Kıymetli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu eserlerini sizlerle paylaşmaya, sizlere aktarmaya devam ediyorum. Fatiha Suresi tefsirine inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz bugünkü bölümümüzde. Ve Besmele ile inşallah programımıza devam ediyoruz. Bismillahirrahmanirrahim. Tam bir ayettir. Sure başlarındaki besmele, teberrüken ve iki sureyi birbirinden ayırmak içindir. İstiazenin besmeleye taktiğimi de namazdan evvel taharet gibidir. Masivadan tecerrüd edip Cenab-ı Hakk'a yönelmek içindir. Yani Allah Azze ve Celle'den başka her şeyden soyutlanıp uzaklaşıp Cenab-ı Hakk'a yönelmek içindir. Müslümanlara her hayırlı işlerine Allah'ın ismiyle başlamaları Allah tarafından emrolunmuştur. Bütün ilimler besmelenin bağısında derc olunmuştur.
Hazret-i Ali Eğer yazmak isteseydim besmelenin bağı hakkında deve yükü kitap yazardım demiştir. Allah ismi celali, Allah'ın isimleri içinde ismi azam'dır. Birisi dese ki ismi azam kendisiyle dua edildiğinde muhakkak kabul edilen ve kendisiyle bir şey istenince muhakkak verilen bir ismi ilahidir. Halbuki biz bu isimle dua ediyoruz fakat ekseri vakitler icabet olunmuyor. Biz de deriz ki duanın birtakım adap ve şeraiti şartları vardır. Ancak bu adap yerine getirildiği takdirde icabet olunur. Duanın kabul olmasının ilk şartı helal lokma ile ıslahı batın eylemektir. Yani iç dünyayı düzeltmektir. Denilmiştir ki dua göklerin anahtarıdır. Bu anahtarın dişleri helal lokmadır. Duanın kabul olmasının son şartı ihlas ve huzur-i kalptir ki Cenab-ı Hak Allah'a dini has kullar olarak dua ediniz. Buyurmuştur.
Yani imanınıza girmiş küfür, şirk, nifak tohumlarını kalbinize girmiş olan haset, kin, kibir gibi dininizi mahveden zehirli otları temizleyerek ve dininizi, imanınızı bunlardan uzak tutarak halis bir din duygusuyla, iman nuruyla dua ediniz demektir. İnsanın bir şeyi sadece diliyle söylemesi, kalp huzuru olmadan oruç tutması, dua etmesi ruhsuz kalıba benzer. Duvardaki resim gibidir. Ancak huzur-i kalple yapılırsa bir faydası vardır. Errahmanirrahim. Dünyada rahmeti bütün mevcudata şamil bulunan, bütün mahlukatına rızık veren, onlardan türlü belaları defeden, ahirette rahmetini yalnız müminlere tahsis eden demektir. Dünyada takvasından dolayı müttakinin rızkını artırmaz. Fısk-ı fücurundan dolayı facirin rızkını kesmez. Her bir mahlukatını kendi dilediğince rızıklandırır. Rahmet onun sıfat-ı zatiyesindendir. Aynı zamanda Cenabı Hakk'ın muradı rahmettir.
Kulları için hayır murat eder, şer murat etmez. İrade de sıfatı zatiyesindendir. Şeyh Davud-ı Kayseri demiştir ki rahmet, sıfat-ı ilahiyedendir ve o hakikati vahidedir. Lakin zatiye ve sıfatiye olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan her biri umumi ve hususidir. Sonra bu dört kısma ayrılmıştır. Sonra bunların mecmuu, tamamı yüz kısım rahmet olmak üzere dallara ayrılır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buna işaretle Allah rahmeti yüz parça kılmış, doksan dokuzunu kendi yanında tutup bir cüzünü yeryüzüne indirmiştir. Bütün halk, mahlukat bu bir cüz sayesinde birbirlerine merhamet ederler. Hatta yavrusunu incitme korkusuyla kısrağın ayağını kaldırması bu rahmetten dolayıdır buyurmuşlardır. Hadis-i şerifin tebliğinde rahmetin doksan dokuzunu kullarına merhamet etmek üzere ahirete saklamıştır denilmiştir. Büyükler demişlerdir ki Allah'ın üç bin ismi vardır.