Edep hakkında Kuran-ı Kerim'de ayetler. Şimdi Kuran-ı Kerim'in bütün ayetleri edep zaten ama bunun yanında özellikle vurgu yapılan Ayet-i Celileler Essair billah. İntüalribühüm Ya Rab, eğer onlara azap edeceksen Onlar senin kullarındır. Bunu kim söylüyor İsa Aleyhisselam Eğer sen onları bağışlayacak olursan, ve inneke entel azizül hakim. Hiç şüphesiz sen Aziz, her şeye güç ve kuvvet yetiren, Hakim her yaptığı işte hikmet olan Rabbi Zülcelal'imizsin. Bu bir peygamber edebi. Mesela İsa kendisine İsa Allah'ın oğlu diyenlere vesair hakaret edenlere söylediği söz belanızı versin demiyor. Biz de Kuran'a göre şekil alacağımıza göre buna dikkat edeceğiz. Allah'ım eğer sen onlara azap edecek olursan kullarındır azap et demiyor. Eğer bağışlarsan sen aziz ve hakim olan Rabbimizsın. Mesela Adem Hem Adem hem de Havva annemiz diyorlar. Rabbena, ey Halıkımız Zilecila. Biz kendimize zulmettik.
Sen bizi bağışlamaz, merhamet etmezsen Biz hüsrana uğrayanlardan oluruz. Mesela İbrahim Beni yaratan ve bana yol gösteren. Beni yediren ve içiren. Ben hasta olduğum zaman bana şifa veren Rabbim diye çok güzel beyanlarla edebi ilahiyelerini gösterirler. Biz seni nasıl tavsif ettiklerini, nasıl ifade ettiklerini çok ala bileniz. Sen kötülüğü iyilikle def et habibim. Sen onların derecesine düşme, onlar gibi konuşup görüşme. Biz onların sana ne demek istediklerini, seni nasıl sıfatlandırdıklarını biliyoruz. Ayet-i celiler çok dedim ya altı bin altı yüz altmış altı ayet var bu hususta. Birkaç tane misal vermek istiyorum çok uzun müminlere söyle Onlar gözlerini harama bakmaktan korusunlar. Namuslarında korusunlar. Bu onlar için ne kadar temiz bir yol, ne kadar güzel bir tavırdır. Cenabı hak ne yaparsanız onu mutlak bilen ondan haberdar olandır.
Sadece ayet numarası vereceğim bu usta Nur suresi altmış bir, mücadele dokuz ve on bir, Nur dört, Nur suresi ayet elli sekiz, altmış, Nur suresi yirmi yedi, Nisa suresi seksen altı, Araf otuz bir, yine Nur suresi altmış iki, altmış üç, Ahzab suresi elli üç, Hucurat bir, üç, El Ahzab altmış dokuz, Müzzemmil bir ila dördüncü ayet-i celile, bagara yüz dört, Vafir yedi ve dokuz, Fussilet otuz üç, otuz beş, Nur elli bir, şu ara yetmiş, sekiz ve seksen. Kasan kasas elli dört. Bitmez ve tükenmez. Bunu artık Kuran-ı Azimüşşan'a göre hareket etmek suretiyle edebi ilahiyeyi elde etmiş oldunuz. Yalnız şuna mühim olduğu için biraz arz etmek istiyorum. Lokman aleyhisselamın oğluna vasiyetini Lokman suresine kısaca özetlemek istiyorum. Allah'ımız Lokman aleyhisselama hikmeti lütfetmiştir. Hikmet, hayrı şerden ayırma, hikmet iyi kötüden fark etme, hikmet faydalı olanı alıp zararlı olanı atmak.
Biz ancak böyle diyebiliyoruz. Bu yaşandığı zaman hikmetin ne manalar içerdiği o zaman anlaşılır. Çünkü bir peygambere veriliyor bu ve Allah'ımıza şükür içerisinde olması, küfranı nimette olunulmaması, oğluna olan nasihatinde şirkten oğlunu esirgemesi, annesine itaati, anne ve babasına saygısı, onlar kötülüğü emretmedikçe itaat etmesi, yapmış olduğu insanın hayrın bir buğday tanesi kadar da olsa yerin altında da semada da bir taşın altında bulunsa dahi Allah'ımızın huzuruna geleceği, namazı emretmesi oğluna iyilik ve emir kötülüklerden sakındırmak ve bu hususta başına gelen sıkıntılara da katlanmak. Yürürken tevazu ile yürümek, şımarık yürümemek, kibritmemek, yürüyüşünde orta olmak, sesini kısmak, bağırıp çağıranlardan olmamak, gönül rencide edenlerden olmamak, seslerin en çirkini de merkebin sesidir diye geçiyor.
Hadis-i Şeriflere geçtiğimiz zaman Hadis-i Şeriflerde bir kitap dolusu de Hadis-i Muhammediye burada dolu. Birkaç tanesinin edep bölümünde zikredecek olursak Hazreti Ömer efendimizin oğulları Hazreti Abdullah efendimizden naklen Sizden biriniz yemek yerken sizden biriniz yemek yerken, sağ eliyle yesin. Ve ida şeribe fel hiş rabbiye minni Eğer içecekse, içeceğini de sağ eliyle yesin. Şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer. Anebi Hüreyre radiyallahu anh, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kalp. Siz devamlı dünyevi bakımdan kendinizden aşağı olana bakın. Ahiret işlerinde de kendinizde üstün olana bakın. Bu şükretmeniz bakımından çok güzel bir yoldur. Bir hata olmuş olabilir daha çok hadis kitaplarında. Radiyallahu anh'a Birisi Peygamberimize sordu. İslam'da hayırlı olan, üzerine olan nedir? İnsanlara ikramda bulunmak, yemek yedirmek, fakire, yoksula, düşküne. Selam vermek müminlere.
Tarif. Tanısan da tanımasan da müminlere selam vermek. Bir müminin diğer bir mümin kardeşini üç günden fazla terk etmesi caiz değildir. Aişe Annemiz rivayet ediyor. Aleyhissalatü vesselam Efendimiz iki iş zuhur ettiği zaman, o işin en kolay olanı tercih eder ama harama gitmemek suretiyle. Eğer bir kötülük yapılıyorsa, Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem nefsine yapılan bir hareketle asla bundan intikam almazdık. O zaman eğer dinimize dokunacak bir hareket olursa onu Rabbimize havale eder ve Rabbimizin halletmesini dil etti. Kişinin doldurmuş olduğu en zararlı kap midesidir. Ancak sizi ayakta tutacak kadar yiyin. Allah'ımız mideyi bir kısmını yemek, üçte birini, bir kısmını, ondan sonra üçte ikisini içecekten sonra da nefes almak için halk buyurmuştur. Yine Hadis-i Şerifler hepsi olduğu için geçiyorum bitmez ve tükenmez. Biz bunlardan ders alacağız.
Burada da bunu öğrenecek değiliz. Tam manasıyla açacağız biz kitapları. Efendimizin hayatı nasıl gidiyor, nasıl yatıyordu, nasıl kalkıyordu, nasıl yiyor, nasıl içiyor, insanlarla nasıl konuşuyor, aile hayatı nasıl, insanlar nasıl, münasebeti nasıl, ticareti nasıl, Bütün tavırları kitaplarda geçmektedir, orada düşünün. Sadece bu bir örnek olarak sunulmuş oluyor. Hanefi Hüreyre radiyallahu anh. Ve aven nebiyyu sallallahu aleyhi ve sellem tamamen, ma kalktı. Efendimiz aleyhissalatu vesselam yiyeceklerden hiçbir şeyi ayıplamamıştır. İşte böyle mi olacaktı, bu daha şöyle olmalıydı, bilmem kadar. Katiyendi mezardi. Arzı buyurursa yerdi. Eğer midesi götürmeyecek olursa, Ama bir bahane de gakliyen bulmazdı. Tefsircilerimizin, ulema-i ikramımızın edep hakkındaki bir sözlerin. Nefsinizi ve ehlinizi ateşten koruyunuz.
Nefsinizi ve ehlinizi ateşten koruyun demek siz bir kere ehlinize Allah korkusu ile tavsiyede bulunun. Cenabı Hak'tan korkmalarını. Onları da Rabbimizin korkusuyla terbiye ediniz. Resuluil Hasanül Basri'yü Efendimiz'e soruldu. Rahimehullahü Teala. An en fail edep İnsana en faydalı olan edep nedir? Buyurdu. Dini meseleleri öğrenmek. Müt. Cihadın farzı nedir? Vacibi nedir? Sünneti nedir? Emri bil maruf nasıl yapılır? Nehyi anil münker nasıl yapılır? Nasıl hareket edilir? Nasıl davranılır? İnsanlara nasıl yaklaştırılır? Hep bunlar İslam ulemasının koymuş olduğu Kuran'dan ve sünnetten tavsiyelerle belirtilmiştir. Şartları vardır. Bir camide bulunmanın yirmi dört tane edebi vardır. Bir eve girmenin dolu edepleri vardır. Bir ağza lokmayı sokmanın hususi hadis kitaplarında, bir broşür halinde belki daha fazla bu hususta bilgiler mevcuttur.
Asıl faydalı olan edep, dini meselelerde çok ince bir anlayış var. Çok iyi biliyor. Derdini cebine koyup, orda burada dolaşırken dini meselelerde öğreniyor. Yani sırf kalp krizi geçmesin diye söylemek istiyorum ama geçiyorum. Şimdi konuşamayacağım. Dünyaya muhabbet etmemek, gönlüne koymamak muhabbetini. Kendisine faydalı ve zararlı olan ne ise onları bilmektir. Kim ilahi edeple edeblenecek olursa, o Allah'ın muhabbet ehli kullarından olur. Çok seçkin kimselerden olur. Rabbimize muhabbet eden, saygı duyan, aşık olan, Rabbimizin kendisini zikrettiği hayırlı kimselerden olur. Kim edepsiz olursa, böyle bir büyüğe de saygı yok. Küçüğe de bir ikram yok. Ona da bir yol gösterme yok. Mesela Kuran-ı Azimüşşan var diyelim. Ona sırt dönmemek. Saygıyla, Kuran-ı Azimüşşan'a karşı saygıyla durmak.
Yeryüzünde gezip dolaşırken Allah'ımızın nurundan halk olunmuştur diye edeple yürümek, mütevazi, yol ortalarında oturmama. Çünkü onun da edepleri var. Mesela insanların geçeceği yerde oturuyoruz. Efendimiz men buyurdular Yolun hakkı nedir deyince İyiliklendireceksiniz, kötülüklerden sakındıracaksınız, harama bakmayacaksınız, böyle tavsiyelerde bulundular. Kim edepten mahrum olursa, O sünnet seniyyeyi de yerine getirmez. Eğer sünnet seniyyeye de uymuyorsa farzları da yerine getirmez o. Farzlara da dikkat etmezse, O Rabbi Zülcelal'imizi de tanımaz, bilmez. Hep bunlar birbirini takip etti. Şimdi edepli olacak olursak, edepli olacak olursak, mesela büyümeye basıyoruz, sağ elimizle basacağız. Diyelim ki eve giriyoruz. Girerken selamla girmek ve ehlinin hatırını tagip etmek, memnun etmek. Kırdleye sırt dönmemek mesela. Otururken de olsun, yatarken de olsun ayaklarımızı toplamak.
Eğer dikkat etmezse, Sün Sünneti Seniyye'yi de artık terk etmeye başlar. Ucundan, kenarından yavaş yavaş yavaş her şey gitmeye başlar. Edebden az bir talimde bulunmak, az bir edeple hareket etmek, bize çok ilimden daha üstündür. Zaten ilim edebi öğretir. İnsanlar edep hakkında çok konuşup görüşmüşlerdir. Ama biz diyoruz ki bir kere nefis ve onun uyumlarını bilmektir. Hilesi nedir? Bilmektir. Hazır edep bu. Ve nefsin arzu ve isteklerinden, hilelerinden kurtulmaktır. Ebu Havs, Rahmetullahi aleyh buyurdular ki, eğer adam çok saygılıysa insanlara karşı da, hayvanlara bile, nebatata bile koparırken böyle koparmıyor da Allah'ımız bunu bize ikramen lütfetmiş diye. Bir taşı dahi bu şekilde değil de, benim kalbim bu taştan da daha serttir diye duygularla atabilmek. Edep bitmez. Eğer içinde varsa dışında da görünen odur.
Şunu bardak kabul etsek bardağın içerisinde neyse dışarıdaki dışından da görünen odur. Bir kere Allah'ın hızıyla olan edep, emri ilahiyesine son derece riayet etmek ve nehiyinden kaçmaktır. Ona tazim