Bu sözümü telkinlememiz lazım ve kardeşlerimize diyoruz takip ettiklerinde de çok memnun oluyoruz. Bu sahnelerimizin eserleri. Bir de şey yapın, şey yapalım. Böyle efendilerimiz gerçekten alim kimseler, ahif insanlar. Onun bir eserlerini okuyalım efendilerimizin. Ondan sonra diğerleri okunur mu? Okunuz tabii. Böyle ehli sünnet vel cemaat görüşü üzere olan itikadı, düşünce, sahih ulema-ı kiramız ama efendilerimizin eserleri çok güzel. Burada hemen okuyacağım, biraz acele okuyayım. Bu görüşmemizin tabii düşünüyoruz sözü çok önemli. İnsan söz söyler ama esamer. O söylediği söz bütün kayda geçiyor, kayda geçiyor melekler tarafından. Burada Sami efendimizin musahabe altıda keşif ve keramet diye bir konu var. Onu acele acele okuyun.
Evliyayı kiramın birçoklarından keşiflerin, kerametlerin zuhuru tevatür ile sabit olduğu halde daha yüksek makamda bulunan bir hayli yevliye ilzamda bir keramet zuhur etmediği mervîdir. Bunun sebebi ise kesbi dilimden ziyade ledünni ilim ile peygamberlere varis bulunan yevliye-i Kiram'ın üç suretle zuhura gelmiş olmalarıdır. Birincisi, Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin Sehmi nübüvvetine varis bulunan zatlardır ki vazifeleri yalnız kulları irşad, nefis ve şeytana mağlup olan biçarelere manen ve maddeten bir iznidai Teala ingad edilmekten ibarettir. Bu gibi zevata kerametin lüzumu yoktur. Zaten efendimizin görevini icra ediyorlar Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in İtikaden düzgün olmayı, sakın ha bu şirk hususunda sıfatlarda bile şirkler olur. Mesela bir ilaç diyelim, o cehalet kurtarıyor. Yoksa bu ilaç bana şifa verir, deseniz olmaz. Ne olabilir? Bu ilaç şifa bulmama vesile oldu.
Mesela hidayet. Allah'ımızdandır, işte şeyhim beni hidayet etti, olmaz. Hidayete vesile oldu, bunun gibi. İkincisi, Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin sehm-i velayetine varis kullanmıştır. Bir nübüvvetine varis olanlar nedir? Alimler nebilerin varisleri. O yönden gelenler var. Çok güzel ifade etmiş ama. İkincisi, Aleyhissalatu Vesselam Efendimizin semmi velayetine varis bulunan zatlarıdır. Bunların vazifesi huzur-u daimde bulunmak çok muazztır. Esad Erbili Hazretleri bunun üzerinde durur. Huzur-u daimdine, her zaman şeyinizi görürdüm, göremedim, kaydediyordum. Neyse, geçti gayrı. Siz gelin, söyleyeyim okursunuz, gerek yok. Musahabe, altının son taraflarında. Keşifündekilere, vek keramet diye. Huzuru daim, Es'adi Elvin Hazretleri buyuruyor ki buna nail olursanız eğer bu huzura, kalbi olan huzura zikre tercih edin diyor. Böyle gönül zaten Cenabıhakk'a derim, saygı isim.
Muhabbetullah zikrullah ile hanei kalplerini tenvir etmek hak ve hakikatten gayrı masivadan tenfir eylemekten ibarettir Yani Allah'ta gayrı şeylerden nefret ediliyor. Mama abi makamları birinci zevatın makamına vasıl olamaz. Çünkü nübüvvetin makam ve vazifesi velayetin makam ve vazifesinden daha iyidir. Üçüncüsü, Aleyhissalatü vesselam efendimiz hazretlerinin sehni nübüvvet ve sehni velayetinden nasip olmuş ve bu suretle sehni nübüvvete varis olmuş bulunan cevat-ı kiramdır. Hem nübüvvetinden hem de velayetinden nasip alıyor. Sırası gelmişken şunu da arz ve ilave edeyim ki, evliyaullahi Teala nişan ve şereflerini keşifleriyle, kerametleriyle takdir eylemek doğru olamaz. Zira bütün kutupların, eczacı bulunan Ashab-ı Kiram'dan takriben, üç beş meseleden başka kerametli rivayet olunmamıştır, denilmiştir ki yeryüzünün hali değildir. Eğer hali yani boş değildir diyor.
Ehli zikir ve ehlullahın bulunmamış olsa ahval-i arz münkalip olur yani her şey birbirine karışır. Enbiya üzerine Ensar-ı mucize, mucize vacip olduğu gibi evliya üzerine de izmar-ı keramet yani kerametin gizlenmesi vaciptir. Sebebi ise Enbiya Aleyhimüsselam, kendisinden evvel gelen Nebi'nin kavminin dininin nesh ettiğinden, ecdadının dininden döndü. Şimdi, mucize diyor, şimdi bir peygamberden sonra diğer bir peygamber geliyor, bir kitaptan diğer kitap. Onun için diyor, mucizenin isharı yani belirtilmesi gerekir. Efendim, sahibi Kuran olan Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hatevül Enbiya'dır. Ondan sonra Nebi gelmez. Veli ise veresiye-i enbiya olmak her zaman mevcut ve Kuran hükmüyle ameli emirler. Bu veliler de diyor kıyamete kadar gelirler. Bir tarihte bir Hristiyan riyazetle keşfelde etmiş riyazetle.
Sonra bir İslam memleketine gelerek sihirbazlık halkı idlale başlamış saptırmaya. Ehli halden biri, ben bunu Müslümanların başından temizleyeceğim demiş. Silahını almış, gelip kapısını çalmış, içeriden adam ne istersin demiş. Aç kapıyı, seninle görüşeceğim. Ben seninle görüşemem zira sende suikast niyeti var, açma demiş. Kalbinde tuttuğu ve Cenabı Allah'tan gayrı kimsenin vakıf olmadığı bir şeyden bahsetmesi daha ziyade merakının mucip olduğundan herhalde görüşmeden gitmek istememiş. Onun üzerine bana kapıyı ne suretle açarsın demiş. O da eğer sen niyetini değiştirirsen açarım demiş. Niyetimi değiştirdim demiş. Ona sormuş ki, sen bu keşfi nasıl elde ettin o da, ben Hristiyanım. Bu keşfi riyazetle elde ettim yani hayvani yağlar yemiyor, bilmem ben, ben hiç şey yapmadığım için bunu arasmam olarak. Mürşidimiz, sağım sultanımız, onun ince yaşayışı, başımın tacul, Bir yanda ben şey yapalım.
Ozat demiş ki, ben Hristiyanım demiş. Bu keşfi riyazetle elde ettim. Yalnız nefsim neyi arzu ettiyse ben yapmadım. Bütün mevcudiyetimle muhalefet ettim. Bu keşfe nail oldum, demiş. O zat da demiş ki, madem ki sen ne buldunsa nefsine muhalefetten buldun. Öyleyse bu halini bir hakikate rabtetmek lazım. Bir kere de İslamiyet'i nefsine teklif et, razı olacak bu, demiş. O da nefsime teklif ettim, razı olmuyor, demiş. Yine uzakta cevaben. O halde senin keşfinin sahih olması için İslamiyet'i kabul etmen şarttır demiş. O Hristiyan hakkı teslim ederek şerefi İslam demeye müşerref olmuş. Evet. İşte bazı kimseler şer'i, hakiki, rehbersiz riyazat yaparak gördükleri hali anlatırım da. Bilemem işin yasa Allah'ın hangisi niye bilmiyorum? Şerdi şerif halinde olduğu halde keramet zanneder batıla saplanıyor, girer demiş. Ve sonra devam ediyor. Bayağı efendimiz Hazretleri yazmış bunu. Çok uzun.
Yani keşfi, yani yani ve vicdani olarak bizzat açıktan görünen ve hissedilen diye almış. Efendimiz halatı ve cezbeye geçmiş ondan sonra. İnza buyurmuşlar velhasıl Cenabı hak şefaatlerine mazhardır. Demek ki bizi muhafaza için ne kadar gayret göstermişler? Her hususta korumuşlar ikrarlarını.