Alemdarın kaleminden yansımalar. Kuvvetli bir iman için gönül temizliği. Evlerimizden birkaç günlüğüne ayrıldığımız zaman evdeki eşyalar tozlanıyor, camlar kirleniyor. Bu istenmedik manzarayla karşılaştığımız zaman hemen rahatsız oluyoruz. Ya gönül evimiz? Nasıl ihya edeceğiz gönül evimizi? Yunus Emre'nin dediği gibi, temiz et gönül evini, dost gelecek kondurmaya. Dost kim? Halikımız Celle Celalühü. Hadis-i Kutsi'de beni ne yer ne sema aldı. Ancak kamil müminin kalbi aldı, buyruluyor. Böyle bir misafir varken biz neden gönül evimizi malayaniyle meşgul ediyoruz? Gönül evinin ihyası için beş esas. Sami sultanımızın torunlarının düğünü için üstadımızla beraber İstanbul'a gelmiştik. Sami efendimiz hazretleri, devlethanenin bahçesinde sohbet buyurmuşlardı. Sohbette bir dervişin künyesi sayılan beş esas üzerinde durmuşlardı. Bir. Helal rızık ve bu rızkı huzurla yemek. İki.
Namazı huzurla kılmak. Üç. Kuran-ı Kerim'in manasını düşünerek okumak. Dört. Rabıta-i Şerife'yi esaslarına riayet ederek yerine getirmek. Beş. Zikrullah'a devam etmek. Gönül gözlerimizi farklı alemlere açmalıyız. Bir çocukla ana karnındayken konuşacak olsanız ve kulağına eğilip deseniz ki, yavrum uçsuz bucaksız, yıldızı, ayı ve güneşiyle her tarafı aydınlık büyük bir alem var. O çocuk bu sözlere kesinlikle inanmayacak ve benim bildiğim hayat budur, yediğim içtiğim de budur, diyecektir. Daha sonra çocuk, takdir edilen dokuz ay on günlük müddeti tamamlayıp dünyaya gelir. Eğer bekletilecek olsa ya ana ölür ya da çocuk ölür. Dünyaya gözlerini açıp karanlıktan kurtulunca güzelliklerin farkına varır. Bizler de bu nurani ve zulmani perdeleri yırtıp nefsimizi alt ettikten sonra farklı alemlere gözlerimizi açmak zorundayız. Yani ikinci bir doğum gerçekleştirmeliyiz. Hac suresi kırk altı.
Ayet-i celilede, Halıkımız, Bu gözler kör olmaz ama kalp gözleri kör olur buyuruyor. O perde kalkacak olursa ben bu karanlık ve pislik içinde niçin durmuşum? Dışarıda mis gibi tertemiz bir dünya varmış deriz. İşte Allah dostlarının bu dünyaya muhabbet beslememeleri öteki alemlerin zevkini tatmalarından kaynaklanmaktadır. Cezaevinde yillarca kalan bir insan daralır, bunalır. Birileri tarafından kendisine o hapis ortamında yaşadıklarının hatırlatılmasını da asla istemez. Hapis hayatı sonrasında hür olmanın kıymetini daha iyi bilir. Şayet bizlerin de gözleri kalp alemine açılacak olursa, melekut, gayb, lahut, ceberut alemlerini görebilirse, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin dünya müminin zindanı, kafirin de cennetidir veciz ifadesini kamilen anlamış oluruz. Alemdar'ın kaleminden yansımalar.