Hıyanetin zıttıdır. Ve manahu sükunulli kalp, kalbin huzura kavuşmasıdır. Kalbin huzura kavuşmasıdır. Hıyanet malum. Bu kelimenin daha ötesini söylemek bile hoş değil. Bu emanetin asıl temeli nedir? Nefsin huzura kavuşmasıdır. Artık nefsin onda zerre kadar bir yetkisi yok. Korku da bitmiş. Bunun üç şekli var. Imniyet içerisinde olmak. Emanet zaten tarif edildi. Üzerimize yüklenen vazifeler. Ve'l iman malum. Emanet. Insan o Cenabı Hak emaneti semavata ve dağlara arz buyurdu istemediler onu taşımayı istemediler ve eşvatna minha bu emaneti yüklenmekten o kadar büyük cesametine rağmen semavat ve arz gibi durdu, çekindiler, korktular ve hamele hal insan, ama bunu insan yüklendi. İnsan, emanete hıyanet sebebiyle çok zalim ve çok cahildir, buyuruyor.
Burada bir hadise anlatılıyor, emanet hususunda aleyhissalatu vesselam Efendimizin Mekke-i Mükerreme'yi fetih buyurduğunu, bir müşriğin elinde Kabe'nin anahtarı istiyorlar. İsteyince getirip veriyor. Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem Rabbimizin İslamı. Cenabı hak emaneti ehline vermenizi emreder. Anahtarı tekrar o müşfike veriyor. Mucizei Nebi sallallahu teala aleyhi ve sellem bir sene sonra o da iman ediyor. Mektubat'ta Esad Erbil'i hazretleri Sami Efendi Hazretlerinin icazetinde bu Ayet-i Celile'yi zikir buyuruyorlar. Ben emaneti ehline verdim diye. Allah muhafaza buyursun. Ben hıyanetten Allah'a sığınırım. O, şu kötü bir haldir. Emanete riayet etmemek, burada anlamları gelecektir. Emaneti Cibril aleyhisselam Cenabı hak Cebrail aleyhisselam için nezele bihir ruhul emin buyuruyor. Nezele, bihir ruhul emin onunla beraber Cibril-i Emin de indi.
Cebrail aleyhisselama el-Emin ifadesi kullanılmıştır. Mesela Nuh aleyhisselam, Risale-i Nur'de. İnni lekun resulün emi. Şimdi kavmi yalanlıyorlar malum, çok hakaret ediyorlar. Nuh aleyhisselam diyor ki ben sizin için emin bir peygamberim. Güvenilir bir peygamberim. Hud aleyhisselam da, Salih aleyhisselam da, Lut ve Şuayb aleyhisselam için de aynı ifade Kuran-ı Kerim'de kullanılıyor. Musa aleyhisselam için de, Esarle, Şuayip aleyhisselamın iki kızından bir tanesi dedi ki babacığım ücretle tutulacakların en iyisi güçlü, kuvvetli, inanılacak olan, olunan Musa aleyhisselamdır. Onu ücretli olarak tut dedi. Burada neyi demek istiyoruz? Rabbamızın Kuran-ı Kerim'de Musa aleyhisselama enEmin ifadesini kullanılmaz. Güvenilir. Yusuf Aleyhisselam'a da ne ifade edilmiştir? Ona da aynı kelime ile vasıf buyrulmuştur esame. Bugün senin yanımızda önemli yerin ve güvenilir bir durumun vardır.
Bir kere Yusuf aleyhisselam peygamber bunlar ifade ettiklerimiz ne ile vasf ediliyorlar? İlmi oluşu da doğru, düzgün, inanılacak kimseler. Mesela Mekke-i Mükerreme için bu kelime kullanılmış. Esselamü. Ve her el veladilemin. Mekke-i Mükerreme, emin bir belde buyuruyor. Müminler içinde, hakiki müminler içinde bu tabir kullanılmıştır. Onlar emanetleri gözetlemekte, yani üzerlerine yüklenen görevleri icra etmekte ve ahitlerinde çok riayet eden kimselerdir. Buyuruyor. Sonra aleyhissalatü vesselam Efendimiz emanet hakkında, erban, irakunne fike felaeke mafateke minettum ya. Kimde şu dört şey varsa, dört şey varsa dünyadan kaybettiğine hiç üzülmesin. Hıf'lu emanet. Emaneti korumak, üzerimize yüklenen. Mesela, mesela bir mümine nasihat etmek bir emanettir nasihat isteyene. Bir cenazeye katılmak emanettir. Bir hastayı ziyaret etmek emanettir. Bunun gibi.
Aksırmış, yarhamukelva diyor, bir emanettir. İhtiyacı var, gideriyor, bir emanettir, bunun gibi. Ve sıd ve hadis. Doğru konuşmak. Ve hüsnü hadiikatin. Böyle insanlarla geçimi çok tatlı. Böyle onun olmasını istiyor kişi. Mesela derler ya, o varsa ben yokum. Tabii bu ifade de hoş olmamakla birlikte bazen sıkıntı duyulan insan olur. Böyle sıkıntı. Her şeyi de bir olumsuzluğu önüne getirir. Hani olumsuzluğu derken dahi derler ya la demenin bile kuralları var. Şöyle olursa daha güzel olur değil de yok olmaz, bu yok. Böyle bir geçimsiz bir insan. Ve husn-ü halika, güzel bir geçim var. Anlaşılabiliyor, konuşabiliyor. Böyle tenkit edilecek durumda bile münasip bir şekilde tenkit tarzı var. Şöyle desek daha güzel olmaz mı? Şöyle yapsak daha hoş olmaz mı? Bu ne Böyle yemesinde içmesinde iyi mi kuşağı mı neyse onlar da hep helale dikkat ediyor. Uygunsuz bir tavra girmiyor.
Hep iffet namusu korumaktır da burada yemesinde içmesinde helal yönü tercih manasını verebiliriz. Emanetül meclis. Mesela şimdi biz oturuyoruz. Bu meclisin emanet olması. El mecen, el mecelisu bil emane. Bak sözün ne kadar doğru olduğunu anlattığımız zaman göreceksiniz. Mesela burada konuşuyorsunuz, öyle bir söz söyledi ki şu adamı kastetti. Yok, şunu ifade etti deyip ortalığı bulandırmak. Bundan dolayı meclis emanettir. Sırrını veren haindir denir. Mesela orada konuşurmuş, orada biter o. Yok, işte bir başkası kastediliyor, ha bilmem filan ha bununla şu dinilmek istendi, listendi bunlar meclise hıyanettir. Çok insanlarımızın arası bu yüzden bozuk. Çok insan. Yahu iyi diyeceğim ama geçen bir yerde şöyle konuşmuş. As su yok, parası yok. Hele şu mesaj çekmeler var, mesaj. İnan birisini gördün, eğer cehalet içinde o seksen yıl konuşmazsın, birisi hakkında bir başkasına mesaj çekiliyor.
Diyordum böyle bir arada bir halimi var, bilmem filan mi? Öğrendik ki bu nasıl bir hıyanetlik? Hiç alakası yok, adamla hiç alakası yok. O kimsede dinimizin kuralını bilmiyor. Bilse, ashable. İnce, kun fasikun bir nebe. Fasık size. Şimdi bu çok kolaylaştır. Bunun her yere ulaşılıyor. Httpeyyenu araştırdınız. O yok. Diye canım, yapar o. Öyle çok, insanlarımızın arası bozuk. La imane, limen la emanetelle, daha nasıl olsun? Efendimizin şu mübarek sözü yola gelmemek mümkün değil. İki cihan güneşi konuşuyor. Sallallahu aleyhi ve teala bize. Ile konuştuğu hep ilahi vahiy. La iman imanı yok. Limanle emanete leh. Emanete hıyanetli ki yapıyor. Emanete riayet etmiyor. Mesela, üzerimize yüklenen vazifeler olduğu gibi bir başkası size bir emanet vermiş. Bunu koruyun diyor. Mesela yavrularımız bir emanettir. Kişinin ailesi bir emanettir. Her şeye bir emanet.
Emanet zayi olunduğu zaman kıyameti bekleyin. Kişinin, emanetü'l abdi ma'arrab. Rabbiyle ulan. Emaneti gözetlemesi. Allah'ımızın emaneti nasıl anlatacağız tek tek olmaz artık. Kuran-ı Azimüşşan'daki altı bin altı yüz altmış altı ayet. Bir milyonun üzerindeki Hadis-i Şerifler. Bunların hepsi nedir? Bize bir emanettir. Biz buna dikkat edeceğiz, riayet edeceğiz. Bunları muhafaza etmek. Bizi Rabbimizin yasakladıklarında şiddetle kaçacağız. Evet. İlmin emaneti nedir? Şimdi ne olsa malumatınız vardır. Ve emanetü'l ill tetahakkaka bineeşlihi ve tefhimihi linnes. İnsanlara bir kere burada namazda da hatırıma geldi. Efendimizin ben emeğimi hiç esir yemem. Allah'ımızın kullarına anlayacağı kadar anlamasına o kadar uğraşırım ki buyuruyordu elimden geldiği kadar saatleri feda ederim. Bu nedir? İlim emanetine riayettir. Cenabı hakk'ın kullarına şefkattir, merhamettir. Allah'ımıza büyük saygıdır.
İnsanların anlaması için çalışıyor, dilek geçmiyor. Anlar belki üç kişi, beş kişi ilim sahibidir anlarlar ama anlayamayan insanların da kafasına giydirmeye dahil ediyor ve ilmi yayıyor. Emanetül insenme annas, bizim insanlar ile olan, aramızdaki emanet, İnsanlar ile olan münasebetimizde birbirlerimiz nedir? Hıfz u hukukuhim, haklarını koruyacağız. Müminlerin birbirleri arasında hakları vardır elbette. Ve onun şerefini zedeleyecek hareketlerden de uzak olacak. Öyle bir söz söylüyor ki adam duysa çok rencide olacak. Onlardan neden tamamen uzak? Yani bir başkasının aleyhine bir diğeri ile konuşmuyor. Çok önemli ama. Sırrı muhafaza ediyor. Yani evdeki gizli halini ortaya atmak. Ya aslı yok, astarı yok. Ne kadar dinimizde önemli olduğu ulema beyninde haber veriliyor. Akıl vermeyin. Kardeşlerinin sırrını muhafaza eder. Ben biliyorum, onun neleri var, bunlardan uzak.
Aman Allah'ım Settar sıfatı var. Kulunun hatalarını setrediyor, örtelim, örtelim, açmayalım. Şeyde İstanbul'da bir görüşme olmuş, efendimiz de var. Bir hocanın aleyhinde söz edilmiş. İşte kitaplarını satıyor, bilmem plan ediyor, reklam ediyor diye. Efendimiz bunların rencide olmuş. Cemaat de çok kıymetli bir cemaat. Hemen üstüne gelince, Hasan efendiyi dinleyelim demişler. Efendimiz çok genç o zaman. İsa Aleyhisselam demiş ki havarilerine, bir kimsenin üstü açılsa ne yaparsınız? Örteriz ziya-i salihisin. Yok buyurmuş. Siz daha da açıyorsunuz. Şimdi birisi birinin kusurunu söyledi. Ben biliyorum daha onun öyle halleri var ki bir diğeri de karışıyor. Ondan sonra bir diğeri de siz böyle yapıyorsunuz diyerek efendimiz derhal ikaz buyurmuş ve dinlemişler. İnsanın kendi şahsı ile alakalı olan emanet tetahat tetahatkaga bih ihtiyari. Dini ve dünyevi bütün işleri şer'i esasa göre ayarlamak.
Dinimizin esaslarına göre yerine getirmek. Ve insanın evi ile olan emanetinde ve emanetü'l hayat-i zevciye, tatahakklaga bikitman I esrariye. Ailesinin sırlarını dışarıya vermiyor. Çocuğunun sırrı var, kızının sırrı var, hanımının, bunları ortalığa saçmıyor. Ticarette emin olmak. Ticarette emin olmak, Hadis-i Şeriflerde, Nebi, Sıddık ve şehitlerle beraber haşr ü cem olacağı haber verilir. Bu ticaretteki, ticaretteki emaneti, şu ayeti celile ile almış. Esselamü. Şimdi alırken tastamam alıyor. Ama satarken hileye başvuruyor. Ölçerken, tartarken riayet etmiyor. Haksızlık yolunu tercih ediyor. Bunlar Rabbimizin huzuruna varacağını hiç düşünmezler mi, buyuruyor Cenabı hak. O büyük huzura buyuruyor Ki o günün artık kadısı ayet cellenin, hülasa olarak yüzünü vermeye çalışıyorum. Cenabı haktır. Ve emanete daha yeni adım atılmış oluyor. Neler emanettir?
Bu hususta sufiyenin, Ehlullah'ın görüşlerinden birkaçını söyleyeyim. El-emane, ra'süsseha, cömertliğin başıdır. Elemane, hüve, tahkikut tevhidi alasebil I tefrit her şeyde Cenabı hakk'ın birliğini görerek tevhitde hakikate ermektir. Emanet. Allah'a olan sözümüze dikkat etmek. Ben sizin rabbınız değil miyim dendiğinde kalu bela. Evet, Rabbamızsın, sözüne riayettir. Velhamdülillahi rabbil alemin, El Fatiha.