Gençlik ve Maneviyet İffet ve Erdem Yolu kaydında Esad Erbili Hazretleri, kalpte sallallahu aleyhi ve sellem, vaktin kutbu azamı. Böyle cemaat içerisinde istidatlı, kabiliyetli insanları çok istiyor. Onlardan da en önemli şahsiyetlerden birisi Sami Efendi Hazretleri. Onunla çok görüşmek istiyor, çok konuşmak istiyor ve bu arzusunu, isteğini Mektubat'ta yirmi beşinci mektupta şöyle haber…
Gençlik ve Maneviyet İffet ve Erdem Yolu ne anlatıyor?
Gençlik ve Maneviyet İffet ve Erdem Yolu kaydında Esad Erbili Hazretleri, kalpte sallallahu aleyhi ve sellem, vaktin kutbu azamı. Böyle cemaat içerisinde istidatlı, kabiliyetli insanları çok istiyor. Onlardan da en önemli şahsiyetlerden birisi Sami Efendi Hazretleri. Onunla çok görüşmek istiyor, çok konuşmak istiyor ve bu arzusunu, isteğini Mektubat'ta yirmi beşinci mektupta şöyle haber…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Esad Erbili Hazretleri, kalpte sallallahu aleyhi ve sellem, vaktin kutbu azamı. Böyle cemaat içerisinde istidatlı, kabiliyetli insanları çok istiyor. Onlardan da en önemli şahsiyetlerden birisi Sami Efendi Hazretleri. Onunla çok görüşmek istiyor, çok konuşmak istiyor ve bu arzusunu, isteğini Mektubat'ta yirmi beşinci mektupta şöyle haber veriyor. Arzu ve özdeyişim sabır ve tahammül çemberini çok fazla zorlamakta olduğundan, kışın şiddetine mukavemet edemeyen bu ihtiyar pederinizi bu güzel yüzünüzle bahtiyar etmenizi arzu etsem ve davetimize icabet gitmemiş bulunan babanızın izinde gitmemenizi söylemek cesaretinde bulunsam ne lazım gelir? Hiç. O halde gelmenizi beklemek tabiidir. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nin bizim tarikımız sohbetledir şeklindeki hikmetli sözünü şüphesiz duymuşsunuzdur. Burada Es'ari Erbili Hazretleri Sami Efendi Hazretlerini yetiştirmek istiyor.
Sadece o değil, bütün insanlığa. Bu bize misal, bizim emirlerine riayet etmemiz konusunda. Bizim tarikımız sohbetledir buyuruyor Şahı Nakşibend Hazretleri. Bu hikmetli sözünde şüphesiz manalar vardır. Gençliğinizin zindeliği ihtiyarlık hazanı ile perişan olmadan, diyor artık üzgününe varıp da yaşlanmadan ve perişan olmadan yüce tarikatın feyiz çiçekleriyle maneviyatın güzel kokularıyla gönlünüzü zinde kılmak bendenizin biricik emelidir. Diyor ki daha genciyken yaşlanmadan gelin, gerek letaifleriniz gerekse nefsimizin mertebeleri ruhun mertebeleri, sırrın mertebeleri bunları geçelim, buyuruyor. Emelim budur, buyurmuş. Biricik emelim budur. Allah muvaffak buyursun, gayretlerinize köstek olabilecek masiva bağ ve alakasından azade olasınız. Bir Hürmeti Taha ve Yasin buyuruyor ki gayretlerinize, çabanıza köstek olabilecek, mani olabilecek Allah'tan gayrı alakalardan da kurtulasınız, buyurmuş.
Bir mektubunda da bunu İrşad Vesikası denir Sami Efendi Hazretlerinin. Bakın burada gençliğe nasıl önem veriyor? Sami Efendi Hazretlerinin gençlik yillarını nasıl geçirdiğini bize örnek olarak sunuyor. Bunu neden anlatıyorsun derseniz, burada yaşlılar da başımızın tacı gençlerdi. Biz sorgulamak, yargılamak bizim işimiz değil. Böyle yaşlı bir kimse geldi, Altmışın üzerinde olsa gerek. Allahu alem o civarlarda. Efendim benim kalbimde dedi bir sızı var, bir ateş var. Böyle bir hareketini duyuyorum. Biraz da celallendi. Neyse bilemiyoruz. Altmış yaşından sonra letaif olmaz dedi. Artık onun şahsına mı ait dedi, ne dedi bilmiyoruz. Ama bir gerçeği vurguladı. Dedi altmış yaşından sonra letaif olmaz dedi. Hani daha evvel neredeydin demek istedim. Burada Esad Elbili Hazretleri, Sami Efendi için şu medhiyede bulunuyor. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Hamd alemlerin Rabbi olan Cenab-ı Hakk'a.
Salat ve selam, Onun yüce Rasulü, efendimiz Muhammed'e, aline ve bütün ashabının üzerine olsun. Din kardeşlerime, sadakat ve yakin erbabına açıkça arz ve ifade olunur ki, dervişane icazetnamemizi taşıyan manevi evladımız Sami Efendi gençlik günlerini nezih dinimizin kurtarıcı dairesi içerisinde geçirmiş yüce nakşi bendinye tarikatına hizmetle bütün gayretini ve mesaisini bu yolda harcamış, ciddiyetini apaçık ortaya koyarak kendisini kabul ettirmiş olduğundan ve yürürlükte bulunan usul ve kaidelere göre, Hz. Hacega'nın muamelesine uygun olarak önce emir alemine ait beş. Latifesini, kalbini, ruhunu, sırrını, hafisini, ahfasını, beş letaifesini tasfiye ederek masiva lekelerinden temizlemiş şu vücut ülkesini şeytanın, nefsin insan şeytanlarının yanlış düşünce ve fikirlerinden kurtarmış. Çünkü şeytan, sadrımıza vesvese veriyor. Hem insanlardan hem cinlerden. Onlardan diyor tamamen temizlemiş.
Sonra da halk alemine ait yaratılışımızla ilgili şu bünyemizle alakalı beş, latifesini her türlü bulanıklıktan kurtarma ve tezkiyeye gayret etmiş. Bütün vücudunun da zikre geçmesiyle, aynen Esad El-Bidri Hazretleri buyuruyor, gül yaprağının her noktasında gül olduğu gibi, vücudun her noktasında zikir uyanmış. Allahu Teala'ya hamdolsun zahiri hali nasiyesinde muvaffakıyet emareleri görülmüştür diye onun geçirdiği manevi safhaları anlatıyor. Bunu bize ibret için söylüyor. Bak evladım Sami böyle dikkat etti, riayet etti. O da bir beşerdi. Onun da arzuları vardı. Onun da nefsi vardı. Onun da ailesi, çocukları, işi, gücü vardı. Buna rağmen bunların arasında kendisini, kendisini öyle bir Kuran-ı Azimüşşan'ın ve sünneti Muhammediye'nin Evliyaullah'ın çemberine girmek suretiyle halka-i saadetlerine girerek dikkat etti, riayet etti.
Ben de buyuruyor, esalne Cenabı Hak muhakkak ki emanetleri ehline vermenizi emreder, buyurmuştur. Cenabı Hak ve Hadi Mutlak Celle Celalü Hazretleri'nden istirham ederim ki tertemiz şeriat ve apaydınlık tarikatın hükümlerinin yerine getirilmesindeki şevk, şetarat ve neşesini bir kat daha arttırıp birtakım tevhid ehli kimselere söz ve halinden istifade ettirsin. Amin. Ne ticaret ne de alışverişin Allah'ın zikrinden alıkoymadığı kimseler vardır ayet-i celilesinin ilahi hükmüne vakıf olan muhterem ihvanımıza arz edebilirim ki, batınını tasfiye, iç alemini kalbini nurlandırmış nefsini tezkiyeye, nefsini de ıslaha talip olanların ve daha doğrusu Nakşibendiiye silsilesinden feyiz almak isteyenlerin Sami Efendi'nin sohbetlerine devam ve açıklayacağı usul ve adaba uymayı gösterecekleri gayret ve ihtimam sayesinde bu isteklerine kavuşacaklarından şüphe yoktur. Bu Allah'a güç değildir.
Velhamdülillahi Rabbil alemin. Buyuruyor ki, Esad Erbili Hazretleri, o kadar dünya işlerine rağmen onun da okulu vardı, hem de hukuk fakültesi fakülteler içerisinde en zor olanlardan birisidir. Buna rağmen hiçbir zaman Cenabı Hak'tan gönlünü fari kılmadı. Hep Allah ile hemdem olur. Siz de buyuruyor, okul zamanınızda, ticaretinizde hangi işte bulunursa bulunun, Allah'ımızdan gafil olmayın buyuruyor. Onun biricik evladı Hasan Efendi, Kaddafi da bizim yetişmemiz için nasıl gayret gösteriyor? Bir gençliğin dinimize hizmet etmesi için birkaç kıtası şu şekilde. Genç var ki imama kuvvetli, dini aliye hizmetli, büyüklerine hürmetli adam olacağı belli. Genç var ki Kuran elinde, Allah'ın zikri dilinde, büyük zatların yolunda adam olacağı belli. Bize söylemiş olduğu şiirden bir kıtası bile hayatımıza düzen vermede yeterli diyeceğim ama Allah'ın yolunda kifayet diye bir şey olmaz sonsuzluğa uzanır.
Gittikçe gider. Çünkü yol bitmez. Sebebi, Allah'ı hakkıyla kimse takdir edemez. Yaklaştıkça uzaklaştığımız ortaya çıkar. Belli bir seviyeye gelince, artık seyri sülukümüz, tarikattaki vazifelerimiz bitti diyemeyiz. Bitmez sonu yok. Şeri emirlere riayetin sonu yok. Tarikat-ı Aliye'de yok. Marifet de yok. Hakikatte yok. Yaptıkça daha ilerisi var. Çünkü bedenen yaparız. Bedenen yaptığımız taatlerin bir de kalbi ciheti var. Bitmez işte. Kalbi olan yönün aynı zamanda ruh yönü de var. Bir de sır yönü var. Bunların hepsinin toplamı on sekiz eder, on sekiz bin aleme tekabül eder bitmez. İşte artık biz de gider gelirdik, yorulduğu yok bu işin, yorulması yok. Eğer yorulduk dersek ashabına, vavud rabbeka hatta yekeekel yakin bu ayet-i celleyi nereye koyacağız? Bu iş bizden geçti dediğimizde bu Ayet-i Celileyi nereye koyacağız?
Rabbisi'l-Celal'imiz ölüm gelinceye kadar Rabbınıza kulluk edin, Yine Sami Efendi Hazretleri, Kaddesallahu Sırra, dervişlik kırk yaşından sonra zor diyor. İsterse yüz yaşına varsın. Yine ihtiyacımız var ama bir verimi var işin. Verim alınacak devresi var. Buna işaret ediyorum. Yoksa bundan sonra siz alakayı kesin, ayrılın, gidin, gelmeyin demiyor. Katiyyen. Burada belki seksen yaşını mütecavizli bir kimse geldi. Evrad Ezkarını aldı. Sami Efendi hazretlerine arz ettiler. Buyurdular ki efendim sizin çok yaşlı da bir evladınız oldu diye. Bu ret anlamına değil. Bu nefsani olur. Nefsimize pay çıkarmaktan olur. Ha işte duyduk kırk yaşından sonra dervişlik zormuş. Artık biz evimizde istirahat edelim şeklinde değil bu, daha çok gayret ister hepimiz için. Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu.
Ve hamlihu ve fisaluhu ve saletune şehra, taşınması ile sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet insan güçlü çağına irip kırk yaşına varınca der ki Rabbim bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm ve elbette ki ben Müslümanlardan, bu ayeti celile ile ırkından sonraki çalışmanın veriminin gençken çalışmanın yanında az olacağını beyan buyuruyor. Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem Şimdi biz yaşlandık ne olacak? Yaşlandık, gençliği de geri getiremeyiz. Eğer buyuruyor, gençken Cenabı hakk'ın yoluna girmişse kişi, canı gönülden de bağlanmışsa ama tam manasıyla sımsıkı, tutunmuşsa yaşlanınca da aynı ecir ve mükafatı gençlikteki gibi Cenabı hak verir. O da sadakatinden dolayı. Zerre kadar fire vermeyişinden dolayı, ciddiyetinden dolayı.
Ağzını dilini koruşundan, beyninin muhafaza edişinden kötü fikirlerden, kalbine Cenabı hakk'ın dışındaki muhabbetleri masivayı terkinden bütün azalarını koruyup kim huzurunda kimin huzurunda bildiğini olduğunu düşünen kimseler için aynen ecir ve mükafat gençlikte yaptığı gibi verilir. Cenabı Hak gençliğini ibadet ve saatte harcayan genç kullarını sever. Ali Efendimiz radıyallahu anh iki şeyin elden gitmeden değerini anlamak zordur. Biri sağlık, biri de gençliktir. Hazreti Ali Radıyallahu Anh gençliğe güvenip de vakit çok erken derken belki elveda diyemezsin giderken bunu necip pazı söylüyor Rahmetullah aleyh. Gençliğe güvenip de vakit çok erken derken, belki elveda diyemezsin giderken gençlik tutulmaz elle. Geçirme boş emelle. Boş düşünce ve fikirlerine. Allahu Teala'ya en sevgili olan kimdir? Tövbekar gençlerdir.
Ve galen Nebi'yü sallallahu teala aleyhi ve sellem İnnallahi huvüşşabbetteib sadaka Resulullah. Cenabı hak tevbekar gençleri sever. Kuran-ı Azimüşşan'da buna ait ayet-i celileler var mı? Essalna. Nahmussu aleyke nebeehum bilhab. Hakikaten onlar Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırdık. Bu ayet-i celilede ulema-i kiramız gençlerin beş tane özelliğini ifade buyuruyor. Bu gençlerin beş özelliği aynı zamanda ben tarikat ehliyim. Senin yaşın kadar benim tarikatım var. Siz ne oluyorsunuz ki dün gelmiş kimseler şimdi başımıza oturmuşsunuz derken onlara bu sözü cüretkarane, biçimsiz bir şekilde ifade ederken bir sufinin takınacağı beş özellik haber veriliyor. Temel zaten imandır. Allah'ımız onları imanla vasfediyor. Temel bu zaten, iman olmadan hiçbir şey olmaz. Hidayetlerinin artması.
Bu hidayet öyle ki imanımızın taklitten tahkike, ibadetimizin ihlası, Rabbımızı görür gibi ihsanı, takvaya. Sır onun için taat yapmaya, ahlakımızın da özelleşmesine hidayet ve bu hidayetin de artmasıdır. Üçüncü olarak ve Rabbdul galbi fi hazratir rab Celle Celalühü. Gönüllerin Cenabı hakk'ın ilahi yardımıyla güçlendirilmesi ve kuvvetlendirilmesidir. Muhakkak yeri gelecek ama gelmeden söyleyeyim. Yusuf Aleyhisselam hakkında İzzileha'nın tabi nefsine daveti var. Bu davette buyruluyor ki Eshable, Rabbinin burhanını görmeseydi burada mutlak Allah'ımıza sığınmanın gerekliliği haber veriliyor. İşte taa asırlar öncesi Yusuf peygamberler zeleyha geçmiş bir vaka hadise dinlemez. Kuran-ı Azimüşşan canlıdır ve hayattadır, bize yol gösteriyor. O zaman evrak okuyoruz, kötülükten bir türlü kurtulamıyoruz. İbadet ediyoruz, yine bizim içimizde bir huzursuzluk var, bir rahatsızlık var.
Biz kabımıza sığamaz gibi bir hal yaşıyoruz. Bundan nasıl kurtulacağız biz? Elamanu elaman diyeceğiz. Nasıl sığınacağız Rabbimize? Diyelim ki çok dalgalı, fırtınalı bir deniz. Denizin ortasında bir minderlik yer var. Onun üstünde oturuyoruz ama o dalgalar dağlar gibi üzerimize geliyor. O andaki bir insanın haleti ruhiyesini düşünerek nasıl bir sığınmaya giriyorsa öyle Allah'a sığınmak gerekir. Yoksa elamanu elaman demekle olmuyor dil ile. Bir tanesi fırın temizliyor. O fırının büyüklüğü bir oda kadar. Oda kadar Yalnız temizliği yaparken nasıl olduysa oradaki görevli olan içerideki çalışanı unutarak kapıyı kilitlemiş. Sonra da belli bir müddet sonra ne olacak? Fırın yanacak. Böyle bir sıkıntının içerisinde. O kimseyi bir telaş almış. Öyle bir telaş almış ki yanacak nihayet. Sonra o kapıyı kilitleyen işçi içinde bir telaş duramamış. Gideyim demiş bir fırına bakayım.
Fırını açmış, o çalışan kimse içinde. Onu çağırınca bakmış ki hep genç olan o işçi kardeşimizin saçları, sakalları ağarmış. Acaba yanacak mıyım? Helak olacağım diye Allah'ımız buna işaret ediyor. Böyle bir elamanu elaman istiyor. Öyle yüzeysel yapmakla olmuyor. Derslerimizi sandalyenin üstünde yatağın için ayaklarımızı uzatarak olmaz, tam bir edep ister. Bunun için de Esali Evbili hazretlerinin Mektubat'ta çok güzel bir dersi okumayı tarifi var. Oradan öğreniriz. Es'alimle. Rabbi Zülcelal'imiz buyuruyor ki Hal böyleyken inkar ederseniz çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günden kıyametten nasıl korunursunuz? Cenab-ı Hak çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek. Böyle bir gün hepimizin başına gelecek. Hac Suresi de bunu ifade eder. Hac Suresi'nin başındaki Ayet-i Celileler, o günün dehşetini haber verirken Mevla-yı Zülcelal bize ne buyuruyor Esabet.
Allah'ımıza yalvarırken bu şekilde yalvarmayı Halık'ımız Kuran-ı Azimüşşan'da bildiriyor. Böyle bir an nedamet, out, gözyaşı, bir mahsuniyet. Ondan sonra da nefsani hareketlerimizle olmuyor bu işlerin. Onu göreceğiniz gün, yani o kıyametin, dehşetin her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün. Halbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah'ın azabı çok şiddetlidir. Gençlerin anlatıldığı bu ayeti celilede özelliğin birisi de Vel'piyamu fi ilharil hak Allah'ımızın dinini haykırmakta çünkü takyanus öldürmekle, onları yok etmekle ürkütüyor, korkutuyor. Onlar da haklı savunmada hadliyen çekinmiyorlar. Daha sonra ne yapıyorlar? İnsanlardan beşinci olarak hiç çekinmiyorlar. Allah'ımızın dininin hakim olması için, Aleyhisselatu vesselam efendimizin ya Muhammed ölür ya da hak hakim olur buyurduğu.
Allah'ımız yine Kuran Azimüşşan'da gençlerden bahis buyururken, İçlerinden bazıları İbrahim adında genç bir adamın putlarımız hakkında ileri geri konuştuğunu duymuştuk dediler. Bunu ondan başkası yapmış olamaz. Çünkü İbrahim Aleyhisselam orada putları kırmıştı. Ey İbrahim milletindenim diyen kişi, onun Hanif oluşu tevhid esası üzerine göre hayatını tanzim etmesi, böyle bir Hanif, İbrahim olmak isteyen kimse de, .nefsinin putlarını kırsın diyor. Nedir bu putlar? Bu putlar Al-i İman suresinde on üçüncü ayet-i celilei cemileden, esame zülyinelin nasuh bu şevati minen misad diye başlar. Burada yedi tane kavram, on dördüncü ayet içinde. Bunlar gönülde puttur. Tevbe suresinde yirmi dördüncü ayet-i celile-i cemile'de de Rabbimiz bize hukuklardan haber veriyor. Çocuklar, çocuklar, eş dost, akraba, mallar, mülkler, essayiler bunları kırmaktır.
Aynı zamanda nefsin arzu ve isteklerini, şehevi duyguları yok etmektir. Gerçek İbrahim olabilmek. Öyle ki hayatını Rabbani bir hayata, Rabbimizin istediği şekilde bir hayata çevirebilmek ve şehvetlerin anası durumunda olan hubb-u dünya ve redsuha. Hubbur riyase ve ekberul ashabın. Vücuduke. İnsanın asıl günahların başı olan dünya muhabbetini kesmesi, bunun yanında baş olma arzusu ve asıl diyor insanın takıldığı nefsidir. Bunun için Allah'ın Resulü sallallahu teala aleyhi ve sellem göz açıp yumuncaya kadar, bundan da daha az bir zaman da olsa beni nefsime terk etme ya Rabbi diye diyor Allah. Gençlere bu tavsiyeyi yaparken bir Musa peygamberimizin vasfı, medhi övüsü yapılırken bunun yanında kız çocuklarına da Cenabı Hak bir ölçü veriyor. Bu esnada kızlardan biri utangaç bir eda ile yürüyerek yanına geldi. Biz Yusuf Aleyhisselam'ı inşallah demeye çalışırız.
O kız çocukları böyle açılarak, saçılarak böyle hayasız bir şekilde değil, utangaç bir eda ile yürüyerek yanına geldi. Bizim yerimize hayvanlarımızı sulamanın karşılığını ödemek üzere babam seni çağırıyor dedi. Musa Aleyhisselam babalarının yanına gelip de ona başından geçenleri anlatınca korkma, zalimler güruhundan kurtuldun dedi. Yusuf Aleyhisselam yaşlanmış bir pir, Zeliha da beri bükülmüş bir mine değildi. İkisi de dünya güzeliydi ama namuslarını nasıl korudular muhafaza ettiler. Esrarne. Velagathem mebbih. Burada Füze Velidemizin Yusuf aleyhisselamın istikameti, onu bile sanan derken Samet diyecek Rabbimize aşık olacak bir hale getirdi. Demek ki bir aile reisinin düzgünlüğü aynı zamanda ailenin, çoluğun, çocuğun da düzelmesine vesiledir. Gerçekten kadın Yusuf'u arzulamıştı.
Eğer ihanet ve nankörlüğün çirkin bir davranış olduğuna dair Rabbinin kendisine ilham ettiği uyarı ve işaretini göz ardı etmiş olsaydı Yusuf da yenilip ona yönelecekti. Fakat Allah'ın yardımı sayesinde arzularına gem vurarak iffetini korumasını bildi. İşte böylece biz onu kötülük ve ahlaksızlıktan korumak için kalbine sebat ve kararlılık verdik. Çünkü o dürüstlüğü, samimiyeti ve tertemiz ahlakıyla seçkin kullarımızdan biriydi. Konuyu alıp da başka şekillere çevirmemeli. Bunu anlatan bizim hocalarımız böyle demek mecburiyetindedir. Yapılacaksa bir tenkit usulüne uygun bir şekilde insanların içinde rencide edecek tarzda değil. Kardeşine insanlar arasında tenkide çalışan kimse ona zulmetmiş olur. Bu ahlak kitaplarında geçiyor. Onu edepli bir şekilde şöyle olsa daha güzel olmaz mı tarzında söylüyor. İşi çığırından çıkartmamalıyız ve gençlik hakkında daha birçok bilgiler mevcut.
Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.
Kaynak: Genel
Gençlik ve Maneviyet İffet ve Erdem Yolu | Mihmandar