Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektibi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Mahmud Sami Ramazanoğlu Kuddisallahu Zerrahü'l-Asisi'nin eserlerini inşallah birlikte dinlemeye devam ediyoruz. Bugün Hz. Ebu Bekir Sıddık isimli eserden inşallah Hz. Ebu Bekir'in Resul-i Ekrem'e yakınlığına dair bir bölümle birlikte olacağız. Ey müminler! Eğer siz Rasulullah'a yardım etmezseniz bundan evvel Allahü teala muhakkak Resulüne yardım etti. Şu zamanki o zaman da iki kişinin ikincisi olduğu halde Mekke kafirleri Resulullah'ı Mekke'den çıkardılar ve o zaman Cebel-i Sevr'de mağaradaydılar. Ve o mağarada bulundukları sırada Rasulullah kemal-i tevekkül yani tam bir tevekkül ve metanetle korkma, mahzun olma. Zira Allah'ın inayeti bizimle beraberdir diyordu. Ayet-i celîle, Resulullah'a Allah'ın yardımının muhakkak olduğunu beyan etmiştir.
Zira Allahu Teala bundan evvel Resulüne nasıl ki yardım ettiyse yine nusrat edecektir, yardım edecektir. Allahü Teala Resulüne nusratı, dinini i'zası yüceltmeyi ve erbabı dine tazimi yani dini yüceltmek için çalışan kişilere tazimi tekeffül etti. Onlara bu sorumluluğu bu görevi yükledi. Siz isterseniz muavenet etmeyin, yardım etmeyin. Cenab-ı Hak kelimesini i'la buyuracak, yüceltecek ve resulüne muavenet edecek demektir. Ebu Bekir, Resulullah Hazretlerinin sahibi yani dostu, arkadaşı ve ashabı cümlesinden olduğuna ayet-i celile açıktan ve kati surette delalet ettiğinden, bir kimse Ebu Bekir Hazretleri sahabeden olduğunu inkar ederse kafir olur zira nass-ı Kur'an'ı inkardır. Hz. Ebu Bekir'in Resulullah Hazretlerinin sahibi arkadaşı olduğuna, Allahü Zülcelal Hazretleri şahittir.
Sohbeti, arkadaşlığı, tevatüren malum olan herhangi bir sahabenin faziletini inkar, insanı cahilane bir bid'ate sokarsa da küfür derecesine, derekesine tenzih etmez. Bundan yalnız Ebubekir Sıddık müstesnadır ki onun sohbetini yani sahabiliğini tanımamak nehy-i Kuran'ı tanımamaktır, yani küfürdür. Ebu Bekir Sıddık sohbet-i celile-i Nebeviyyeye o kadar mülazım idi ki, o kadar devam ederdi ki, emri risalet fenahi ile hac ve gaza gibi bazı münferet sefer ihdas edilirse, Hazar'da huzur-ı şerifi Risaletpenahiden ayrılmadığı gibi, yani savaşa, sefere çıkılmadığında Peygamber efendimizin huzurundan ayrılmadığı gibi bütün gazevat ve içtimalardan fahr-i Kainat Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerine gölge gibi ittisalini kaybetmemiştir. En tehlikeli yerlerde beraberdi. Her nerede olsa onun yardımcısı olurdu. G'arda refik-i can fedası o idi.
Uhud'da Huneyn'de herkesin başı sıkılıp dağıldığı dakikalarda Karin-i can siperi olmuş, peder-i mihribani ile evlad, iyal ve mal menalini hep onun yoluna feda etmişti. O derecedeki Habib-i Huda aleyh-i Efdalüttehaya Efendimiz Hazretleri, Ebu Bekir'in malından kendi gibi tasarruf buyururdu. Ebu Bekir'in iman ettiği gün kırk bin dirhem veya dinar malı vardı. Hicret ettiği gün yalnız beş bin dirhem veya dinarı kalmıştı ki üst tarafını, yani elinde kalan meblağı da hep rızayı ilahi ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem uğrunda bezletmişti, harcamıştı. Ve ezcümle mümin olduklarından dolayı müşriklerin zulüm ve işkencelerine düçar olan birçok Zuafay-ı Müslimini küffarın kayd-ı esaret ve işkencelerinden kurtarmıştı. Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ın rivayet ettiği Ahmed b.
Hanbel'in Müsnedindeki hadis-i şerifte Ebu Bekir'in malından faide ment olduğum kadar hiçbir maldan faidemend olmuş değilim buyurulmuştur. Tirmizi'deki Hadis-i Şerif'te Hiçbir kimsenin bizde mükafatını vermediğimiz bir iyiliği kalmamıştır. Yalnız Ebu Bekir müstesna. Onun bize öyle iyilikleri vardır ki onların mükafatını kıyamet gününde Allahü Teala Hazretleri verecektir, buyurmuştur. Ve diğer ehadîs-i Nebeviye Ebu Bekir radiyallahu anh'ın Seha-yı Pesendisine şahittir. Velleyl suresinin nısf-ı ahiri son yarısı da o sehanın arş-ı Rahman'dan nüzul eden burhan-ı tasdikidır. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerinin Hz. Ebu Bekir'e muhabbeti büyük bir hürmete mukarin idi. Feth-i Mekke günü peder-i mükerremleri Ebu Kuhafe radıyallahu anhh huzur-u saadetlerine getirdiği vakit: Şu ihtiyar babanı ben yanına gidinceye kadar bırakıp rahatsız etmeyeydin buyurunca Hz.
Sıddık da Huzur-u Aliye gelmeye o haktır demesi üzerine oğlunun bizim üzerimize olan iyiliklerinden dolayı biz onun hukukuna riayet ederiz buyurmuşlardır. Kendisi sahabi olduğu gibi Abdurrahman b. Ebibekr ve Muhammed b. Ebibekr ve Kerim-i Muhuterimeleri, Hz. Aişe b. Ebibekr ve Esma b. Ebibekr ve Ümmü Gülsüm bint Ebi Bekr, bir de Ebu Atik Muhammed bin Abdurrahman bin Ebi Bekr bin Ebi Kuhafe hep sahabidirler. Bu hususiyet hiçbir kimseye nasip olmamıştır. Programımızın başında ifade ettiğim ayet-i celîlede Vacib Teala ve Tekaddes Hazretleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerinin Ebu Bekir'i tesliyesi üzerine cereyan eden ahvali beyan etmek üzere Ahval bu minval üzere korkulu bir halde cereyan edince, Allah Teala Hazretleri Resulü üzerine emniyet ve sükunet indirdi. Binaenaleyh kalbi nebevileri müsterih oldu.
Bu muavenet-i ilahiyi refik-i Ebu Bekir'e tebşir ile teselli buyurdu ve Allahü teala resulünü sizin görmediğiniz askerleriyle te'id buyurdu ve Allahü teala kafirlerin mekr ve hileye dair sözlerini aşağı kıldı. Beynen nas insanlar arasında kelamlarının asla itibarı olmadığı ve kalmadı Ve Allahü teala kendi kelimesi olan kelime-i tevhidi daima yüksek ve ali kıldı. Binaenaleyh kıymeti ila yevm-il kıyam bakidir ve Allahü teala herkes üzerine galip ve her ne işlerse hikmete muvafıktır mealindeki ayet-i celile nazil olmuştur. Bu ayet-i celile birkaç cihetten Ebu Bekir'in ashabtan efdal olmasına delalet eder. Çünkü bir. Yalnız Ebu Bekir'in gar-ı Şerif'te Rasulullah'la beraber bulunması. İkincisi. İzni ilahi ile olan bu hicrette sohbet-i nebevilerine Cenabı Hakk'ın Ebu Bekir'i münasip görmesi. Üçüncüsü. Ve böyle mühim misafirette, yolculukta Rasulullah'a Rafik olması. Dördüncüsü.
Gıarda Sani-i Resulullah olduğunu yani Resulullah'ın ikincisi olduğunu vacip Teala'nın zikretmesi ve beşincisi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sahibi olduğunu sarahaten beyan eylemesi. Ebu Bekir'in sarahaten şerefine ve faziletine delalet eder. Ebu Bekir der ki Ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ile Cebel-i Sevr'de bulunan Ğarı Şerif'teydim. Sonra ben şöyle başımı kaldırıp baktığımda bizi takip ve taharri için gelen Kureyş kavminin ayaklarını gördüğüm cihetle ya Nebiyallah eğer onların bazısı bizim mağaramıza şöyle aşağıdan bakmış olsa bizi görecek deyince cevaben sükut ediniz ya Eba Bekir. Biz ancak iki kişiyiz, bizim ikimizin üçüncüsü Allah Teala'dır. Onun hıfz ve emanındayız. Üçüncüsü Allah Teala Hazretleri olan iki Rafik düşmanlarının eline geçer mi? Hiç havf ve endişe etmeyiniz demektir.
Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh'tan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem insanlara şöyle hitap etti. Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri bir kulunu end-i manevisi ile dünya arasında muhayyer bıraktı da o kul nezd-i maneviye-i Sübhani'de olan ahiret tarafını tercih etti. Bu söz üzerine Ebu Bekir ağlamaya başladı. Ebu Said el-Hudri, Resulullah'ın dünya ve ahiret beyninde arasında muhayyer bırakılan kul hakkında verdiği haberlerden dolayı Ebu Bekir'in ağlamasına hayret ettik diyor. Müteakiben Peygamber insanlar arasında arkadaşlık ve mal noktasında en ziyade minnettar olduğum Ebu Bekir'dir. Şayet ümmetimden kendime bir dost ittihaz etmiş olsaydım, elbette Ebu Bekir Sıddık'ı edinirdim. Lakin uhuvvet ve meveddet-i İslamiye kafidir.
Artık bundan sonra Ebu Bekir Sıddık'ın kapısı müstesna, mescide açılan kapıların hepsi sedd olunsun, yani kapansın buyurdu. İbn-i Abbas'tan mervîdir ki Hakka ki gerek mal ve gerek bedenen, kuafesade Ebu Bekir Sıddık'tan ziyade beni minnettar eden hiçbir fert yoktur. Eğer nas içinde insanlar içinde birini kendime dost ittihaz etmiş olsaydım, Ebubekir Sıddık'ı kendime dost ittihaz ederdim. Lakin hullet ve o huvvet-i diniye daha efdaldir. Şimdi siz gözümüzün önünde Mescid ve Harem-i Şerife açılan ne kadar kapı varsa, Ebu Bekir Sıddık'ın kapısından maadasını sed ve ben dediniz. Yani benden sonra Ebu Bekir Sıddık makam-ı hilafete ve imamet-i Kübra'ya geçeceğinden Müşavün-ileyh Hazretlerine suhulet olsun, kolaylık olsun demektir. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü bu Hadis-i Şerifle nihayete erdirmiş olalım.
İnşallah bir sonraki bölümümüzde yine Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallallahu Sirahü'l-Aseys'in Hazreti Ebu Bekir Sıddık isimli eserinden kaldığımız yerden devam edeceğiz.