Bu şahıs, bu adam yüz Salavatı Şerife getiren bu mümin, nifaktan beraat etmiş. Münafıklıktan beraat etmiş. Cehennemden beraat etmiş. Alnında böyle yazılı. Münafıklıktan beraat etmiş. Cehennem akaşundan beraat etmiş. Elhamdülillah Ya Rabbi. Allah-u Teala o mümini, o mümini, evet efendim. Allah-u Teala hazzaklar bu mümini kıyamet gününde şuada ile beraber oturdun, onlarla beraber haşr-i cem eder. Şehitlerle beraber olur. Elhamdülillah. Baştan böyle Salavat-ı Şerife'ye teşbih için bir Hadis-i Şerifi bir tezrık. Okuduğumuz ayet-i celile ve Hadis-i Şerifi dinleyelim inşallah. Halımızü'l Celal'ımız, Allah'ımız. Etalibillah, Bismillah. Bunların fazabımızı yudumunuz. Kasaplandığınız zaman gazabınızı icra etmen gazabınızı yudunuz. Nas'ın kusurunu affediniz. Nas'ın insanların kusurunu affediniz. Allah, Allah ihsan edenlere muhabbet eder. Mezheplersen daha iyi anlarsın. Gazap şeytandandır.
Evvel zarardır, sonra ırk hırsızı eden vücudu. Şeytanın ahlakındandır gazap. O ateşten halk olunduğu için vücudu ataşlar. Bilirsin ki azap şeytandandır. Görüyoruz. Kendimiz de müşahede ediyor. Akraba, komşu, ahbap, yaylaanımızda görüyoruz. Hazaplanan bir kimse gazabını hazmedemez de ağzından bir küfür söylerse, nöbetten yukarıya severse, dinine, imanına, küfrederse bir numaralı kafir olur. Haccı mahvolur. Haccı mahvolur. Nikahı doğurur. O Cihabarın ailesinden vekilli kair, tecdidi iman, tecdidi nikah yapan öyle ailesinin yanına varabilir. Kasap bunları yaptı. Halikatı Muhammediye kitabında görmüştür. Her ahlakı bir tedavi edecek karşılığı var. Azabın da tedavisi, azaplanan insan dineliyorsa derhal otursun. Oturuyor dinak azabı teskin olmuyorsa bir tarafına yatsın. Bunun anda keskin olmuyorsa, ateş daima suyla söndüyse abdest alsın.
Abdest aldığı zaman yine gazabı sönmediyse, boy abdesti alsın us etsin. Gazap sürer. Abdest, gusül, onunla iki rekat namaz. Allah'a iltica azabı söntürür. Kazak sönmeyecek olursa insan mahvolur. Nasın kusurunu affet. Allah'ım bize buyuruyor. Bu tefsir müfessirini insan yazarken şuraya bunu kayıt olarak atıvermiş. Bir kavilde o marul Faik radiyallahu anh, Hazreti Ömer'in farik olduğu kuvvetli. Yani Hazreti Ömer Radıyallahu anh Halife-i Hu'yu zemin iken, dört köşe yedi iklimin padişahı bulunduğu zaman, yemek getirirken kölesi, yemek getirirken kölesi yemekten bir damla üstüne düşürüyor. Azapla bakmış böyle, baktığı zaman şöyle atabaktaki yemeğin hepsini Hazreti Ömer'in başından dökmüş. Bütün aşağıya doğru inince gülerek demiş ki, yavrum ben bir damlaya razı değildim. Böyle niçin döktüm? Allah'ın ayetiyle sizi tecrübe ediyorum. Buyuruyor Allah. Gazabınızı görün diyor.
Bende gazabını yutan mı yutma mı diye tecrübe ettim. Gazabımı yuttuk Allah için diyor. Şimdi hazaplanmıyorum. Allah'ımızın ikinci ayetinde de, Nas'ın kusurunu affet buyuruyor. Benim yemek döktüğümü affettin mi? Affettim. Hiçbir yerde de bundan bahsetmeyeceğim diyordum. Allah'ım bunun ayetine uyuyorum. Diyor ki rabbunun bir ayeti daha geliyor altında. Y ihsan edenlere Allah muhabbet eder. Hem yemek döktüm, hem affettin, hem de bir yeksanda bulunacak mısın diyor. Peygamberimiz, Hazreti Ömer radiyallahu anh efendimiz, seni de kölelikten azat ettim diyor. Seni de kölelikten azat ettim. Onun için Sultan-ı Enbiya Muhammed Mustafa Biraz acele konuşuyorsun değil mi? Çok vakitsız çıktığımdan okuduklarımı bir an evvel din arkadaşlarıma duyurup verir miyim diye, böyle bir çaba bize acele konuşturuyor. Yoksa senin konuşmayı bilirim, usul usul konuşurum.
Az acebe tesirini tezyid eder, tesirini kuvvetleştirir mi ola? Bir kelime fazla duyan din kardeşim da onunla amel eder mi ola? Bir kimse bir kimseyi hayra delalet ederse, onun gereği yola girerse, o hayrı aynı kendi işlemiş gibi sevaba nail olun diyor da, ben o sevabı alabilir miyim ki, çabalı konuştuğum, acele konuştuğum bir kelimeyi fazla duyurmayı istediğimden acele konuşuyorum ve ne affedersiniz inşallah. Açılalım Miraçla. Kelimesi ile cümlemize, tevfik et ya Rabbi. Neli hocam anana böyle çok çok şehadet getirirsiniz. Anadolu'da bilhassa Kayserlene'de bu çok olur. Bizim burada olmaz, takı takı konuşurlar. İki dakika okutturursunuz. Mevzu mu bulamıyorsunuz? Yoksa bu adetten mi? Belki sevadına, vaızın sevabına nail olamaz, bir şey anlayamaz. Hiç değil mi? Şahadetin meziyetine nail olsun diye, şehadetle okutturulur muhterem Müslüman. Şahadette ne var da o yeni kelimedir.
La ilahe illallah Muhammedurresulullah. Bunu kim okuyunca yedi azasını Allah yedi kat cehennemden kurtarır da onun için okuttururuz. Da o yirmi dört kelime şöyle eski yazıyı bilirsen. La ilahe illallah Muhammedun Resulullah harfini sayarsan yirmi dört harf, Hintli muhabbetle okursa, bu şehadeti okursa, yirmi dört saatteki ettiği küçük günahları Allah mahvederse onun için okuttururuz. Daha şehadet kelimesinin, La ilahe illallah muhammedün resulullah. Bu kelimelerin içinde tek nokta yok da onun için okuttururuz. Ne noktası? Eski harfi bilenler bilir. Elif de yok ama verin altında bir nokta, teyim üstünde iki nokta, sebe üç nokta, cimda var, ıla var, Zelda var, pakta var, şında var, zede var, suda var, yayında var, fide var, pakta var, mumda var, yahnalar, Yiğinaltı'nda var. Yirmi dokuz kez harfin içerisinde, yirmi dört harften Allah'ın ve Muhammed'in ismi okunur da, Okun.
La ilahe illallah da Muhammedun Resulun da tek harfinde noktayı. Niçin nokta yok? Bunu okuyan ve devam eden kimselerin kalbinde, kalbinde, hırs gibi tamah gibi, puul, adava, gen, buz, riya, suma, nifak kim hiçbir şey koymasın değil, Allah'ımız ona nokta koymamış bu harflere, onun için noktasızdır. Aman devam edelim. Yani yetmiş sene küfle yaşayan, küfle yaşayan, istersen misalını vereyim, kitapta görmüştüm. Hazreti Musa aleyhisselam dağın başında bir kafirin, bir Mecusunun ateşe taktığını görüyor. Geri put olmuş. Üç yüz doksan dokuz senedir puta da karışmış. Üç yüz doksan dokuz senedir. Efli yaşlar böyleydi biliyorsunuz firavun bile dört yüz sene yaşadı. Nuh aleyhisselam bin elli sene yaşadı. Bin elli senenin dokuz yüz elli senesini Peygamberlikle geçirdi. Anca seksen kez ümmet edebildi. Seksen. Hazreti Muhammed'in bir tecübbeli başında seksen devin yüzlerce hürmeti var elhamdülillah.
Dünyayı ümmetiyle doldurdu. Hazreti Adem bin yaşına vardı. Hazreti Halbe bin bir yaşına vardı. Böyle yaşarlardı. Şahhadeti ve tevhidi anlattıktan sonra, Hazreti Musa aleyhissalatü vesselam Efendimiz, daldaki mecusunun belinin büküldüğünü gördü. Neden belin büküldü? Ataşa dafa dafa, Mecusiler ateşe tapar. Ataşa tapıyorsun ya sok bakalım elini yakmayacak mı diyor. Elimi yakıyor ya Musa dedi. Yakan ateşe utanmadan nasıl tapıyorsun dedi. Allah'ımı bildim amma, beni halk eden bir varlık var bildim amma. Nehir de ne gök de ne sal da ne sol da, lekenden münezzeh, genel sıfatlarıyla muttası, noksan sıfatlardan veli olan Allah'ımızın inveli yok, ahheli yok. İnsan Allah'ı azdetmek, Allah bunu bu az eder. Buyuruyor, görmüyor musun? Harik-ı Zülcelal'ınız. Süpindanma beni kabul eder mi diyor ya Musa. Beni kabul eder mi ya? Tek oku kabul eder. Okuya beraber. Diyor. Her zamanın Peygamberi ile okunur.
İsmi, hop bir titreme tutuyor. Cezbeleniyor efendim. Buyuruyor Peygamberimiz. Bir cezbelinin ameli, insanın cinni ameliyle beraberle arkada. Onun için yıkılıyor ve vefat ediyor. Tek bir şehadet okuyor. Bunu yıkar, kaldırıyor. Vabbımıza münacakta bulunuyor. E kurban olduğum Allah diyor. Üç yüz doksan dokuz senesini hükmüne geçiren Mecusi'nin tek bir tevhidi var. Buna bir mubabele vererek ne yedin Ya Rabbi. Cemil Kürtünü mahvettim ehli cennettir o mecusi diyor Allah'ımız. Tevhid oku, Tevhid oku, tevhid oku. İman ettiğine pişman olduğunu da anlayıyor. Ya cihya dedi. Hayır ya Resulallah. Altmış tane kızımı kendi evimde kestim. Küfür zamanında, küfür halimde, elde yığ yanı rızık verilmesin diye haysiyetime takarıyor da, bu takiplerim neyim affolur mu laca diye ağlayayım. Ben de bilemiyorum. Dualarıyla ihyediyor, cipliğini emin lazım ediyor.
Tıp ruh halindeki kestiği hızlarda, puta taptıklarıyla, saleme taptıklarıyla, Cenab-ı Hakk'ın. Biz böyle deme bir Müslümanız. El-Harbiden. Dün dönüp dönüp tevhid okut buraya dedi ya, cevap olarak buraya geçtim. Ezan okundu mu yoksa? Vay ne kadar geç gelmişim, yalnız hadisi şöyle bolca tamamlayayım vereyim. Sefeleriniz varsa burada bitireyim, arzu buyuruyorsanız hadisi tükeneyim. Yani uzatmayayım. Nasıl arzu ediyorsunuz? Fazla değil. Çünkü fazla uzanırsa caiz de değil. Bir terkibi onun gönlünü sıkmadan müteessir olurum. Fak burada arzımı tutmaya başlar. Onun için uzatmayayım. Peygamberimiz bu hadisin içinde cemi ahlakın tecemmu etti buyuruyor. Manası sığınmayın patak sizi sılağa itmeyeni siz sıla edin. Sılayı da anlamak biz. Daha Türk ya. Sizin evinize gelmeyen tenezzül gütmeyen akrabalarınızın evine siz varın, ben öyle yapardım diyor Peygamberimiz.
Sizden, sizden akrabalık dağlarını kuran, mümin kardeşi kökleri şahsiler memleketinden olan, bizim her gün bozulmamızı bekleyen, parçallarımızın oblasını isteyen, gorilslerin, mahsulların, kafirlerin dediğini yapmayalım. Biz birbirimizin kardeşıyız. Allah'ımız kardeşısınız buyuruyor. Buyuruyor. Mümin müminin kardeşi buyuruyor. Onun için sırman kapak, sizi sılağa gitmeyen, sizin evinize gelmeyen, sizi delirmeyenlerin evine siz girin diyor Peygamberimiz. Ben öyle yapardım. Hocam giderim ya beni yüze almaz diyor içerim. Beni para diyor. Onu diyenler, nefs ile şeytan belki barışırsa sevaba nail olur diye. Mümin bir gün küsebilir diyor. İkinci güne kalamaz. Ve üç gün kalırsa üç günden sonra kıldığı namazlar kabul olmamaya başlar. Mümin küsemez. Namusunu için küser. Giyrin için küser. Ilrin için küser. Mukaddes din için güzel.
Devasa geminin kolunun, benim gemim yere atıldı da o yere atılmaz, uçurum için oldu. Bunlarla müsruk olmak, müminleriyet bütün oldun mu? Fayda görülür. Şu camilin yakısına bak. Bu taş bir adama şuraya döksene de birbirine hiç faydası olmaz. Böyle bir mukaddes cami olmazdı. Mümin bir araya geldi mi bu cami gibi olur, hiçbir kafirin bütün yetmez olur müminlere. Vay çok izah isteyen yere girdik, ne yapalım? Ezel okundu, geçiyorum. Size zulmedeni sizi affedin buyuruyor Peygamberimiz. Hocam hem zulmeder hem affedilir mi? Peygamberimiz bana zulmedenleri ben affettim. Benim buyum attığı anlı cemen Hazreti Hamza'yı, Hazreti Hamza'yı Uhud Dağı'nda yetmiş parçaya ayıran Sahabeler, ya Ali diye niye çöktüm ya Resulallah? Sizden kıymaklı ahlakı varsa onun için, ne olur ahlakı ya Resulallah? O yuh huzurda size bir kötülük zulme yavaşta ne yapar? Affederek. Ay adam yine zulmediyorsa ne yapar?
Affederek. Ay adam yine zulmederse hep sahabe sıput ettiler. Çünkü huzurda yalan söylenilmez. Peygamberimiz huzurunda yalan kimse söyleyemez. Hazreti Ali'yi çağırın dedi. Ya Ali seni Muhammed Mustafa istiyor. Hemen silahlarını elbiselerdir giydi. Müebbet bir şekilde, Fedakar, evi ve külli ver nefsin ya Muhammed. Annem babam tatlı canı kurban olsun sana. Ne diyor bir hayvan gireceğiz. Hayır hayır harp yok otur dedi. Size bir kötülük eden hoşsa ne yaparsınız? İyilik yaparım. Aynı adam kötülük etse ne yaparsınız? İyilik yaparım. Aynı adam yine kötülük iyilik yaparım. On defa sadece Peygamberimiz, Allah'a yemin ederim ki ya Muhammed diyor. Hazreti Ali efendimiz, Allah ikimize de kıyametee kadar ömür verse, aynı su, aynı sorsan yine iyilik giderim geliyor kalbimden. Yine iyilik giderim geliyor diyor.
Böyle bir mümin olmaya çalışalım Allah'ım sen bilir bize yeni bedenleri affetmek zevkini ver Ya Rabbi. İki. Bütün benim diyor, ahlazım bu hadiste toplandı diyor. Kim bilir öyle amel ederse Ehl-i Cennet. Sizi mahrum eden de siz verin. Anlamadım. Para istedin, önlük vermedi. Kürek istedin vermedi. Hacet istedin vermedi. Senin kapına altın kapılı olsa bile bir gün dönüp gelecek o. Ağaç kapıya. Çocuğu ver de bizim bahçeyi tepsin. Hep canım. Geçen vardı ile beni kovulur sen yahu. Yemeyeceksiniz diyor Peygamberimiz. Ben bilirim ayette, bayağı vermeyenlere ben veririm diyor Peygamberimiz. Verirdim. Benim ahladım buydu. Bizim ahmakları görüyor mu niye yerde olup gitmiş ahlak? Üç, ters bitireyim. Dördüncüsü, Kötülük edenlere iyilik edin de irşad edin diyor Peygamberimiz. Kötülük edenlere iyilik edin. Efendim o kötülük eder de senin iyiliği nasıl ya?
Bende sana demiyorum ki iki cihan güneşi Muhammed Mustafa Ali. En din adlı evladı ol diyorum ben sana ümmeti ol diyorum. Bende ol diyorum. Böyle yapamazsam talim elemanı yine misali Hazreti Ali'den vereceğim. Bir gün mineral kılıklı koca bir kafiri, atının ölüm ayaklarını kesmekle cihatta yere yakılmıştı. Uzun bunlar ya çok kısa konuşuyorum. Yattığı zaman mübarek hislerini kafirin kollarına bastı. Gölcede boğasına tuttu şöyle. İbn-i Alli Muhammed Mustafa, Allah'ın rahtaniyetini, Allah'ın piriliğini, Muhammed Mustafa'nın risaletini tasdik ettinse ettin yoksa ben üstümde Ali yel Murtaza'yım dedi. Malum geliyor. Kafir baktı baktı, iman etmeye de gönlü yok. Hazreti Ali efendimizin yüzüne aşağıdan, şu yüzüne ya Ali dedi. Geri ki kaldırdı Hazreti Ali ben üçe çekildi bir kenara.