Gençlikteki İbadet ve İrşadın Önemi kaydında Davuzbillahinneşşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim sevgili hocamızın konuşmalarından hatırıma gelen birkaç hatırayı naklederek devam etmek istiyorum bize Ankara'dan bir minibüs misafir geldi bu misafirlerin yanında memleketimizde bulunan İpek Hoca diye maruf Hasan hocamız buranın merkez vaizi O da bulunuyordu Üstadımız Hazretleri…
Gençlikteki İbadet ve İrşadın Önemi kaydında Davuzbillahinneşşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim sevgili hocamızın konuşmalarından hatırıma gelen birkaç hatırayı naklederek devam etmek istiyorum bize Ankara'dan bir minibüs misafir geldi bu misafirlerin yanında memleketimizde bulunan İpek Hoca diye maruf Hasan hocamız buranın merkez vaizi O da bulunuyordu Üstadımız Hazretleri…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Davuzbillahinneşşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim sevgili hocamızın konuşmalarından hatırıma gelen birkaç hatırayı naklederek devam etmek istiyorum bize Ankara'dan bir minibüs misafir geldi bu misafirlerin yanında memleketimizde bulunan İpek Hoca diye maruf Hasan hocamız buranın merkez vaizi O da bulunuyordu Üstadımız Hazretleri görüştüler bir gün sonra mıydı pek hatırlayamıyorum buyurdular ki Hasan Hoca yaşlıları Sen al yanlı Üstadımızın yaş itibariyle ileride olmasına rağmen Gençleri de ben alayım onlara nasihatte bulunalım buyurdular Bir odamız vardı o misafire has bir yerdi oraya aldı genç kardeşlerimizi Biz de arkasına oturduk oturduğunda şu Hadis-i Şerif'i okudular ve galen Nebi'yi sallallahu aleyhi ve sellem in Cenabı Hak gençleri sever öyle gençler ki gençliklerini ibadet ve saatte geçiren kimselere muhabbet eder diye buyurdular ve bir hadiseyi anlattılar onu bilirsiniz Abdullah bin Mübarek Hazretlerinin bir yolculuğu bir gençle karşılaşması ve onun çok güzel beyanları Üstadımız Hazretlerine onlar Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın gerçek vekilleri Çünkü Fahri Kainat sallallahu teala aleyhi ve sellem Gençleri bana emanet edin gençleri bana bırakın buyuruyor onların kalplerinde rikkat var incelik var Hakkı kabule müstaiddirler diye bakıyorum Üstadımız Hazretleri de gençlere böyle bir sevgi böyle bir muhabbeti Nebevi sevgi ile Efendimiz aleyhissalatu vesselamın muhabbeti ile yerine getiriyorlardı diyoruz ki biz şimdi zaten Sevgili kardeşimiz de buna işaret buyurdular Eskiden büyüklerimiz ne yapıyorlardı minberde hutbe okuyorlar mihrapta namaz kıldırıyorlar yerine göre vaazı nasihat ediyorlar kürsüde hakeza bugünün minperi bugünün kürsüsü bugünün mihrabı teknoloji kardeşimizin haber vermiş olduğu İnstagram'dan tutun artık Neyse hatırımıza gelen bugün kullanılan bu aletleri bu teknoloji Allah'ımızın dinini yaymada o dini ile ihya olmada kullanmak mecburiyetindeyiz Cenabı Hak bizi bu noktada mesul tutar eğer bunu biz hakkıyla kullanmazsak çünkü Efendimiz aleyhisselatu vesselam'ın hayatında var bu Veda Hutbesi'nde buyuruyorlar ki burada bulunanlar bulunmayanlara bu mesajımızı bu ilahi hitabı buyursunlar bu ne demek bu iletişim demek o gün de bunu yapabiliyorlardı ama günümüzde bir zorluk var mı bir Hadis-i Şerife alabilmek için bin beş yüz kilometrelik yere gidiyorlar Allah'ımızın dini ile ihya olmak için taa Medine'den İstanbul'a geliyor Eba Eyyub el-Ensari Hazretleri Sahabe-i Güzin efendilerimizin çoğu dış ülkelerdedir İslam'ı yaymak için memleketlerinin dışında irtihal etmişler orada Cenabı Hakk'a ruhlarını teslim etmişlerdir bu dinimizin gelişmesi için İlau Kelimetillah için yapmışlar bugün de bunlar elimizdeki aletler de çok kolay bunu en güzel şekilde kullanmaya gayret ederiz üstadımız Hazretlerini o günde diyorum ya Vaaza davet ettiler bir Ramazan-ı Şerif üstadımız orada şartlar koştu buyurdu ki bana ücret takdir etmeyeceksiniz Esribillah in ecriye illa ala rabbbil alemin bizim ücretimizi alemlerin Rabbi olan Allah verecektir bu bize Hz Osman'ı hatırlatır radiyallahu anh Hz Osman'ın develerle Medine-i Münevvere'ye kıtlık zamanında buğday getirdiğini fakat kim istese onlara vermiyor para takdim ediyorlar diyorlar şu kadar verelim sizden daha fazla veren var diyorlar ücreti arttırıyorlar bize ver sizden daha fazla veren var kim gelse fiyatı da artarsa ücreti de artarsa diyor ki sizden daha çok veren var artık Efendimiz aleyhissalatu vesselamı hali arz edince Hz Osman böyle bir şey yapmaz ama sebebi nedir çağırıyorlar Nebi-i Ekrem aleyhissalatu vesselam Efendimiz Ya Osman neden böyle yapıyorsun Ya Resulallah ben onu hiçbir kimseden esirgemem Ashab-ı Güzin kardeşlerimizden ama öyle bir Rabbi zülcelal'imiz var ki o sonsuz veriyor mükafatını onun rızasının yanında verdiklerinin hiçbir kıymet ve değeri yoktur ondan dolayı büyüklerimiz hep ilahi rızaya değer vermişler bunu nasıl biliriz biz mesela bakıyoruz bir dağ dağ o dağ o kadar kıymetli değil taş ve topraktan ibaret ama öyle bir değer var ki onda mesela kurşun var Gümüş var altın var Gümüş ve Altunun o toprakta bulunmasından dolayı çok büyük kıymeti haiz oluyor bizim şu vücudumuz su, hava, ateş ve topraktan ibaret.
Ama iman insanı ebedi cennete götürüyor. İslam insana değer veriyor. Kıymet veriyor.
Hele İhsan Mektebinde bulunmanın ve bunu yaşamanın kıymeti ölçülemez bundan dolayı biz Rabbimizin vermiş olduğu bu değeri koruyarak muhafaza ederek değerimizi ve kıymetimizi Cenab-ı Hakk'ın yolunda hizmetle göstermemiz gerekir Üstadımız Hazretleri'ne bazı nasihatte ücret vermek istediklerinde şunu söylüyor buyuruyor ki isyandan kurtarmaya vesile olduğum iki genç bana yeter bakın nasıl yollar göstermiş artık anladık aleyhisselatu vesselam Efendimizin burada bulunanlar sözümüzü başkalarına da duyursun İslam böyle yayılmıştır biz sizin aciz bir kardeşiniz olarak sohbet mahallinde kapıya yakın yerde otururdum çünkü gelen ve gidenlerde meşgul olurdum o oturduğumda da devamlı kayıt yapıyordum Üstadımız Hazretlerinin mübarek sözlerini kaydederdim Allah'a şükür ki kaydetmişim o kaydettiğim sözler şimdi okuduğumuz kitaplarda yok yazmıyor kitaplarda geçmiyordu bu ledünni ilme sahip olan Efendimiz Hazretlerinin hikmetle dolu olan gönüllerinden dillerine sirayet etmek suretiyle Ondan dökülen mücevher kelamlar mesela onlardan bir tanesi suyu suya havai havaya ateşi ateşe toprağı toprağa kendinizi de Mevla'ya verin buyuruyor ama ne güzel bir söz çünkü biz bunun için yaratıldık Mevla'mız için yaratıldık Mevla'mız bizi kendisine kul olmamız için yarattı ve asıl hedef de Rabbimizi tanımak ve onu da tanıtmaktır tanıtmanın yolları da sevgili kardeşlerimin kardeşimizin anlattığı hususlardı görürdüm Üstadımız hazretlerini yaşlılar için bir ifadede bulunurlardı buyururlardı ki yaşlıları emekli ettim hani emekli ettim demek onları ibadet ve taatten alıkoymak deyin sizin yerinizi gençler doldursun diyor ve bunu istiyordu Efendimiz Hazretleri hiçbir şey olmasam dahi okulda en çok çabam ve gayretim görüyordum hocalarımız değerli kimselerdi bizi talim eden kimseler kıymetli kimseler fakat onlardan alacaklarını da hissediyordum biiznna Teala asıl membağın zamanın kutbu olduğunu bildiğim için onların Himmeti adileriyle bizim pek öyle paramız da yoktu bir minibüs iki yüz liraydı bir minibüsü bulana kadar ne kadar uğraşırdı Cenabı Hak lütfeder ihsan eder biz okuldaki münasip gördüğümüz kardeşlerimizin Mürşid-i Kamil'imize getirirdik en büyük karımız bu oldu okulumuzun hemen hemen Rabbımızın izniyle üçte biri ona müntesip kimselerden oldu bizim mezun olduğumuz kardeşlerimizle yıllık toplantılarımız oluyor orada müşahede ettim Efendimiz Hazretlerini gören kimselerde bir farklılığı bir değişikliği hizmet hissettim.
O değişiklik de şu cihad aşkı. Onların bulundukları yerine sadece Kant'ın dediği gibi vazifeyi vazife olarak değil de vazifeyi Rabbimizin rızası için yapmak ve Allah'ın kullarına ne kadar ulaşabiliriz de isyandan kurtarmaya vesile oluruz çabasını duyan kimseler olarak gördüm onların değil konuşmaları sohbetten aldığım izlenimle bunu söylüyorum onların konuşmalarından daha ziyade görüntüleri bile yeter dendi Kayseri'ye iki kişi geldi biri Sami Efendi Hazretleri'ne nesep olarak yakın bir şey demiyorum ama bunun yanında ruhi yakınlığı olan İzmir'de Mustafa Dursun Aksoy diye Sami Efendi Hazretlerinin hulefasından bir kimse vardı. Hacı Hasan Efendi hazretlerini tanıyanlardan birisi oydu. Sami Efendi Hazretleri üstadımızı herkesten sormuyor. Mesela Kayseri'de Talaslı Hafız diye Mehmed Efendi çok cezbeli, aşk ve muhabbetli kimseye soruyor. Diyor ki Hassan Efendi ile görüşüyor musunuz?
Geri çiçekten müstesna bir kimseydi nereli olduğunu pek kestiremiyorum Sami Efendi Hazretleri İhvanından birine buyuruyor ki Hasan Efendi ile görüşüyor musunuz herkese söylemiyor onun değerini kıymetini bilen kimselere soruyor Efendim çok arzu ediyorum ama bir türlü görüşmem mümkün olmadı Ankara'ya geliyor bakıyor tanıdığı kimseler böyle bir arabaya biniyorlar onlara soruyor bu Sami Efendi Hazretlerinin himmetidir hiç şüphesiz nereye gidiyorsunuz deyince işte Yahyallı Hasan Efendi Hazretleri geldi Gölbaşı'nda onu ziyarete deyince tahammül edememiş caddenin ortasında da olsa yabancılar da bulunsa bir Allah demiş ama feryat etmiş gökte arıyordum yerde buldum diye mürşidimizin huzuruna gelmiş sevgiye bakın aşka bakın muhabbete bakın o merdivenin tutacak korkuluk deriz biz ona Onu öpüyormuş böyle acaba mübarek eli şuraya mı değdi, buraya mı değdi diye.
Bir hadis-i şerifi var Efendimiz aleyhissalatu vesselamın. Bir gün Ashab-ı Güzin ile oturuyorlar otururken Ali Kerim Aleyhi ve Sellem Efendimiz geldi arzu ediyorlar ki Ali Efendimiz hemen yanı başında bulunsun fakat bunu Ashab-ı Düzgün efendilerimiz teferruüs edemiyorlar fakat Sıddık Azam böyle dizini biraz çekiyor Efendimizin yanında yanında bir yer ona açmış oluyor o kadar memnun oluyor ki Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz alimin kıymetini yine Alim bilir Fazıl'ın kıymetini yine Fazıl bilir diye gördüğüm şu hissettim ama biiznillahi Teala ziyaretlerimde hissettim ve sordum kendilerine size olan iltifatı bir değişik mi dedim çünkü karşılarken ağlamaklı bir şekilde karşıladığını gördüm düşünün şimdi içeri giriliyor girildiğinde Hz.
Yusuf'u anlatıyor öyle bir heyecan gördüm ki şunu hatırlıyorum Yusuf Aleyhisselam aynaya bakıyor aynaya baktığında güzelliğini müşahede edince o güzellik Efendimizden geliyor sallallahu teala aleyhi ve sellem her şeyin membağı odur çünkü Miraç hadisesinde Miraç hadisesinde Cebrail Aleyhisselam'ı görünce aleyhissalatu vesselam Efendimiz onu bütün heyetiyle müşahede ettiğinde kendinden az bir geçer gibi oldu. O anda Halık ve Zülcelal buyurdu ki Ya Muhammed kendinden geçme.
Eğer Cebrail Aleyhisselam senin içindeki güzelliği görse ebedi kendine gelemez diye Yusuf Aleyhisselam bakıyor aynaya o güzelliğini müşahede edince ben eğer satılacak olsam çok büyük bir meblağ büyük bir paraya satılırım diye bu sözünden dolayı Derahime madude çok az bir kıymete satılıyor onu anlatıyor coşuyor böyle onu bizzat müşahede ettim oturdular şunu görmemiştim Sami Efendi Hazretleri üstadımızın ellerini kendi ellerinin içine almış bunu görmedim ama bugünkü gibi bir çekim vasıtaları olsaydı keşke çektirmezlerdi ama tabii gönle çekiliyordu onlar şunu müşahede ettim üstadımızın üstadına Efendim deyişini bir duysaydık Allah'ım o anda hatırıma geldi Leylau Mecnun geldi Kaysu ile Şirin geldi ne sevgi bütün Sami Efendi Hazretleri üstadımızın üzerine bakıyor böyle Hasan Efendi Hasan Efendi diyor böyle hep bunu tekrar diyor o da Efendim derken ne büyük bir saygı Allah'ım ne büyük bir sevgi dedim ki size olan bu iltifatı herhalde başkasına yapmıyor dedim yani görmüş değilim bir diğerlerini ama bambaşka bir hali seyrettim buyurdular ki hasetlik olmasın diye belli etmez diyor belli kimselere söylüyor ama Hasan Efendi ile görüşüyor musunuz diye.
Hatırlıyorum dokuz yüz altmış dört Mürşid-i Kamil'imiz Hacca gittiler. O Hac dönüşünde kasabaya geldiğinde otobüsüne şöyle bir caddeyi dolaştılar ellerinde mikrofon otobüsün içinde size Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın selamını getirdim diyor ama cemaat birbirini yani cemaat karışıyor böyle otobüsü sanki yiyecek gibi koşuyorlar o zaman Cenabı Hak ona Tavsiye lütfetmiş Onun nuru Onun nuru Sami Efendi Hazretleri de bu Kırşehir'de Mucur'dan İbrahim Efendi öldüyse Cenabı Hak rahmetle muamele buyursun o geldi ona nef ü ispat dersini tarif etti sonra bunu öyle bir edebe dikkat ediyor ki Efendimiz Hazretleri Sami Efendi Hazretlerine diyor ki efendim Mucur'dan geldi İbrahim diye bir kimse evladınız ona nef ü ispatı tarif ettim acaba yanlış mı hareket ettim kendi memleketimin dışındaki bir ihvana müdahale etmekle acaba sui edep mi ettik deyince Hayır Hasan Efendi siz umuma aitsiniz diyor.
Herkesle görüşebilirsiniz diye. Mürşidimizde bambaşka bir edep vardır. Bu ilahi edeptir. Edebin ledünni olan kesbi değil vehbi olan yönüdür bunlar.
Efendim Kayseri Mustafa Dursun Aksoy bu bilirdi Mürşid-i Kamilimizi büyüklüğünü bilirdi bir diğeri konuşuyor anlatıyor tabii fakat cemaat cemaat hep Mustafa Dursun Aksoy Efendi'ye bakıyor öyle bir oturuş öyle bir görünüş ki hani hiç konuşmasına gerek yok bize gelenler olurdu Konya'dan bir cemaat geldi onlardan bir tanesi dedi ki bize neden Hasan Efendi konuşuyor dedi o kimseyi de biliyorum ismini de biliyorum o dedi şöyle otursun Biz onun mübarek Cemaline bakalım yeter dedi konuşmasına gerek yok bizim çok kıymetli bir öğretmenimiz var şimdi emekli oldu Ben diyor öğrencilere getirdim Efendi Hazretlerinin istirahatli olduğu söylendi biraz da rahatsız olduğu Fatih yine de yok dememişler gelsin demişler ben diyor öğrencilerimi getirdim hiç bilmezler diyor Hacasın efendi nedir işte o şöyle bir görevle, tavsiyele ne de anlamazlar diyor fakat diyor getirdim onu görünce bir ağıt başladı diyor o getirmiş olduğum öğrencilerde hepsi ağlıyor diyor Biz buna çok şahit olduk Sevgili kardeşlerim yani onlar onlar aslında iç alemini göremiyoruz biz gördüğümüz dışı mesela onları tanıyamaz tanıyamazsınız buyruluyor ya la yarefuhu mugayiri benden başkası tanımaz buyruluyor neden tanımaz halbuki biz görüyoruz tanıyoruz burada iç alemini tanıyamazsınız buyuruyor burada Sami Efendi Hazretleri, Kaddesallahu Sırr-ı Güzin kitabında son bölümünde şöyle bir cümle var buyuruyor ki günahta hantallaşmış bir topluluk onların huzurunda otursa biiznillahi Teala mafurin zümresine dahil olur yani af ve mağfiret olmuş olurlar Onları tanıyanlar içine içine ilahi manevi gözüne nurun nübüvvet sürmesi çekilen kalbine de bu ilahi nur verilen kimseler tanır diyor yoksa tanınmıyor yoksa bilinmiyor aynı senin gibi benim gibi bir insan olarak görülüyor ama gönül gözleriyle bakıldığı zaman bambaşka bir müşahede hasıl oluyor Eğer fazla zamanınızı almamış olursam burada gencin kıymeti hususunda bir şeyler ifade etmişim layık olmayarak aleyhissalatu vesselam efendimizin ve galen Nebi'yi sallallahu teala aleyhi ve sellem ma min şeyin ehabbe illallahu min şabbin ta ibin Cenabı hakk'ın yanında tövbekar olan gençlerden sevgili bir şey yoktur.
Tekrar okumak istiyorum. Cenabı Hakk'ın yanında tövbekar olan gençlerden sevgili bir şey yoktur. Bu sevgiye mazhariyet kadar büyük bir nimet olabilir mi? Salıka Resulullah Kayseri'nin Cami Kebirin de bizim öğrencilik dönemimizde Eyüp Hoca diye birisi vardı biiznillahi tane hatırlayalım hutbeye çıkar hutbede Hadis-i Şerifleri ayet-i celileleri okur gibi okurdu böyle bizim gibi innallahe yübahi bisabi bilabi bilabi bilabi bilabi bilabi bilabi bilabi bilabi bilabi bilabi bil melaike ama bir huzur veriyor ister manasını anlayalım ister anlamayalım söz Fahri kainatın mübarek Femi saadetinden çıkıyor Neden Ashab-ı Güzin beş binin üzerinde Hadis-i Şerif'i duyuyor da onu muhafaza edebiliyor? Binlerce Hadis-i Şerif. Fahri Kainat'ın mübarek dilinden çıkıyor.
Onun vükeasından vekillerinden Sami Efendi Hazretlerinin okuduğum devrede İmam Hatip'teydim ziyaretine gittim buyurdu ki ikmale mi kaldınız hakikaten öyleydi şimdi bütünleme deniyor Haziran'da mı imtihanınız buyurdu ve bir söz söyledi o gün de hiç anlamadım hiç anlayamadım marifetullah'ı tahsin için okuyalım dedi hiç bilemedim ama o velinin sözü şu gönlüme yazıldı, Mermere hazırdır gibi yazıldı ta bunu yıllar sonrası ancak çözebildim marifetullahı tahsil için okuyalım okudum bildim deme diyor ya Yunus Emre gerçekten okudum bildim demeyelim her şeyin bir hakikati var bunu aleyhisselatu vesselam Efendimiz Hz Zeyd'e ifade buyuruyor Zeyd ibn-i Harise'ye her şeyin bir hakikati var imanın hakikati nedir ya Zeyd diye buyuruyor Ya rabbi Ya Resulallah gecelerim gündüz oldu benim yanımda altın ile toprağın hiçbir farkı yok cennetleri açıktan seyrediyorum Havz-ı kevser'de Cennet ehlinin Abı kevser'den içtiklerini müşahede ediyorum diye ifade ediyor.
Buradan anlıyoruz ki her şeyin bir hakikati var. Genç kardeşlerim bizim asıl eğileceğimiz nokta bu. Bakın zahiren çok şeyler öğreniriz biz. Belki malumatımız diyeceğim ama biraz dikkatli söylemek istiyorum. Bazı Eşhas, mühim kimselerden daha ziyade malumatımız olabilir. Fakat bize gereken nedir? O öğrendiklerimizi zahiren değil misal veririm ama mevzu çok değişir. Mesela biz sohbetlerde dinlerdik. Sami Efendi Hazretlerinden anlatayım. Askerdeyim böyle onun muhabbeti gönlüme girdi duramıyorum ama o muhabbetten duramıyorum içine girdi Tahammülüm yok. Onu anlatmazsam hiç rahatım huzurum yok. Bak askerde ben onu kime anlatabilirim ki.
Bak karşımda Levent diyeyim Böyle bir kimseydi dedim ki Bizim şöyle bir üstadımız var anlatmaya başladım Sami Efendi Hazretleri'ne anlatıyorum anlatırken dedi ki ben onunla görüştüm dedi Allah'ımız öyle bir kimseye denk getirmiş ki biz dedi Uludağ'da Bursa'da kampa gelmiştik Ömer Öztürk getirir bizi selamullah Sami Efendi hazretlerini dedi Sami Efendi hazretlerini de davet ettiler ben gördüm onu dedim bunu şunun için söylüyorum Uludağ'da Uludağ'da Sami Efendi Hazretleri Esamne Ya eyyyetühennefsu'l mutme inne ila ahirihi bu ayeti celleyi okuyor bir mana veriyor anlaşılıyor ikinci manada biraz düşündürüyor üçüncü bir manada gözler açılıyor anlayış zor anlayışta zorluk çekiyorlar bakıyor anlayanlar olmadığı için sözü kesiyorlar Yani Rabbimiz öyle bir gönül öyle bir hal lütfetmiş ki onlara öyle bir anlayış lütfetmiş ki yedi batın yetmiş bin batın manası Maide Suresi'nde elli dört.
Ayet celle diyorlar ki bir kimseye buna mana verir gece olsun veririm diyor neden gece diyor sureyi Yusuf'ta görürüz Yusuf Aleyhisselam'ın on bir kardeşi baba diyorlar bizim için istiğfar et edi istiğfar ederim diyor bundan Müfessir-i nizam efendilerimiz buyuruyorlar ki seheri bekliyor seherde duaların kabul olduğu vakit Bu zat da gece diyor. Gece sır perdelerinin açıldığı zaman. Esamle. Inne naşi etel leyli hiye eşedtu vatan ve akvemukğıyla gece anlayışı elbette ki müstesna. Arifani ilahiye verilen Allah'ın dostlarına manevi emanetler gecedir. Muhyiddin Arabi hazretleri buyuruyor ki Ben Beytullah'ta Altınuluğun karşısında fahri kainattan emanet olarak gelen cübbe-i saadeti giydim diyor.
Genç kardeşlerimiz katiyen geceyi ihya etmemek mümkün olmamalı bizde bakın biz ilim yayma cemiyetinde bulunduk üstadımızda Efendimiz Hazretlerinin biraz istirahati gerekti orada isim de verebilirim Hasan Erpar'ım taa yıllar oldu Efendim yaz günü geceler kısa imtihanlarımız da var ben teheccüd namazını kılamıyorum evladım yatsıdan sonra kıl inşallah kabul olur sonra Sami Efendi Hazretlerimizi ziyarete gittik orada Mürşid-i Kamilimiz buyurdu ki Efendim bir öğrenciniz bir soru sordu acaba hata mı ettim yatsıdan sonra kıl dedim çünkü mazeretini beyan etti deyince olur dedi sonra üstadımız bize döndü Efendim dedi oğlum kendinden fetvalı bu da öyle yapıyor dedi dediğimi bilmiyorum okuldan geliyorum gençlikte uyku hele bugünlerde gecenin kısa olduğu vakitlerde çok tatlı oluyor diyorum gece kalkamam belki kalkamayacağım cleam diyorum yaştan sonra bir gece kalktığımı bu hatırayı anlatmak istiyorum Temettü için değil asla gece kalktım Sami Efendi Hazretleri razı olmadı zaten Buyurdu ki gece on beş dakika ihya etsin Onun yerine gündüz iki saat yatsın efendim Onun için bana farz sanki üstadım dedi bana Efendim bana böyle dedi gece kalktım o gençlerle konuştuğum odada ders çekiyorum baktım bir ayak sesin Efendimiz hazretleri şöyle bir nazar etti Onun nazar edişinde çok şeyleri hissettim bir izni-i Teala dedim ki sabah olacak cemaat geldiği zaman onlara bunu anlatırız geldiler sohbet buyuruyorlar o sohbet içerisinde buyurdular ki benim on yedi yaşında bir ihvanım var gece kalkmış seccadesi üzerinde oturmuş gözlerinden yaşlar dökmüş Evrad ve Ezkarını okuyor diye halbuki yaptığımız hiçbir şey yok efendim Velhasıl bizim gençlerimiz ibadetli ve taatli olacaklar hepimiz olacağız dikkat edeceğiz burada ibadet ve taate işaret ediliyor Sami Efendi Hazretleri Kadı Sallallahuir'a razı olmadılar aman ha geceyi ihya etsin diye Efendimiz aleyhissalatu vesselam bu okuduğum hadis-i şerifte Tahkika cenab-ı Allah ibadete devam eden gençleri melaike-i kirama gösterip onlarla mübatat yani ısrarı meselret ve azamet eyler.
İşte kan dökecek fesat çıkaracak kimseler diyordunuz. Bakın kullarım nasıl ibadette ve saatte diye meleklere karşı gösteriyor.
Uzayacağı için ifade edemeyeceğim konuşmaların arasında hazırladığım bazı notlar oldu hazırlanan notlardan okuyayım dedim hazırlandığı için bir kıtasını olsun okumak istiyorum Efendimiz Hazretleri bizim İrşad olmamız ıslah olmamız için bir şiir yazdılar onlardan bir kıtayı söylüyorum sivayi gönlüne koyma libas-ı takvanı soyma faciri fasıka uyma öğdüm tut Azmak uzun gençlere vermiş olduğu değer ne kadar çok ise genç var ki diye bir şiir yazdılar buradan da bir kıtayı şefaatlerine mazhariyet ve himmetlerine erişebilmek için okumak istiyorum Genç var ki Kuran elinde Allah'ın zikri dilinde büyük zatların yolunda adam olacağı belli biz kendi kendimize bir şey yapamayız derler ki ya zengin olacaksın ya da zenginin yanında bulunacaksın biz şimdi zengin olamadığımıza göre ruhen ve manen Sadatı Kiram efendilerimizin yanında olacağız kalben ve ruhen Muvaffakiyetimiz hep buna bakar.
Anlatsam bitiremem. Anlatsam bitiremem. Bakın Mürşidimizin çok şey okumuş olduğu bir kelamı okuduğumuz eserlerde manzum oldu. Şu. Kün maallah. Allah ile ol. Eğer Allah ile olamazsan Cenabı Hak ile olanlarla ol ki yusilke illallah. Senin Cenabı Hakk'a kavuşmana vesile olsun. Velhamdülillahi rabbil alemin El Fatiha.