Kararmış güllüğün parlaması, bir nesneyledir. İnsanın güllüğü kararır. Siyahlaşır. Nelerden. Ilahlar. Ellerden. Ellerden. Ellerden. Ellerden. Ellerden. Ellerden. Ellerden. Ellerden. Ellerden. Ellerden. Ellerden. Aileyin. Sehmini. Kanunca almayla. Bunlarla haram lokma içine getirmek kalp karardır. Çünkü kalpten geçtiğinden kan. Kırk gün amel hap olur. Duana kabul olmaz. Gık gün devam eder böyle. Bir keçi lokma. Onun için, hiç tiple sakın olman lazım. Bir de Karanen gümül. Fasik kimselerle çok düşer kalkar. Bu da, rahmetası olursa. Rahmetası da olmazsa, ki o bir sim-i siyahiler. Ama bunu, kıtalardan da var. Bunları terk ettikten sonra. Ehlesini yaptıktan sonra, şunlara Üstazı- nasıl olalım? Onun yanında olmanın için dur. Hastalığı, yanımı, insan, on beş dakika dakika duramıyor. On dakika duramıyor. Nasıl beraber olalım? Her zaman, her zaman yorumunu ile beraber olduğunda hem rabıta oluyor.
Hem de birinin birinde oturmuş gibi oluyor. Onlara, dünya çok kısa oluyor. Yani kalburın içi kadar oluyor. Böyle olunca, Saadedinle beraber ol. Alparslanlarımız şöyle buyuruyorlar. Her yemeni, der yemeni, küremeni. Her yemeni, küremeni. Yemen kadar uzakta olsanız dolan diyor, Emin Buhari, Hacı Eszade Erbil'imiz, gazımız, biz bile, yani ta yemen kadar uzakta olsanız, gönlümüz bizimle bizim ile beraber olursa, asamız gibi yanımızda her zaman durursunuz. Dinlemiz bizim ile olmaz da, kalbimiz ayrı durur da, yanımızda her zaman oturursanız, yemen kadar uzaktasınız diyor, kalbimiz bizim kadar uzaktasınız diyor. Kalbi ülüzümü ile olmayınca. Anladık, değil mi? Bu rabıta ile tersten, ayette ilk başlık bunu okudum. Saadetin ile beraber unu ile Davutaya malaleyler. Bir, ya, ey şerefli imanla şerefyab olan kullarım Allah'tan korkumuz, vesile arayınız. Allah'a kavuşman için vesile kulum.
Vesileyi, yani hüzüme kavuşmanın için Çubuğğı vesile ediyorum, prize kazıyorum, zıpliyorum, yağmur yavrusu dibine kazıyorum, üç senede yüzüme kavuşabiliyorum. Yani iyi bakarsan, eskiden yedi sene defterlerdi ki, üzerine kazmazlardı. Dün ve dergiye ileri bakarsan, şuna kavuşunuyorum. Çıbıt mı veriyor, yüzümü almak mı veriyor? Allah veriyor diyor. E, niye çıbıt tutuyor? Ya, tau ileyhun vesile. Vesileye tabi olun kullarım dediği için biz vesileyle karar yok. Üzüldü, buğdayı, bahçeyi, bağı, kızdı, vesile ile vuruyor. Süt feryat diyor, süt feryat diyor. Olmaz. İnek alacaksın, tuzu alacaksın. Küsbeyle bir söyleyeceksin. Herkes yüzünü yapacaksın, patlatacak dolusu sana süt gelecek. Neynen oluyor? Vesile ile oluyor. O olmazsa olmaz. Füyuzatın kübu'ya da kutbu cihandır. Çubuktan daha aşağı, derelhaşa. Falanlar böyle anıyor. Almayanlar da zamanında oluyor. Beni bakıp kalıyor.
O benimki gibi oluyor. Onun için, gömülden salih ile beraber oturup bakarsanız, haliniz tarla buyuruyor. Ustanız. Benim öyle bir şey daha yazıyor bu soruya, onu da okuyayım size. Sonra bazısını edeyim geleyim, kusura kalmayın. İbni Abbas radiyallahu anh efendimizden, kendisine günlerin, peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, size lazım olan bilginlerle oturup takmak, hikmet ehlinin sözünü dinlemektir. Çünkü şüphesiz Allahü Teala ölü yeri yağmur suyuyla dirilttiği gibi ölü kalbe hikmet sahibi yine amel eden zamanın Libyaileri, kutlu cihanları, Yahudileri halifeleri, onların yanında oturdum mu kalbimiz girilir diyor. Nasıl ortalık bu kuruyurken rahmet yağmaya başladı güneşte deyince bütün yeryüzü yeşerirse kalbim böyle yeşerir. Bunun için kardeşim salih eliyle oturup bakmak kalbi parladı. Bir, Kuran-ı Kerim okumak.
Kuran-ı Kerim okumak, işte buramızda uzun bulmak ister. Halete Zülcelal benimle görüşmeyi kim arzu ederse Kuran-ı Kerim okusun. Ben kullarından ne kadar büyüğsem, Allah'ın kelamı da bütün konuşulan sözlerden o kadar büyük. Tamam mı? Şu Kuran-ı Kerim'i okumak lazım. İnan, bir Fatiha-i Şerife, hiç İhlas-ı Şerif okursan da yatsan, peygamberimiz yüzde yirmi ölümden başka yirmi, yirmi tehlikeden, zelzeleden, yangından, yıldırımdan her şeyden muhafaza eder Allah onu diyor. İç ihlas. Hiç ihlas okuyan insan, sen havuz yüzünü okuyabilin. Hiç ihlas okunduğunda Kuran'ın müçte birini okumuş gibi olursun. Üç daha okursan, Kuran'ın üçte ikisini okumuş olursun. Üç daha okursan, Kuran'ı tüm hat etmiş olursun. Bazıları da, bazı kitapları, bir defa okumak Kuran'ın üçte birini okumak. İki kere okumak Kuran'ın üçte ikisini okumak. Bir daha okumak Kuran'ı tüm haddinimiş gibi sevaba nail olur. Anladınız mı?
Belki Kuran'a hadmi der gelirse fark Böyle bizde hafız gibiyim. Kuran'ı pusa me. Sonra şu bir kere ben seni döveyim. Şuraya koydum. Ağzını koyayım. İki. Üçüncüsü kalbi parlatan ki, karnını boşaltmak. Varlığı ıkha basa benim gibi yiyecek olursa kalbi simsiyahlara olur. Mideyi üçe ayırır. Üç. Birisi ekmek, birisi su cinsi de heva. Efendimiz hiç ellerinde bildiği için, da hukuktan neden de okuduğu için midenin de yapılış şekli, borusu var yukarıya doğru. İnsanın, kanaatın olduğunu bilir de Allah, onu şöyle gündüz hazzetse, patlar ölürdü. Buraya bir havahatiyenin yukarıya doğru bir ucu var imkanın, o boşluktan olsun istifade etsin iyice boyunca, oğlum birden ölüp gitmesin diye. Orayı bir de boşluk olaraktan bıraktı. Çok yediği için midede kaynama yaptığından pencerenin yayını buğu gibi buğulanla o boya buğu verirkene, katle onun üstünde olduğu için. Demek ki çok yemek bizi, mahvediyor.
Size yanınıza doğru yeneceğim, ister ki yaklaşmışlar asıl lazımdır. Bir küldür üç bazlama ye. Yerinizde yapılan üç bazlama var. İki simiyle, bir kesinlikle. Usulce kendine az zina alıştın. Bir tip devam ettim mi, iki simiyle ve birini diye, vücut daha rahat, daha sakatlı. Vay, çok şeyleri buradan dönüşemeyeceğiz. İmkanını bulamayacağız. Midetehihi, 10 dürüst. Kesettehihi, din dürüst. Keserselaşacak şekilde dolmamış da, dünyaya tamah etmemişse, bini dürüst. Dünya, dünyaya tamah. Çok dünyası, ona da hiç muhabbet olmaz. Onun yine kesesi boş demek. Kesası ahirete. Harcayır. Mideten dürüst. Midesi boş olursa bütün vücut sıhhatte olur biiznillahi teala. Bütün vücudun hastalığı çok yemek çok gitmekten gelir. Efendimiz vahbede. Yazıladılar bizde. Her birini açıkta olmaya imkanımız olmadığından, demek ki çok giyme bu hastalığın, sıkıntının başı ve kalbin kararması.
Az yemek bütün vücudun sıhhat ve afiye. Bir daha diyeyim, manevi kısıtı mideyi azıcık aç bırakacak olursan bütün ağza dolayıp. Dop morar. Mideyi doldurursan bütün ağza acıkmış. Anlamadım. Mide iyice doydum mu göz acıkır, elin üslusuna namusuna bakmaya başlar. Şehveti hulveti. Ulak çok dinlemeyi arzu eder. El bıkmayı arzu eder, ayak yürümeyi arzu eder, ağız hiç durmadan söylemeyi arzu eder ama acıktım mı? Bu azaların hepsi boyarım, göz batmayacağını istemez. Ağız söylemeye can istemez. El bıkmayı can istemez. El bıkmayı can istemez. El bıkmayı can istemez. Hayat görmeye can istemez. El can istemez. Hayat vermeye can istemez. Dil söylemeyi can istemez. Her bir miktar boya. Anlamaz bu kadar. Hayat, anladıktan sonra geçtiğim, zorlamagelerden, davranışlarımız anlamazsa. Dördüncüsü, Namaz kılmak. Azaya kalmış namazlarını kılmak. Namazı vaktinde kılmak. Üç amel efdal. Birisi cihad etmek gibi.
Birisi anneye, babaya ihsan etmek, iyilik etmek. Birisi de, birisi de Vakti uğrunda Yüce namaz kılmak. Efendimizin kazamı bitirdim efendim, geçmiş namazlarımı kazayı da ile bitirdim. Belki bir senede üstünden fazla geçti. Yine kınayım mı? Kılmayan mı diyorlar. Ben cevap gelemem efendim denir. Ne diyeyim? Efendim diyor ki, istek ve arzuları varsa kılsınlar, hepsi noksan aldıkları abdestli çok oldu. Baharatları düşkün diyelim. Namaza devam etsinler. Eğer namaz kazası dolduysa, tamam olduysa, kıldığı namaz nafile inkilabiler, Allah'ın rızasının bunu ve kimseler. Namaz böyle kıymak. Devam edelim inşallah. Beşincisi Seher Vakfı'nda zaruret kılmak. Seher Vakfı'nda kalkmak. Halid-ı Zülcelal'nın hacet kapıları Seher'da açık. Velev ki efendimiz üstadımız, Ali Es'adi Evcilî, Kuddse sirrau'l Aziz. Kitaplarından noksan sual namazından sonra şu evrakları okursunuz diye.
Buyur efendimiz sehalla olun diyor diyorsunuz. Zaman zaman siyasetli zaman göze çarptırmayın. Hacet kapıları da açık olsun. Ben de o zaman derse kalkıyorum. Bütün ihvanda gözümün önünde duruyor, teveccüh ederim o zaman olursa. Daha doğrusu şöyle dedi, kardeşlerime yadigar olsun efendimizin sözlerini aktarayım. Dersini saharla okursa orucu gününde tutmuş gibi, sabah aranızdan sonra okur, öğlenden, itinden, akşamdan, yatsıdan sonra okusa olur. Lakin orucu başka günde, yemiş orucu da başka günde tutmuş gibi sevabı nail olur. Orucun o şehri, o ayı nahal, şerefli başka gün nasıl onu bilirsiniz. Olsun Efendimiz aman diyor, aman diyor, bu derslerini sahalle okusunlar. Bir melek nida ediyor diyor. İstinfar eden yok mu günahını af dediğin saharla açın. Rızık isteyen yok mu halalından bol vereyim. Bir müşkülatı olan yok mu saharla dua etsin kabul edeyim. Bir gün o melek çığırmış bunları.
Öyle her gün çığır. Bunu bugün burayı çok şey etmiyorum. Arkadaşlarımla daha çok konuşayım, faydalı olayım diye mevzuları değişiyorum. Onlardan da konuşalım inşallah. Saliha lazım olan şartlar şunlar. Hicaz'a gitmeden çok konuştun bunu. Yeni gelene konuştun. Kızaydı bu daha oldu. Bir, devamu hudu. Tarikata giren, salih olmak isteyen, bu yolun yolcusu olan abdestte devam etsin. Bir abdesti bozuldu mu yine o abdesti tekrar alsın. Kimsenin diyor, görmediği yerde alsın. İlakarlık yapmasın. Bu adam abdestsiz yere basmıyor dedirtmesin. Abdest ne olduğunu da kimse bilmesin. Çekilin ve Temmuz'da abdestten alev et. Abdestli gez. Bu toprakları gafletle çığlama abdestli bulun. Gerek köyü de imamım gencim, beni evlendim belki. Kılavuz abi babamı kaybettim kılavuz havuz avımızla. Eş dost olduk. O bize gelir, biz onunla giderek o bize gelir, gösterişli o imam. Gerek köyü de biz imamımız.
İnan öyle, öyle bir muhabbetimiz çoğaldı. Bir gün getirirsek, bir sene görüşmedik zannederdik. İkimiz de, yemin etsek Halis olmayacak kadar içimizde bir muhabbet var. Bir saat olursa, bir saat görüşmeyi terk eder, bir gün akşama kadar hiç konuşmamış gibi olurdu. Allah merak adına nur olsun. Amin. Böyle dost olacak insan, böyle. Bir gün abdest bozması oldu, geriye geldim. İşte buraya gireceğim, orada namaz kıl olmadan abdestimi alacağım. Kardeşim ne abdestin alalımdır? Ben, Vazyak Anamız var, ben onu yalvarınca alırım. Yok, baban nasıl bizi terbiye etti, biz de sizi öyle terbiye etmeye etmeye etmeye çalışacağım kardeşim. Ne oluyor? Ben böyle senin gibi geldim, abdestsiz oturdun mu da? Hafız nedir abdest alman oldun sen dedim. Efendim, bana çağırmam o kadar diyor ki ben abdestsiz mi gezin sen? Yaz, hah abdestli abdestim. Abdest dağıldım.
Şimdi abdestsiz olursam, cünüp bulmuş gibi olurum ben diyor. Şimdi bize oldu o. Aynı abdestsiz olduğunda cenabet oturdu. Böyle alıştıracaksın sen eğer tarıyısan. Başkaları gibi ya, başkaları gibi iş gör, başkaları gibi hiçbir şeyim olmasın. Namazını adetleştirdiğin gibi, dersi de adetleştirmiş oluyorum. Yine kov ediyor, gıybet ediyor, iftira ediyor, tüy ediyor, her şeyi yapıyor, Habibi de en-i faret diyor. Karikatın yüz karasında. Yüz karasında. Girdin mi? Doğru girmek lazım. Yoldan doğru gitmek lazım. Bizim yolumuz demir yolu gibi diyor Hacer Ali Efendi. Demir yolunun bir gecesi tarikat, bir gecesi de şeriat. Şeriatla tarikat ray demirinin üzerine bu vücut konacak, Utku cihanın da o makine önünde süren makinelere kancanı takacaksın, ona dahamazsan onun gerisindeki halifelerine, ona dahamazsan Açıldım. Heptah, Heptah. Öyle diye açılır bile. Heptah. Heptah isminden aç Ya Rabbi.
Yorumu aç Ya Rabbi değil mi? Ondan sonra Allah Allah, Bütün mevcudat Allah'ı zikreder. Zikreder ve Şahat Aygün Hayat kitabında der ki Allah, oradaki adli ası, elif tarif için, ki Levler tariften mübalağa için, Udhi Allah'ın ismi. Bütün insanın da hayvanın da nefesi, öyle Allah'a daimi zikrediyor ama gafil olduğu için Allah yazmıyor onun zikri. Gafil olmayarak eğer nefesini dinle, daima zikir yapmış oluyor. Gidersem çok, çok sürük geliyor. Yani onda kalacağız. Tesmi oralara hep bırakıyoruz. Demek ki tarikat ehli, bu yola süluk eden kardeşimiz, devam edin bulduğu abdestle devam etsin. Höyene kadar abdestli gezsin bu dünyayı. H hilaf söylememek ikincisi, hiç hilaf söylemesin, hiç yalan söylemesin demiştim. Hadis-i Zeynebde hocam rahmet duasına gelince, cevab verirken de benim günahım yok zannediyor ama, yok zannettiğim daha büyük günah senin dedi.
Bir çocuğumu böyle bu, kucağına açtın da, gel oğlum para vereyim, şeker vereyim, ben ocaklara, torunumu, oğlumu ocakladıktan sonra paran da olmazsa, şekerim için, ocaklasın, şekerim olmazsa, Allah atfetmezse yetmiş sene azabir edecek dedi. Ne bir yalan söylerim? Bir yalan söyleyene Allah-u Teala hazretleri üç defa lanet ussun, lanet ussun, lanet ussun diyor. Yalan böyle kötü. Böyle kötü. Hiç uydurma olmaz bu yolda. Yalan söylenilmez. Mevlam der ki doğru çeken. Kulum bana peybleyce gel. Eğri gelen girmez bana, doğrunu geç, öylece gel. Doğru söyle. Allah anca öyle kabul eder. Ehli büğrü gelenler giremez deliğine. Bunun için, laf söylememek. Yalanla imam bir arada kalmaz, iman ateş. Yalan su gibi döktüğün için değildir. Yalan, yalan hut gibi, iman kuzu gibi, ikisi bir araya geldi mi, koç mu, iyi, yalan, yalan tepen gibi, kefen gibi, İmam Ataş gibi ikisini böyle yatırdınız.
Dayanmaz bile yanar, dinler de yanar girer. Bu adam misal verdiğin gider. Üç, gıybet etmemek veyahutta konuşmamak. Hayır hocamız meclisine gelen bu kadar adamlar her gün bu kadar geliyor, daha çok geliyor. Elli iki kişiye veya elli beş kişiye çay bir elliyor. Böyle doğruyor. Onların hepsine konuşturur, beraber konuştur. Ağzımdan gıybet kaçtın mı? Efendim filan da şöyle etmiş, batıl için böyle diye ve gelin mi gıybetini ettin adamın. Belki yirmi beş iktidar yer ya, bizim ismimizi terk etti. Kalk, kalk. Gıybet, zinadan daha eş. Zinanın bir kısmında eşhed. Gıybet ettiğin adama varacaksın. Uzun dedin, kısa dedin, güdük dedin, gerik dedin. Ne dedinse dedin adama, olacaksın. Ben sana güdük dedim. Ben sana dişi gerip dedim. Ben sana tayin bir uzun dedim. Bana hakkını helal et diyeceksin. Peygamberimiz Muhammed Aleyhissalatü Vesselam'ın gününde çok oldu, yemeye şimdi Vahap bulamayacağım.
Cüneyd-i Bağbade Hastalık'nın zamanında, camide bir deş ben varım diyor böyle diyor. Camiler deşirken camide dişimek münasip değil, şu adama yakışmaz ama, cesedin de camide bir şey istemiyorum, dışarıda istemiyorum. O kadar caiz olmadığı için şeriat gözüyle bakmış, doğru dermişim burada toplaması. Köşaya sıkmışlar, o gün kimse yapmışmış, bunu kavurmuşlar, memleket etmişler, bunu yiyeceğiz. Dün bunu camide deşirken yedin bunun etini. Yani, Bazınız bazımızı çekiştirmesin, Gıybet etmesin. Veyahut da yanında yoğun kana lafını itme aman razı olmaz. Ve la tecesses sümshun. Kullarımın husulunu araştırmayın Allah. Kullarımın usulunu araştırmayın. O benimle kendi arasında. Tövbe eder, kurtarırım. Ne konuşuyorsun onu? Şu lan yedi, şuhid etti, böyle etti. Efendim, dürıdünde bu nemmandır böyle diye. Kaucudur. Bu daha çok büyük günahkar. Onun için Allah Kuran'da ve la tecezesu.
Araştırmayın kullarımı şeyini arasını. Kusurlarınız veletirseniz ve la ya atab, bazı kumbaba, bazı kumba, gıybet etmeyin. Gıybet etmeniz, ileride gayet de, kardeşinizin çiğ etinin görünce çiğ etemi içsinler, hem ölmüş bir kardeşin acıdığın adamı yemiş gibi olursun diye. Peygamberimiz Aişe annemiz oturuyordu bu kadın ne kadar terildi yahut bu kadın ne kadar kısa sürede. Acıyıp bir mahluk bir lanet çıktı. Gittikten sonra Peygamber Efendimiz gıybet ettin ya Aişe kendinde olanı söyledim dedi olanı söylediğin gıybet olmayanı söylersen gühten olur dedi Çıkın ağzını dedi. Tuh dediği de anlı etler dökülmeye başlar. Okmuş dedi. Okmuş dedi. Yetişte kadının vahasına sarıldı Mardin. Allah rızası için ben ne yaptığını ala ver.
Ben gıybet etmişim sen metasa demişim bana Allah olsun sen Güneşin ailesi kurban olayım ben size bin gorıyla halam olsun dervalihattan geldi Tükürür tükürür bu denize düşse denizde abdest alınmaz gıybetin dedi tükürüldü, denize düşse denizi mundar eder bu dedi. Böyle çok ben hangi birisini diyeceğim. O ne hal var efendim? O dervişi iyice rüyasında hükmüne getirmişler diyeceksin diye dervişi görünce çeşmenin altında tere otu toplayıp sokumuna koyuyormuş. O kadar bakıyor. Tere otunu bilmiyor musunuz? Tere. Şu otları koyuyor da onu sokmuyorlar önce şöyle böyle verince, yani camide gıybet ettin de benim vücudumu kızarttılar da hepinizi jil edin, bitsin, bitsindin değil mi diye. Mi? Keramet ehli bize atılmış. Ulan dernekle tamam, Rabbim ne ara diyor. Yanına doğru gelince, kayb oluverdin. Bir huma huş huş diyor, kaybolduğunu dedik. Bunun için gıybetini etmeyin ha.
Tarikatta olup da evvela gıybet sahibi olup yüzümüzü kara etmeyin. İnan sohbete geldin mi diken gibi görünüyor öyle halamlar. Diken gibi oluyor, kötü oluyor. Çünkü şeriatsız oldu mu kötü olur o adam. Ya efendim beni niye sövdün? Niye sövdün ya bu? Kangadan yiyor onu için. Kanundan almışsın rızkı onu için. Ondan sonra gıybet ediyorum, avam yanına var diyorum, niye diyorum, bir de bu meclisi tenzih edersen, seni sever miyim canım istemiyor bazı adamı. Öyle olunca kardeşim gıybetin ey Allah rızası için. Tövbe olsun bunlara, efendim tövbe olsun. Kanıyor olalım canım bu derinden, bu dereden yediğine mi yetişeceğini beklerim, birisinden bir zuhura gelmez. Neler yapıyorsa komşularına, neleri diyorsa. Pardon Oğuz'tan sordum mu? Eyvan aynı kötü muamıyor. Burada nasılsın bu köprünün? Evinde aynı olacaksın. Göründüğün gibi ol, olduğun gibi görün. Bir türlü geldi.