Fena Halinin Manevi Temizliği ve Ruhun Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Fena hali, Cenab-ı Hak'ta yok olma hali, bunun gerçekleşmesi için başta bir temizlik gerekiyor. Bu temizliği birkaç ayet-i celile ile ifade etmemiz icab eder. Fena hali temizliktir. Hak Teala'nın dışında, Rabb-i Zülcelal'imizin dışında her şeyden arınmaktır. Bu da Al-i İman Suresi on dördüncü ayet-i celile-i…
Bismillahirrahmanirrahim. Fena hali, Cenab-ı Hak'ta yok olma hali, bunun gerçekleşmesi için başta bir temizlik gerekiyor. Bu temizliği birkaç ayet-i celile ile ifade etmemiz icab eder. Fena hali temizliktir. Hak Teala'nın dışında, Rabb-i Zülcelal'imizin dışında her şeyden arınmaktır. Bu da Al-i İman Suresi on dördüncü ayet-i celile-i cemile'de altı tane kavram var. Birinci olarak kadınlara olan ilgi, daha sonra oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, soylu atlara, şimdi illa atlar mı diyeceğiz, vasıtalar diyeceğiz, motorlu taşıtlar vesaireler, sağ mal hayvanlara ve ekinlere düşkünlük bu mal ve mülk deyince dükkanımız olur, mağazamız olur, iş yerlerimiz olur, fabrikalar olur, bunlara düşkünlük insanlara çekici kılınmıştır. İşte bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Böyle mahkemelerden de görürsünüz, en çok mal davaları var.
Halbuki bunlar geçicidir, dünyanın menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer Allah'ın katındadır. Burada Rabbi Zülcelal'imiz bize şunu öğütlüyor. Siz bunlara değer veriyorsunuz ama Allah'ın katında sizin öyle nimetler, öyle Allah'ımızın ihsanları var ki bunları nasıl unutuyorsunuz, buyuruyor. Başta bunlardan biri temizlenme, insan ailesinden, çoluğundan, çocuğundan, malından, mülkünden ayrılır mı? Bu tarz da değil. Onları geçici olarak görmek, ailesini İslam'ın edebine göre evini, ailesini, yurdunu yetiştirmek, malını ve mülkünü bunların geçici olduğunu bilmek, helal yoldan kazanıp helal yolları harc etmek. Bir de Tevbe Suresi'nde yirmi dördüncü ayet-i celile'de birisinde altı kavram var, diğerinde sekiz tane. Bu gönüldeki Rabbi Zülcelalimize kavuşmaya mani olan engellerdir. Bu nedir? Meal.
Uğramasından endişe ettiğiniz ticaretler, hoşlandığınız evler size Allah'tan ve peygamberinden ve onun yolundan cihaddan daha sevimli ise, buyruluyor, O zaman gerçekleştirilecek olan sıkıntıları düşünün buyuruyor ve bunları tek manasına olmadığı ifade edildi. Bunlara imanla tasarruf edilecek. İlk ayet-i celilede Allah'ımızın huzurundaki nimetleri düşünün, asıl onlara gözünüzü takın buyuruyor. Burada da üç sevgiyi gerçekleştirin. Birincisi Allah sevgisi Celle Celalü İkincisi Resulullah'ın sevgisi Sallallahu teala aleyhi ve sellem Üçüncüsü de cihad sevgisidir. İmam-ı Küseyr'i burada fenafillah, Cenab-ı Hak'ta yok olma hususunu şu şekilde ifade ediyor, diyor ki, insan diyelim ki tecelliye mazhar oldu, Cenabı Hakk'ın tecellisine, o tecelli de kendinden geçer.
Bir eşya ile olan münasebette diyor, böyle olur da Zat-ı Kibriya ile kavuşmaktaki buna lika derler, onu bulmaktaki, onu görmekteki nimeti siz hesap edin diyor. Mesela, Musa Aleyhisselam Ayet-i Celile'de sonra, ARAPÇA AYET-İ SEN-İ UYLEME VE SANA AYNI DAYIN dediğimiz vakitte, tuğr'a gelip de Rabbi onunla konuştuğunda O, Gale Rabbi erini en zer ileyh, releyik. Rabbim bana görün, sana bakayım dedi. Biz bunun izahını yapmıyoruz. Rabbi Zülcelal'imizin nidasını duyunca aşık oldu zaten, kendinden geçti. Rabbi Zülcelal'imiz, sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak. Rabbimiz ona, fakat şu dağa bak. Celahu dekke, eğer o yerinde bulabilirsen, sen dağı, çünkü dağı Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti Ve Harran Musa Sayga. Musa Aleyhisselam bayılıp düştü.
Fena Halinin Manevi Temizliği ve Ruhun Arınması ne anlatıyor?
Fena Halinin Manevi Temizliği ve Ruhun Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Fena hali, Cenab-ı Hak'ta yok olma hali, bunun gerçekleşmesi için başta bir temizlik gerekiyor. Bu temizliği birkaç ayet-i celile ile ifade etmemiz icab eder. Fena hali temizliktir. Hak Teala'nın dışında, Rabb-i Zülcelal'imizin dışında her şeyden arınmaktır. Bu da Al-i İman Suresi on dördüncü ayet-i celile-i…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Sonra kendine gelince dedi ki, Gaye sübhaneke tutdu ileyke ve ene evvellül müminin Musa Aleyhisselam diyor ki, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tövbe ettim, sana inananların ilkiyim. Burada verilmek istenen şu, değil Rabbi Zülcelal'imizi görmek tecellisine bile dağ tahammül edemedi, Dağ paramparça oldu buyuruyor. Sonra Yusuf Aleyhisselam hususunda Yusuf'u gören kadınlar ise meyve yerine ellerini kestikleri halde bunun farkında olamamışlardır. Bu bir misal. Diyor ki Yusuf Aleyhisselam'ın güzelliğini görünce ellerini kesiyor, bunun vermiş olduğu ızdırabı bile duymuyor. Rabbi Zülcelal'imizi müşahede edenlerin halini düşünün diye bize burada misaller veriliyor. Aziz'in karısı kadınların dedikodularını duyunca ersenet ileyhine onlara davetçi gönderdi ve ateded lehünne müttekaa yaslanmaları için yastıklar hazırladı. Ve onlardan her birine bir bıçak verdi.
Kadınlar Yusuf Aleyhisselam'ı görünce güzelliği karşısında şaşırıp kaldılar. Bu yüzden ellerini kestiler ve ''Aman Allah'ım, bu bir beşer değil. Bu ancak seçkin bir melektir, dediler. Rahı tevhitde sırr-ı tefridi bulmak, bu fenafillah halini sorunca, rahı tevhitde, tevhit yolunda, tevhitin esrarında Mevla-yı Zülcelal'i bulmak, her şeyde onun birliğini görüp, ona göre yaşantımıza düzen verip, ilahi esasa canı gönülden bağlanmaktır. Bunu yine izah ederken Yunus Emre de ifade eder, Mevlana'mızda da geçer: İkilikten usandın birlik hanına kandım. Derdi şarabın içtim, dermanım yağma olsun. Yunus Emre diyor ki ben diyor ikilikten usandım, ben gönlümü Rabbime verdim. Rabbimin dışındaki duyguları hep yok ettim. Derdi şarabın içtim, dermanım yağma olsun, ben hakiki devaya Rabbimle kavuştum. Bu fenafillah hali, Cenabı Hak'ta yok olma hali üç halin gerçekleşmesiyle hasıl olur.
Birisi marifetullah şuna benzetiliyor, üç dallı üç dallı bir ağaca benzetiliyor. Birincisi tevhid, ikincisi tecrit, üçüncüsü tefrit. Biz kelime-i tevhidi okuyoruz. Okuduğumuz kelime-i tevhidde aranan şartlardan biri bu. Birisi Tevhid ikrar manasınadır. Tevhid dendiği zaman La ilahe illallah Muhammedun Resulullah dilimizle ifade ediyoruz. Sonra tecrit dendiği zaman bu ihlastır, Allah için samimi olmaktır. Her işimizde tefrit dediği zaman herhalde O'na bağlanmaktır, Ondan başkasını bırakmaktır. Diğerleri biraz izah şeklinde, isterseniz onu da tekrarlayayım. Tefridin asıl manası bu, Rabbimize tamamen teslim olup ondan başkasını terktir. Tevhid'in ilk basamağı Hakk'a yapılacağı vehmedilen her çeşit şirki bırakmaktır. Tecidin ilk basamağı bilcümle sebeplerden kesilmektir. Tefridin ilk basamağı yersiz, çekilsin, nihayetsiz olarak Allah'a bağlanmaktır. Ona mal olmaktır. Bu hal en ağır olandır.
Buna ayırmak için şu beş şartın bulunması lazımdır. Biz bunu bir cümleyle anlamak istiyoruz. Allah'ın dışında her şeyden kurtulmaktır. Zahirde de öyle, işte de. Zahirde bırakırız kötülüğü ama içimizde onun zevki kalır, o zevkin de bitmesidir. Bu yedi şekilde izah buyuruluyor. Birincisi, gizlide, aşikarda Allah'tan korkmak. İki, her çeşit kulluk vazifelerini yerine getirmek. Kulluk deyince illa mescitte, illa bir mühim yerlerde, özel mekanlarda değil. Ticaretimizde de, siyasetimizde de, ekonomide de, savunma sanayiinde de her şeyde Allah'ımızın birliğini gösterebilip O'na kul olmaktır. İhlas sahibi olmak, bu ihlasın işte ve niyette olması şarttır. İlahi emirler önünde boyun eğmektir. Herhalde ve her işte daima Allah'a yakın olduğunu, Allah'ın kendisine şah damarından daha yakın olduğunu murakabe etmektir. Cüneydi Bağdadi ancak bunlar konuşur.
Bu Allah'ımızda yok olma, fenafillah halini kim izah edecek? Bilen konuşacaktır hiç şüphesiz. Cüneydi Bağdadi, Kaddafi Allahü sırra iki kısımda değerlendiriyor. Birisi tecri, zahiri alakalardan kurtulmak. Bu yine başında söylendiği gibi aileyi, çoluğu, çocuğu, evini, yurdunu terk değil, bunlara imanla tasarruf etmek. Bak, ev hususunda sizin hayırlınız ehli ile güzel geçinendir. Komşuluk hususunda bak, komşusunu terk edecek değil. Cebrail Aleyhisselam öyle emirler getirdi ki komşu komşuya varis olacak zannettin buyuruyor aleyhisselatu vesselam Efendimiz. Yani öldüğü zaman komşusu da evlatları gibi malını bölüşecek zannettim, bu kadar önemli. Bunun yanında batıni alakalardan uzaklaşmak, tecrit halktan böyle düşüncesi bozuk insanlardan, tefrit, benlikten kurtulmak. Biraz izah istiyorum. Efendim, bir tanesi dergahın kapısını çalar. İçeriden derler ki kimsin? Benim. Derler, git.
Çünkü benlikle bu kapıya gelinmez. Girer bu bir sene kadar gitmiş. Ondan sonra kapıyı çaldığında kimsin demişler. Sen demiş. O zaman içeri gir. Beniliğin bitmesidir. Biz misalleri verirsek buraları okuyamayız. Onunla devam edelim. Açan Ra'ı tevhidi, bulan Sırrı tefridi. Hüdayi'nin ümidi sensin ya Resulallah. Allahu Teala lütfu ile tecelli edip zerre dahi mahvolunması gerekir. Rabbimiz tecelli buyurursa, gönlümüze Allah'ımızın feyzi, hem evrad ve ezkarımızda hem de gözümüzün şöyle etrafa baktığında Allah'ımızın nuru, ibretle bakmanın neticesi inecek olursa, duyduğumuz seslerde işte bir kimsenin sesini duyuyoruz, bir diğerine benzemiyor. Allah'ım ne kadar yüce kudret sahibisin diyebilmek, bir kuşun ötüşünde bile, bir suyun akışında bile bunları hissedebilmek gönle ilahi nuru indirir.
Mesair hususlerde gezip dolaşırken yer beni şu anda taşıyor ama bir gün onun içine gireceğim ama ne yapacağım demek gönle füyuzat-ı ilahiyenin inmesine sebep olur. Mesair hususlerde öyle ki günahın, isyanın zerre tozu bile kalmayacak fena fille halinde, esalne. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. Ken'a hali aynı zamanda bir sırdır, ilahi bir hazinedir. İşte bize bu hazineyi gösteriyorlar. Evradımızda, eşkarımızda böyle bir intisap halinde bu. Biraz konu uzun hemen dirleyip toplamaya çalışayım. İhlas benim sırlarımdan bir sırdır. Onu kullarımdan sevdiklerimin kalbine indiririm. Çünkü Cenab-ı Hak'ta yok olmak bir samimiyete bağlı. Samimiyetle O'na teslim oluyor, ciddi oluyor. Mela yettaliu aleyhi melek feyektubehu vela şeytan fevysidehu. Öyle bir sır ki bu Allah'ımızda yok olma hali, melek yazmak için şeytan da ifsad etmek için ona muttali olamaz, ulaşamaz.
O Rabbimize artık yürüyor. Onun muhabbetine doğru yürüyor. Aşkına doğru yürüyor. Emrine riayete yürüyor. Nehinden kaçmaya yürüyor. Öyle ki birbirlerini Allah için sevmeye yürüyor. Ehl-i küfre boğuza yürüyor. Cihada yürüyor. Aynı zamanda bir sıddık kıyyet makamıdır Allah'ımızda yok olmak. Yeryüzünde bulunan her şey fena bulacak. Ancak azamet ve ikram sahibi olan Rabbinin ve baki kalacak. Ancak Rabbimiz her şey bitecek. O zaman biz rabbımızın razı olacağı amellere döneceğiz. Razı olduğu amellere. Diyelim şimdi cumaya geldik. Bu cuma namazında Allah'ımızın razı olacağı yönü tercih edeceğiz, rızasını tercih edeceğiz. Misal ister misiniz? Diyelim üstadımız vasıtasıyla yüzlerce insan hacca gidiyor. Urfalı idi, bir delil vardı, kıymetli bir insandı. Arafat'ta dua edilecek üstadımızı davet ederken şunu söylüyor diyor ki onun vasıtasıyla birçok hacılar getirdik. Herkes çadır parasını verdi.
Biz ise ondan istemedik. Onun vasıtasıyla geldiler zaten ama dedi ki ben ihlasımı bozamam. Ben Hakk'ın rızasını talep için geldim. Mutlak alacaksınız. Böyle bir samimiyet, böyle bir Cenab-ı Hakk'a dönen zatı davet ediyorum diyor ve Efendimiz duaya başlıyor. Bak neyi gözetmiş. Sami Efendi Hazretleri misal vermeyeyim diyorum ama mecbur kalıyoruz. Demişler ki efendim biz sadat-ı kiramın ervahına sevapları gönderiyoruz. Sizin de amel defterinize deyince hayır hayır buyurmuş. O zaman ben sevap için ibadet etmiş olurum. İşte rızayı ilahiyi gözetmek. Şah-ı Nakşibend Hazretleri diyor ki ben değersiz bir mahlukum. Severim ben seni candan içer o. Yolum vardır bu erkandan içer Şeriat, tarikat yoldur varana, hakikat meyvesi andan içeru. Dinin terk edenin küfürdür işi, ol ne küfürdür imandan içeru. O. Beni bende demen, bende değilim. Bir ben vardır bende, benden içer o.
Bir defasında Bayezid-i Bistami Hazretleri'ni bir tanesi arıyor, görüşeceğim diyor. Bayezid-i Bistami Hazretlerine gelmiş. Efendim ben Bayezid'i Bistami'yi arıyorum. Nerede demiş. Öyle Allah'ımız da olmuş ki Bayezid nerede diyor. Görmüyor kendisini. Rabbımızdan başka gözünün gördüğü hiçbir şey yok. Miskin yolunuz gözü taş oldu sana, tuş oldu sana, kapıda bir kuldur sultandan içer o. Fena hali şu dört ölümü gerçekleştirmedikçe hasıl olmaz. Bir senafile konusunu şu anda işlemiyoruz. Bu Allah'ımızda yok olmanın yolu nasıl açılır onu ifade ediyoruz. Birincisi buyruluyor ki kırmızı ölüm bu nefsin arzularını def etmektir. Beyaz ölüm aç kalarak mideyi, mideyi haramlardan koruyarak helal lokmada bile çok dikkatli olarak nefsi öldürmek, yeşil bölüm, bu da yamalı hırka giymek, giyime kuşama önem vermemek, siyah ölüm, bu da halkın eza ve cefasına tahammül etmek şeklinde açıklanmıştır.
Bu Allah'ımızda yok olma hali iki şekilde izah edilir ahlaki manada birisi ahlaki manada bu da riyazat yoluyla az yemek, az uyumak, az konuşmak nefsimizin arzularına dur demek dünya ile ilgili olan yönü ise dünyanın geçici olduğunu bilmek sonra müşahede ve istiğrak haldir. İşte fena bu. İstiğrak böyle gömülmüş suyun içerisine suyu bile görmüyor. İlahi rahmet deryasını ilahi rahmet denizine o ilahi okyanusa dalmış hiçbir şey görmüyor. Bunu yine ehli olan Ebul Hasan-ı Harakani, GAPdesallahu Sırra şöyle tarif etmiş. Mürid kendisini Allah ile beraber hissederse, bu vefa halidir. Allah ile beraber olduğunu düşünüyor. Es'am ve vahuve makum eynemaküntüm. Siz nerede olursanız olun, Cenab-ı Hak sizinle beraberdir. Allah'ı kendisiyle birlikte bilirse bu da fena halidir, demiş. Allah'ın Celle Celalühu, seni sende öldürmesi kendisinde diriltmesidir. Cüneyd-i Bağdadi bu şekilde tarif ediyor.
Allah'ın seni sende öldürmesi kendisinde diriltmesidir. Muhyiddin Arabi hazretleri de onu izah ederken ihsan makamıyla tarif eder. Allah'ımızı görür gibi ibadet etmektir. Bu Allah'ımızı görür gibi ibadet etmekte şu iki husus var. Birisi O'nu görür gibi ibadet etmek O'nu görür gibi ibadet etmek müşahede halidir. Artık son noktalara gelmiş ama o son noktadayım demez. Burada Şah-ı Nakşibend Hazretleri ben zerre bile değilim dedi. Bunun gibi. Eğer Rabbamızın kendisini gördüğünü bilerek taat yaparsa bu da murakabe halidir. Bir defasında Bayezid-i Bistami Hazretleri ben Rabb'ımı gördüm diyor ve sordum sana nasıl vasıl olurum? Cevaben buyuruldu ki, ta nefsek ve ta'ad, nefsin arzularını terk et ve gel. Ondan sonra diyor, Bayezid-i Bistami Hazretleri, katdesallahu sırra bir yılan derisinden nasıl kurtulursa ben de nefsimi öyle terk ettim diyor.
Eğer görmüşseniz yılan gerisini bir yere sürtünmek suretiyle çıkarıyor. Onun gibi diyor nefsimin arzularından çıktım ve kurtuldum. Elhamdülillahi rabbil alemin El Fatiha.
Kaynak: Genel
Fena Halinin Manevi Temizliği ve Ruhun… | Mihmandar