Gıybetin Zararları ve İnsanlara Karşı İyi… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Gıybetin Zararları ve İnsanlara Karşı İyi Davranış
Gıybetin Zararları ve İnsanlara Karşı İyi Davranış kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Aziz, latif, at, münevver, mutahhar, mücella ruh ulvilerin ehline ashabına Peygamber-ı nizam ve Pira nizam bütün geçmişlerimizin dağlar başında kalan hak ile insan bir Fatiha'ya muhtaç olan bir kardeşlerimizin ruhlarına bir Fatiha üç İhlas şerif Orada o alemde…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Aziz, latif, at, münevver, mutahhar, mücella ruh ulvilerin ehline ashabına Peygamber-ı nizam ve Pira nizam bütün geçmişlerimizin dağlar başında kalan hak ile insan bir Fatiha'ya muhtaç olan bir kardeşlerimizin ruhlarına bir Fatiha üç İhlas şerif Orada o alemde insanlar birbirlerine muhalifken, birbirlerine düşmanken ancak muttakiler Allah'tan korkanlar birbirlerinin dostudurlar. Onlar birbirlerine dünya muhabbetlerinden dolayı, dünya işlerinden dolayı kızgındırlar ama müminler müttakiler mümin de Allah'ımızdan korkan kimseler celle celaluhu diyor. Onlar müstesna. Bir bu Ayet-i Celile var. Bir de Hucurat Suresi'nde, bu Zuhruf Suresi'nde altmış yedinci Ayet-i Celile. Yalnız bir Hadis-i Şerif almış burada muttakiler, Allah'ımızdan korkanlar hakkında. Vesü ile sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden soruluyor.
Ne korku ne de mahzuniyet görmeyecek kimseler, Allah'ın dostları kimlerdir Ya Rasulallah. Onlar dünyada iken ölüm anına yakın da diye ifade ediliyor. İrtihallerinde diye de geçiyor. Kabirde de diye geçiyor. Orada sıkıntı görmeyecekler. Mahzunda olmayacaklar. Dagal, Efendimiz buyurmuşlar ki def ve sıkıntı görmeyecek kimseler şunlardır. El mütehhabunefillah. Allah için birbirlerini sevenler. Yine ya Rasulallah. Biz kimlerle oturalım? Hayırlı kimseler kimdirler? Kimle oturalım? Kimle kalkalım? Kal. Men ve karaküm billahi ru'yetü. Böyle şahsına baktığın zaman sana Allah'ı hatırlatıyor. Görür görmez sen ölümü hatırlıyorsun, kabri hatırlıyorsun, kabirdeki hesabı hatırlıyorsun, velhasıl o alemi hatırlıyorsun. Allah'ı hatırlatıyorsun. Allah'ımızın emirlerini hatırlatıyor. Bu bu demek zaten. Allah'ımızın emirlerini hatırlatıyorsun.
Yüzüne baktığın zaman Konuştuğu zaman da böyle bir araya geldiğinizde konuştuğunuzda da onlar size ahiret amellerini daha da güçlendiriyor. Böyle bir pişmanlık duyuyorsun. Diyorsun ki vaktimi zayi etmişim, boşuna vakit geçirmişim deyip tövbe ederek ibadet ve taate meyiller artıyor. Bununla konuştuğu zaman. Yani bu böyle mübarek bir yolu takip eden ister gitsin ister hepimiz müminiz. Allah'ımız bize Kitabı Kerim'i göndermiş. Hadis-i Şerifler, Ulema-i Kiram'mız konuşmuş. Bilhassa böyle Allah'ımızı Celle Celalühü görür gibi ibadet eder. Kimselerden mutlak olması gerekir. Hepimizde olması icap eder. Bu işte belli birkaç kimseler olacak değil. Hepimizde olması gerekir. Bu sıfatların baktığımız zaman onu dürdüğümüzde Allah'ı hatırlıyoruz Celle Celalühü. Allah'ımızın yüce kudretini, sıfatlarını hatırlıyoruz. Vahdaniyetini hatırlıyoruz. Kudret-i ilahiyeyi hatırlıyoruz.
Emrik ilahisini hatırlıyoruz. Ve zerre fi amelikun mantiku. Konuştuğu zaman da ahiret amellerimize bizi teşvik ediyor. Dinliyoruz dersimi aldım, çekmiyor. Onlar ancak şunu derler. Velekkir, inne ma en tembel vekil. Bize düşen ancak hatırlamaktır. Neyse Alihimbi Musa'dır. Onlar zorlayıcı değillerdir. Büyüklerimizin verdiği bir misal var da siz rencide olursunuz. O zaman da onun evlatlarını kaldırırdı bunu şimdi. Onun üstazı da öyle buyurmuş zaten imtihan etme buyurmuş. İmtihan etme öyle dayanacak kimse yoktur diye. Ve dekkerakum billai ilmu onun ilmi irfanı da yine seni uyandırıyor. Hani herkes konuşuyor da büyüklerimizin bazen bantlarını dinliyoruz. O canlı olmasa bile banttan gelen sesleri hakikaten gönüllere işliyor. Kalplerde bir yer ediyor. Bunun da olması icab eder.
Gıybetin Zararları ve İnsanlara Karşı İyi Davranış ne anlatıyor?
Gıybetin Zararları ve İnsanlara Karşı İyi Davranış kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Aziz, latif, at, münevver, mutahhar, mücella ruh ulvilerin ehline ashabına Peygamber-ı nizam ve Pira nizam bütün geçmişlerimizin dağlar başında kalan hak ile insan bir Fatiha'ya muhtaç olan bir kardeşlerimizin ruhlarına bir Fatiha üç İhlas şerif Orada o alemde…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu onların yaşantısı ile alakalı, temizliği ile alakalı, ruhunun güzelliği ile alakalı, sırrının hak oluşu ile alakalı tesir ediyor. Hepsi tesir etmiyor. Bunu arz ettikten sonra Allah için kardeş olmanın şartlarını sıralamış. İmam Gazali Rahmetullahi İlbari Hazretleri Allah için birbirini sevenlerin, kardeşliğinde gereken ne ise bunu izah buyuruyor. Bu artık Allah için kardeş olunca diyor onunla kendi aranızda bir bağ oluşuyor. Nedir bu? Hiç olmasa bile hayat bağı var aramızda. Şimdi hepimiz canlıyız. Bak bir hayat taşıyoruz. Bu havai teneffüs ediyoruz. Allah'ımızın Halık sıfatından dolayı bir birlik var. Bir de din sebebiyle bildiğimiz var. Dini bağımız var. Karı ile koca arasındaki akit gibi diyor bu kardeşlik. Din kardeşliği. Şimdi Allah için kardeş olunca Rabbimizde Müminler ancak kardeştir diye buyuruyor ya. Birinci diyor kardeşliğiniz mal hususunda.
Bunu İmamı Gazali Hazretleri Rabbimizin Kitabı Kerim'ini ve Hadis-i Şerif'leri çok ala bilen müstesna bir ilim yani bu konuşur. Birincisi maldadır. Bu fil nefs, ikincisi de candadır. Üçüncüsü de dildedir. Gönüldedir. Ve bilaf bağışlamaktır. Ve bir dua elin kadri kardeşine dua etmektir. Birinci hak olarak Bu mal hususunda kardeşliğimizde birinci şart mal da öldürüyor. Bunun üç gerekçesi var. Şimdi oğluna, çocuğuna, çoluğuna, hizmetçine nasıl yardımcı oluyorsan, mesela oğlunun nesini düşünüyorsun? Yiyeceğini, yiyeceğini, içeceğini, okuldaki masraflarını vesaire neyse evlendiriyorsan onu düşünüyorsun. Neyse evinde barkında gerekli ne varsa onu düşünüyorum. Aynen bunun gibi diyor kardeşinizi düşüneceksiniz. Bu mal usulünde kardeşlik hakkında en aşağı olanı bu. Oğlunuza, hizmetkarınıza nasıl hizmet ediyorsanız, yardımcı oluyorsanız kardeşlerimize de aynen öyle yardımcı olun.
Bu temaşa eylesin. İkincisi Bir defa diyor kendini nasıl düşünüyorsan kardeşini de öyle düşüneceksin. Bak giymede en güzelini giymeyi insan istiyor. Giymede de istiyor, gezmede de istiyor, evinde de istiyor, barkında da istiyor, işinde gücünde her şeyde insan en güzelini istiyor. Kardeşlerimiz için de diyor en güzelini isteyin. Bu ikinci derecesi. Eter ve üçüncüsü ve hiyel ulya bu artık en üstün kardeşlikte, mal hususunda en üstün yönü de şudur. Onu kendine tercih edeceksin. Mesela kendinden evvel bu kardeşimi düşüneceksin. Bir dünyevi güzelliğe mazhar oluyorsan kendinden önce onu tercih etmektir. Aman kardeşim olsun benim de olur bakalım diyeceksin. İkinci olarak Şimdi ihtiyaçları olacaktır tabi hepimizin bir beşer bulmamız hasebiyle insanın ihtiyacı vardır mutlaka. Bu ihtiyacında diyor bizzat koşacak kendisi. Onun hizmetine kendisi koşacak.
Bunun birincisi El bi'l-habi bilhece nindes üe. Şimdi gelmiş diyor ki benim şöyle sıkıntılarım var. Bunları da halledemiyorum dediğinde diyor eğer imkanınız varsa yardımcı olacaksınız. Diyor gelmiş kapını artık olursa. Ve evsatuhe bunun orta şekli Onun hacetini aynen kendi hacetin gibi düşüneceksin, diyor. Mesela sen şu dış gününde ne icap ediyorsa odun mu icap ediyor, kömür mü icap ediyor, Ne icap ediyorsa kendin gibi diyor onu düşüneceksin. Yani bir kendin diyor bulduktan sonra bir başkası ne olursa olsun demeyeceksin diyor. Ve ala ha bunun en üstün olanı da. Onu kendine tercih edeceksin. Evvela onun ihtiyacını göreceksin. Ondan sonra kendi ihtiyacımla sıra gidecek. Üçüncü olarak hak şu şekilde beyan Diyelim ki duyuyorsun bir şeyleri duyuluyor. O duyduğum sözler üzerine onu araştırmaya kalkma diyor. Şükür et araştırma. Halini de diyor sorup durma.
Gizli, kendisine mahsus halleri vardır herkesin kendisine ait kimseye açamadığı. Onları da diyor sorup yanlışlık yapma. Çünkü diyor bu ona ağır gelir. Ağır gelir. Ben ki de diyor daralmak suretiyle yalan da söyleyebilir. Onu yalana da diyor götürebilirsin. Sırrı da yayma diyor. Böyle araştırıp da duyduğuma göre işi şöyleymiş, duyduğuma göre gibi şöyleymiş, duyduğuma göre şununla şöyle bununla böyle bir açmıyorum. Üstü örtülü siz anlayacaksınız. Böyle diyor. Bunun halini araştırıp gidip bir başkasına kulağına dökme. Bir başkasına anlatmaya çalışma. Yapma diyor. Neler güzel ama bize yol göstermiş İmam-ı Gazali Rahmücullahi İbni Barhi Hazretleri. Dördüncü olarak Alani Seni bin Nutuk. Bunu acaba ne şekilde ele almış ona bakıyorum şimdi. Gerek sevinçli anında, gerekse sıkıntılı anında hep onunla beraber olun. Onun tabi zevkli günleri dolacaktır. Mesela bir düğün, Onun bir neşe günüdür.
Onda sevineceksiniz. O sevincine ortak olacaksınız. Üzüntülü anı da olabilir. Onda da derdine melham olmaya gayret edeceksiniz. O anda da derdine ortak olacaksınız. Sürurlu anında süruruna kederli anında da kederinde hep yardımcı olacaksınız. Beşinci olarak, Şimdi gerek diliyle yapmış olduğu yanlışlıkta gerekse vesaire hatalarında da diyor din olmamak şartıyla demiş. Din yön müstesna deriz ve namus da müstesna. Oraya dokunduğu zaman bunu da ulema-i kiramımız hassas davranırlar. Onun namusunu rencide edecek bir söze razı olunmaz. Bunu daha çok yine ulema-i kiramımız gıybet olarak ele almış. İşte müminin, malı, kanı ve ırtı derken ne olur? Nam-ı şey olarak da geçiyor gıybetini de yapmayın bilir de mana vermişler. Diyor bağışlayın eğer bunun dışında namus meselesi değil, dini bir gün değilse bunu da derinleştirmeyin. Bağışlayın demiş.
Altıncı olarak Gerek hayattayken gerekse hayattayken dua ediyorsun. Kendimize ne dua ediyorsan. Kardeş ne deniyor aynen bu şekilde dua edersin. Öldükten sonra da artık evladına, çoluğuna, çocuğuna yardımcı olursun ve gabrini ziyareti versin. Yedinci olarak Sevgide şefkat ve merhamette sebat etmek. Yani belli bir süre devam edip ondan sonra da terk etmemek. Her zaman aynı şekilde yürümek. Şey demiş, El vefau vel ihlas samimi olmak, dostluğunda samimi. Hani bu hepimizde de olabiliyor. Belli bir müddet aştı, şehdi günler geçiyor. Ondan sonra da bitiyor. Bitirmeyin diyor. O aşsız, şefsiz günlerinizde de nasıl ilk zamanınızda birbirinizi seviyorsanız o zamanda da yardımcı olun birbirinize. Bunu adap Risalesinde de Behçet-üs Seniyye yazmışlar ya Hz. Ömer efendimizin Şam'da bir kardeşi varmış. Şam'ı Şerif'ten gelen birine soruyor. Kardeşim nasıl? İyi haber vermiyorlar.
Onun üzerine bir ayet-i celile yazıyor. O benim kardeşimdir diyor. Daha sonra bazı izahlar yapındır. Bu noktada anlarsınız. Biraz uzun da tez geçmek istiyorum. Sonuncu olarak Ettahihu ve telküt-teklif ve tekellüf. Böyle onu zorlayıcı, sıkıntıya götüren bir halde de bulunmayın. Mesela bir ihtiyacı varsa o ihtiyacının görülmesinde şu sütü öven sağlayın. Yapabilecekseniz yapın yardımcı olmaya çalışın. Zorluk çıkarmayın diyor. Begale Salli Allahu Aleyhi Vessellem. Allah için iki kardeş iki el gibidir buyuruyor. Aynen şu iki el gibi. Biri bir diğerini yıkayan, temizleyen el gibidir. Mesela siz sadece şu elinizi yıkayebilir zor ama ikisi bir araya gelirse tertemiz odur. Onun gibi diyor birbirinizi itikaden tertemiz edin. Yanlış düşüncelere katiyen kardeşlerinizi sokmayın. Yanlış fikir ve düşüncelere. Çünkü bu nokta çok önemli olduğu için söylüyorum.
Yanlış düşünceler bizim itikat kitaplarında onu okuyacaksınız. Burası size ders vermez. Anahtarı gibi çalışsınlar. Cebriye gibi, Mutezile gibi, Selefiye gibi, Eşariye gibi vesaire ama günümüzde artık bunlar değişmiş durumda. Değişmiş durumda Musa iyilik, Dürzilik, Baha iyilik, Yonsuzluk, Roteryanlık, Masonluk, Ekzistansiyalizm, Sekülerizm vesaire. Materyalizm bunun gibi yanlış düşünce ve fikirlerden kurtarın. Bunları biz anlayamadık ama çocuklarımızı bu tehlikelerden kurtaracağız. Biz bir canlı yapalım yokdunuz. Çıkaramadık ama bu belalar var. Satanizm gibi belalar var. Bu gibi noktalardan neler? Birbirimizi yıkayacağız, temizliğe, zamana, yanlış düşünceye sapma Peygamberimizin ve ashabının yolunda ol diyeceğiz birbirimize. Sonra ibadet ve taat olsun, ahlaki yönde olsun, birbirinizi yıkayın diyor. Temizleyin. Allah'ımızın en çok razı olduğu amellerde bunlardır.
Böyle kendi şahsi taatlerimizin yanında asıl bir başkasına hizmet etmek. Bunu Lokman suresinde de ele alıyor. Böyle bir iş yaparsanız diyor belaya hazır olun. Başta size ananız babanız karışık. Oğlum şu zamanda yapma. Biraz geri dur, geri dur, biraz geri dur. Hemen önüne bir taş koysana. Ondan sonra akraba çıkar diyor tefsirinde baktığınız zaman. Ondan sonra bakarsınız halktan çıkar. Velhasıl siz itikadi yanlışlığa sapmayın, kardeşlerinizi saptırmayın diyor bize tavsiye ederim. İbadet ve taate meyledin, kötü ahlaktan korunun. Biliyorsunuz artık internet kafeler. Çünkü ahlak bilirsiniz. Keşke sizden dinlesek bunları biz daha alasın. Çok büyük bela, sıkıntı çok büyük. Öyle taze de bombalar atıldı. Şu kadar adam öldürüyorsunuz değil mi? Bu internet kafelerde gençliğin ölümünü biliyorsunuz. Çocuklar katledildi. Vah diyoruz. Hacaten üzülmeyecek bir iş değil.
Şimdi anasının, babasının, kardeşinin çocuklarının, cenazeleri üzerine evler de yapamıyor. O yıkılan birketleri, neleri bir araya getirmek suretiyle üstünü örtüyor. Filistin bayrağını asıyor oraya sığınıyor. Bak ona üzülüyoruz biz. Tabi mümin olmak üzülmeyi icap ettirirdi. Oraya atılan bombalardan daha ziyadesi itikadi noktalarda atılıyor. Hani çocuğu niye getiremiyorsun buraya? Yavrularımızı niye getiremiyoruz? Düşünsenize nasıl bomba atılmış? Görüyor musunuz? Neden siz gece kalkarken o çocuklar kalkmıyor? Neden biz camiye koşarken onlar koşmuyor? Neden biz hayırlı meclislere gelirken onlar başka açmayacağız? Arzu edilmeyen yerlerde dolaşıyor. Beş bin tanesi yaralı. Şöyle evet doğru ama pistteki ahlaki gündeki yaralanmalara bir bak. Helak olan milletlerin kahrolmasına vesile olan bütün kötülükler alenen işleniyor. Onun için bizden Allah amel istiyor amel.
Şahsi taatlerimizin yanında bir kişiyi nasıl kurtaracağız orada. Bu size buraya gelsin büyüklerimiz otursa, sıddık-ı Azam otursa onun devamında olan ehlullah konuşursa bunu okurur. Hep konuşacakları bulur. Dünya ve onun içindekiler lanetlenmiştir buyuruyor Allah'ın Resulü, Sallallahlah için. Ama İyilikle emredenler müstesna. Şimdi ibadetin dört şekli var. Dört şekli En üstün olanı şudur Allah'ımız yanında makbul olmamızı icap eden amel şu diyoruz ya bak hanımlarımıza baş gelemiyoruz. Akrabamıza baş gelemiyoruz. Komşumuza baş gelemiyoruz. Bir komşu çocuğundan tut kendi yavrularımıza baş gelemiyoruz. İşte bu amel noktası. Bizim asıl kurtuluşumuza vesile olacak taahhüt budur. Artık bizi kimse kabul etmez. Camilere sığınıyoruz zaten. Biz gitsek bile kahvehaniye isyan işlenen girdilere dediler ki amca burası senin yerin değil dediler zaten. Seni giydirmezler oraya. Senin orada yerin yok.
Girdirmez oraya. Eğer bir çay içeceksen kapının ağzına oturtturur seni şakır, şükür orada oynamaya başlayacak. Sana itibar etmez. Oralara giydirmezler zaten. Böyle iki genç kollarından girer. Sen Hacı Baba çık şuradan, çık bize mal olma çık, çık dediler. Biz buraya mehirırsın diyoruz. Mühim olan oraya giren insanı nasıl kurtaracağız dert bu olmalı. Allah'ımızın sevdiği kullar bunlardır. İnanın murakebelerde de yüksek, arşı alaya da çıksa, eğer böyle bir çalışma yapmıyorsa durumumuz vahim olur. Suali çok zor veririz. Çünkü Rabbimiz bizden bunu soracak. Amel noktasında Efendimizin birkaç Hadis-i Şerif'i hatırlayabilirsem söyleyeyim. Eğer insanları talim ederseniz mesela burada duyduk diyelim. Bunu yazıyoruz biz duyduklarımızı güzel güzel kaydediyoruz. Sekiz madde geçti onu yine kaydettik mesela. O kaydettiğimizi evimizde yemek yerken veya yemeğe yedik oturduk çaylar içildi.
Otururken evimizde bunu açık konuşuyoruz. İşte kurtarıcı olan ondan sonra bir oturmaya geliyoruz. Oturmaya gittiğimizde de bu sekiz maddeyi orda bir müddet geçtikten sonra diyoruz ki ben şöyle güzel bir tavsiyeler duydum İmamı Gazali'yi Rahmetullahi Varyazıklarına onu bir laf vereyim. İşte bu da bizi kurtaracak olan bu böyle olacak o başka türlü olmaz. Eğer bir apartmanda isek, o apartmandaki oturan insanların hepsinin vebali var üzerimizde. Mutlak vebali var. Siz nasıl anlıyorsunuz? Mesela komşuluk haber verilirken önden on, arkadan ol, soldan ol, sağdan ol, kırk kişi. Bu akrabalık anlatılırken ne demek bu? Yakın akrabaya ikram derken siz tefsirlere bakın. Onların irşadı anlamına da gelir bu asıl o asıl ıslahı anlamına gelir. Yoksa bir köydeyiz. Üç kişi birbirimizi canımız gibi seviyoruz. Evet sileceğiz tabii. Ondan sonraki aman görmesin değil güzel görünsün.
O da bunlar kim diye ayrı bir insan gibi görmez. Desin ki bak hiç bilmiyorduk. Bunlar ne güzel biz çok dedikodu ediyoruz. Bunlar dedikodu ne bilmiyorlar. Bunlar hep hayırlı kelamlar ediyorlar. İnsanlık nasıl kurtulur? İnsan hırsız olmasın? Hiib olmasın? Yalancı olmasın? Başkaları neden ciddi etmesin? Hep güzel güzel tavsiyelerde bulunuyor diye öğütler. Bize öğüt ve nasihat almaları icapler. Eğer bir kimseyi talim ederseniz bu ancak huylu olacak. Bunu sekiz tane nasihati aldınız zaten. Onu siz bülbüller gibi sıralarsınız Allah Resulü. O aldığımız bir tanesinde belirlemedik. Bilmiyorum sizi etmedim ki siz. Bizim misafirimizsiniz, hürmetiniz siz. Izlesin. Asıl hürmet de budur. Bunları ne demek? Nakledeceğiz. Eğer nakledersek Allah Celle Celalü ve meleklere de rahmet ediyor. Rahmet-i ilahiye nüzul ediyor. İlahi ilahiye. Diyelim ki biz ilim tahsiline çalışıyoruz.
Gidip bir mektebe şu yaşından sonra kaybolacak değilse almaz zaten seni. Ama bir mektebe öyle kaydoluyoruz ki kalktığımızda salak Kuran okuyoruz. Manasına da bakıyoruz. Bunun yanında ben üzülüyorum. Dün gördüm. Bazı çalışmalar gördüm. Akailde ait iman kurtuluş vesilesidir diye. Kuran'ı Kerim'in ana konusu Rabbimizi tanımak diye. Ahirete iman diye çok konular var burada. Şu hatırıma geldi. Üstadımızın, üstad zarının en az yirmi beş tane yazdığı eseri hatır verdik. Diyelim ki bizim için nasıl çalışmış. İşte bunu okumaya çalışıyoruz. Böyle okursak ne olur biz? Ta yerin altındaki, denizin altındaki balıklardan tutun, deliğinde bulunan karıncaya kadar onlar Allah'ımızdan rahmet diliyorlar. İstiğfar okuyorlar kimseye. Daha ya Ali senin delaletinle bir kimse Allah'ın yoluna girecek olursa kızıl develeri Allah yolunda infak etmekten daha hayırlıdır. Hatırlayabildiğim bazı sirkler diyeceğim size.
Amel noktasında. İnfitar suresinde, Kişi önden gönderdiğini ve arkada da bıraktığını bilecek diye. Şimdi önden gönderdiğimiz, yaptığımız saatler arkadan nedir? Arkadan bıraktığımız da şudur. Arkadan bıraktığımız Salih bir evlat yetiştirmişsek, insanların inşaat ve ıslahı için çalışmışsak, devamlı ibadet yapılacak yerleri temin etmişsek, ilmimizden istifade edilmişse bunların amel defterleri kapanmayacak. Bu noktaya gelince bu bizim üzerimizde Allah'ımızın hakkıdır. Biz bunu mutlak gerçekleştireceğiz. Bizim Allah'ımız üzerinde hakkımız var mı affıdır, mağfiretidir. Burada bir kardeşimiz soru sordu bize. En'am suresinde yüz otuz altıncı Ayet-i Celile burada sordu tefekkür ettim, tefsir eden bir bahtmış. Bu Ayet-i Celile de bunu da söylemem gerekir, kafasında kalmasın. Allah'ımızın üzerimizdeki hak de deyince, kardeşimiz budur.
Ayet-i celileyi kendi arkadaşları arasında hocaları tavsiye etmiş. Demiş şu bu Ayet-i celile üzerinde yoğunlaşın. Sordu. Kendi de kalktığı için tekrar çağırmadım. Ayet-i Celillenin manası şu. Allah'ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayırıp zanlarınca bu Allah'a bu da ortaklarımıza ililer. Yani putlarımıza diyorlar. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor. Fakat Allah için ayrılanlar ortaklarına ulaşıyor. Ne kötü hüküm veriyorlar. Şimdi burada müşrikler böyle kazançlar neler ne yapıyorlar? Şu Allah'ın hakkı diyorlar. Şu da putlarımızın hakkı diyorlar. Allah'ın da bir şeye ihtiyacı yok. Allah'ın hakkından biraz ağladım, bizim çuvalsın diyorlar. Müşrik kafa bu işte. Bu ne anlama geliyor? Bunu soruyor kardeşimiz. Bu ayağı öpülecek bir çocuk. Bak kafayı yoruyor. Hepimizin yorulması lazım. Bu neden yoruyor? Bu hayırlı bir cemaatin içerisinde.
Cemaat böyle kötülüklerden uzak aman ha, dedikodu yapmayalım, İlmi çalışmalar yapalım. Allah'ımızın yüce kudretini ispat etmeye gayret edelim diyen kimseler. Bu şu Biz kime aitiz? Allah'ımızdan geldik, Allah'ımıza geleceğiz. Şimdi batımı cihetine baktığımız zaman Ayet-i Cellenin, biz bir kere nefsimizi bu canımıza ortak etmeyeceğiz. Çünkü nefis kötülüğü hamleler. Şeytan aldatır onu da ortak etmeyeceğiz. O ayrıldıktan sonra bu böyle bir şeymiş. Ondan sonra dünyayı da orta etmeyeceğiz. Kötü niyetli insanlar da. Bir de Allah'ımız bize mesela zekat emrediyor, sadaka emrediyor. Sadakayı fıtır bunun gibi. Bunlarda ne de ne yapacağız? Yanlışlık yapmayacağız. Zekatımızı yerli gelince iade edip şerdi bir hataya düşmemeye çalışacağız. Bu bu şekilde daha da geniş izah edilir. Bu Allah için kardeş olma hakkında o dediğimiz bizim Zukruz suresindeydi.
Bu da Hucurat suresinde diye başlayan ayet-i celile ile devam ediyor birkaç ayet-i celile okuyun, birkaç hadis-i celile okuyun. Hazreti Cüneyd'e hakiki dostluğu sordu. O da buyurdu ki Dedi ki insanlar aslında bir asıldan geliyor. Bir erkekle, bir dişi de insanlar hep böyledir. Yani Adem ile Havva annemizden geliyorlar ama dedi şekil ve şemail olarak haklı dediler. Diyor ki sizin böyle nesep olarak bir ana, bir babadan geliyor. Bir akrabalık bağlı. Böyle olan diyor dostluğunuz, böyle olan bir kardeşliğiniz sizin Dine muhalif bir hareket olduğu zaman bozulur. Mesela Bedir muharebesinde baba oğluyla, oğul babasıyla amca dayısı ile ne yapıyor? Cihada giriyor. Bu değişir ama din yönünden diyor değişmez. O katiyen bozulmaz. Bu dünyada da ahirette de Live'l-ham sancağı altında bulunma gibi bir nimete erişirsiniz diye izah buyurmuş. Burada şunu da ele almış.
Allah için dost olmanın gereği olarak, kefful eda ediyor. Eza etmeyin, sıkıntı vermeyin. Artık İmamı Gazali Efendimiz neyi hatırlayın. İmamı Azam Efendimiz'i kendisine muhalibi olan bir komşunun nasıl eza ettiğini. İnsanlardan gelen sıkıntıya da tatlanma. Dünya muhabbetini de gönülden tamamen silmektir diyor. Yine kardeşlik hususunda Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz Bu Allah'ı eden insanlar olur diyor. Böyle küçük görür. Beğenmez. Eğer böyle küçük görme, beğenmemeler gibi bir hal olacak olursa buyuruluyor. Ona cennetin kapısı açılır. O kimseye denir ki haydi cennete gir denir. O da koşar. Tam girmek istediği zaman da zaman diyor. Yüzünün üzerine çarpılır. Tekrar açılır kapı. Girmek ister. Bu diyor ta ki ümidini kesinceye kadar devam eder. Bu insanlarla alay eden. Toplanıyor misal gülüyor. Şu nasıl giyer diyor. Bunları açtırmama. Şu nasıl otur, şunu soralım. Gerek yok.
Böyle kötü zanlardan da kaçınınız. Çünkü zan en büyük yalandır, buyruluyor. Şimdi burada geçiyor demin izah ettiğimiz husus. Allah'ımız müminlere şunları haram kılıyor. Karnını haksız yere dökmeyi, malını çalmayı ve şerefini onun düşünecek sözler etmeyi. Velhasıl zan ise hayırda bulunmalı. Kötü zanda bulunmamalıdır buyurmuş. Allah'ımızın gizlediği bir durum varsa onun gizli hallerini ortaya atmaya çalışmayın. Siz zahire göre hüküm verin ama onun iç halini, gizli hallerini araştırmayın. Eğer araştırılırsa ne olur? Hadis-i şerifte Müslümanların gizli hallerini araştırmaya kalkmayın. Eğer insanların gizli hallerini araştırmaya kalkarsanız evinizin en karanlık köşesinde yapmış olduğunuz gizli hali Allah ortaya çıkarırız. Yapmayın diyor. Eğer böyle bir araştırmaya kalkarsanız, Bu gıybete götürür.
Bu gıybete götürür demiş ve gıybetten sorulmuş Efendimize Sallallahu Aleyhi ve Sellem Söylendiği zaman kardeşinizin ikrah edeceği böyle memnun olmayacağı sözleri konuşmaktır buyurmuş. Eğer bunda bu fiil varsa uygunsuz bir hal fakat yüzüne din dinde de rencide de oluyorsa bu gıybettir. Amelinizi ma'midir. Ve illa mekun fihi fakat behette ama hiç böyle bir şahitsiz, ispatsız bir iş ise bühtan etmiş olursunuz, iftira etmiş olursunuz. O da çok büyük bir cezai mucib olur. Mesela bir kimse için biz diyor Resulullah ile beraber oturuyorduk. Dendi ki Bu öyle bir adam ki yedirmezsen içilmezsen içmez, yürütmezsen yürümez deyince Efendimiz Kardeşinizi gıybet ettiniz. Onlar da dediler ki Ya Rasulallah bu ulan bir iş. Ne diyelim? Adam öyle. Ağzına lokmayı koysan yer. Koymazsan yemez. Bu gıybet. Bak rencide yersiniz. Duyduğu zaman üzülür. Buyurdu. Yine bir kimse içinde Efendimiz'in huzurunda olmuş.
Bir kimse diyor Bir adam kalkarken zor kalkmış. Böyle kalkıyor yerinden biraz zorla kalkmış. Kimse ne aciz bir adam. Zur kalkıyor. Deyince Efendimiz, kardeşinizin ölü etini yediniz buyurmuş. Ben ona gıybet ettiniz. Senede yardımcı ol. Haktır. Burada hayatta olanla ölmüş insanın gıybetini yapmak aynıdır diyor ceza olarak. Onu haber veriyor. Menşete me meyiten ölmüş adam. Gitmiş. Şimdi kötü söz söylüyor. .Ve I taga veya gıybetini yapıyor o kimsenin, ölmüş kimsenin. Bin tane peygambere kötü söz söylemiş gibi cezai mucip olur. Bin tane meleği gıybet etmiş gibi olur. Yetmiş senelik amelinin ecir ve mükafatında bitirir. Hayağının altına da ateşten bir kor konur. Beynine kadar vukuf, vukuf kaynana. Ne kadar kötüymüş. Efendimizin Miraç'ta gördükleri var. Daha başka var. Peki Hazreti Selman'la alakalı İlahiyatçı yazar Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin Kalbi serin sohbetini dinlediniz.