İbni Arabi, kalpte Sallallahü Hazretleri buyuruyor. Gaflet neden meydana gelir? Filkesel, tembellikten. Bayezid-i Bistami Hazretleri Buyuruyor ki bir an Cenabı Hak'tan gafil olmak, eşhedü minen nar. Bize ateşten daha şiddetlidir, buyuruyor. Yine Muhyiddin Arabi Hazretleri, haddesallahu Sırra men gafelle efele. Kim gaflete düşerse efele onu şuradan daha iyi anlayacağız. İbrahim Aleyhisselam'ın işte yıldız doğduğu zaman Rabbim, ay doğduğu zaman işte batan benim Rabbim olamaz diyor. Ay doğuyor. O da batınca o da olmaz. Güneş o da olmaz. Aslında burada İbrahim Peygamberimizin böyle demesi, birinci mana olarak yol gösteriyor. Bakın, ayda, yıldızla, güneşte batıyor. Siz ezeli ve ebedi olan Cenabı Hakk'a iman edin demek istiyor. Bir diğer anlama göre de yıldızın ilmel yakine, ayın aynel yakine, güneşin de hakkal yakine işaret ettiğimi ifade etmişlerdir. Çünkü bir peygamber o.
0 zaman da peygamber değil ama bir peygamber aday. Aleyhissalatü vesselam efendimizin biliyorsunuz Kabe'ye taş getirirken mübarek eteği biraz yukarı kalkınca Cebrail aleyhisselam bembeyaz bir elbise ile uzunca bir boy, görünüverdi. İndir eteğini ya Muhammed diye sallallahu teala aleyhi ve sellem. Her zaman korunuyor. Bir düğündü. Hatice anamız da daha evlenmemişler düğün. Efendimiz de bulunuyor o düğünde Sallallahu Allahü teala Aleyhisselam. Yalnız düğünde uygunsuz bir hal oldu. O esnada Efendimiz'i bir uyku aldı. Efendimiz Sallallahu teala aleyhi ve sellem o uygunsuz hali hiç görmedi. Buyuruyor ya esanı. Vallahu yasim mukeminen nes. Bu nasıl oluyor derseniz, bunun nasıl olması peygamberlerimiz için de olsa asıl bize gerekli olan esanı. Kim Allah'tan Celle Celalühü hakkıyla korkarsa Allah onunla çıkış yolu lütfeder. Buyur buyurulur.
O epele kelimesi menu we'l-e'l-e'l-e'l-e'l-e'l-e'l-m- şunu bil ki şeytan böyle damarlarda kanın dolaştığı gibi sizi bırakmaz. Her zaman sizi takip eder. Siz de Rabbimizin huzurunda olduğunuzu hiç unutmayın. Bilin ki, o mel'un sizi takip ediyor. Gaflet dindiği zaman gafleti şu şekilde de ele almışlar. Bu istiğfar konusunda da işleniyor. Bizler günahımızdan dolayı, Allah'ımızdan özürler dileriz. Yalnız tövbe bir farklı. Tövbe et tövbetun neden? Tövbe pişmanlıktır. Asıl Cenab-ı Hakk'ın kabul buyurduğu noktada budur. Ne diyoruz? Neden Rabbi Zülcelal'imize karşı Neden Neden? Rabb'ımızı görür gibi ibadet edemiyorum diye yaparlar. Gaflet, külli kelaminleyse bir fikrin. Eğer konuşurken derler ya bin ölç, bir biç. Bir düşün. O söz bize faydalı mı değil mi? Burada inşallah hata olmaz. Muhammed Zahit Hazretlerinin çok güzel bir sözü var. Bize ışık tutan bir söz bu.
Buyuruyor ki aman ha sol tarafa, sol tarafa, sol meleğe kayıt geçirmeyin diyor. Bu bizim çok hoşumuza gidiyor. Sol tarafa diyor, yarın huzur-u ilahide mahcup olacağınız bir söz geçirmeyin. Aman ha bu diyor. Böyle tefekkür ederek konuşuyorum ama bu söz faydalı mı değil mi? Yalnız burada birkaç noktaya işaret ediyor Allah'ımızın sevgili kulları. Diyorlar ki bir malayani var. Boş söz. Bir de maani var. Maani Gerekli sözü uzatmak. Zaten Allah'ımıza yakınlık beydaiden kimse bundan bıkar. Girmez de zaten. Öyle meclislerde bulunmadığı gibi bir söz uzatılacak olursa ondan da rahatsız olurlar. Kısaca meramımızı ifade ederiz, ihtiyacımız kadar. Çok güzel bir İbni Ataullah El İskenderi Rahmetullah Ali Hazretleri bir cümle kullanıyor ama çok müstesna bir cümle. Hiç unutmayacağımız bir cümle.
İyi cenabetül batın El-Manihatu minduhuli Hazretillahi Teala Allahü Zülcelal'in huzuruna girmemize mani olan nedir cenabettir. Yani bir cenabet, anlarsınız artık. Camiye giremez. Burada asıl bunu demek istiyor. Kuran-ı Kerim eline alınız. Nasıl camiye giremezse, bu batıni kir de, batıni cenabette kalbimizin, Allah'ımızın sığmediği ef'al, huylar. O da diyor Allah'ımızın huzuruna girmemize manidir. Gaflet. Dil ile Cenabı Hak'ta zikretmek gafil haldir diyor. Bunu yapsak ona da şükür. Dilimizde Allah dese ona da şükür. Yalnız dil ile bir zikir gaflettir. Ne olacak? Gönülümüze geçecek. Kalbimize geçecek. Burada Sıddıy-ı Azam için radiyallahu anh efendimizin mübarek bir sözü var. Buyuruyor ki Hazreti Sıddıy, radiyallahu anh ne çok namazı ne de çok orucuyla Cenabıhakk'a vasıl olmadı. Kalbinin vakarıyla. Bunu izah ederken buyuruyorlar ki, muratebe hali.
Her zaman Cenabı Hak'la beraber olduğu düşüncesinin içerisinde. Bazı hususları demekten çekiniyorum fakat imrenmemiz babında söyleyin. Daha yeni görüştüm. Murakebede Allah'ımız onları sever, onlar da Allah'ı sever. Öyle Rabbımızın kulları var ki daha yeni görsün. Bunun ötesinde Vahidiyet. Biz yolda yaya yürürüz. Yolda yaya yürürüz. Kağanı ile yürürüz. Atla merkeple yürürüz. Motorlu vasıtalarla yürürüz. Bunun yanında uçakla da gideriz. Füzeyle de gideriz. Onlar Cenabı Hak'ta vuslatta füzenin hiç sözü bile edilmez. Bir anda Rabbimize erişebilir. Bu sebeple murakabede derler kalbinizi yukarı kaldırmayın. Siz açın yeter. Bunu Eszade Elbili Hazretleri de buyurmuşlar. Buyuruyor ki kendilerine sual tevcih ediliyor. Efendim biz kalbimizi sizin kalbinizin altına koymak için huzurunuzdan mı bulunacağız? Nasıl edeceğiz deyince hayır buyurmuş. Biz şarttan doğan güneş gibiyiz.
Yeter ki kalbimizi açın. Bir rabıta da dahi böyle. Biz diyoruz ki rabıta murakabedir aslında. Bak çok güzel sularımız var. Yetkililer konuşuyor. İleride ne olacağını aman ha ölçülü hareket edin deniyor. Zaten bunu dinimiz bize emrediyor. Bir denizin kenarında dahi olsa israf etmemek. Su içiyoruz. Bazı sular var tarif etmeye gerek yok. Ne yapıyoruz? Biz oradan çok faydalı diye o sulardan istifade ediyoruz. Ama bunun gözü de var. Gözündeki su ile buradan aldığımız su arasında hiç fark yoktur. Yeter ki biz rabıtamızı güzel yapalım. Bu bizi muratabeye ulaştıracak zaten. İstenen o. Yalnız dersler hususunda diyelim ki daha yine yine görüştüğüm bir ders. Nefu ispat dersin. Sadra yazılır silinmez buyuruyoruz lazımız ya. Çok güzel işlemiş. Gelir tevhid, gider zulmet. Lakin çok istemiş gayret. Çıkrem buna devam lazım diye. Biz bunu, o nef-i ispat dersini yapıyoruz.
Evvelki bizim kalpteki, ruhtaki, sırdaki Hafide, ahfa'da, nefis, zikriktir, zikri sultani bunları hiçbir zaman terk etmeyeceksin. İstersek murakabenin zirvesinde olalım. Tekrar kalbimiz üzerinde duracağız. Ruhumuz üzerinde. Sır hafi akba. Eğer biner duruyorsak beş yüz. Beş yüz duruyorsak bu kişinin haline göre değişir. Aynen elektriğin böyle düğmesine basar gibi. Öyle kalbi Cenabı Hak'ka aşık kullar var ki bir anda bunu tamamlayabiliyor. Bu duruma göre değişir. Şunun gibi samimi. Dokunmasan da yanacaktır buyuruyor. Anında kapıyor bir izni. Bizim gibi insanlarda zorluk olduğu için ne kadar dururuz? Kalbimiz mutmain oluncaya kadar kalpte dururuz. Oradan, ruhta bütün letaifleri dolaşır. En sonra ne de tarif edilmişse oraya geliriz. Bu da bir yanlışlık. Bundan kurtulmamız lazım. Tek tek tek okuyacağız. Ondan sonra oraya geleceğiz. Demek ki murakebenin, nihayeti dediğimizin daha ötesi var.
Olmaması mümkün değil. Bir sınır yok zaten. Bir sınır yok. Sebebi de Esselamü. Onlar Cenabı Hakk'ı hakkıyla takdir edemediler. Diyeceksiniz ki bu müşrikler için. Ama Ayet-i Celilede öyle bir derinlik var ki Allah'ımızı takdir edebilmek, onu anlayabilmek. Nasıl anlayabiliyoruz onu? Soruyorlar Cüneydi Bağdadi Hazretleri gibi büyük zevata. Allah'ı nasıl tanıdın? Araftübillah diyor. Cenabı Hak'kın bana kendini tanıttığı kadar tanıdım. Yalnız gayret bizden olacak. Çok büyük nimetler var. Binanın cenneti istemeyecek kadar, Cennetteki nimetlerin çok üstünde bir nimet. Zaten cenneti bir menkul ve menkulat. Evlenmeler, yemeler, içmeler olarak tanımlamışlar. Bir de Cennetul maarif. Manevi nimetler. Bir tarik ehlinin duyduğu zevk. Cennetlerin üstünde bir cennet. Burada gaflet deyince, diliyle zikir diyor. Ne olacak? Kalbi olacak.
Onu da geçecek Sıdddik Azam'da olduğu gibi radiyallahu anh efendimizin ne namazı ne de orucu, kalbi, vakarı Cenabıhakk'a olan kalbindeki saygı. Bu bir haldir. İlerlerse makam haline gelir. İnşallah bunlara meyil ederiz. Fakat görmeden bunlar yakalanacak. Hedefi gözetleyebilirsek bunlar elde edilir hedefi gözetlememize bağlı. Bir hedef koyacağız önümüze. Ne diye de? Bak ölüm hepimizin başına gelecek. Bu hayat bitecek Ama zaman daralıyor. Bunu vaktiken geçmemiz gerekir. Bir anda da bazı has kullar için müyesser olur ama gayret ister.