İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Aziz Nebilerimi kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun. Ebu Eyyub el Ensari Radıyallahu Anh'ı tanımaya bu bölümü üzerine de devam edeceğiz inşallah. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l Azeyiz'in Ashabı Kiram isimli eseriyle. Hayber Gazasında Ebu Eyyub el Ensari Hayber kalası Medine-i Münevvere'ye dokuz konaklık yani iki yüz mil mesafede bir yerdir. Burası gerek Medine'de gerekse civarında bulunan Yahudilerin merkeziydi, İslamiyet'e ve Resulü Zişan Efendimiz'e bütün suikastlar hep buradan geliyordu. Artık bu fitne ve fesat yuvasını kaldırmak zamanı gelmişti. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bin altı yüz kişilik bir ordu ile Yahudilerin kuvveti olan Hayber kalasını muhasara eyledi. Hayber Fatihi unvanını alan Ali'nin bu muharebede pek büyük kahramanlığı görüldü. Kalalar zukut etti, düştü.
Pek çok ganimet alındı ve birçok esirler de alındı. Fakat yine Yahudiler suikasttan geri durmadılar. Yahudiler bu Hayber muharebesinde Peygamber efendimizi zehirlediler. İrtihali Nebevide Hayber'de yediğim zehirli etin tahtı tesirinde bulunuyorum. Çünkü bu sebeple Mevlam şehadet mertebesi ihsan buyuracak, Uhud muharebesinde gazilik mertebesini atıfet buyurduğu gibi diye buyurmuşlardır. Bu muharebede Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme daha başka suikastlar ve taarruzlar yapmaları pek muhtemel olduğundan, Mücahid-i Azam Ebu Eyyub el Ensari geceleri sabaha kadar Resul-i Ekrem'in çadırının etrafında pür silah nöbet beklemiştir.
Bir sabah fahri alem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz çadırından çıktığı vakit Ebu Eyyub'un nöbet beklediğini görünce, mahsusiyetinden Allah'ım sabahlara kadar uykusuz kalıp nöbet beklemek suretiyle beni muhafaza etmeye çalışan Ebu Eyyub'u sen de dünyada ve ahirette muhafaza buyur diye dua buyurmuştur. Bir rivayette Allah Celle ve Ala sana rahmet etsin, Allah Celle ve Ala sana rahmet etsin diye tekrar dua buyurmuşlardır. Bir rivayette de ya Eba Eyyub sana şimdiden sonra hiçbir kötülük isabet etmez duayı Habibi Kibriya'sına mazhar olmuştur. Filvaki bu duayı Muhammediye'nin bereketiyle hayatında türlü türlü vartalar atlatmıştır ve irtihalinden sonra da mübarek kabri şerifini sekiz yüz senei mütecaviz müddetle ecnebiler kemal itina ile muhafaza eylemişler, Fatih Sultan Mehmet Han zamanından bugünlere kadar da türbei şerifesi muhafaza edilmekle beraber ziyaretgahı enam olmuştur.
Muharebe zamanlarında, peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin çadırının etrafında Ebu Eyüp Hazretleri'nden başka nöbet bekleyen şu zevatı kiram vardır. Sa'd bin Muaz, Sa'd bin Ebi Vakkas, Abbad bin Bişr, Zübeyr İbnü'l Avvam, Muhammed bin Mesleme, Zekvan bin Abdullah bin Kays hazeratıdır. Ta ki Kuran-ı Kerim'de Allahü teala seni nasıl şer ve zararlarından hıfz u siyanet eder, ayet-i celilesi nazil olunca, bu teminat-ı Samedaniye tecelli ettikten sonra emri Nebevi ile nöbet vazifesini terk etmişlerdir. Ebu Eyyub'un Hadis İlmine Olan Hassasiyeti. Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el Ensari, Mısır'ın fethinde de İslam ordusuyla beraber bulunmuşlardır ve bir tarihte Ebu Eyyub el-Ensari Mısır'a teşrif ettiğinde Utbe bin Amir'i ziyaret etmişti. Bu zat sesi gayet güzel olduğu için Kuran-ı Kerim okurken dinleyenleri gaş ederdi. İlmi Farahize de aşina idi.
Deniz muharimelerinde de bulunmuştu. İbni Abbas, Ebu Eyyub el Ensari ve Ashap betabiinden bazıları Ukbe bin Amir'den hadis rivayet etmişlerdir. Ukbe bin Amir'in bir hadis-i şerifi rivayet ettiğini Ebu Eyyub işitince kendisinden sual etmiş, hadisi şerif şuydu. Kim ki bir Müslim kardeşinin ayıbını dünyada örterse, Allah Celle ve Ala Hazretleri de onun dünya ve ahirette ayıbını örter. Ukbe dedi ki kardeşim, bu hadisin ravisi şimdi Mısır Valisi bulunan Mesleme bin Muhallet'tir. Ona bir sor bakalım. Ebu Eyyub doğruca Mesleme bin Muhammed'in konağına geldi, selam verdi. Birbirlerine sarıldılar. Muhabbetten sonra Mesleme sordu. Ya Eba Eyüp, hayrola, böyle acele gelişinizin sebebi nedir yoksa bir müşkiliniz mi var? Ebu Eyyub'da benim sana gelişimin sebebi bir Hadis-i Şerif'tir dedi ve az önce zikrettiğim Hadis-i Şerif'i okudu.
Çünkü bu Hadis-i Şerif'i senden ve benden başka Resulullah Efendimizden işiten kalmamıştır, dedi. Mesleme de hadisi aynen okuyarak evet, ben bu hadisi Resulullah'tan böylece işittim, dedi. Bunun üzerine Ebu Eyyub sadakte, yani doğru söyledin diyerek tasdik etti ve doğru Medine'ye avdet eyledi. İşte gerek Ashab-ı Kiram ve gerekse tabiin-i zevil-ihtiram ve gerekse onlara tabi olan ulema-i ümmet kendileri için Kuran-ı Kerim'in hıfzından sonra en büyük şeref ve meziyet olan sünneti seniyyenin, yani hadisi şeriflerin hıfzu zaptına son derece himmet, sarf ve gayret etmişlerdir. Bundan dolayıdır ki, ashabı kiram ve ulema efendilerimiz o tarihlerde seyahatin müşkilatına bakmayarak hadis-i şerif rivayeti ve bir alimin ağzından dinlemek azm ü aşkıyla İslam memleketlerinin şarkından garbına, garbından şarkına kadar sefer zahmetine katlanmışlardır.
İşte bu dini Muhammedi Hak Sübhanehü ve teala Hazretleri'nin tevfik ve inayeti ile ashabı kiram ve ulemanın menfaat gözetmeden garajsız ve uvassız olarak sırf rızayı Sübhani ve Şefaati Nebevi uğrunda bu suretle teessüz ve inkişaf etmiştir. Kıbrıs Adası'nın Fethinde Ebu Eyyub. Milleti İslamiye ve Muhammediler Devleti, bidayet-i zuhurunda iki büyük devletin tecavüzlerine maruz bulunduğundan onlara harp etmek mecburiyetinde kalmıştı. Biri İran şahlığı idi ki, onun payitahtı ve birçok memleketleri bir inayetillahi teala fetholunmuştu, ikincisi ise şarkı Roma İmparatorluğu Konstantiniyye, yani İstanbul Kayserliği idi, ki ona tabii olan Suriye ve Mısır kıtaları dahi fetolunmuştu. Fakat asıl maksat bu devletin payitahtı olan Kostantiniyye'nin fetholunacağına dair bir hadisi şerifin tahakkukuna müteveccih idi.
Lakin İstanbul'a gidecek ordunun hem karadan hem de denizden gönderilmesi icap ettiği için evvela üssü bahri olarak, yani deniz üssü olarak Kıbrıs adasının fethi lazım geldiğinden, Hicretin yirmi sekizinci senesinde Hazreti Osman Zinnureyn'in hilafeti zamanında seferberlik ilan edilip, Mısır ve Şam donanması da Kıbrıs'ta buluştular. Bu gazaya birçok gönüllüler de iştirak etti ve içlerinde Ebu Eyyub el Ensari, Ebu Zer el Gıfarî, Ebu'd Derdi, Umeyr bin Sa'd, Fudayla bin Übeyd el Ensari, Vasile bin el Eska, Kabil Hibr ibnul Muti, Abdullah bin Biş, Şeddad bin Evs, Mikdad bin Esved, Cübeyr bin Nufeyl vesair Rıdvanullahi aleyhim hazeratı da vardır. Bahusus Ubade Bin Sabit el Ensari zevcesi Ümm-i Haram'da beraber idi. Ümm Haram radıyallahu anha Kıbrıs adasında atından düşüp şehit olmuştur. Kabri şerifi Kıbrıs'ta ziyaret edilmektedir. Ayrıca menakıbı da vardır.
Kıbrıs Adası Sulh ile fetholunmuştur. Ondan sonra Rodos, İstanköy, Sakız, Midilli, Bozca Adalar da fethedilmiş ve Çanakkale Boğazı'ndan girilerek Konstantiniyye muhasara edilmiştir. Kıbrıs Adası'nın Fethinde Ümmi Haram Enes bin Malik demiştir ki, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz benim süt teyzem olan Melik Hakkı Ümmi Haram'ı Kuba'da ziyarete geldi. Çünkü Ümmi Haram, Peygamber Efendimizin dedesi Abdulmuttalib'in anası Selma tarafından akrabası ve süt cihetinden de mahremi idi. Ümmü Haram peygamberimize yemek verdi. Sonra Resulullah bir müddet uyudu, derken gülümseyerek uyandı. Ümmü Haram ya Resulullah seni ne güldürüyor diye sordu. Resulullah, rüyamda bana ümmetimden bir kısım mücahitlerin, şu gök denizin, yani Akdeniz'in ortasında padişahların tahtlarında kullandıkları gibi gemilere kemali ihtişamla binerek deniz harbine gittikleri gösterildi de gülüyorum diye buyurdu.
Ümmü Haram, ya resulullah, beni de o gazilerden kılması için Allah'a dua buyurunuz diye ricada bulundu. Resulullah da öylece duada bulundu. Sonra Peygamber Efendimiz yine uyudu ve gülümseyerek uyandı. Ümmü Haram yine sordu. Resulü Ekrem buyurdu ki ümmetimden bir kısım mücahitlerin, padişahların tahtlarına kuruldukları gibi kara nakliyelerine kurulup debdebeli bir kuvveti külliyeyle Allah uğrunda, Kayseri'nin şehri olan Konstantiniyye'ye, gazaya gittikleri gösterildi, buyurdu. Ümmü Haram, ya Resulallah, beni o Konstantiniyye gazilerinden kılması için Allah'a dua buyurunuz, diye rica etti. Resulü Ekrem Efendimiz de de hayır, sen önce deniz gazilerindensin buyurdu. Enes Radıyallahu Anh diyor ki, ümmi Haram hicri yirmi sekiz senesinde Kıbrıs Gazasında Kıbrıs Adası'na denizden çıktığı sırada bindirildiği katırdan düşerek kaza yolunda şehit olmuştur.
Kabri şerifi, Elan Kıbrıs'ta Merei Saliha ve Hala Sultan namıyla anılmaktadır. Zevci Ubade bin Sabit radiyallahu anh'ta iki akabe beyatına iştirak etmiş ve hazretcilerin nakavetini ihraç etmiş, İrtihali Nebevi'den sonra Şam'a gönderilen ilmi heyet içinde bulunmuş ve Humus'ta ikamet etmiştir, radiyallahu anhun. Ebu Eyyub'un İstanbul'u teşrifi. Hicretin kırk üç veya kırk sekizinci senesinde İslam ordusu Bus İbn-i Ertad ve Süfyan bin Avf radiyallahu anhuma'nın kumandasında, karadan Fudayla bin Übeyd radiyallahu anh kumandasında denizden, Vlad-ı Rum'a gaza etmiş, hatta Konstantiniyye'ye, yani İstanbul'a kadar gelmişler ve Mihmandar-ı Resul Ebu Eyyub da beraber teşrif etmişti. Bu sefer de açlık ve telefat vuku bulduğundan İslam ordusu mecburi olarak Şam'a avdet etmişti.
Hicretin kırk dokuz ve elli birinci senesinde ashabı kiramdan ve ordu kumandanlarından yine Süfyan bin Avf'ın tahtı kumandasında bulunan büyük bir ordu ile karadan ve denizden de Fudayl bin Übeyt el-Ensari İstanbul'a hareket etmiş ve sonradan Muaviye oğlu Yezid'i mühim bir redif kuvvetiyle İstanbul'a göndermişti. İşte o zaman Ebu Eyyub el Ensari, evvelki seferinden dört beş sene sonra ikinci sefer olarak İstanbul'a teşrif eyledi. Burada yine kış bastırdı. Muharebe denizden ve karadan şiddetle devam eylediği sırada gerek Süfyan bin Avf ve gerekse Ebu Eyyub el-Ensari radiyallahu anhum var, ikisi de burada şehit olmuşlardır. Ebu Eyyub el Ensari'nin meşhedi ve kabri paki hakkında izahat verilecek daha sonraki bölümlerimizde.
Hak Sübhanehü Teala Hazretlerinin kudret ve hikmeti ilahiyesine bakınız ki bu mücahidi Azam Hazreti Halid Ebu Eyyub el Ensari'nin muharebelerde kullandığı kılıç bugün İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda mukaddes emanetler arasında bulunmaktadır. Ebu Eyyub el Ensari'yi İstanbul'a cezbeden Hadis-i Şerifler Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu Hadis-i Şeriflerinde buyurmuşlardır ki Allah Celle vebali hazretlerinin salih ameller içinde çok sevdiği şu üç ameldir. Namazı vaktinin ilk cüzünde eda etmek, ana ve babaya hürmet ve itaat etmek, Allah uğrunda düşman ile harp etmektir. Bir mücahit fisebilillah düşmana hücum ve faaliyetindeyken üzerine güneş doğması ve akşam üzeri harp meydanından karargahına dönmesi, Allah'ın indinde güneşin üzerine doğup battığı bütün dünya mal ve mülkünden daha hayırlı ve sevaplıdır. Kostantiniyye elbette fetholunacaktır.
İmdi onun emiri ne güzel bir emir ve ordusu ne güzel ordudur. Bu hadisi şerif Ayasofya ve Fatih camilerinin şadırvan kapıları üzerinde yazılmıştır. Bu hadisi şerifi Ashabı Kiram'dan Bişrrü'l-Hanevi rivayet etmiştir. Bu zatın oğlu Abdullah ibn-i Bişr dahi Mesleme bin Abdülmelik'e naklettiği zaman, Mesleme gaza yoluyla Hicretin doksan dokuzuncu senesinde Konstantiniyye'ye İstanbul'a gelmiş ve Rum imparatoru ile bir muahede akdetmiş ve uzun bir zaman Galata cihetinde oturmuş ve bir İslam mahallesi tesis etmiş ve orada Arap cami şerifini de bina ederek İmam tayin ve halife namına hutbe okumuş ise de İstanbul'u fethedemeyerek Şam'a avdet etmiştir. Mesleme avdeti zamanında İstanbul'u gezip görmek üzere fener veya ayakkabısından yalnızca girip at ile Ayasofya'nın içine kadar girdiğini Muhyiddin ibn Arabi Musaramatında kaydetmiştir.
Benim ümmetimden gaza için ilk denize binen asker öyle bir askerdir ki, o amelleri sebebiyle onlara cennet vacip olmuştur. Yani şüphesiz cennet ve mağfiret kazandılar. Benim ümmetimden gaza için hazırlanıp Kayseri Rum'un memleketi olan Konstantiniyye'ye İstanbul'a cihada giden askerde afv u mağfirete mazhar olmuştur. Pisra denilen şah helak olduktan sonra başka şah gelmeyecektir. Kayser denilen kral helak olduktan sonra bir daha Kayser gelmeyecektir. Nefsim yedi kudretinde olan Rabbime yemin ederim ki, siz Kayser'in, Meliki Rum'un ve Kisra'nın hazinelerini elde edeceksiniz diye buyurmuştur. Bu hadisi şerifte Peygamber Efendimizin mucize olan kelamlarındandır. Değerli dinleyicilerimiz İnşallah, Hazreti Ebu Eyyub el Ensari Radıyallahu Anh'ı tanımaya devam edeceğiz.
Ebu Eyüp el Ensari'yi İstanbul'a cezbeden hadisi şeriflerden yine sizlere birkaç tanesini aktardıktan sonra inşallah İhsan Mektebi programımıza devam edeceğiz. Tekrar görüşünceye dek Allah'a emanet olunuz.