Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Elhamdülillahü sena Rabbimize salatü selam nebimize sıhhat ve afiyet mümin kardeşlerimize olsun. Bütün dünyada sul ve sükun temin edilsin. Gençlik üzerinde durmak istiyorum. Gençlik İslam'a hizmetin en verimli dönemidir. Çünkü canlı kanlı, güçlü ve kuvvetli olduğu zamandır kişinin. Peygamberlere iman edenlerin de çoğunluğunu gençlik teşkil eder. Gençlik, öldükten sonraki hayat için yapacağımız çalışmalarda en başarılı olacağımız bir dönemdir ve sonra kişilik yapısının da oluştuğu bir devredir. Bunu ziraatçi kardeşlerimiz çok iyi bilirler, bahçelerinde aşı yapmak istedikleri zaman kırk yıllık, elli yıllık ağaca değil de taze fidanlara aşı yaparlar. Kabiliyet olan, öz olan fidanlara yaparlar ki aşı tutsun. Kişilik yapısının oluştuğu bir dönemdir.
Efendimizin hadis-i şeriflerinde de sallallahu aleyhi ve sellem gençlikte alınan bilginin mermere kazılan yazı gibi, yaşlandıktan sonra da buzun üzerine yazılan bir kitabe gibi buyrulur. Tabii kafa dörde ayrılmış olur, belki daha çok parçalanır. Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam efendimiz, evlenen kimselerin ilimlerinin boğazlandığını haber verir. Çünkü hem evlilik hem geçim hem yavrusu, çoluğu, çocuğu ihtiyaçlarının da giderilmesi hasebiyle gönül ve kafası başka işlerle daha çok meşgul olacaktır. Cenab-ı Hak peygamberlere dahi nübüvveti genç yaşta lütfetmiştir. Allah'ımız Kuran-ı Azimüşşan'da gençleri vasfeder. Kehf suresinde dokuzuncu ayeti celile'ye baktığımız zaman Rabbimiz Teala ve Tekaddes hazretleri ashabı keyif ve rakimden bahseder. Ashabı keyif mağara yaranıdır. Yedi mübarek insan, Rakim dendiği zaman o da bir kitabe anlamına gelmektedir.
Hadisenin çok mühim oluşundan dolayı Rabbi Zülcelal'imiz, Eshamle, işin çok önemli oluşundan dolayı. Düşünün şimdi o dönemde Allah inancı takyanus zalim devlet reisi Allah inancını reddediyor. Tevhid inancını katiyen kabul etmiyor. Kim Allah'a inanacak olursa Cenabı hakkı hem yaratmakta hem de yaşantıda bir olarak kabul edecek olursa onu ya astırıyor ya kestiriyor öldürüyor, birçok ezalar ediyor. Böyle bir sıkıntının karşısında bu yedi kişi, yedi kişi, canlarına da mal olsa, katiyen dinlerinden vazgeçmiyorlar. Bu sebeple hadise çok önemli. Malum dinimizde bazı şer'i zorluklar meydana geldiği zaman kolaylığı iltizam etmeye ruhsat diyoruz. Bir azanın kesimi olsun, hayatın telef olmasından korkulduğu zaman kafirin dediğini söyleyebilir imanını kalbinde muhafaza etmek suretiyle ama bunlar azimetle amel eden insanlardır. Katiyen dinlerinden ve tevhit inancından vazgeçmemişlerdir.
Bu sebeple çok önemli ve gençliğimizin bundan ders alması gerekir. Rabbimiz onları bize anlatırken innehum fitiyye onlar gençlerdir. Rabbimizin gençler ifadesinde öyle sırlar vardır ki innehum -Onlar gençlerdir. Öyle gençler ki -amanubi rabbim -Rablarına kati ve kesin olarak bütün hücreleriyle iman etmişlerdir. Sadece dillerinde kalmamıştır inançları, gönüllerine de sinmiş, hayatlarına tamamen tesir etmiştir. Tırnak kesiminden tutun hayatın her anını içerisine alacak şekilde güçlü bir iman sahibiydi onlar. Böyle bir imanın neticesi ve zidnaüm hude. Biz de onların hidayetlerini artırdık. İmanları güç buldu, kuvvet buldu. Sıddıkı Azamı hatırlıyoruz. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz sıddıkın imanı terazinin bir kefesine, kıyamete kadar gelecek insanların imanı da bir kefeye konacak olsa sıddıkın imanı ağır basar. Ashabın imanı elbette güçlüdür.
Hele sıddık-ı azam Kuran-ı Azimüşşan'da sahabiliği ifade buyurulan ikinin ikincisi diye tavsif buyurulan Rabbimizin sevgilisidir. Böyle bir iman ama şuna da şükretmemiz gerekir, Bir gün efendimiz aleyhisselatu vesselam kimin imanına taaccüb edersiniz? Bu kimin imanına imrenirsiniz demek. Dediler ki ya Rasulallah, peygamberlerin zaten onlara geliyor Cebrail Aleyhisselam. Bir Musa peygamber Allah'ımızın kelamını duyuyor. Daha başka kimler deyince ashabı kiramın. Zaten peygamberleri ortada onların, peygamberleri kendi aralarında vahiy ilahinin gelişini hissediyorlar. Bazen dihyetü'l kelbi gibi insan simasında da geliyor. Yerine göre arı vızıltısı gibi de sesler duyuluyor. Bizzat hissediyorlar. Mesela ashabı kiramdan bir tanesi benim diyor dizim kırıldı zannettim. Meğer o anda dizim Resulullah'ın mübarek dizlerinin altında envai ilahi gelmiş, hissediyorlar. Cebrail Aleyhisselam'ı görüyorlar.
Onlar iman etmeyip de kim edecek? Kimler ya Resulallah deyince ne Cebrail Aleyhisselam'ı ne de peygamberlerini görmedikleri halde gaybe iman eden kimselerdir diye Allah'ın habibi bizleri vasfediyor. O vasfedilen ümmetlerden olmayı her an Halıkı Lemyezel'den dileriz ve buyurdular ki ey ashabım siz on emirden bir tanesini yapmayacak olursanız helak olursunuz. Onlar ise bir tanesi bir tanesini yapacak olsalar kurtulurlar diye müjdeler verdi. İş bu noktaya gelince bir gün Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz bir ah ettiler. Ashabı Güzin dediler ki ya Rasulallah sizin bu ahınıza vesile nedir? İhvanımı özlüyorum. Kardeşlerimi özlüyorum. Biz senin ashabın değil miyiz? Evet. Siz benim sahabelerimsiniz ama onlar benim kardeşimdir. Onlar dediği Müminun suresinde vasfı bildirilen on ayette görüntüleri ifade edilen hayırlı kişilerdir. Yine Ahzab suresinde ifade buyurulan insanlardır.
Kuran-ı Azimüşşan'ın edebiyle edeplenenlerdir. Sünneti seniyyeye riayet eden kimselerdir. Nisa suresinde yüz on dördüncü ayeti celileye ölçüleri tutan kimselerdir. Onlar öyle kişilerdir ki, fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak iyilikle emretmek, sadaka ile insanları hayra teşvik etmek ve yine insanların arasını bulan kimseler müstesna diye özellikleri Allah'ın yolunda sarf etme ve iyilikleri, güzellikleri tavsiye etme, kötülüklerden kaçındırma ve insanların arasını düzeltme gibi evsafa sahip olan kimselerdir. Onlar gençlerdir, öyle gençlerdir ki Emanu bir Rabbim Rablarına iman etmişlerdir. İmanımızın mutlak güçlü olması gerekir. Bu da Rabbimizin varlığına delil olan hususları çok iyi bilmemiz gerekir. Aslında Rabbimizin varlığına delil olmayan alemde hiçbir nesne yok.
Her varlık onu ispat ediyor, onun artık görünmemesi zuhurunun şiddetindedir ama gönül gözleri açık olan insanlar da bunu seyredeceklerdir. Bir defasında İstanbul'da büyük bir merasim ya düğündür ya nişandır ya sünnettir buna benzer bir görüşme. Ulema-i kiramın daha çok toplandığı bir meclis. Onların içerisinde Hasan Basri çantayla gibi, Ömer Nasuhi Bilmen, Rahmetullahi Aleyhi Mazeratı gibi mübarek kişiler bulunur. Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sirri hazretleri de o mecliste sanki taşlar içerisinde yakut gibi nuruyla, aşkıyla, muhabbetiyle parlamaktadır. Bulundukları ev tabiatı çok güzel olan bir mekanda önlerinde, önlerinde deniz, karşılarında orman, doğa bambaşka bir güzellikte Cenabı hakk'ın kudreti ve bu kısma bakan yön evin tamamen camekan, oraya da güller ve çiçekler uzatılmış bir vaziyette.
Bu cazibeye hocalar kapılarak ayağa kalkınca Sami Ramazanoğlu hazretleri mübarek başlarını eğerek onların ne büyük yüce kudret dediklerinde halıkımız zerrede bile kudretini gösteriyor buyururlar. En küçük dediğimiz böceklerde bir atomda Halıkı Lemyezel yüce kudretini göstermektedir. Nasıl diyecek olursanız çünkü her varlıkta bir hareket vardır. Eğer bir varlıkta hareket varsa onun başlangıcı da bulunmaktadır. Çünkü on dokuzuncu asra kadar diyorlardı ki oluşum. Fakat her nesnenin bir hareketine şahit olununca nasıl ki bir Alman profesörün saniyede iki yüz defa taş hareket ediyor demelerine karşılık gönül aleminin zenginliği ile Muhyiddin Arabi hazretleri iki yüz defa Rabbi Zülcelalimizi zikrederdir.
O zaman başlangıcı olunca bu materyalist görüş, ateist görüş bir başlangıcın olmadığını ifade ediyorlardı ama ilmi gerçekler mutlak onun bir başlangıcı olduğunu haber verince dediler ki bir akıldır. O Rabbi Zülcelal'imizdir. Halıkımızın varlığını ispat eden delilleri gençliğimize mutlak sunacağız. Gençliğimiz de bizlere sunacak, yaşlılarımıza sunacak her kesime haber verecek imanın güç ve kuvvet bulması için. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.