Sayın dinişlerimiz sizleri Allah'ın selamıyla selamlıyoruz. Müellifimiz muhterem Ali Ramazan Dinç Efendinin Aranan Kimlik kitabından bölümler paylaşmaya devam ediyoruz. Bugünkü konu başlığımız ziyaret. Ehlullah'ın ziyaretini cuma günü yaparlar. Mümkünse gusül abdesti alınır. Yirmi beş istiğfar okunur hatalarımıza. Huzuruna dahil olacağımız kimsenin geçmişlerinin ruhuna üç İhlas bir Fatiha gönderilir. Ahirete göç eden bir kimse peygamberanı nizam ve arifanı ilahidense sağ ayak ucuna selam vererek durulur. Ruhaniyeti kalpte nur şeklinde tasavvur edilir. Bir Fatiha-ı Şerife, on bir İhlas-ı Şerife ve bir de Ayetü'l Kürsi okunur. Kabirde medfun kimsenin Cenabıhakk'a yakınlığı makbul taatleri vesile kılınarak istirhamda bulunulur Rabbimizden. Bir işte şaşkınlığa düşerseniz kabir ehline müracaat ediniz, buyrulur.
Esad-ı Erbili Kudüs-u sirruhu vücudu kendilerine kabir olan ölmeden evvel ölme sırrına erenler de bu sınıfa girer der. Hak dostlarının yüzlerine ara ara bakılır. Daimi bakışla rahatsız edilmez. Konuşurken göz kapalı olmaz. Can kulağıyla dinlenir. Ziyareti yapılacak kimselerin huzuruna mahzun bir kalple varılır. Kab boş bırakılır ki Hak Teala'dan inen nur kalbe dostsun. Teveccühlerine mazhariyet gönlün farkıyla olur. Çünkü sadaka fakirleridir buyurur Rabbimiz. Kabe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara'da da durum aynıdır. Ziyaret için verilen kitapçıklarda bile yazar gidiş gelişlerin edebi. Ziyaret edilen mekanın esrarı yaşanır hal ve tavırda. Ashab-ı Kehf'in ziyaretinde Sami efendimiz Hazretleri kısa bir müddet zannettikleri bir zamanda uzun bir vakit geçtiğini görürler. Efendimiz Hazretleri Ashab-ı Kehf bize kendi hallerini yaşattı buyururlar. Türkistanlı Mahmut Can Taif'te oturur.
Kendisine Medine-i Münevvere'den selam gelir Sami efendimizden. Bu zatın selamını burada alamam diye huzurlarına gelir. Yüz yaşını geçen bu kimse çocuk gibi ağlar ellerini başlarına koyarak teskin eder efendimiz hasetleri. Erzurumlu Alvarlı Efe Hazretleri de selamını Sami Efendi'nin böyle bir kimsenin selamı yatakta alınmaz diye ayağa kalkar. Üstadımızın üst ağzına giderken takındığı tavır hiç unutulmaz. Vakur bir duruşla dilinden istiğfarı kelimeleri dökülerek bu kapıya kimler geliyor, kimler gidiyor sözleriyle iki dostun karşılaşmaları ah bir görüntülenebilseydi. Üstadımızın efendim sözü hatırıma geldikçe ağlarım. Ağlamasam da içim burkulur. Burnumun direği sızlar. Derim, üst ağzınızı bu kadar mı severdin? Tekkesi olmayanın Mekke'si olmaz derler. Bin dokuz yüz yetmiş üç hac seferinde bir İhvan şu sözü söyledi. Tarikat edebi olmayanlar pek istifade edemiyor.
Kuran-ı Kerim zikir ve huzurla oturmayanlar hakkında üstadımız şöyle derdi. Orman yangını. Söz hadisi şerif meali. Allahutaala'yı zikredenle etmeyenin misali diri ile ölünün misali gibidir. Gafiller arasında Allahutaala'yı anan, ölüler arasında canlı gibi, kuru ağaçlar arasında yeşil ağaç gibi, harpten kaçanlar arasında, harbeden asker gibidir. Geneli ifade eden şu sözü hatırlatmak isterim. Gelişine göre varışım, bulgur aşına yarma aşım. Konya'dan gelen bir gruptan efendim, minibüs tutarak zahmetle geliyoruz. Bir Pakistanlı Zübey'e, Afganistanlı zata daha nicelerine yaptığınız teveccühe mazhar olmak isteriz diyenlere söylenen kelamdır yukarıdaki hatırlatma. Bu sözlerle aranan kimlik kitabını noktalıyor müellifimiz muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi tesirini Cenabı Allah'ın halt etmesi duasıyla sizleri Allah'a ısmarlıyoruz.