareye yatarız, bu müspet olursa, iyi çıkacak olursa ölüm tefekkürü ve rabıta eklenir. Daha sonra da beş yüzünü dıştan, beş yüzünü de içimizde yani dilimiz hareket etmeden okuruz. Ondan sonra süre şudur. Tabii bunu ilgili olanlar size haber verirler. Eğer kalbimizde bir kaynama yoksa, zikrullah'a geçmiyorsa nasıl ki ocağın üzerine biz tencereye koymuşuz, Yemeği kaynatabilmek için ne yapıyoruz? Biraz Milan gazı.
Milan gazın biraz derecesini yükseltiyoruz. Aynen bunun gibi biz de gönül alemimizin kaynayıp da içinde mikrobun bulunmaması için, nefsani arzu ve isteklerin, lafzai celalimizi çoğaltıyoruz. Yerine göre rabıtamızı çoğaltıyoruz. Perhizlerine de dikkat edecek olursak, kalbimizde bir yanma başlıyor, bir hurma başlıyor. Fakat bunu takip etmemiz lazım. Sonra bir sükunet hali olur, tam bir sükunet hali. O zaman dediler ki aman içinden oku, içimizden okuruz, diğer detayifler de aynen devam eder. Eğer böyle bir yetişme tarzı olursa etrafımıza da faydalı oluruz. Ve olmakta mecburiyetinde nedir bu bize Rabbimizin vermiş olduğu emir. Bakıyoruz Tevbe Suresi'nde Bizim insanlara hakkı göstermemiz, hayrı göstermemiz, şerlerden de korumamız ilahi bir görevdir, bu bir vazife verirse. Hepimiz için bir görev. Nasıl bir görev? Hepiniz çobansınız, elinizin altındakinden mesulsünüz.
Bizim şimdi elimizin altında ne var? Elimizin altında zevcemiz var. Şimdi bizim elimizin altında ne var? Elimizin altında zevcemiz var. Çocuğumuz var. Çoluğumuz var. Damadımız var. Amcamız var. Dayımız var. Komşumuz var. Akrabamız var. Bağırma var işte elimizin altında. Bunlardan biz neyiz? Sorumluyuz. Ne yapacağız biz? Başta yapacağımız suresinde yüz on üçüncü ayet-i celile olsa gerek, burada batılların yaşadığı gibi bir hayat yaşamamak, zaten buna vurgu var anlatacağım hususta. Onların yaşantısı gibi bir yaşantı, ne evimizde, ne işimizde, ne konuşmamızda, ne görüşmemizde, ne oturmamız, ne bakmamız, ne yapmamız, hiçbir halimizde onlara benzemememiz. Bunları haber veririz, elimizin altında olanlara. Dilimizden çıkan sözlerin de nesi vardır? İsrafı vardır. İsraf nedir? Hayır sözün varsa konuşuyorsa sükut et.
Gönül Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki bu sancağı yarın ümmetimin en hayırlısına, gün geldi Efendimiz'in mübarek hayatına bakacak olursak İslam'ı evvela, İslam'ı ilk evvela, İslam'ı ilk evvela nerede duyurdu? Hatice anamız da duyurdu. Sonra Ali Kerremallahu veche Efendimizdi. Sıddıy-ı Azam'da en…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Öyle boş sözler konuşuyoruz ki elin kadınından, kızından, şusundan, busundan hiç alakası yok. O da tabi bu yolun değerini düşüremezle kendi değerini düşürüyor. Bu yola da bahane buldurmaya sebep oluyor. Yahu sen kimsin? Mürşid-i kamilimizin elinde letaiflerini geçmişin. Nefü ispatlara gelmişsin. Sen nasıl olur da ilin kadınından kızından konuşmak suretiyle bu güzel yola çamur attırırsın? Büyüklerimizin hiçbir zaman sarığına kir getirmemeye çalışacağız. Çok hatırladığım burada isimler var. De iyi olmaz isim vermemiz. Mesela birini hatırlıyorum. Burada bizimle beraber olan bir kardeşimizin buralama. Yakın. Bir tanesine diyor ki, beri gel diyor, beri gel. Sen diyor bak, Hacı Hasan Efendi ile münasebet olan bir kimsesin. Şu tavrını bir başkaları görürse, bu mübarek yola söz atmalarına sebep olursun, çok yanlış yaparsın, yapma diyor. Çünkü bu yol çok kıymetlidir.
Herkes buraya bir saygı duyuyor, sevgi duyuyor. Çünkü diyor aile hayatının güzel olmasını bu yol güzel olmasını bu yol temin ediyor biiznillahi Teala. Karı ile kocanın güzel geçimini çocuklarla edebi erkanı, efendimizin sünneti seniyesine uymayı, ona muhabbeti ehli beyte geçimi öğretiyor, aman ha diyor, bu güzel yola leke getirmeyin diye. Şimdi biz, ne yapacağız? Görevimiz çok büyük. Bakıyorum burada isyana giden hiçbir kimse yok. Şimdi o zaman ne olacak? Rahmet unsuru olmaya çalışacağız. Rahmet unsuru nedir? Yağmura verdiğimiz ismin adı nedir? Rahmettir. Rahmet yağdığı zaman ne oluyor? Ölü topraklar canlanıyor. Kardeşlerimizde bir rahmet unsuru olursa, ailesinde de bir güzellik meydana gelir, Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem yaşantısı gibi bir yaşantı meydana gelir. Eve girerken nasıl girer? Eudi Besmele ile girer o zaman. Ne yapar? Hanımının, çocuklarının bir gönlünü alır.
Nasılsınızdır, Nasılsınızdır, onlarla bir halleşir, bir ünsiyet peydailer, bir dostluk meydana getirir. Sonra evdeki çoluğun çocuğun ibadet ve taate yönelmelerini temin eder. Bunu zevcesi ile konuşur. Der ki bu çocuğu nasıl İsrail edelim, biz ne kadar söylesek fayda etmiyor. Buna en güzeli en güzeli iyi bir çevre bulalım. İyi bir çevre bulalım. Güzel bir arkadaş çevresi olsun. Buna güzel bir arkadaşlar bulalım. Onlar vasıtasıyla çocuğu koruruz der. Biz okuduğumuz devreydi, iki bine yakın, imam hatip okulunda, kalsiyede öğrenci vardı. Onların içerisinden birkaç tanesini seçti üstadımız aman ha bunları da konuşup, bunların kalpleri nurludur, kötülük sirayet etmezdi. Memleketimize geldik. Orada da dedi ki bize, çok dedi evrak ve ezkar verdiğin kimseler var ama sözümü tutmayanlar da oluyor. Aman ha iki kişi gösterir zannediyorum.
Bir veya iki kişi yüzlerce insanın içerisinden bunların gönül aktır, paktır aman ha bunlarla konuş, kalbini karartma dedi. Halbuki diğerlerinin hep evrakta eskkar mı? Evrakta eskkar kazanıyor o yüzden. Bizim gibi olduktan sonra fayda hasıl olmuyor. Konuştuğunu bir başkası konuşmuyor. Baktığını da bir başkası, o şekilde hasetle de bakmıyor. Haram olan kimselere de bakmıyor. Üstad-ı Ali'miz birisine evrak ve ezkar verirken hocalardan birine buyurmuşlar ki, hoca efendi illa bu yola dahil olanlar kurtuldu diye kafana bir düşünce gelmesin. İşte biz bir mürşid-i kamilin elinin altındayız. Bize hiçbir şey olmaz, bunu diyemeyiz. Çünkü aleyhissalatü vesselam efendimiz ya Fatıma, ya Aişe, ya Fatıma sen benim kızımsın. Ey Aişe sen de benim zevcemsin ama sizi hatırlayamayacağım anlar olacağım. Mizanda hatırlayamayacağım, sıratta hatırlayamayacağım, mahşerde hatırlayamayacağım zamanlar olacağım.
Yağ Fatıma radiyallahu anh'a bana yardımcı ol. Şefaat istiyorsun ama yardımcı ol. Secdeleri çoğalt bul diyor. O zaman üstadımızın buyurduğu gibi illa bu yola giren kurtulur diye düşünme hoca bendi buyurmuş. Bu yolla münasebeti de olmaz ama son derece elinden geldiği kadar emri ilahiye riayet eder, nasıl riayetlerinden farz ettiğim gibi israf etmezler. Batilların yaşantısı gibi yaşamazlar. Sonra israf da etmezler. İsrafı ifade etmeye çalıştım illa bizim yiyeceğimiz, içeceğimiz de değil de. Yiyeceğimiz, içeceğimiz de nasıl bundan ayrı bir konu olduğu için kısa geçmeye çalışıyorum. Haram yolda kullanmamak, yediğimiz içtiğimiz de Allah'ımıza isyanda bulunmamak. Mesela ayağında israfı var.
Camiye yürüyecek olan ayak, bir Kuran talimi için yürüyecek ayak, bir başkalarına hakkı göstermek için yürüyecek olan ayak, bir başkalarına hakkı göstermek için yürüyecek olan ayak, bir hastanın ziyaretini yapacak olan ayak, bir cenazeye iştirak edecek olan ayak, eğer isyan yolunu seçecek olursa israf olmuş olur. Ne yapacağız? İsraftan koruyacağız. Sonra batılların yaşadığı gibi bir hayat yaşamaktan muhafaza vereceğiz. Daha bidatlerden, dinde aslı olmayan hareketler. Bu tabir çok güzel bir tabir. Dinde aslı olmayan hareketlerden çünkü her bir bid'at sünneti yok eder. Mesela bu mübarek yolun ihsan mektebinin üç tane görevi var. Birisi nedir? Bu görevlerden bir tanesi nefsimizi irşad ve ıslah etmektir. İşte istediğimiz gibi yeme, istediğimiz gibi giyme, istediğimiz gibi gezip tozma değil. İkinci olarak nedir? İkinci olarak Allah'ın yolunda büyük bir gayret ve çabaya girer.
Başta nefsimiz ve ehilimiz ve etrafımız. Üçüncü olarak da bidatlerden kaçındı. Bid'at dedim ya, dinde asıl olmayan hareketlerdir. Mesela Kurban Bayramı'nda bir gün diyor ben kurbanda yerim, ondan sonra oruç tutarım, olmaz. Dört gün oruç tutmak caiz değildirse bunun gibi. Efendimiz ne emir buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem? Ona göre hareket etmektir. Efendim böyle bir cemaatin düşündüğümüz zaman seviyeyi ayarlamak çok zor oluyor. Çok seçkin kimselersiniz. Bu seçkin olmanın özelliklerinden birisi etrafımıza faydalı olmak. Diyoruz ya bir kısım yerlerimizi görüyoruz, bazı ağaçlar oluyor, toprağı da güzel, sonra bakımı da çok güzel. Suyu da zamanında veriliyor, gübresi de zamanında. Eğer burada bu tabir kullanılıyorsa çapalaması da, ilaçlanması da, budanması da eğer yerli yerince yapılabiliyorsa hakikaten bu ağaçtan çok güzel meyveler hasıl oluyor.
Diyorum ya bir kısım yerlerde bu şekilde zuhur ediyor. Ali İman suresinde, Halıkımız Meryem validemizi ifade buyururken, bir fidan gibi buyuruyor. Allah'ın kulları, halis kulları bir fidan gibi hadis kullar hasıl edebilmek demek ki verimli olmamıza bakıyor. Bizim mürşid-i kamilimizin arzusu bu olurdu. Aman ha insanlara çok hizmet edelim, yardım edelim. Onların kurtulması için elimizden geldiği kadar çaba gösterelim deyin. Bu işte efendimiz budur. Rahutanın anlamı da budur. Efendim bunu inşallah içimizde üç beş tane halis kimseler meydana gelirse yürütürler budur. Bir yerdi diyorlardı efendim bir bozulma meydana geldi. Nasıl olduysa bir mikrop girdi. Ne mikrobu girdi? Bir gibi bir mikrop girdi. Kimrilik gibi bir mikrop girdi. Ne yapalım? Demek üst ağızlarımızdan duymuşum ki dediler ki bir hayli ibadetli, taatli kimselerimiz var. On bir kişi bulacağız, on bir kişi.
Bunlar birbirini sımsıkı tutacak ve sünneti seniyyeye de riayet edeceğiz. Üstatlarımızın emirlerinde göz edeceğiz. Bakın bu gelişirdir. Yoksa olmaz. Böyle bizim gibi insanlara bakılıyor, kabul etmiyor. Etmez de. Bizim kıymetli bir müftümüz, ben diyor lokantada oturuyorum diyor. Başladılar bu güzel yolun aleyhinde konuşuyorlar diyor. Dinledim diyor. Hiç kızmadım diyor. Kardeşim iki parmak suyun yukarısına doğru çıkacak olsan temiz olduğunu görürsün dedim diyor. Yahu sen bunlar üstadları, mürşid-i kamilleri böyle diyor duydum. Evrad ve ezker veriyorlar, tarif ediyorlar. Çünkü hırsız olmasın, cani olmasın, birbirini eza etmesin, sapkın ve çılgın bir halde bulunmasınlar diye veriyorlar. E, bilmeseler daha bir acayip olacaklar. Çünkü onlar bir kısım evlatları var, onlar canı gönülden onu tam halkanın meşgul olmazsa her türlü kötülüğü işleyecek. Bir üçüncüsü de zararı dokunmasın diye.
Kardeşim demiş. Şöyle bir suyun iki parmak üstüne çıksan temiz olduğunu görürsün. Onlar bu vesile ile evrad ve ezkarı verdiği için canı kötülük istiyor. İsyan istiyor. Onu da yapınca diyor ki bunlar bak böyle mübarek bir yol da Hacı Hasan Efendi gibi haddesallahu sırra kimsenin böyle muhabbetlisi gibi görünüyor. Biz de mi girip böyle olalım diyenleri müşahedilince, dedim ki diyor siz bizzat onları görün, bak bunların yaşantısında böyle bir hal yok. Bunlar daha da azmasın, kötülüğe gitmesin diye hep koruyor ve muhafaza ediyorlar dedim diyor. Burada bizim kimliğimizde demek ki bizim yapacağımız çok faydalı olmamız icap ediyor. Nasıl faydalı olacağız? Onu ifade ediyoruz biz. Mesela şu küçük yavrularımızın sahih bir itikat, düzgün bir itikada sahip olmaları için yetiştirecek bir yuvanın hasıl edilmesi. Bu imkanlar sağlanıyor zaten.
Bir gün mürşid-i kamilimiz Konya'dan bir zat ile aralarında bir de alınlarınız da çürse, eğer insanlığın kurtuluşu için böyle bir çalışmaya girmiyorsanız o zaman berhavad denincedir. Hakikaten mürşid-i kamilimiz bu çok geniş olan bir mürşid-i kamil. Tabii anlaşılmıyor. Anlayanı da çok az onun. Onlar bizden bir anlık nedamet istemiyor. İbadetin efdali az ama devamlı olandır. Devamlı bir nedamet. Bu da nedir? Kendimizi iyi bir bakıma almakla alakalı. Ölçeceğiz biçeceğiz. Ölçecek biçecek. Elhamdülillah Kuran-ı azimüşşan Efendimizin sünneti mevcut. Buyuruluyor ya insanın derecesi Kuran'daki ayat-ı ilahiyeye olan uygunluğuna göredir. Buradan okuyayım size. Esselam. Müslüman, erkek ve kadınlar. Nefsine yan çıkmamak yani nefsine karşı koymakla. E nefis, istediğini yaptırır insana. Aynen diyor büyüklerimiz süt emen bir çocuk gibidir. Hiç anasının memesinde ayrılmak istemez.
Bir çakmak taşı gibi ne kadar suyun içerisinde kalsa bile yine de ateş çıkarır. Yani fırsat verirseniz nefis size yapacağı her işi yapar. Aman ona muhalefet edin, biraz da sıkıntı çekin demek istiyor. Istiyor. Devamında bu var. Bir önceki ifadelerde bu görülüyor. Çok büyük bir gayretle nefsini tamamen Allah'ımızın emrine, emri ilahiye rağbet ederek, hayırlı işlere bütün arzu ve isteği var. Ve tam bir itaatle ezeli olan hükmü ilahiye kendisini teslim etmektir. Bu bir ayrı konu. Efendim biz ticaret yapıyoruz. Yalnız işte bazen yanlış da deseler yahu buna pek Kitabı Kerim'imiz müsaade etmiyor da deseler, ya biz nasıl zengin olacağız? Nasıl bu işlere girecek? Dinmemiz acaba ne kadar ezeli hükme muaf edilir? Mesela düğünümüz diyelim. Büyük sünnetlerden birisidir. Fakat ibadet ediyoruz, taat ediyoruz da, biz Allah'ımızın emri var iken diyoruz ki ya ayıplarlar bizi.
İşte eski köye yine adet getirir gibi bir şey olur. Onun için cahiller nasıl yapıyorsa sonra Müslümanlar onun elinden ve dilinden hiç sıkıntı görmeyecek. Müslümanlar elinden ve dilinden. Böyle dervişlik hakikaten kolaydır. Yani dervişlik isminin kişinin derviş olması çok kolay ama yaşantımızda derviş olmak ne kadar? Olur yoksa çok, bir dilde biz derviş oluruz. Bize sofu da derler, derviş de derler, Derler de derler ama yaşantımızda derviş olmayı gösteriyor bize bu ayet-i celile. Yaşantımızda derviş olmak, dilimizle hayırlı gösterip şerden sakındırma, müminlerin gönlünü rencide eritmemek. Yahu sizin çok iyi dediğiniz insanla biz bir sefer yapıyoruz. Bir hacca giriyoruz veya bir yolculuğumuz illallah, o nasıl diyor dervişmiş illallah. Demek ki bunun yaşantınıza da aksetmesi gerektiğini nasıl ifade ediyor? Elinden ve dilinden sıkıntı duymayacak.
Ne kadar güzel bir insanmış deyip sevgi duyacak. Mümin erkek ve kadınlar. Kalbi bir kere ilahi emirlere riayetle, Allah'ımıza ta'zimle, mahlukata şefkat edip, onlara hakkı göstermekle nurlanmış ve insanların kendisinden emin olduğu kimse. Yani inanacak bir kimse diyor. Onun ismi söylendi mi arkadaşıma bir şey diyemeyiz. O hakikaten bizim gönlümüzü fetheden, biz onunla biraz da ticaret yaptık. Hakikaten çok güzel bir kimse. Bir yolculuğumuz da oldu. Ona bir sıkıntı denk gelmez, çok iyi bir kimse. Komşuluğumuzda var bizim. Yirmi otuz sene komşuluk yaptık, hiç sıkıntı gelmez diyebilecek. Evsafı haiz olacak diyor. Bilim, anlayış, Allah'ın tirhid nuruyla gönlü nurlanan marifet sahibi kimse demek istiyor. Küçük bir ifade değil bunlar. Biz bunları ifade ettikçe diyoruz ki Ya Rab bize bu güzel halleri lütfet diyoruz. Ne güzel bir hal. Neymiş? Sıralamayı size.
İnsanlar ondan sıkıntı duymuyor, ondan sıkıntı duymuyor, emin oluyor. Kalpleri nurlanıyor. İlimle bir idrak, bir anlayış var. Kitabı Kerim okunduğu zaman onun manasını anlıyor. Ne kadar ben buna uyuyorum diyor. Bir tefekkür de var. Aynı zamanda ibret de alıyor, tez de alıyor. Bir tefekkür de var, bir tedebbür de var. Bir taakkül de var, bir tefehhüm de var. Bir tefakkuh da var. Tefakkuh okuduğu ayat-ı ilahiyedeki inci esrarı görüyor. Demek ki büyüklerimiz bizim çok müstesna imiş ama biz yaşantımızı düzeltirsek güzel verecek. Size onların güzel evlatları nasıl söyleyeyim mi? Baktığı zaman insan zil duruyor. Böyle neşeleniyor. Böyle onu böldüğü zaman içine bir sıkıntı giriyor, keşke şu adamı gülmesem dedim o tehlike işte. Şöyle bakıldığı zaman bu ne güzel insan dedirtecek. Bu ne güzel bir insan. Ama bunu herkes söyleyecek.
Aynen tabakatül Kübra'da da Allahu alem geçer, tezkiyatü libliada da geçiyor. Mübarek bir zat, hiç kimse ondan kolay kolay incinmemiş her kabile, kendinden kabul ettiği marufu kelhi gibi mübarek bir kimse. İşte babası Hristiyan, anası da Hristiyan, çocuklarını bir okula veriyorlar. Hocaları Allah'ımızı Celle Celalü, Talih zal-ı Salate işte üçüncüsü gibi bir ifade. İşte baba, ruhul, udiz diye. O da hayır diyor Allah'ımız birdir. Hocası bunu tekfir ediyor. O zaman kadın diyor ki kocasına buna diyor sıkıntı açma çünkü ben bir evliya taamı yemiştim. O bu bu taamdan sonra hasıl oldu ve bir haram lokma yiyecek olursam, bunun karnımda hareket ettiğini, dilinizde depolandiğini görürdüm. Biz de diyor bunun dini üzere olalım diyor. Böyle bir güzelliği temin etmek.
Bu da ibadet ve saatte bir kere İbadet ve taat de tamamen öyle bir kendisini vermiş ki, Rabatü'l Adeviyye annemiz gibi gözüne sivri bir madde batmış da onu bile duymamış. Böyle kendimizi ibadet ve taate vermek, Zirkini duymak ibadet ve taatin. Asıl bu. Ve sadıkine ve sadıka bu da akidesinde vermiş olduğu Allah'ımıza sözde ve Rablerine yakınlığı nispetinde, kalplerinde meydana gelen Rabbimize karşı bir yöneliş ve kötülüklerden kaçış, emri ilahiyi son derece koruma halidir. Ve sabirine ve sabirat bu da kötü ahlaktan güzel ahlaka geçmek için gayret ve çaba göstermektir. Diyelim ki ne var bizde? Bir kibir var. Kibir sıfatından kurtulmak için tevazu sıfatını elde etmek. Sabır budur diye güzel izah etmiş. Ve sonra Allah'ımızın azamet-i ilahiyesinden Celle Celalü'l-titemektir ve bu Azameti ilahiyeyle büyük bir neşeye nail olmaktır.
Allah'ın yolunda sarf eden erkek ve kadınlar, malında, mülkünde, Allah'ın yolunda fakir ve yoksulda gözetmek suretiyle. Oruç tutan erkek ve kadınlar hassas şekilde riayet edip onun yerine getirilmesi için, hem kalbimizin hem de vücudumuzun kötülüklerden uzaklaşmasıdır. Kötülüklerden alıkonulmasıdır. Oruç, kalbin, kalbin şehevi arzu ve duygulardan, baş olma arzusu gibi, bir cinse karşı duyulan bir hal gibi, kötü duygular gibi, dünya arzusu gibi bunlardan korunması ve salmül kalp, kalbin orucu ise, böyle kendisini yüksek görmek gibi bir hallerden neden de kurtulmaktır. Namusunu koruyan erkek ve kadınlar derken Hakikatte ise diyor, şu kainatı bile düşünmeden anlayabildiğimiz bu, Yaradanını düşünmektir. Yani dünya ile oyalanıp geçmemekte Mevla-yı Zülcelal'imizi her eşyada görebilmek, onu bilmektir. Allah'ın zikreden ibnlik ve kadınlar cismani şu vücudunun sikullaha geçmesi.
Kainattaki dağ, taş, nebatat, hayvanat bütün varlıklarla birlikte onların da zikrini duymak suretiyle ruhani bir neşeyle Cenab-ı Hakk'ı anmaktır demiş. Belbillahi ve cemia-i sifati. Allah'ın bütün sıfatları ile celle celalühu, eaddeallahulahü mafira Allah'ımız onlar için celle celalühu bir bağışlanma ve ecran-ı azim büyük bir ecir mükafat hazırlamıştır. Burada çok güzel on tane husus var zikreden kimseler için. Çok acele geçeceğim ama bir fayda hasıl olur mu on tane çok güzel hususiyet geçiyor. İnşallah bunu daha bir gürültünün olmadığı zamanda görüşmeye