Timurtaş Uçarı görseydiniz gerçekten uçuyordun. Gördüm onu Süleymaniye'de miydi, neredeydi? Gerçekten kabına sığmıyor. Öyle bir aşk vermiş Allah'ımız ona. Duramıyor böyle. Said Nursi Hazretleri öyleymiş. Oturarak konuşmazmış. Hele bizim gibi hiç. Hele huzurunu makbul. Ayakta konuşulmuş. Böyle bir kimse. O mahferlerden neden Allah diye bağrışıyorlar? Gerçekten müstesna. Kabına sığmıyor. Bir Ali varmış. Mevzuyu çok dağıttık. Bir Ali. Bu buna pehlivan diyorlar. Ama görünüşü, gösterişi bizim bu Ali gibi. Kardeşimiz gibi. Çelimsiz diyemem. İmanı güçlüdür inşallah. Böyle birisi güreş meydanına çıktı mı şişermiş böyle. Üstadımız görüşmüş bununla. Demiş Ali ne oldu o güreşlerin nelerini? Sorma efendim demiş. Sor. Ne oldu? Benim demiş sırtımı Ali Radıyallahu Anh sıvazladı. Öyle oldum ki demiş, kendimi yenemiyorum.
Hayber'in kapısını, rivayetler çok, kırk kişi kaldıramaz, tek başına kaldırdı Ali Efendimiz Radıyallahu Anh. Bu ilahi bir güçtür. Mesela üstadımızda Hacı Hasan Efendi, KaddeSaluhu Sırrı Hazretleri diyor ki beni en güçlülerinizden kimse o kaldırsın. Mümkün değil. Dört kişi mi olmuşlar, ne yapmışlar, kaldıramıyorlar. Evliyanın gücü müstesnadır. Sami Efendi Hazretlerine hizmet eden bir kimse, biz diyor gündüz hizmet ediyoruz, akşam da müşaveresini yapıyoruz. Yirmi sekiz kilo. Allah'ın aşkı, muhabbeti, şevki, ilahisi haşyetullah'tan o hale geldi. Dedik ki diyor mübarek narinini giydirirken arkasına da böyle bir parmağımızı veya elimizi koyan rahat giysin. Bu diyen insana haber versen çok güçlü. Zahiren çok güçlü. O parmağı neyi? Böyle kalın. İnan dedi parmağımı koydum. Eziliyordun dedi. Eziliyordun. Yirmi sekiz kilo. Şu parmağımı koyduğunda dedi eziliyordu.
Üstadımız onu gördüğünde efendim zayıfladı, biraz zayıflamış vücudu deyince elimi diyor kavuşturuyordu birbirine diye. Bu evliya gücüdür. Batındaki gücünü haber veremezsiniz. Bak Ali efendimizi diyoruz, Kabe'nin üstünde putlar vardı. O putlar indirilecek. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz üzerime bas dedi, basılır mı hiç? Ama çok ısrar buyurdular. O putları dondurmuşlar Kabe'nin üstünde Lat'ı, Uzzatı, Uzzatı, Menat'ı. Öyle bir tuttum diyor o putların putların ayağından. Resulullah'ın diyor himmetiyle Sallallahu Aleyhi ve Sellem o anda diyor yedi kat semayı tutsan indirirdim diyor. Bunda hiçbir zorluk yok. Allah öyle bir tasarruf lütfetmiş ki bir gün Hazreti Ömer Radıyallahu Anh'ı biliyorsunuz namaz hususunda şöyle bir gözümü diyor semaya kaldırdım, neredeyse kerahat vakti gelecek. Mübarek gözüyle güneşi yerinde tutuyor güneşin. Namazı kılıyor, tekrar dönüyor.
Bunlar evliya nazarında öyle zor görünen işler değildir. Biz işi zorlaştırdığımız için böyle oluyor. Onlar için bir zorluk yok. Daha da derim size deyim isterseniz. Yeşil sarı içmecesinde malum bu şifalı sular. Yağmurda başlamış. Diyorlar ki efendim yağmur başladı, bu suyu da içemeyeceğiz. Mübarek parmağını diyor yukarıya kaldırdı, bir daire çizdi. O çizdiği dairenin içerisine yağmur dökülmedi, diğer taraflara dökülüyordu. Hacı Hasan Efendi buydu. Ne olur? Rabıtasın olsun iyi yapalım. Sökemeyeceğimiz bir şey yok. Çok güçlü. Abdülkadir Geylani, Katde Salallahu ve Sellem'a ne kadar alıcıysanız o kadar vericiyiz. Bak Efendimiz bir söz söyledi. Bunu nasıl anladın? Pazarımı açtın, açtım almak isteyen alsın dedi. Bunu size cuma günü buranın pazarıdır pasta açıp da oradaki malları almak mıydı? Gönülünden ifade ediyordu. Hoca mı yok dünyada? Dolu hoca var. Ama bizim istediğimiz onlar.
Ne oldu tombaklı Ahmet Efendi? Toplamaya çalışacağım. Bazen böyle harmanda neden olur. Böyle desteler olur. Deste deste deste. Sonra onu birer birer birer çekerler. O Ali'yi anlatayım. İyi ki karşımızdasın yoksa unutacak. Ali ne oldu diyor? Ali efendimiz radiyallahu anh sırtımı şöyle bir sıvazladı. Kendimi yenemiyordum diyor. Şimdi pek kullanılmıyor da bu damların yuvakları olur. Buna lav da değiller damların. Kendimi diyor yenemediğimden kalkardım. Böyle yatmadan önce o dam yuvağını şöyle Herkül olur ya, kuvvetli, kaldırır tepemden aşağıya bırakırdım. Yoksa yenemezdim kendimi diyor. Kaldırırdım, indirirdim. Çünkü Ali Radıyallahu Anh'ın sırtını sıvazlamış. Aslında bunları anlatırken hepimizin sırtı sıvazlanır da buna bir ehil olmamız lazım. Bak kalbimiz sıvazlarlar, nurdular. Yani çok büyük nimet önümüze serilmiş. Hanımı şüphelenmiş. Onun şüphesini izale etmek için gel de bir gör demiş.
Bakmış ki dam günahı kaldırıyor böyle. Sanki bir tuğlayı kaldırır gibi ona. O anda bir hayret etmiş kadın, ondan sonra durmuş. Derler ya naehle sırrını verme sakın derler. Yoksa o sır şişesini çarparsın bir taşa.