Ehlullahın Manevi Rehberliği ve Kalp Arınması | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Ehlullahın Manevi Rehberliği ve Kalp Arınması
Ehlullahın Manevi Rehberliği ve Kalp Arınması kaydında Ehlullahın bize yapmış olduğu hizmet, biz ulema-i kiramdan kafamızı müspet ilimle, faydalı olan ilimle doldururuz. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, saygısızsız ilimden Allah'a sığınırım diye buyuruyor. Müshibi kamillerimizden de gönül evimizi ihya edip, ulema-yı kiramdan ve kitaplardan tahsil etmiş olduğumuz ilmin, ailen yakin ve…
Ehlullahın bize yapmış olduğu hizmet, biz ulema-i kiramdan kafamızı müspet ilimle, faydalı olan ilimle doldururuz. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, saygısızsız ilimden Allah'a sığınırım diye buyuruyor. Müshibi kamillerimizden de gönül evimizi ihya edip, ulema-yı kiramdan ve kitaplardan tahsil etmiş olduğumuz ilmin, ailen yakin ve hakkaten yakin olması için gayret gösteririz. Çünkü bakıyoruz İmam-ı Azam rahmetullahi aleyh Hazretleri iki sene olmasa imam helak değildi. Sebebi ne? Ben diyor ilmel yakin biliyordum ama bir aynel yakin ve hakkal yakin müşahede etmem ancak mürşid-i kamilin dizinin dibindeki eğitimimle oldu diyor. Artık İmam-ı Azam Efendimiz deyince Rahmetullah Ali bunu diğerlerine ve kısseler, kıyas ederiz ve öğrenmiş oluruz Allah'ın izniyle. Şimdi büyüklerimizin mühim olan gönüllerinden istifade edebilmek. O gönüllerinden faydalanmak budur.
Efendim, bir elektrik dileği veya bir jeneratör düşünün. Düşünelim nedir? Mühim olan biz elektrik direğinden cereyanı çekip kalbimize o nuru ilahi yansıtabilme, mühim olan bu. Güneş diyelim, güneşte biz perdesiz diye derdik. Büyüteç. Büyüteç vasıtasıyla kalbimize nasıl ki biz güneşin ışınlarını büyüteçle bir eşyaya tuttuğumuz zaman onu yapıyorsak, Evliyaullah'ın kalbine lütfetmiş olduğu güneş tarif edemezsiniz, edilemez. Bayezid-i Bistami Sultanımız buyuruyor. Bir gün diyor baktım arşı Azam yerlerde dolaşıyor. Dedim ki bunun sebebi nedir? Ya Bayezid öyle gönül sahipleri var ki biz de onlardan istifade etmeye çalışıyoruz. Halıkımızın Hazreti Davut'a aleyhisselam vahyettiği bir hadisi özellikleri anlatılıyor ve sonunda onların kalbinden öyle bir pencere açılır ki, o pencere vasıtasıyla arşı ala aydınlanır diye buyuruyor. Biz asıl istifade biz bu olacak. Kıymetli bir hocamız bize anlatırdı.
Ben üstadlarımızı dinlerdim, ama Biz de yaşıyoruz. Tefsir-i Kebir'de gördüm. Mürşid-i kamilimizin, bizim gibi insanlara, böyle haktan insanlara hikaye gibi anlattıklarını tefsir-i kebirde buyur. Dedi ki kafayı topladım dedi. Kafayı topladım. Üst lazımın kalbinden istifade gideceğim. Bir gün ulema-i kiramımız ve meşayayı insan füma günlerini ziyaret edilir bu edepleri. Bir füma günü geldi kıymetli hocamız geldiler. Üstadımız Es'adi El birliği Hazretleri'nin Mektubat'ından açtı. Okudular. Fakat hizmette bulunuyorum. Hocanın şekli değişti. Belli. Ruhen faydalandığı belli. Bir ara sordu dedi ki efendim siz Şeyhi kamile muhabbet diyorsunuz. Bunu nasıl elde edeceğiz? Buyurdular ki şu şekilde elde edersiniz. Birisi Sünnet-i Seniyyeye riayet edilir. Sünnet-i Seniyyeye riayet edilir. İkincisi de rabıta-i Şerife.
Rabıtanız güçlü olursa, haramlardan kaçarsa, gafillerden uzaklaşırsak, beynimizi fikrimizi bozacak insanlardan tamamen uzaklaşırsak, ehli hal insanlarla oluşursa, dünyanın geçici ziynetinden de uzaklaşacak olursa, Allah'ımızın nuru Celle Celalü bunların gönüllerinden atmaya başlar. O zaman hüsün ve kubuh nedir anlamaya başlarız. Hüsün ne demek? Hüzün güzel olan haller demek. Kubu dinen caiz görülmeyen hallerdir. Hüsün dinimizin, ha sen, güzel gördüğü hallerdir. Rabıta yaparken, yaparken bu hal meydana gelir. Efendimiz buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem Kişi kendisinin Allah ona nur ihsan ederse, hayır murad ederse, kendisini kendisine vaiz eder. Yaptığı rabıtalarla, rabıtayı Şerife ile rabıta murababe deme. Biz şimdi bu camimizin, cami şahribanından su alıyoruz ve alındı. Allah'ın izniyle şifalar. İstifa ediyoruz biz bu sudan. O borular vasıtasıyla geliyor.
Ehlullahın Manevi Rehberliği ve Kalp Arınması ne anlatıyor?
Ehlullahın Manevi Rehberliği ve Kalp Arınması kaydında Ehlullahın bize yapmış olduğu hizmet, biz ulema-i kiramdan kafamızı müspet ilimle, faydalı olan ilimle doldururuz. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, saygısızsız ilimden Allah'a sığınırım diye buyuruyor. Müshibi kamillerimizden de gönül evimizi ihya edip, ulema-yı kiramdan ve kitaplardan tahsil etmiş olduğumuz ilmin, ailen yakin ve…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Fakat bursu nereden geliyor? Haynandır. Bu da murakıbedir. Ona ulaşmak için yapacağımız çalışma. Artık bizim letaiflerimizin zikre geçmesi. Bir iznillahi ilahi. Şimdi muhabbet dedi nasıl hazır olacak efendim. Birisi Sünnet-i Seniyyeye riayete, ikincisi de rabıta-i Şerife çok güçlü olacak buyurdular. Memnun oldu, mesrur oldu. Çay getirdim. O kadar tesir etmiş olmalı ki Mürşid-i Kamil'mizin mübarek sözleri. Böyle dudakları titrer bir vaziyette yedi. Titrer bir vaziyette Ve ağlamaya başladı, kıymetli bir zat bu. Ağlamaya başladı. Zor o çayı içti. Onun ruhundan, onun gönlünden istifade etmeyi anlayınca bunlar meydana geldi. Ondan sonra bizim gibi anlayışsızları siz deyin. Bizim gibi anlayışları topladı. Dedi ki ne yapıyorsunuz dedi. Aman Halid'i üstazı alimizi, Hacazın efendimizi şöyle bir yerin hocası gibi bilmem kadar görmeyindir zaman dikkat edelim.
Kalbinden doyasıayan Nuri İlahiyi alalımdır. Çok kıymetli bir kardeşimiz var, takdirle karşılıyorum. İlim ehli bir insandır. Hakikaten onun karşısında siz yemek yiyor gibi olursunuz konuşurken. Osu utanırdım, şimdi buradan iner buyurun diyor. Göremiyorum belki arkadadır. İmam Ahmed Bin Hanbel Hazretleri şeyi biraz çekinirmiş, bir mezhep imamı. İşte nasıl konuşacağız yanında diye. O da onun bu halini hissettiği için, üstağzının görmeyeceği yere oturur. Öyle tesir edermiş ki, kalktığı zaman sanki bir bardaktan su dökülmüş gibi, gözyaşları ırmak olurmuş. Benim diyor ilmim, bir gün Çünkü İslam Rabbeni nurumuzu tamamla. Da bizi bağışla. Her şeye güç ve kuvvet getiren Rabbimiz. Bunu da en az günde beş defa okuyalım. Söylediğimiz, söylediğimiz duaları, mutlak kardeşlerimiz bizden işittiği zaman yaparlar. Bizden işittiği zaman yaparlar ve araştırın, derhal sorun.
Deyin ki böyle bir dua bizden sorun. Ve o duaları da mutlak ve mutlak okuyalım. Biz Sami Ramazanoğlu, Hadisallahu Sırra üstadımız dualar gönderiyordu. Böyle okuyor bunu yüz on biner. İşte üstazı alimimiz öğrenciler için otuz üç, okumakta zorluk çeken kimselerin içinde on biner diye talip buyurmuşlardı. Bu yönünden hiç gafil olmadan kalplerimizi, gönüllerimizi artık bulunduracağız biz. Müşili hamidimizi bizlerdik. Sami Ramazanoğlu, kalpte sallallahu aleyhi ve sırra müstahazımıza gittiği günlerde yaptığı sohbetlere tahammül mümkün değildi. O an değişirdi. Ankara'nın haymadan bulunuyoruz. Orada üstadımız daha çok o sıcak sularda, kudret sularının bulunmalarının sebebi bizim istifade etmemiz için. Hau vesile ile kardeşlerime faydalı olabilir mi diye. O sıra da müstahaz-ı ailelerinden geldiler. Müstazımızın mübarek çehre-i aileleri nur üstüne nur oldu. Görüştüler mi öyle olurdu? Zaten nurdu.
Nurları ziyade neşeydi. Görüşmeleri çok başka. Biz onun umrelerini, haclarını öyle bir fırsat ganimet bilirdik ki, şimdi o Kabe'yi muvazama da Kabe'nin kendisini tavaf ettiği kimselerden biridir o. Efendimizin ayağa kalkarak sallallahu aleyhi ve sellem karşıladığı kimseler oldu. Kendi evlatlarından bir kardeşimiz ben diyor Razza-i Fakibleye giriyorum. Girerken efendimizi diyor, müşahede ettim. Buyurdular ki, misafirlerim geliyor. Öyle ağladım diyor, öyle ağladım. Aşkım ben muhabbetim dedi. İçinizde şüphesiz seçkin kimseler var. Bunu bizim sevgili kardeşimiz, imam kardeşimiz bilirler. Çünkü daha çok camide bulunduğu için. Kendisi de anlıyor zaten Allah'ın izniyle. Bir kardeşimiz, bak dedim kendisine bak, hiçbir kimsenin gözüne, yüzüne, şerrine şemailine bu kimse benzer mi? Hepimiz aynıyız. Allah'ımız boy vermiş, kos vermiş, Şefik, şemail, göz, kula aynı. Fakat onun gözü farklı.
Sonra sordum. Ne annesi, ne durumdasınız? Buna dedi bir mesele anlatacağım. Ben dedi efendimizi açıktan görüyorum Resulullah Hazretleri. Herkese öyle inanılmaz ama inanmayacak gibi değil. Değil mürşid-i kamilimizi evlatlarında zuhur ediyor. İftar sofrasında Ramazan-ı Şerif'te oturduğumuzda belki anlattım sizlere. Bir kardeşimiz gelirken önünde. Bu münasebet kurduğum yola dedi, nasıl ben saygı duymayayım dedi, ağlıyor tabii. Şeyhi Şimal değiş, nur olur. Tabii bize sırrını anlatıyor vazgeçelim. Boş adamlardan da vazgeçelim. Allah işi etsin, ıslah etsin. Yolumuzu bulalım, gayret üst edelim. Çalışalım, çabalayalım. Biz de Allah'ımıza layık bir kul, Habibine layık bir ümmet olmanın, Evliyaullah'a da sadık bir, kendim için söylerim ve sizin için söyleyemem, evlat olmanın yoluna bakarım. Kendim için değil, kendim için hissedeyim. O kapının ikmiri olmak bizim için en büyük şereftir.
Yanında Milano Mescidi radıyallahu anh onunla diyor beraber, efendim biz diyor Şemail kitaplarına bakıyoruz, hiç onun gibi değil, orada anlatıldığı gibi değil diyor. İnşallah iyi bir sadakatle, teslimiyet ve muhabbetle, böyle papayı siz elhamdülillah Allah'ımıza iltica ediyorum. Sizin gibi insanlardan da bizi Rabbimize ayırmasın. Sizin gibi Salih üstatlarına tamamen mevcut altmış damarıyla bağlı. Sen bölünmeyeceksin ki yanlış yapıyorsun diyen ama sadakatiyle devam eden sizin gibi insanlarla olmaktan dolayı, aklımıza da hamdi olduğunu düşündük. Efendim, maliyeti de an versek işin, asıl o zaman faydalanır ve istifade ederiz. Ne iş? Gelişmemiz için bizim mühim olan, Vuhu'yi gönder. Mesela rabıta'mız ve murah'ı efendimiz. Bunlara çok dikkat edeceğiz. Şimdi bakıyorum kardeşlerimiz belli bir yere geliyor, sonra bırakıyorlar. Olmaz onu.
Mesela zikretmeyen kalbi çok az insanımız var ama böyle çekiniyorlar. Çekinmesinler. Çekinmesinler. Onun belli bir devresi var. İşte yanacak diyoruz, batacak diyoruz, vuracak diyoruz. Sonra normal halini alır, normal halini alır. Ondan sonra letaifle geçirir, bu şekilde geçirir. Şimdi bir ara gerildiği zaman bu kurumaya başlar. Şöyle düşünelim, mesela Kuran-ı Azimüşşan'ı biz Kuran kursunda okuyoruz. Diyelim ki gelip biz burada bir cüz başına getireyim. Ama günü gününe takip etmemiz gerekir. Ara verecek olsak. Bazen hafız olan kardeşlerimiz var. Ara vermiş. İnan diyor hiç okumamış gibiyiz biz diyor. Ara verdiğimiz için diyor hiç okumamış gibi oluyoruz tekrar diyor. Kuran kursuna yeni giren bir talebe gibi çalışıyor diyor. Şimdi o duruma getirmeyeceğiz işi. Başlamışsa kalbimiz zikullah'a yanmaya başlamışsa, bırakmayacağız. Size bir hadiseyi anlatacağım.
Şimdi üstadımızın huzurundayım, bırakmıyor da Evradül Ezkar'ı dinliyorum. İşte ileride lazım olur aman dinle diye. Bu da uygulamalı bir şekilde. İşte bazen profesörler neler, ameliyathanede, yanına asistanları neler alırlar, Böyle bizzat müşahede ileride dönürler. Nasıl ameliyatı yapıyor, nasıl ediyor, nasıl bitiyor, ne yapıyor işte ona ait muamele nedir bunları hep öğrenir. Biiznillahi teala yanındayım, yanındayım. Bakıyoruz kimileri beş leta ipini geçmiş. Kimisi nefis zikrinde. Çok güzel aileler. Merak etmeye başladım acaba biz nasıl yapacağız diye. O zaman bu camimizdeyim de diğer cami. Böyle son cemaat mahalli var, direklerin arkasında rabıtaya başlıyor. Çünkü anlatıyor kendisi. Asıl diyor istifadeniz rabıtadan olacak. Yapıyorum. Bir gün geldim huzuruna. Dedim kalbim çalışıyor mu? Yok dedi. Yok diyor, bırakmadım bir izinle iki tane. Bir baksan kalbime, mübarek gözünü yumdu.
Yumunca tekrar bize yumdu. Biz namaz sonlarında neden? Sükut buyurduğu zaman, denha sükut ederdik. Bir şeyler gezsin dedik, faydalanalım, istifade edelim. Şimdi oğlu olman bir ayrı, biri de onun manevi evladı olmak var bu işin içinde. Elhamdülillah bütün kardeşlerimiz bizim. Bizim kardeşlerimiz maddi olandır. Hep manevi evlatlarıdır. Çok yakınlar elhamdülillah. Onların edepli erkanlarından bu şekilde hareket ediyor. Çok edepli. Yani haya iledir onları. Şimdi bak dedim, biraz yaşarıyor. Yaşarıyor deyince, dedim bu yaşarıyor dediğini akıtmayınca durmamak lazım. Yapamadık ama yapamadık ama burada gayret etmemiz ve ısrarlı bulmamız lazım. Yani ilk adımı attığımız zaman, ben bunu koparacağım diyeceğiz. Öyle istikrarsızlık yok. Tuttuğumuzu koparmayınca katiyen bırakmayacağız. Böyle bir azim olacak gayretlerim, gayret olacak kardeşlerimiz. Ben bunu yapacağım. Bu vazifeyi mutlak yapacağım.
Ne denmişse onu yerine getireceğim diyeceğiz. Yani dengesizlik yok. Dengeli bir şekilde gireceğiz. Müridin bizce tariflerinden birisi dengeli bir şekilde yürümektir. İstikrarlı bir şekilde karara. Şimdi galibiyet ve mağlubiyet anlatılırken, Mümin için mağlubiyet hiçbir zaman yoktur. İsterse malum olsun. Neden? Çünkü asimlidir, gayretlidir ve çabalıdır. O çabasından dolayı Muzafferdir. O zaman peygamberlerin hiçbirisini kabul etmemek lazım. Aslında anlatacağımı buydu size. Peygamberlerimizin hayatında bahsetmek istiyordum. Bakıyorsunuz kimisine deli dinliyor. Kimisini taşmıyorlar. Kimisini memleketinden ediyorlar. Velilerden de çok memleketinden çıkıp geliyor. Sami Efendimiz hazretleri de öyle oldu. Valide sultanımız bu kimseler söz dinlemez deyince, ben de Musa aleyhisselamın dediğini diyorum buyurmuş ashabına. Eğer onlar bana yıkanmıyor larsa, ben de onların içerisinden çıkıp gidiyorum.
Rabbimiz onların ruhani yönünden ayırmadığı gibi cismaniyetinden de bizi ayırmasın. Çünkü Kitabı Kerimimizden, halif eden gezen, halif eden gezen, bize onların varlığının dahi bereket olduğunu, varlığının dahi bereket olduğunu haber verir. Onların varlıkları bile, hayatta olmaları bile, içimizde bulunmaları bile Halbuki sen onların içinde olduğun halde, Allah'u Zülcelal onlara azap edecek değildir. Ve onlar mağfiret ilerlerken, içlerinden Allah'tan bağışlanma isteyen isteyen kimseler bulunurken de Allah onlara azap edecek değildi. Ashab-ı Kiram efendimizin irtihalinden sonra dediler ki birinci emanımız bizim ahirete düştü. Artık bize düşen istiğfardır demeye başladı. Hadis-i şeriflerde öyle zaman gelecek ki insanlar arpanın kırığı, kurmanın çekirdeği gibi önemsiz hale gelecekler. Yani ne ibadetin tanığı var, ne lezzeti var, ne zevki var.
Her şey değişmiş vaziyette, diller, ağızlar, gözler, gönüllüler. O zaman diyor, Halık'ımız azap etmeyi murat edince eğer içlerinde hayırlı kimseler olursa, onlar hürmetine diyor hazza ve bela kalkar. Varlıkları hiç şüphesiz bizim için bir rahmettir. Cenabı Hak onların, esanı ayeti cellisinde, Nebet Suresi'nde, dağlara kazıklar kıldı, kılmadık mı diye devam eder baştan aldığımız zaman. Nedir? Yerin dengesini sağla. Onlar arzın dengesini sağla. Cenabı Hak ayırmasın. Bir kere kamilin burada şartlarından bir kısmını anlatıyor bize. Demek ki bu evsafta olan insanlar bizim de ruhi kemalimizi temin etmeye çalışıyor. Sadece bununla da kalmazlar, bedeni mesela bedenin temizliği üzerinde de konuşurlar, taharet konusunda da mesela üstazı alimimiz bir ara bazı nasihatte bulunurken, diyorlar ki fıi konulara pek temas etmiyor. Olur bunlar olacak. Yani her peygamberin yanında bir kafir var.
Yine de münafık. Bu mürşid-i kamillerin de hep yanında olur mu? Bir inkar eden olur. Bir de ortalığı karıştıran olur mu yani? Bunu şey yapmayın böyle çok görmeyin. Bu olur mu? İşte bize edep olarak öğretilen nedir? Buna çok dikkat edeceğiz. Malumunuz, malumunu tahkim etmeyecek. Yani kendisinden aşağı olan kimseyi hiçbir zaman, hiçbir zaman küfür görmeyecek. Mahvemlerin de makamına öz dikmeyecek. Nasıl olacağız biz ashab? İsa aleyhisselam diyor ki eğer kendilerine azab edersen şüphesiz sen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin. Biz ne yapıyoruz? Hiçbir kardeşimizi kötü bölmeden, cami görürler, hadlerimize basarak, gönüllerimize basarak, ne hareket ne de sizin kurtuluşu için çalışmamız, çabalamamız ve gayret üstlenmemiz gerekiyor. Bunlar bizim dostlarımızdır, kardeşlerimizdir.
Hiçbir zaman eşin bir tavra girmeyeceğiz, daha çok acıcağız. Şimdi yoğun batıl icap eden kimseye sen mecra eder misin? Ruhun tanımı alınır. Elinden gelen bütün faydayı göstermeye çalışırsın nasıl kurtulacak diye, ona gayret edilir. Bunların çabaları ol. Bizim gibi insanlar kurtulsun Bizim yanlış hareket ettiklerimizde, yanlış tavırlarımızda bizi baharlarına basıyor. Kurtulsunlar diye, aman hafızulsun, Allah'ımızın yoluna gayretle büyük bir kefayla gitsin diye emek verir ederdi. Başka bir şeyi söyleyeceğim hepimiz için, çok dikkat edeceğiz. Birisi bizimle alakayı kesenle alakayı kuracağız. Bizim mahrum ile ne vereceğiz? Kötülük yerine ilgi gelecek. Bak hiç çarem yok. Onu Rasulullah buyuruyor, Sallallahü aleyhi ve sellem. Biz siyaset olarak göndermiyor. Evet siyaset olarak söylüyor. Çünkü siyasetin tarifi öyle o itikat değildir.
Onun onu ayağına çelme katmak değil, siyaset seğislikten gelir. İdare, eder, siyasette adime ve fahime diyen İbni Abidin rahmetin Muane Hazretleri ifade eder. Bu bizim fıkıh kitaplarımızda mevcut. Bakın peygamber ahlakı ile ahlaklandığımız zaman ne güzel haller ortaya çıkıyor. İbrahim aleyhisselam diyor ki, İbrahim aleyhisselam ey Rabbimiz, ey sahibimiz diyor. Ey Rabbimiz, ey sahibimiz diyor. Rabbim onlar insanlardan birçoğunu saptırdı ama, Allah. Bu şehri, bu şehirde oturan azmlar için, tarih olanlar için onları zaten bizlendi. Onları bizden İnanan kimseler ama onun yanında tabii uzun bir hadise. Çünkü İbrahim aleyhisselam ateşe atıyorlar, kabul etmiyorlar. Birçok ecare, şiddetler çekiyor. Sıkıntılar Ömer Hasani. Eğer onlar bana isyan edince bulursa, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok esirgesin. Bu. Elişin ahlakı bu. Olur başka ne olacak? Bizi büyüklerimiz öyle kolayla temin etmedi ki.
Böyle sıvaz diye sıvaz diye okşuyor, okşuyor. Yerine göre şer'i Müminlere tevazülü kafirlere karşı olurdu. Kafirlere karşı şiddetli münafıklara karşı, delil ve hüccet getirirler, hareket edeyim ben. Efendim dev bu sahi yapmış olduğumuz ibadet ve taatin zirkini duyurmaya çalışıyor. Yoksa baktığımız zaman, kendi dışımıza taştığımızda, çevremize baktığımız zaman belki bizden daha çok ibadet ve taatler yapıyor. Ama bizden ne yapıyor ben? İbadet ve taatin zevkini duyurmaya çalışıyor. Çalışıyorum. Bunun için rabıta o zaman üst katile. Bunun için sohbetlerimiz çok önemli. İlla okuyacağız ile talim edeceğiz ama, bu talimin yanında hatmi haceganı yapmadan kalkılmamalı. Mı? Canım biz tefsir okuduk. Okuduğum tefsire uygun bir halimiz var mı?
Bu okuduğumuz tefsire uygun bir hali elde etmek için hatm-i hecegan ölüm tefekkürü Cihada giderken dahi Musa Aleyhisselam'a, Harun Aleyhisselam'a Firavun ne gidiyor? Eshabüvela teniyye tevfik. Beni zikredmeyi unutmayın, beni zikredin. Çünkü Musa Aleyhisselam endişeleniyordu. Firavun diyor şimdi bize ne yapar acaba? Beni zikretmeyi unutmayın. Cihada çıkarken sakın ha Allah'ı zikretmeyi unutmayın ki kurtuluşa yönelebilirsiniz. Yani bizim askerde bile şu dönemi bilmiyorum da. Mesela bazı uygulamalar olurdu. Mesela Süngüyü takar düşmana karşı yürürken, Allah Allah Allah diye. Böyle yürütürler, hepsi böyley. Sonra zamanı bilemiyor. Hep bu ayeti ceminden dolayı. Ve bunun, sarigun ibadet ve taatten bambaşka bir iş ve bazı kardeşlerimizle görüşüyor mu, anlatıyorlar. Bilemediğimiz için söyleyebilirim. Kendilerinden geçtikleri olur. Onlar, bizim işte canımız onlardır.
Ve bu gibi insanları her zaman koruyun. Etrafında oturun. Konuşmasa bile istifa edersiniz, faydalanırsınız. Onların dillerinden gıybet diye bir şey zuhur etmez. Gözlerinden hasetle bakış yoktur. Bölünlerinde kin diye bir şey yok. Ona buna mani olmak gibi bir hal yapmaz onlar, patiye. Çünkü günahı çok ince damardan girer. Çok ince damardan girer. Bunlar halis insan der. Ve mutlaka öyle olmamız lazım. Çünkü, Kişi arkadaşının boyu üzerinedir. Kiminle arkadaşlık ettiğini dikkat etsin. Bazen gösterimleri biliyordum Allah'ın izniyle. Çok güzel gösterir, çok güzel. Böyle filmler, bilmem planlar, en sonunda bir işareti gösterir size. Bir bayrak şeklinde. Bir batılın remsini gösterir orada, çocuğun kafasında o kadar. Sana bal gibi konuşur, dillerinde ne güzel sözler çıkar ki, abu ne güzel bir insan dersin, sonunda da tamamen bir düğüm çalıyor. Onun için aman ha, Halid'den yazan.
Öyle cahillerden uzak. Cahil değil ki, okunmamış değil belki, okullarını bitirmiş. Ama Said Havva'nın Rahmetullahi izah ettiği gibi, cahili tanımlarken Allah'ı ve resulünü yolundan gidenleri, bu çiğ olan hakikatleri tanımayan kimsedir. Diyor. Yani bu cahil diyeceğiz. Cahillerin babası demek. Kendisi hep öyle, kenddir bir filozof gibi. Kafası cin gibi çalışırdı, zekiydi. Çok zeki ama akıllı değildi. İşte bundan dolayı ne denir? Elümceğegil denir. Bambaşka bir seri. Aldığımız evlattan da zevk çok anlatıyorlar desinler. Efendim diyor, eskiden de kılardım ama şimdiki kıldığım namazda diyor gözyaşlarım durmuyor, bambaşka bir aşk içerisinde kılıyorum. Büyüklerimizden bizzat, biz diyor manevi zevke nail olunca, kıldığımız namazları diyor hep kaza ettik diyor. Kızamamışız dedik diyor. Mürşidimizin üstad-ı aileleriyle kıldığı bir namaz var. Bir akşam namazı. Ömrüme yeter buyururlardı.
Ömrüme yeter o kıldırdıkları namaz diye. Allahu ekber deyince, Rabbi Zülcelal'imizin azameti kalbe iniyor. Rükumunda arkamda duranları da bağışla diye bir sesler gönüllerine gelir. Secdede mevlamıza kulbiyet hasıl var ve iki tane de minder atmış, dostları yanında. Üstaz-ı Ali'miz oturuyor bunlar. Dizlerini dizlerine dayanmış, öyle bir tevevvüfte bulunuyor ki bizim aradığımız bu. Bal, bal, bal, bir dur. Yemelet lazım. Yani ekmek ekmek demekle karın doymuyor, yemek lazım. Bunu rabıtalarla, murakabelerle, skillerle, sohbetlerle, zikirlerle, murakabelerle, müşahedelerle artık içmemiz lazım. Öyle bir hale geçiriyor ki, bir mürşid-i kamilin, tevevvcüsü böyle olur da, Rasulullah'ın teveccühü nasıl olur diye. Fena bir Rasul haline. Bir Rasulullah'ın teveccühü böyle olur da Allah'ımızın kemali nasıl olur diye, fena filna hallerine bir inna idahine gelmesine bahsediyoruz.
Burada Kayser'de kara toprak hacı baba vardı, Rahmetullahi'den. O bize gelirdi, derdi ki üstadımızın huzurunda oturan yanındaki kim derdi bize. El-An-yine mevcuttur Hızır Aleyhisselam'a derdi. Bu Hayser'in Safari diye bir bağı var. Burada kıymetli bir kardeşimizin imametlik yaptığı, yeri de üstadımız sohbette bulundular, uzaktalar. Ama biz bayıldık. Bizi ilahi bir morfinle morfinledik. Biz konuştuğu ne din dinlediğimiz yok. Kalbimize ne gidiyor ona bakıyoruz. Artık ne bok bakıyorsa bilmiyorum. Bir gün kıymetli bir hocamız, ben diyor üstadımızın bahçesinde bir cemaatle oturduk, yemek yiyoruz. Ama benim midem doyarken diyor kalbime de manevi bir pompa ile nuri ilahi diyor şırınga ediliyor. Şırınga çok az olur, pompa daha güzel pompalar diyor. Bir de baktım ki diyor, üstad-ı kalbimiz üstten diyor bize nazar bulunuyor.
Efendim onların hayatta olmasının ne büyük bir değer olduğunu anlamamız olur. Dizini dizimi dayandırıyor sizlerimize. Dedim ki Resulullah'ın acaba mübarek kalbinden dökülen nasuru, fena bir resul, zatı kibryanın cemali nasıl gibi başladık? Kendi çalışmamızla bulmuyor bu tam bir bir alem oluyor bize girermiş. O sakar'da bir cami sohbet boyutu acayip de bir haller oldu. Üstat-ı Ali'mizin ceketi bize büyüktür. Bunu din size. Giydim ceketini. Kolları saklıyoruz böyle biraz. Geniş. Bir sürü geniş gereği buldu. Giydim. Her şey hikmetli. Hocalarımızdan bir kısmı verdi. Efendimin yük sürmesinde bile bir hikmet var, bir tabağa atmak bunu. Hocalar sürmüştü. Profesörler onlara talebe gir otururdu yanında bu dediklerim. İşte asıl arzu ettiğim, bu zevklerden mahrum olmayalım kardeşim. Biliyorum havasına gidip de. Bu nurlardan, bu nev'ul sarih bunlardan mahrum olmayalım. Yanıyorum yani.
Siz, görüyorum bir kısım insanlarımızı, hakikaten halleri çok müstesna. Şimdi ortaya atamam ki. Şöyle bir bal detayı düşünün. Siz o balığın, eğer üzerindeki örtü mü diyeyim, ona nasıl, ne tahmin edilir bilmiyorum. Ne dersiniz ona? Ya sırrıdır ya sırrı. Onu açtığınız zaman ne olur? Kanama deriz biz onu, dökülmeye başlayın. Onun için kardeşlerimizin sırrı her zaman muhafaza ettiler. Her zaman korundular. Mürşid-i Tanrümüz ayrıldılar. O zat dedi ki buradaki bulunanların hepsi, e Ben dedi bir merdivenden çıkıyorum. Şöyle iki, basamamam kaldı çıkamadım efendim. Elimden tuttunuz çıktım. Buyurdular ki siz kendi çabanızla mutmainne haline gelmişsiniz. O Raziyeten Merziyedir, o çeneni boyuttular. Hani kökünüz güçlü olacak. Öyle teslimiyet kökünü, eğer bir ağaç diyelim, bir fidan, bazen hakaret etsin yaparlar, Allah'ım ağız etsin.
Şöyle ağacın kutu şiddetli bir şekilde çektiği zaman, küplerini topraktan ayırırsa, çok geçmez. Çok geçmez. Beni ağacın yaprakları ucundan sararmaya başladık. Sarardım. Morarı, kararın, dök. Niye kırk tane münasebet. Eğer biz mürşid-i kamilimizle, onun kalp damarlarına, bu kalpte neler var, bu kalpte tecelliler var. Eğer münasebetimiz kesilecek olursa, ağlayan göz parkın kurumaya başlar. Güler böyle Yapmacın bir hal arz eder. Bektüler oynar. Bir onun böğrüne değer, bir onun ayağına değer, bürün oyuncak lanet eder. Gözü de değişir bakarken de acayip bakar. Gülerken de ah ah aile gülmene. Herhalde değişir. Çünkü hadis-i şerifler olarak söylüyorum. Evvela sararır buyuruyor, morarır ve karır. Şekli de öyle. Bir Çin değişir. Yahu bakarsın bu güzel insanın dili hep olmadık çözersin. Yahu göz hasetle bak. Kulağının dinledikleri de farklı. Yaşantısı hali bozuk. Ya sen neydin, nasıldı?
Aşkın vardı, muhabbetin vardı, zikrin vardı. Biz seni dinler kendimizden geçerdik. Bir kardeşimiz anlatıyor. Ben diyor bütün letaiklerimin geçmem sadık bir dostun iki saatlik sohbet oldu. Ya ne oldu bize? Allah'ımız kendisine dönersek, şirk müstesna affediyor, mahvederim. Dönelim yapışalım bu iş böyle olmaz. Allah'ımız bize onlara itaati emrediyor. Ya bile bile yaptıkları bir şeri emre muhalefet olur müstesna. Onun dışında, yani insan her duyduğuyla amel yetmez, bizzat şahit olmadıkça seviyorlar ya şimdi. Ondan bakıyorum kardeşlerimizin arasında bazen pürüzler gördükçe üzülüyor. Diyorum ki aman ha bu pürüzleri ondan bundan dinlemekle birbirimiz arasında pürüz kalmasın, sevelim birbirimizi. Taamanu alem bir ve takva olalım. İyilikte ve takvada yaraşalım. Birbirimizi çok sıkı tutalım. Ashab-ı kerenmehüm dünya-n- girmez.
Şu ruh dünyamızı bir kuvvetlendirsek, namazlarda ne de haşyeti, oruçlarda takvaya var, çok şey anlattın. Ruhi yönlerini tarihten elleysek hiç mümkün değil. Bize ne nefis gafil olabilir nefsin boyunu, ne de şeytan aldatabilir. Ve şuaatle gideriz. Ya biz yolda gireceğiz ama yolda bir arıza varsa yol yapımı diyor nasıl nasıl gideceksin? Gidemeyeceksin yolda çünkü bir engel var. Bir şey suları gelmiş, onunla yollar böyle bozulmuş. Ondan sonra diyelim ki bir başka arızalar su borusu diyelim o patlamış. Kanalizasyon borusu vesaire, bir tren yolu geçecekmiş veya bir doğal vazgeçecekmiş. Onun için yol yardımmış, bölünmüş, parçalanmış. Nasıl görünecek? O yol düzgün olacak ki inebilelim. Bu bir mecelle kaidesidir. Evvela mana kaldırılmış sonuna yola devam edin. Biz nefsin oyunlarını kaldıracağız. Bakın, Behçetüs Seniyye'de ne güzel ifade bu.
Evvela ne yapıyoruz biz Muhammed Hane hazretleri hazretleri buyuruyor. Bizzat daha var bu isme yakın olan Said I Nursi üstadımız, Kadriye Allah'ın sırra, ben diyor, Doğubeyazıt'ta, ben diyor, Musak Paşa, Serahim yanında. Ben diyor asıl istifadeyi bu mübarek zatın huzurunda aldım. Bir işte şaşkınlığa düşecek olursanız, kabir ehline müracaat edin. Bu Mes'ad el-Midri Hazretleri vücudu kendisine kabir olanlar da diyor, içerisine girer. Çünkü kötülüğü yok, isyanı yoktur. Ne yapacağız biz? Biz azami istifade etmeye çalışacağız çünkü. Levekun Sarih. Yaptığımız taatlerden bambaşka bir silke dahil olacak. Çünkü o kısımlarına gittiğim zaman bitmeyecek zamanlarında. Yine bunlar şer'i meseleleri öğrenirler. Marulmatları mutlak vardır. Ama bir fetva hususunda, gelişigüzel bir fetva da Allah korusun bıçaksız kesilmek gibi buyuruyor.
İmam-ı Azam efendimizin Rahmetullah Ali'nin cezaevine atılmanın sebebi bu. Yani Habi olmam bir bu. Sevdiği kısım ulemai kiramımız var. Kendisini deli yerine koyanlar. Hani fetva ağırdır da. Size arz ettim İbni Abidin, Rahmetullah Ali Hazretleri'nden, bu hadisi şeyi, bambaşka bir, artık biz sormayız ki. Bu lemayı kiramızın ama hakikat ehli. Hem Kitabı Kerim'imize hem de Nebimizin sallallahu aleyhi ve sellem tavsiyelerine uygun bir şekilde sünnet-i seniyyesine, ehli tahkikin de görüşüne muvafık faydalı ilimler. Onların da büyük bir inmeti vardır. Eğer bundan mahrum kalırsak, her şeyden de mahrum kalırız. Eğer bir kimseye yönelirlerse, gönülleri razı olarak, yönelecek olursa her işin rast gelirsek. Biiznillahi ilah. Rabbamızın razı olacağı güzel hallerdedirler. Çok keskin bir görüşme. Yani yüzünde hiçbir şey kaybolmaz.
Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar, siz onları hal ve tabiatlerinin yumuşaklığından dolayı ahmak zannedersiniz. Hayır çok bulanıktır üzere yürüme suretiyle gelişen hadiselerde mesela internet devri bu değil. Kullanmayanı yok. Onda aman ha güvenliği internet kullanımıdır. Gereken bütün esasları söyler. Bid'atlerden uzak olalım der. Sünneti seniyyeye yapışalım der. Kardeşliğimizi güçlendirelim. Ehli İslam'ın zaferi için dua edelim de. Bütün yol gösterirler mi İbn-i İlahi? Bu oyunlarını de çok iyi bilirler.