Gönül Sohbetleri ve Kalbi Selimlik kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bu baharın gelişiyle ders alacağımız su hususlar, onlardan bir tanesi de. Ne? İşte ortalık yeşeriyor, sular göçüyor. Her taraf bambaşka bir neşeye bürünüyor. Diyeceğiz ki bizim de gönlümüz acaba aşk-ı ilahıyla, Habibi'nin muhabbetiyle, sevdiklerinin aşkıyla yeşeriyor…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bu baharın gelişiyle ders alacağımız su hususlar, onlardan bir tanesi de. Ne? İşte ortalık yeşeriyor, sular göçüyor. Her taraf bambaşka bir neşeye bürünüyor. Diyeceğiz ki bizim de gönlümüz acaba aşk-ı ilahıyla, Habibi'nin muhabbetiyle, sevdiklerinin aşkıyla yeşeriyor mu, yeşermiyor mu? Gönlümüzde hangi sevgiler daha çok galip? Bunun hesabını her zaman yapacağız. Şimdi artık yaygınlaştılar bu. Af buyurun banyolardan neden? Tartı adetler. Tartı diyor. Bir on mu tartı diyor. Acaba kilo kaçtır Biz de gönlümüzde, Rabbimizin muhabbet kilosu kaçtır? Habibinin ne kadardır? Gasrı arifandan gelen büyüklerimizin sevgisi ne kadardır? Bunu ürküp içmeye çalışacağız. Efendimizin bir hadis-i şerifi var Allah'ımız bir kimseye hayır murat ederse, kendisini kendisine vaaz eder buyurdu. Ders alır, baktığı eşyadan ibret alır.
Öyle pek çok büyüklerimiz var. Mesela İbrahim Bedetem hazretleri, Gaddesallahu anh Sır'la bir hamama girmiş. Zannederim o. Hamamcı demiş ki parasını veriyorsun. Ağlamış İbrahim ile temas etti. Hamamcının herhalde parası mı yok demiş ne dediyse. Hayır, hayır demiş. Ona ağlamıyorum. Bir şeytanın yerine girdiğinde bile demiş, para isteniyor da, cennet-i alaya amelsiz, taatsiz nasıl gireceğiz diye. Hep böyle diye salmışlar. Eğer bakarsanız büyüklerimizin hayatını orda görürüz. Nelerden ders alıyorlar, nelerden ibret alıyorlar. Bir hayvandan ders alıyorlar. Koskoca diyor, ariflik iddiasında bulunan Bayezid'de diyor, bir köpek ders verdi diyor. Bakıyorsunuz üstadlarımıza bir kediden ders alan var. Kedi bir gemiye gözünü dikmiş. Hiç tüy bile hareket etmiyor. Oradan gelen avvanı kapabilmen için.
Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri yolda bunu görünce, o zaman gönlüne şu ilham geliyor, demek ibretle bakınca. Ya Bayezid. Yok ya Cüneyd. Hatta himmetini çok aşağı tutan Cüneyd. Bir kedi dahi avunu elde edebilmek için nasıl hareketsiz. Sen ibadetinde, taatında bunlar için bilhassa murakıb. Murakabe halinden neden gözetlemiyorsun? Arş-ı Azamı, Arş-ı Azamı yedi kat yok bilim. Semavatlarını arş-ı Azama kadar. Ütesi de var. Doğu ehlince malum. Şimdi açıyor, Allah'ımızın aşkını, feyzini bekliyor da ilahi tecellileri bekliyor. Bunda neden sen çok dikkat etmiyorsun diye. Önümüzde çok yollar var. Eğer iyi tutabilirsek geçeriz Allah'ın izniyle Ama çok güzel olacak, çok tatlı olacak. İleride Allah'ımızın lütf edeceği nimetleri burda ini seçeceğiz biz. Burda nasıl o nimetlere girmişsek, burda da aynen öyle olacak farklı hiçbir şey yok. Burayla buranın farkı var zannetmeyin. Fark yok.
Ana karnı ile buranın farkı var mı? Hiç fark yok. Ana karnında azağımızı teşekkür ettirdiğimiz zaman burada da elimiz, ayağımız, gözümüz, kulağımız uzvumuz tam olarak meydana geliyoruz. Eksik olursa burda meydana geliyor. Dokuz yüz değil, dokuz yüz milyon sene de dursa meydana geliyor. Çünkü o azanın teşekkülleri ana garına yattı. Bizim ahirette, istirahatımız hep buradaki hayatımıza bağlı. Yürürken de öyle, kabirde de öyle, kalkışımız, burayı düzgün geçirsek. Ne güzel buyurunca Efendimiz. Nasıl yaşarsanız ölürsünüz, nasıl ölürseniz, Allah'ın huzuruna öyle var mısınız? Ne akıllı insanlar, üstadlarımız, büyüklerimiz çok akıllı, çok zengin. Esad Erbili Hazretleri bir dil diye bir kasabada Erbili, orada ilim tahsil etmiş, bitirmiş. Kendisine de akıllı birlermiş, çok zikiymiş. Allah'ım bizim lütfu insan, çok zeki. Demiş ki akıllı olmam için ne yapmam gerektirir? Ne güzel bir düşünce var.
Gönül Sohbetleri ve Kalbi Selimlik kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bu baharın gelişiyle ders alacağımız su hususlar, onlardan bir tanesi de. Ne? İşte ortalık yeşeriyor, sular göçüyor. Her taraf bambaşka bir neşeye bürünüyor. Diyeceğiz ki bizim de gönlümüz acaba aşk-ı ilahıyla, Habibi'nin muhabbetiyle, sevdiklerinin aşkıyla yeşeriyor…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Böyle devamlı uyanık olmamız gerekiyor. Devamlı uyanık. Yedi yüzün üzerinde ait cennet var. Devamlı uyanık olmamız, akıllı olmamız, ibret almamız sus. Yapmış neyse, gece. Ya Rabbi, ne yapmam gerekir diye bu düşünceyle yapmış. Pek istihare gibi değil de, o düşünceleri de yapmış. Gece görmüş ki, Ta'al Haribe Hazretleri zamanı, büyük mürşid-i kamillerinden huzuruna davet ediyor. Es'ad buyuruyor. Es'ad diye. Ona evradını, eski halini tarif etmiş, uyandığında iki şahidin var diyor. İki şahidin, ne diyor? Ne diyor? Birisi diyor, odadan karanlık olmasına rağmen baktım bir şey. Odada bir işi var. Yanıyor, böyle apaydınlık oldu. Halbuki ne elektrik var, ne bir şey var. O zaman da olur olacağını zannetmiyoruz. Ne gaz lambası var, ne mumun işi var. İkincisi de vücudumda bir titreme meydana geldi. Tepeler tırnağa bir hareket. Anladım geliyor, rüyamda sahi. Vardım diyor. Uzundur da intisap etmiş.
İntisap ettiğim sene diyor, bana ders vermekle emir buyurdu. Evladım, verebilirsiniz evla ders musvar diyor. Bir de Esani Embili Hazretleri'nin gelişi çok muses mi? Allah, baba hep meşayih kiramda. Hep yüksek insanlar. Kamil insanlar. Şimdi onlardan bir Elhamdülillah ta'lim var. Bunlardan bir edep var, bir ahlak var. Beş sene sonra da Hazreti'ımın makamını Allah'ımız lütt etti. Bu Cenab-ı Hakk'ın. Lütfudur, keremedir, elde olan bir iş değil o. Seçim, Hakkı Zülcelal'imize ait. Ona nutc etmiş, ihsan etmiş. Kutbu'l-azam'dır. Demek istiyoruz ki halırken çok akıllı insanlar. Çok tefekkürlü kimseler. Onlar beni nefsin mertebelerini aşıyorlar. Onlara çok kolay gelir. Çok kolay gelir. Yani bu yolu tutmuşsak, Allah'ımızın emrettiği görevleri çok güzel yaşamışlar. Eğer zaman bulursam okurum, böyle biraz yanlış da bir düğüm bulunmuş. Ayın dokuzluymuş.
Bu bir yerlerden gelecek olanlar, bunu da biraz karıştırılmış. Efendim, gençleri gördüm de çok önemli, hepimiz için önemli. İslam'ın temel esaslarından biri nedir? Akıl, din, Can, mal, nesil. Bu dinimizin temel esaslarıdır İslam'ın ve neslin korunmasıdır. Nesin bu hafıza edilmesidir. Şimdi bahar dememizin sebebi o. Şu gençliğimiz aynen bir bahar gibi. Bu gençlik bahar nefsani, hayvani duygularla değil de ilahi duygular. Efendimizin ya Abdullah ne güzel bir gençsin diyor. Hz. Ömer efendimizin yavrularını. Ne güzel bir gençsin, bir de gece kalkıp namaz kılsak buyuruyor. Buyuruyor. Gençlerin buna daha iyi sarılacağını zannediyor. Sarılır kardeşlerimiz de, zaten uykusu azalmıştır. Dört saat, beş saattir ama gencin daha bir galip uykuları derindir fakat kalkıp uyandığı zaman Rabbimiz çok sayıda. Çok muhabbet iyi.
Hiç unutmam şeyde, İstanbul'da bir genç, üstadımıza dedi ki, iyi gün yaymadan, bir genç. Hatırlıyorum, o genç şimdi burada bir belediyede görevlidi. Bazen görüşüyorum. Efendim dedi. Ben dedi, gece namaza kalkamıyorum. Hem derslerimiz ağır dedi. Okulun da bitme zamanları, imtihan devreler çok ağır. Onunla meşgulüm dedi. Birilerine geceler kısa çalışıyoruz da kalkanıyorum. Buyururlar ki, yattan sonra iki rekat, yatsı namazı bitirdikten sonra Allah'ımız kabul buyurur dedi. Sonra da çok hassas bunlar, çok dikkat edindiler. Sami Efendimiz Hazretleri gibi görüşünce, dedi ki efendim bir hata etmiş olmayın, sizin evlatlarınızdan birisi, işte gece kalkamıyorum dedi. Biz de yattıktan sonra dedim deyince olur buyurdu. Burada birisi için buyurdular ki efendim bu da kendinden hatalı dedi. Öyle yapıyor. Kendisine duyurulmadığı halde, o da razı olmadı.
Buyurdu ki gece kalksın, on beş dakika olsun, ihya etsin, yerine iki saat ucuzdu. Gece çok önemli, geceler çok önemli. Cehih kardeşim. Ayetler bitmez tükenmez. Şimdi bizim baharımız böyle olmalı demek istiyor. İnsan pozitif ve negatif davranışlar da çepeçevre kuşatılmıştır. Biz melek de değiliz, melek burada yaratılmıyor mu vardır. Öyle bir hal var ki Allah korusun, o menfi hümlere döndüğümüz zaman bizi hayvandan daha şarkılara. Çünkü hayvan mesut olmadığı için, o duruma düşürür Allah korusun. Belhüm edar daha aşağı düşürür. Hayvani diyor bunlara, esir olursa Rabbimizin emrine riayet edemezse, Cuh hayvan ve Resuldeyim ki ne orucu, ne haccın, ne zekat, ne teblil, ne cihad için bir vazife ve hükmü değil bu hayvan. Ondan dolayı yapmadığımızda, Belr-ü Medal, Allah korusun. Yerde sürünen sürüngenler gibi. Bağdaşlar.
Diyor ya, Nebe suresinin en son kısmında, Hayvanların bakıyor, helal, yani yok olduğunu, yok olduğunu, keşke ne olaydı, biz de toz toprak olsaydık dedikleri gibi. Allah korusun. Melek de değiliz, nurdan yaratılmıştır. Yani iki kutuplu bir malı deriz. Uyarsak nefsimize, Allah korusun, yok ilahi gönüllere meyledersek, akıl bir ruhdur aklımızı, salih bir akıl, dinimizin ülküsü içerisinde bir akıl olursa kurtuluşa girer, ruhumuz da öyle. İlahi duygular. Bunlara meylettiğimiz zaman meleklerden biri üstün kılan insan böyledir. Şimdi bizim bu menfi ve müspet duygularla, davranışlarla çepeçevre oluşumuza efendimiz dağın buyuruyor, sallallahu aleyhi ve sellem. Yerinden oynadığına inanın ama ahlakın değişeceğine inanın. Hadis-i şerif bu. Sebebi nedir? Zorluğundan dolayı. Hatta değişmez diyor. Ahlak kitaplarını helal ederken hul değişmez ama ıslah edilir diyor.
Serkeş bir hayvan ise, at ise o ıslah edilir. Yoksa geçmezdi, ıslah edilir. O zaman, o zaman İslam fıtratı üzere olan yavrular göz nuru olarak yetiştirilecek. Bizim baharımız olan bu yavrular göz nuru olarak yetiştirilecek. Mürşeyimiz gençler üzerimizde çok durdu. Anladın mı? Bu bilmeyen kimse, o da deri hudiye gider, derlerdeki açasını ben pek gençlerle meşgul oluyorum. En güzelini yaparmışım. Allah'ımız gençleri anlatıyor hocam. Gençlere anlatıyorum, bunlar gençlerdir. Hidayetlerini artırıyor Allah'ımız onların. Takyanus gibi bir kafirin karşısında. Biz diyor Allah'tan başkasına tapamayız diyor. Dikin. Karşısına hayatın telef olmasından bile korktukları yok. Ölümlerine bile sema bulsa zaten tevhid inancında olanlar bütün asrııp kestiriyorlar. Hiçbirisini takmıyor. İstersen güldün diyorlar. Biz dinimizden vazgeçmeyiz. Tevhid inancından diyorlar. Bastırız diyorum onları.
Hadis-i şerifler diyordu. Böyle bize, sizin gibi Ankara'da o kadar değildi. Bir minibüs geldi de Mürüşebilibüs Ordu'da gençleri seçti. Bir kısmını bir hocaya teslim etti. Bizim gibileri bir hocaya teslim etti bunlar. Gençler de bir odası odaya aldı, geldi görüşürüz. Biz de aralarında şu hadisi şerif okuduk. Çok güzel Bahar dedik de baharda aşılar yapılıyor. Hiç yaşlı ağaca pek aşı yapmadı zaten. Genç ağaç da ağaca yaparlar. Aşı kabul verdi çünkü. Hep ayetler, hadisler var bunun ahkada'yı. Kırkından sonra değil mi? Aleyhissalatu vesselam'dan sonra. Bunu, gerçi münakaşası var bunun, kırk diyen de var. Kırkından sonra zordur deniyor irşad, ıslaha. Yani daha evvelden ele almak gerekiyor. Onları başına al verdi. Şu hadisi şerif okudu. Sadaka Rasullah. Bir de Allah'ım, Zuhlara çok geniş bir ilim lütfetmiş. Efendimize soruluyor ya, ya Rasulallah, hangi amel efda? Hangi amel? Hangi amel?
Kalp ve birden ilim deyin size. Yine etütarbacı olursa. Diyorlar ki, ya Rasulallah niye böyle diyorsunuz? Bu Rabbimizi tanıyan insanların az yapmış olduğu amel dağlarca yapılan amelden, taatten çok üstündürdür. Şu iyi yerleri yakalamışlar. Çok güzel yerleri. Bize de gösteriyorlar zaten. O almış olduğumuz evradta, ezkarda tabir ederseniz eserleri var içerisinde. O ruhi taatlere çok ağırlık bileceğiz. Biz, Esat-i Elbili Hazretleri deyince misali onunla bilir size. Şimdi bir karıncanın yürüyüşü var, bir de trenin gidişi. Bundan misal veriyorlar. Şimdi bedenen yaptığımız taat, biz namaz kılıyoruz ya biz namaz kıldığımızda bu bedeni bir taat. Çünkü ayakta duruyoruz, rukua iniyoruz, secdeye kapanıyoruz. Bunu beden yapıyor. Bu karıncanın gidişi gibi Allah'ımıza vusratta konuşmakta, cilveciler. Ama namazda, azamet-i ilahiyeden titrersek, onu görür gibi yaparsak, ne onu, trenin gidişi gibi olur.
Ha park burada. Yoksa diyor adam, ne olacak diyor. Bağlı diyor, varlar diyor. Bir yerde böyle bir sözleri oldu. Maesi dönemiydi. Ne olacak dedi. Olmasa ne olur? Demmetli takdir bilen Türkiye'de hocalarımızdan biri olamaz. O alana girmeyi dövüle diyebilir adam. Bunların ölümü alemin ölümü. Başkası değil diyor. Ona emanetleri birbirini. O çok önemli bir. Bizim istihamızın şu önemli o. Bakması bize yerine göre iter. İnan, huylerin huzuruna oturmadığımız anlar oldu biz, Salih Efendimiz Hazretleri. Yemini görüp geçtiğimiz oldu. Neydi o? Ve bakmıyorduk ki biz. O da Allah'ımızın lütfettiği ikramlar, ihsanlar. O alana girdiğimiz zaman dedim. Ben dedim. Hadi işte bilgisayarlardan ya da internetten, buyuruyoruz. O sayfaya girmezseniz hiç haberim bulunmuyor. O sayfaya gireceksin, şifresini bileceksin. O zaman nasıl ki Gıyyeullah'ın velayet şifresini bileceğiz?
Takva esasına göre yaşadığımız zaman olur olursun, diyemeyiz. Kardeş. Hani çok mühim size arz etmek istediğim bizi Rabbimize kavuşturacak akrep yol diyorlar ya akrep. Hiç bildiğimiz akrep değil. Akrep, Allah'ımızı çok yaklaştıran bir Hani öğretiyorlar ki, yani bir perde daldırup kalksa Rabb'ımı göreceğim diyenler var. Böyle yakın olan bir yol. Bunu burada indireceğiz, öldürdüğümüz zaman yok. Biter. O gelecekler. En ziyade buradan götürmemiz Her zaman teneğini önünden götüreceğiz. Aklı olmaz. Karanlık çünkü karanlığı önünden götüreceğiz. Kabir karanlığına niye girmeden, önünden her taraf aydınlanıp gelecek o zaman. Ne korkun, ne mahzuniyet hiçbirisi olmayacak. Rabbimizin büyük İsa'da fazlullahdir o. Şimdi demek ki namazda haşyettir, oruç tutuyoruz. Yemeden, içmeden, kimse münasebetten uzak.
Ama biz, azalarımıza tutturacak olursak, öyle tutar, bizim yemeden içmeden uzak alarak yapmış olduğumuz taat karıncanın gidişi gibi. Öteki trenin gidişi gibi Rabbi Zülcelal bize kavuşmakta. Zekat veriyoruz. Zekatı verirken yer veriyoruz ama bir de gönül verirse yaptıkları iş bu. Farkıdan ileri geliyor. Gönlünde de bir cömertlik var. Dünya gözünde hiç bir değeri yok dünyanın. Çünkü öbür alemleri görmüş olur. Büyük nimetleri gördüğü için öyle oluyor. Hiç değer vermiyor yani. Efendimiz öyle buyuruyor. Dünya benim demem oluyor. Daha çok Hadis-i Şerifler var. Metal oluyor, hümeysiz, değersiz. Orayı gördüğü için bizim büyüklerimizden gördüğümüz şurayı bir geçsek dediler. Şurayı bir geçsek. Orayı görüyor işte. Gaybe iman yaratır. Gaybe imanı düşünür. Zekatta o. Hacda şu bedeni dönüyor ki Beytullah'a. Nefsin mertebelerinin de dönüyor. Ruhun mertebelerinin de dönüyor.
Sı sırrın mertebelerinin de dönüyor. Hani bir evradını ezkarını okurken, Allah derken Celle Celalühü'nün kalbidir. Onun yüce kudretini, yüce kudretini düşünüyor. Böyle bir tefekkürle yapıyor ibadetini. Daha başka ne derseniz, mesela tebliğ yapıyor, davet yapıyor. Yaşamış. Onu yaşadığı için tesir ediyor. Bakıyorsunuz çok bilen insanlar var, onların peşinde değil insanlar. Aşıkları, sadıkları hep bunların peşine girdi. Niye? Yaşadığı için. Böyle kimseler tanıyoruz. Oturduğumuz zaman, böyle latif fel gibi konuşuyor ama görünme tesir yani baktığın zaman haz alıyorsun. İşin önemi burada. O sana baktığında veya sen ona baktığında haz alıyorsun. Buraya hemen bitireyim de sizin gireceğiniz yerler de var. Efendim, Allah'ım şerlilere müttmesin, muttakilere öncesi göz aydındı zevcelerle evlatlar diye buyuruyor.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem eşlerimizi ve neslimizi bizim için bereketli ile Ya Rabbi. Şimdi ölüyoruz ya, öldüğümüz zaman adam emekli olduğunda ohtu. Artık diyor, zaten kimse yok. Hatta bu emeklinin de büyük sıkıntıları çıkıyor mu? Şimdi geliyor diyorum, ahi dağuğunda geçiniyoruz. Öldükten sonra bize maaşımızı sağlayacak olan, gelir getireceğim olan iflatımızdır. Ondan dolayı işlerimizi ve neslimizi bizim için bereketli eyle Ya Rabbi. Efendimiz, sana ise Orta Çağ'da, cahiliye döneminde diken ve ayrık otları arasını gül gibi bir nesil yetiştirmiştir. Ortam çok değişik. Putperest, müşrik böyle bir ortam. Atalarımızdan devraldığımız din diyor. Hak yok, hukuk yok. Nahus mefhumu diye hiçbir şey yok. Böyle bir zamanda Efendimiz Mus'ab bin Mumiheleri ve sair Ashab-ı Kiram'ı yetiştiriyor. Maharetli bir bahçıvan, mahir bir usta gibi gençlik yetiştiriyorlar.
Bir, bu gençliğin temini için idimle yetişmeli. Şu yolculuğumuzda bile, bilmiyorum artık programımızı. Şu yolculukta bile çok kitaplar okur, çok malumat sahibimiz okur. Biri Kuran-ı Kerim okur, selam-ı selamlar getirilir. Evradu-ezker, bunun yanında ilmi münazaralar yapılır. Dini meselelerde. Elimizde bir eser varsa onu okuyarak gideriz. Çok çok şu arabanın üzerinde biz çok meseleleri halleden gideriz. Zaman yok. Nerede bu gevrat diye Ezkar okunacak? Sakimizi tutarız. On dakika kadar bin lafzai celal okunur. Yine arabanın içerisinde Allah, Allah, Allah Celle Celalühü, ter geçer. Ezberimizde olan ayetler okuruz. Hadis-i şerifler okuruz. Tabii yola da dikkat etmek suretiyle, bunlar çok iyi bir fırsat bizim için. Yani boş geçilecek bir zaman yok demek istiyorum. İlimle yetişmenin, teknik ve sosyal açıdan iyi yetiştirilmelidir gençler. Okul dışında özel çalışmalar, kitap ve sohbetler.
Artık size bunları bildirelim. Büyüklerimiz, büyüklerimiz, haber verelim işte şu eserleri takip edin diye. Bu size verilmiş olması gerekir. Orluklar var. İki takva, Allah Kurgusu Celle Celalühü, iyi bir kul haramdan sakınır, maneviyatta olur. Rabbisi ile münacat halinde olur. Cenab-ı Hak, ey Musa beni sevdiğini söyleyen ve sonra sabahlara kadar uyuyan ne kadar da yalancıdır. 7, sevdiği ile olup onunla konuşmak istemez mi? Artık nihayet edemeyeceğimiz süsler. Başka zaman görüşürüz, Efendimiz Aleyhisselam'ın Es'adi El Bili Hazretleri'ni böyle evet. İki genç görmüş. Bunlar itikadi, yanlışlıklar içerisinde onlara çok acıyor, acıyır. Onun üzerine Nevada'l Usul'den, Cihan-ı Sail'den, Münavi'den, Hadis-i Şerif'i böyle kısa kısa Hadis-i Şerif'ler almış aman ha bu yangını, bu itikadi yanlışlık yangını, ameli yanlışlık yangını ahlaki, söndürelim diye al zanni gayret göster demiş.
Bu Ashab-ı Kiram kitabı var, o da yeni çıkmıştı. Bir yerde üstadımız bize okutuyorlar. Mukaddime Sine okurken burada müellif Rahmetullahi Ali Samir Lemza Hazretleri buyurdu. Müellif Rahmetullahi Ali. Eseri hazırlarken gündüz kitaplarını temin ediyor. Gecede yazıyor bazen uyku talebesi ile kalemin asıl nüshana gir gir izleri müşahede ediliyor deyince tahammül edemeyenler oldu, avlayanlar oldu. Buyurdu ki gençler derdi, genç gönülleri tahammül edemiyordu, böyle evvel demiş. Ne var? Allah'ın izniyle bunları öğreniriz. Allah'ımızın ayetleri öğreniyoruz. Hadis-i şerifleri öğreniyoruz. Bir kul zina ettik de nur-i iman kalbinden çıkar. Bir bölge gibi üstünde bulunur ancak tövbe ile rücu eder, tövbe ile döner. Zina gibi fuhşiyatı zuhuru, hareketi arzının hukukunu mucib olur. Gelir, sakin olmaz. Tahkike, zina eden kimselerin vücudu yevm-i kıyamette ateş kesilir. Fırın gibi içtihalı var.
Bir kork ateşi olur. Zinadan hazır edindiniz. Zira zinada dört hal vardır. Yüzünde nur cemali kalmaz. Yüzünde bir imanın belirtisi, böyle bir nuru ışığı görülmez. Böyle beyaz gibi olur da yine de simsiyah. Çünkü siyahta da nurun belirtisi vardır. Ben de onun ve Çin'den yüzünden imanı nuru kalkar bereket şeklinde şekil arar. Zira zinada dört hal vardı. Yüzünde nur cemaati, rızkında olan hayır ve bereketi yoktur. Belki çok mal sahibi olur ama rızkını ağız tadıyla yiyemezsin. Bir huzursun, evde huzursuz, dışarıda huzursuz. Arkadaşları ile geçimsiz, evine, çocuğuyla çoluğuyla beni bir bölüm huzuruyla vakit geçiremeyiz. Cenabı Allah'ın gazabını celbede, ve sulu müddemearu cahim ile azabı intac eder. Hakikaten Müellif Rahmetullahi Ali Hazretleri bile bir izah yapmış ki, buna mana verilmemiş. Ama bilen kimsenin ifadesi ne kadardır? Ebedi cehennemde kalır diyor.
Bakın Müellif Hazretleri, Nar-ı cahim ile azabı intac eder. Allah Allah. Cenab-ı Allah'ın gazabını ve uzun müddet nar cahim ile azap görür diyor. Yani ebedi alma yok. Biliyorsunuz itikatınıza göre fasık ebedi değildir. Şimdi, İsra suresinde Zinaya yakın olmayın. Yakın olmayın derken ulema-i kiramımız zinaya giden yolları kapatın buyuruyor. İşte onlardan biri. Gözlerin zinası harama nazardır. Zinau lise, el kelam. Lisanın zinası caiz olmayan kelamı söylemektir. Bir kimse zina ederse, imanı ondan çıkar. Şu kadar var ki kemal-i nedametle hal insan, tövbe eder ise af olunur. Efendimizin Hadis-i Şerifleri de mucizistir. Buraya başka bir kelime koyup deseniz mümkün değil. Bu güzelliğin böyle çok edebiyatçı birisi olsa, hedihih derler. Yerleştirdiğim bir kelime ise bir yerinde mümkün değil. Resulullah'ın hum Mübarek Zuhu'nun okunuşunda bile bambaşka bir güzellik.
Bir kimse ağzını menhiyatta razı olmayacağı Cenabı Hakk'ın sözlerini. Tercih'nin namusunu fuhşiyattan. Harama gitmeklerle, gitmeler. Hıfzı verse cennete dahil olur yani bazı kimseler herhal ve harekatı şerr-i şerife tevhit etmiş iken, yalnız lisanını muhafaza edemediği veyahut esir-i şehvet olduğu görülüyor ki, bu gibiler, iş bu hadis-i şerifin hükmü ile amil oldukları rağmen dahil cennet olacakları şüphesizdir. Zina, yuritü'l-hakk, zina hakkı, tevdid eder, fakirlik bu ilan Gönlünde fakir olur. Şefkat, merhamet kalmaz. İlla cebim fakir olmaz değil o. Gözünde fakir olur, duygulanıp da şöyle bir günahını hatırlayıp gözyaşı bitmez. Ulak da fakir olun. Hat sözleri işitmez. Dinleyene bile rahatsız olur. Ayağın da fakir olun. Yolunda hizmet için koşmaz. Her de fakir olun muhtacına infak etmez. İlla fakirlik, cebi fakirliğini değildir. Elhamdülillahi rabbil alemin el-Fakir Hazretleri.
Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.