Kıymetli nevcilerimiz Mahmut Sami Ramazanoğlu Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri isimli eserini seslendirdiğimiz İhsan Mektebi programımızın bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdüsenalar olsun. İnşallah Enfal suresi kırk birinci ayet-i kerime ile programımıza devam ediyoruz. Vacib Teala kıtal'i murat ettikten sonra kıtal'den hasıl olacak enva'ı ganimetin hükmünü beyan etmek üzere Ey müminler bilin ki muharebede kafirlerden kahren almış olduğunuz emvali ganimetin beşte bir sehmi, payı Allah'ın emrettiği mahalde sarf edilmek üzere Beytülmale konur ki icabına göre lazım gelen mahallere sarf olunsun ve bunun bir kısmı Resulullah'a diğer baki kalanı Beni Haşim'den muhtaç olan Akraba-i Resulullah'a ve yetim ve miskin ve muhtaç olan yolculara verilir.
Ey hakimler, Allah'a ve abdimiz üzerine inzal ettiğimiz Kuran'a iman etmiş müminlerseniz emvali ganimet hususunda şu ahkama riayet edin. Zira Hakla batıl beynini arasını tefrik eden ayıran Gazali-i Bedir günü İslam askerinin saffıyla ehli küfrün saffı içtima ettiği zaman da Allah'a ve Resulüne iman ettiyseniz şu ahkama riayetiniz lazımdır ve Allah Teala her şeye kadirdir. Müminlerin emvali ganimeti taksiminde beşte bir sehmi şu beş sınıfa ayırmak ve bunların haklarını muhafaza ve taksim hususunda dikkat etmek lazım olduğuna işaret için Allahü Teala ayetin ahirinde bu taksimi imana rabt etmiştir. Beşte birini ayırdıktan sonra baki kalan dört sehmi asakir-i İslamiye beyinlerinde aralarında adalet üzre taksim ederler.
Ayette beyan olunan ahkama riayet vacip olup bunun hilafına hareket edenlerin azabı ilahiye müstahak olduklarına ve onlardan intikamını alacağına işaret için vacip Teala ayetin ahirinde her şeye kadir olduğunu beyan etmek suretiyle taksimin harici hukuka tecavüz edenleri korkutmuştur. Ebu'l Aliye hazretleri ganimetin beşte bir sehmi ayette zikrolunduğu vechile altıya münkasımdır, ayrılır. Birisi Kabe-i Muazzama'ya, diğer birisi hayatında Resulullah'a ve vefatında Mollaî Müsliminden mühim olan yerlere ve Baki Dördü diğer sehimdarlara verilir, buyurmuştur. Ey müminler zikredin o zamanı ki o zamanda Bedir denilen mevkide siz Medine'ye yakın bir yerde bulunuyordunuz ve kafirler de Medine'ye uzak bir vadide bulunuyorlardı. Mekke ahalisinin Şam'dan gelen kervanı sizden daha aşağı sahil cihetinde bulunuyordu.
Eğer siz onlarla muharebe için bir vakti muayyen tayin etmiş ve o vakitte harbe hazırlanacağınızı kararlaştırarak vaatleşmiş olsaydınız, o vakti muayyende siz kendinizin azlığınıza bakarak muhalefet eder, harbe razı olmazdınız. Velakin Allah Teala indi uluhiyetinde mukadder olan bir emri kaza etmek için sizi adanın düşmanın karşısında cem etti ve sebat verdi. Nusret ve zaferini size müyesser kıldı ki helak olan açıktan helak olsun. Kimsenin şüphesi kalmasın ve hayatta kalacak yaşayacak olan kimse de açıktan yaşasın. Herkes görsün. Zira Allahu Teala müminlerin imanını ve kafirlerin küfrünü bilir ve her birinin münacatını işitir ve herkesin ameline göre ceza verir. Cenab-ı Hakk'ın muradı İslam'ın şevketini ve dinini ilan etmek olduğu cihetle esbabı zaferi hazırladı.
Bedir gazasında ehli İslam'ın azlığına ve ehli küfrün çokluğuna rağmen şu hatır ve hayale gelmeyen fevkalade nusatı ihsan ile zafer verdi. Zikret ya Ekramanrusül. O zamanı ki o zamanda senin uyku halinde Allahü Teala kafirlerin fırkasını sana azıcık gösterdi ki gördüğün vechile ashabına haber veresinde askerin şecaatine halel gelmeye ve kuvvei maneviyeleri yerinde ola ve eğer Allahutaala onları sana çok göstermiş olsaydı ashabına gördüğün vechile haber verince onların kesretine ve çokluğuna kendinizin killetine azlığına binaen işiniz müşkül olurdu. Lakin Allahutaala size onları az göstermekle kalbinize ihsan ettiği metanet ve şecaat sayesinde münazadan ve reylerinizin dağılmasından salim kıldı. Zira Allahü Teala kalbinizde sakladığınız esrarınızı bilici ve niyetinize göre mükafat vericidir.
Ve zikredin ey ehli iman o zamanı ki o zamanda kafirlere mülaki olup muharebeye tutuşacağınızda kafirleri sizin gözünüze gayet az gösterdi ki şecaatinize halel gelmesin. Onların gözlerine de sizi az gösterdi ki size ehemmiyet verip de ziyade hazırlıkta bulunmasınlar. Ve indi İlahide işlenmiş kati ve mukarrer olan bir emir yerini bulsun ve hükmü ilahi hasıl olsun. Zira yerde ve göklerde cereyan eden işlerin hepsi ancak Allah Teala'ya racidir. Başka merci yoktur. Fahr-i Razi ve Hazinin beyanı vechile Cenab-ı Hak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin rüyasını muharebe esnasında ashabına da kafirleri az göstermekle tasdik buyurmuştur. Hatta İbn-i Mesud Hazretleri kafirleri yetmiş kadar gördüğünden yanındaki bir zata kafirleri yetmiş adet miktarında mı görüyorsun dediğinde, o zatında hayır yüz adet miktarında görüyorum dediği Mervîdir rivayet edilmektedir.
Allahü Teala ve Tekaddes Hazretleri zaferi murat ederse kuvve-i maddiyeye, kuvve-i maneviyeyi de rabt ederek zaferi halk edeceğine bu ayet delalet eder. Cenabı Hakk'ın Bedir gazasında ehli imanı küffarın gözüne ve küffarı ehli imanın gözüne az göstermesi harikulade olarak resulüne mucize kabilindendir. Kafirler muharebeye başlamazdan evvel ehli imanı az gördükleri halde esnay-ı muharebede kendilerinin iki üç misli gördükleri mervîdir. Hatta Ebu Cehil Ashab-ı Muhammed beş on kişiden ibarettir. Bunları öldürmeksizin tutun getirin de bildiğimiz gibi işkenceyle öldürelim dediği halde esnayı harpte gördükleri gibi zuhur etmeyip kendilerinden daha çok zuhur edince her taraflarını hayret ihata edip başlarından vurulmuş gibi ne yapacaklarını bilemeyip şaşkın kalmışlardır. Şu ahvalin cümlesi Murad-ı ilahi olan ehli imanın i'zası, aziz kılınması ve kafirlerin zelil ve hakir olmaları idi.
Elhamdülillahi Teala bu da husul buldu gerçekleşti. Vacip Teala Bedir vakasında ehli imana vaki olan bazı in'amını beyandan sonra Nusret'a sebep ve ehli imana layık olan bazı ahvali tavsiye etmek üzere buyuruyor. Ey müminler siz kafirlerden bir cemaatle muharebe etmek üzere mülaki olup karşılaştığınızda düşmanların karşısında sebat edin ve muzdarip olarak düşmanınıza arkanızı dönmeyin. Ve sebatınızla beraber esnayı harpte Allah'ı çok zikredin ki Allah'ın inayetiyle nusret bula ve fenahyab olasınız.
Harp mevkilerinde müminler esbab-ı maddiyeden ziyade Cenab-ı Hakk'a iltica etmek lazım olduğuna ve dergahı uluhiyete dua etmekle Allah'ın nüshatına intizar ederek esbabı maddiyeye tevessül etmek emri ehem bulunduğuna, mühim bir iş bulunduğuna ve mümin için Allah'ı zikre devam vacip olduğuna işaret için vacip Teala esnayı harpte zikretmekle emir buyurmuş ve zikrullahın felahın sebebi müstakilli olduğuna, bağımsız sebebi olduğuna işaret için felahyab olmak kurtuluşa ermeyi de Zikrullah'a tahrik etmiştir, bağlamıştır. Binaenaleyh harbe hazır olan bir mümin kalbini Allah'a rabt ederek Nusret'in ancak Cenab-ı Hak'tan olduğunu itikat ederek kalben zikirde bulunmak ve lisanıyla Allah! Allah! Lafza şerifini tekrarla zikri lisanide bulunmak ve Nusrata dua etmek suretiyle de kalbi ve lisani zikir ve Nusrata dua ile her üçünü de cem etmek vacip olduğuna bu ayet delalet eder.
İtikadı sahih ile, doğru bir inanç ile ve zikrullah'la meşgul olan ve dua eden ordu mağlup olmaz. Cemi ahvalinizde, bütün hallerinizde ve durumlarınızda ve bilcümle düşmanınıza mukatele ve mukabele zamanında Allah'ın ve Resulü'nün bütün evamir ve nevahisinde emir ve yasaklarında itaat edin de aranızda ihtilaf etmeyin ki korkmayasınız. Devletiniz ve kuvvetiniz dahil olmaya ve düşmanınıza karşı sabrı sebat edin. Zira Allah'ın muaveneti, yardımı sabredenlerle beraberdir. Vacip Teala ve Tekaddes Hazretleri bu ayet-i celilede millet beyninde arasında ihtilaf ve nizanın, ayrılığın, karışıklığın korkuya ve devletin zevaline sebep olacağını beyan ile kullarını ihtilaf-ı efkar ile yani fikir karmaşasıyla münazadan nehy buyurmuştur.
Ve her emirde sabr-ı sebat işe yaradığı gibi bilhassa emri harpte daha ziyade işe yarayacağına ve belki yekane sebebi zafer olduğuna işaret için Vacib Teala sabrı emir buyurduğu gibi Nusret-i ilahiye ve muavenet-i Sübhaniyenin de sabra mülazemet edicilere mukarin olduğunu yakın olduğunu haber vermiştir ki kullar ve bilhassa düşman karşısında bulunan asakir-i İslamiye, İslam askerleri sabr-ı sebata mülazemet etsinler, sarılsınlar. Ey ehli iman siz o kafirler gibi olmayın ki onlar malları ve servetleriyle iftihar ve kibredici ve nasa insanlara amellerini gösterici ve dini haktan insanları men edici oldukları halde muharebe için memleketlerinden çıktılar. Halbuki onların bilcümle amellerini Allah bilicidir. Büfesirinin beyanı veçile bu ayet-i celile Mekke ahalisi hakkında nazil olmuştur.
Mekke ahalisi Şam'dan gelen kervanı kurtarmak maksadıyla çıktılar fakat kervan selameti bulunca Ebu Süfyan geri dönülmesi için haber göndermişti. Fakat Ebu Cehil ve Ahvanı bu sözü dinlemeyerek biz Mekke'den çıktık, geri dönmeyiz. Bedir'e kadar gider, orada develer keser, gelen geçen kabilelere yediririz. Ve şiirler söyler ve dinler, şaraplar içer eğleniriz. Ahali bizi görür, şecaatle ve semaatla sena ederler ve namımız ve mehabetimiz halk nazarında baki kalır dediler. Kesretlerine yani çokluklarına ve servetlerine güvenerek Bedir'e kadar geldiler ve Bedir vakası da zuhur etti. Kureyş Rüesasının başlıca maksatları, nas'ı insanları dini ilahiden men etmek olduğunu Cenab-ı Hak bu ayette beyan buyurmuştur. Binaenaleyh maksatları fasit olduğundan şarap kaseleri yerine ölüm kaselerini içtiler. İş ağır bedelinde de mersiyeleri, ölüleri üzerlerine matem edip ağladılar.
Şu halde hep amellerinin aksi zuhur edip helak olanları cehenneme giderken, kalanları da nas beyninde insanlar arasında mezmum ve me'yus, haibü hasir oldular, Perişan oldular. Vacib Teala ehli imana her zaman ve bilhassa esnayı harpte lazım olan Umur-i diniyeden yani dini işlerden bazılarını tavsiye ettiği gibi Bedir vakasında müminlere inan buyurduğu nimetlerden diğer bazılarını beyan etmek üzere şöyle buyurmuştur. Zikredin şu zamanı ki o zamanda şeytan amellerini kafirlere tezyin etti, süsledi de size galip olacak bugün nastan kimse yoktur ve elbette ben size yardımcıyım dedi. Vaktaki İslam ve kafir askerleri birbirlerini görüp muharebeye tutuşacağı zaman şeytan arkasına döndü ve dedi ki ben size refik olamam. Zira sizden ve amelinizden beriyim ve ben sizin görmediğiniz şeyleri görüyorum. Binaenaleyh teşrik-i mesai edemem çünkü ben Allah'tan korkarım. Tahkik Allah'ın azabı şiddetlidir.
Vaktaki Bedir'de iki asker birbirini görüp muharebeye başladı. O zaman meleklerin Ashab-ı Kiram'ın imdadına geldiklerini görünce şeytan arkaya döndü ve dedi ki ben size refik olamam ve sizden beriyim. Zira ben sizin görmediğiniz askerleri görüyorum. Sizinle beraber bulunmak benim işime elvermez. Zira Allah'tan korkarım. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir. Akıbetiniz helaktir ve gittiğiniz yol çıkmaz bir yoldur demekle savuştur, gitti. Değerli neşilerimiz inşallah bu konuya devam edeceğiz. Ancak bugünkü bölümümüzü burada bitirmek durumundayız. Mahmut Sami Ramazanoğlu yorum ve anlatımıyla Enfal Suresine inşallah bir sonraki bölümümüzde devam edeceğiz.