Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Buyuruyor ki Edeb, Edeb, mehamit, öyle, güzel olan, herkesin hoş karşıladığı, Kuran-ı Azimüşşan'ın desteklediği, Sünneti Seniyyenin kabul ettiği ve selim olan aklın doğru gördüğü halleri elde etmek. Mekabi, çirkin. Ne dinimiz, ne kitabımız, ne Rasulullah'ın sünneti, ne Ehl-i Hak ulemanın kabul etmediği bütün kötülüklerden vazgeçmektir. Edebin tarifi bu. Öyle edep. İsmin li Velik. Bel cemu. Edebul. Edebin cemi adaptır. Bir eğitimden geçirmek, nefse yapılan bir darbe nasıl ki serkeş olan bir ad bir köpek av için, tehdit ediliyor bir eğitimden geçiriliyorsa bir ad da eğitimden geçiriliyorsa insanın da nefsinin azime, az uyuma, az konuşma emri ilahiyeye riayetle ne emrolunmuyorsa nehy yolundan kaçmakla terbiye edilmesidir. El-Nedep Riyavetün nüfuz Nefsin bir kere sıkıntılara katlanması.
Mesela namaz kılacağız, sünnetleriyle kılmak, nafilelerde kılmak, gecede kalkmak. Diyelim konuşurken bu söz konuşmamak. Gülerken kahkaha halde gülmemek. Velhasıl dinimizin evetlediği hususlardır ve maasinu'l ahlak, güzel huylardır ve Şimdi demiri alıyorlar ateş üzerine bırakıyorlar. Ateş üzerine bırakınca demirin üzerindeki o kiri pası tamamen yok oluyor. Aynen bunun gibi, aynen bunun gibi riyazetle nefsimiz mesela oruç tutmak ona zor geliyor. Diyelim ki ibadet taat ona güç geliyor. Bunlara katlanmak suretiyle insanın güzel olan, hakikaten tasdik edilen, doğru görülen, üstünlüğe vesile olan, ona kıymet kazandıran, değerleri elde etmektir.
Nasıl ki bir derinin dıbaat, belli bir terbiyeden geçip kılı, kılçığı giderilmek suretiyle altımıza serip oturduğumuz gibi, üzerinde namaz kıldığımız gibi nefsin de kötü arzu ve isteklerini, şehevi, hayvani duygularını yok edip onu düzgün bir hale getirmektir. Dinimizde eder. Velah, Allahü Zülcelal'den korkmaktır. Azameti ilahiyesinden çekinip Rabbime karşı yanlışlık yapmayayım. Ne emrederse onu tutayım. Neden kaçındırırsa ondan da sakın yiyeyim demektir. Korku şeytanın yoluna girmemektir. Veim de ehlil hikmet ehline göre vera, hikmet ehline göre vera, hikmet ehli gönlüne, nur ile, ayrı şerden ayırabilecek güce sahip, faydalı olanı alıp zarar olana atandır. Siyanetün nefs nefsini bütün kötülüklerden koruyandır. Mesela gözü bir harama bakmak istiyor, koruyor. Hasetle bakmak istiyor, koruyor. Diyor ki Allah'ı öyle takdir etmiş Celle Celalühü. Kulak uygunsuz söz dinleyecek, ondan sakınıyor.
O milhste bulunmuyor. Her ağzasını koruyor ve gayri ehli tahkik hakikat ehillerine göre edep, el hurucu minsidgil ihtiyar. Kendi arzu ve isteklerinden çıkıp tamamen Rabbimizin emrine rabt olmaktır. Vetala ru ala bisatil iftikar. Allah'a karşı Celle Celalühü yokluğumuzu bilerek yalvarış ve karışta bulunmak. Allah'ım senin karşında ben neyim ki? Bir zerre bile değilim. Ben sana her halimde muhtacım. Sana yalvarıyorum, yakarıyorum deyip yönelmek. Galli ibnul Kayyim rahimehullah ve hakikatü'l edeb hakiki olan edeb, edebin hakikati, gerçeği istihemalul hulukil güzel huyları elde etmektir. Velihe de teynele de istihracen lime fit tabiati minel kemali ilel fial fial. Bir kere tabiatımızda bulunan bütün kötülüklerden kurtulup sözümüzde, hareketimizde, her şeyimizde düzgün olmaktır. Dilimizde düzgün, tavrımız da düzgün. Güzel ahlakı elde etmek. Diğer bir manaya göre.
Müstahsenet, iyilikleri elde etmektir. Ey söz olarak, davranış olarak en güzel şekli ortaya koymaktır. Kendisinden üstün olana saygı duyuyor. Hafızsa hıfzından dolayı, alimse ilminden dolayı, veli ise velayetinden dolayı bir saygı içerisinde büyüğüne karşı. Anlatır, babadır. Kendinden evvel hayırlı yolda bulunandır. Ve rıfk çok yumuşak davranmaktır. Kendisinden aşağı olan da Hayırsız emeyip ona şefkatle yaklaşmaktır. Ne bilsin görmemiştir. Handan görmemiş, babadan görmemiş. Etraftan da böyle bir güzellik bulamamış deyip şefkatle, merhametle yaklaşıyor. Vegali ibn Kayyım Rahimehullah İlmi'l edeb ve ilmi Edebin ilmi şimdi malumat sahibi diyelim malumat sahibi kimsenin ilmi Dilini, yalan, gıybet, iftira, dedikodu, bühter hep bunlardan koruyor. El-Hita konuşmasında her halinde. Bu umumi de bir edeptir. Sözünde, dilinde konuşurken hatalardan salim olmak, hatalardan kurtulmak.
Edebin çeşitleri. Edeb şu üç şekildedir. Edebün ma Allah sübhanehu ve teala. Bir edep var ki Allah ile olan edep. Celle Celaluhu. Ve Edebun ma resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve şerhi dinimizin emirlerinde riayetkar olup Rasulullah'la bulunduğumuzda derken Rasulullah'la edep, Rasulullah'ın tavsiyelerine uymak, ona riayet etmek ve edebun, Allah'ımıza karşı edep, Resulullah'a karşı edep, Sebe ve Sellem. Bir de insanlar arası muamele. Allah'ımızla edep celle celalühü üç şekildedir. Birincisi Şeytanın bize vermiş olduğu kötü düşünce, bizi aldatması, nefsin arzu ve istekleri, riya, kibir, kendimizi beğenmek, ucu, benlik, taatimizi başkasına duyurmak bu gibi bütün hallerden kurtulmaktır. Kalbimizin Allah'tan gaydeye dönmesinden kurtulmaktır. Allah ile olan edebi Celle Celaluhu, ikinci şekli bu.
Kalbimiz ne dünya muhabbetine, ne kadın sevgisine, ne paraya, ne kula, ne şöhrete hiçbir nefsani isteklere dalmayıp Rabbimize yönelmektir. Üçüncüsü birincisi ziya, kibir, vucub benlik bunun gibi hallerden kurtulmaktır. İkincisi İkincisi Kalbimizin Rabbımızdan başkasına dönmemesi. Üçüncüsü Bizi mahvedecek, helaka götürecek alakalardan kesilmek ve kurtulmak Allah'ımıza karşı saygı, sevgi, tazim, hüsnü suhbeti maah, Allah'ımıza karşı haya utanarak, onun büyüklüğünü tefekkür ederek zahirde dışta insanlar ile muamelemizden, işte kalbimizden kötü niyet, düşünce ve fikir içerisinde olmamakla güzelliği elde etmektir. Edebur resulme Allah'ı Azze ve Celle. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a karşı edepte, esrarı ma zalu ve ma taaa, sakın Allahü Velallim, Allah'ımızın cemali ilahisini seyrettiğinde Habibullah'ın gözü ne aştı ne de şaştı. Bu ne demek? Bu edeptir.
Yani Allah'ın emrinden ne aşın ne de şaşın olduğu gibi tutun demek. Resulullah ne emrediyorsa onu bana göre, sana göre bilmem filan ifadesinden kurtulur. Ne buyuruyorsa odur. Allah'ın sevgili kullarının da yapmış olduğu tavsiyelerde hiçbir yanlışa, hiçbir tevhide gitmeden bağış üstüne demektir. Celle ve ala. Cenabı hak edebin zirvesinde olan güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamı tavsif ederken Rabbimiz, onu vasfederken, ve innek habibim hiç şüphesiz ve sen, en yüce ahlak sıçrar. Kim edepten mahrum olursa artık edebi tarif etmiş olduk Rabbimiz ne emretti ise Resulü ne buyurmuşsa bu Allah'ın salih kulları ne ifade buyuruyorsa onlara dikkat etmek riayet etmek. Kim bundan mahrum olursa bu edepten mahrum olursa, '' '' O Sünnet-i Seniyyeye de uymaz. Bilmez pozisyonu zaten biliyor sünneti. Bilirsek müstesna.
Mentehaeve biz Sünen, Eğer Sünneti Seniyyeye karşı takayitsa, ilgisiz ise, alakasızsa, bu farzlarla yine yetmez. Eğer sünnete dikkat etmiyorsa bir müddet sonra o farzı da terki Eğer farzlarda da tembelliğe düşer, gaflete düşerse O Rabbimizi da tanımıyor demek. Onu da tanımıyor, onu da bilmiyor. Rabbimizi da tanımadığı için Mevlamızı artık her işi tamam oluyor, onu tanımayan her türlü yanlışı yapar. Bir kere Allah'ımızla, Allah'ımıza karşı eder. Onu dinine, din deyince itikat, inanç, ibadet, ahlak, muamele, ticaret, nikah her türlü mevzu gireceğiz. Bunların hepsinde nedir? Dikkatlidir. Rivayetkardır. Allah'ın bildirdiği emirlerle edeplenmiş. İnsanlarla muamelesi, ailesiyle muamelesi, çocuklarıyla muamelesi, komşuyla muamelesi, iş ortağıyla muamelesi. Bütün tavır hareketleri ve batınen kalbi durumu. Mesela aklı, beyni, fikri, iradesi, düşüncesi, gönlü her şeyi Rabbimizin emrine muaf.
Kişinin Allah'a karşı saygısı üç şekildedir. Bunları yapmadıkça o müstakim olamaz. Allah'a karşı celle celalühü şu üç edebi gözetlemedikçe ondan hiçbir hayır çıkmaz. İsim ve sıfatlarını bilecek. Allah'ın isimlerini bilecek, sıfatlarını bilecek. Hayat sahibi, hayat verdiğini, her şeyin onun hayat vermesi ile canlandığını, ilmini, her şeyi ilminin kuşattığını, her halimizi bildiğini, şurada nasıl oturuyorsak gizli anımızda da böyle dikkatli olup onun gördüğünü bilerek riayet gitmemiz gerektiğini bilmek. Allah'ın dinini, emirleri, farzı, vacibi, sünneti, müsteabı bunları bilmek. Mesela namaz kıldık. Namazda fark neydi? Namazın sünnetleri neydi? Namazın edebi erkanı neydi? Bunu bilmiyorum.
Allah'ımızın artık bizim için emrettiğini tutup bizim için çelik gördüğü, çirkin gördüğü zina gibi, elimizin yanlış davranması gibi, ayağımızın uygun yerlere yürümesi gibi, gözümüzün yine o şekilde ırz ve namus tanımadan her yere açılması gibi, dilin yanlış ifadeler içerisinde olması gibi sıkıntılar da kurtulmasıdır. Ve nefsin müsteitdetün, kabiletin, lehyinetün, müteeheyyi etün likabulil hakkdi ilmen ve amelen ve hal. Bir kere yaşantı olarak böyle durumu, tavrı, sözü, kelamı, insanlar arası muamelesi ne yaparsa bütün işlerinde yumuşak bir tabiat. Hakkı kabul ediyor ve tavırları çok güzel. Zaten uyarsa Allah'ın emrine onun tavrının güzelliği tarif edilemez ve çok kabiliyetlidir. Halinde, amelinde, ilminde, her hareketinde çok mülayim, emri ilahiye muvaffaktır. Velhamdülillahi Rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.