İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebu Bekir Sıddık isimli eserinin Hakkın UFranı, Kulların İsyan ve Nisyanı isimli bölümüyle inşallah birlikteyiz. Bugün de sevgili izleyicilerimiz. Allahutaala şöyle buyuruyor. Allah tarafından kuluna, habibine vahyedilecek her şeyi vahyeyledi. Öyleyse Allah Teala Habibi Muhammed Mustafa'nın sırrının keşf olunması ancak nübüvvet ve risalet sahibine caiz olan ilahi sırlardan şanı yüce ve büyük bir sır olarak vahyetmiştir. Denildi ki, Allahü Teala ona vahyetti ve vahyinde şöyle buyurdu, ya Muhammed sana bu gece ümmetinin üçte birini bağışladım. Kıyamet gününde yani mahşerde de senin benim katımdaki makamının mahlukata beyan olunması için onların üçte ikisini orada bağışlayacağım. Denildi ki Allahutaala ona şöyle vahyetti. Ya Muhammed, ümmetin itaat ediyor ve günah da işliyorlar.
Onların itaati rızamla, isyanları kazamladır. Rızamla onları kabul ederim. Kerim'im, kazamla onları affederim, Rahim'im. Denildi ki, Allah-u Teala vahyinde şöyle buyurur. Ya Habibim ümmetine kalpleri katılaşmasın diye çok mal vermedim. Tevbe etmekten mahrum olmasın diye ani ölüm vermedim. Kabirlerinde çok beklemesinler diye onları en son ümmet kıldım. Ya Muhammed bütün enbiyadan önce sen cennete gireceksin. Rivayet edilmiştir ki Nebi Miraca ulaştığında Allahutaala şöyle buyurur. Ya Muhammed bütün mahlukatı senin için yarattım. Seni de kendim için yarattım. Hepsi de benim rızamı talep etmektedirler. Ben ise senin razı olmanı dilerim. Hepsi benden istemektedirler. Yani taliptirler. Sen ise benim matlubumsun. İste verile. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurur. Allah'ım! Sana babam, anam için dua etmiyor. Fakat ümmetimi kurtar diye yalvarıyorum.
Allah şöyle buyurur: Ya Muhammed! Ben Allah'ım. Latifim. Sen Nebi'sin, şerifsin. Ümmetin zayıftır. Latif ile şerif arasında zayıf nasıl gözetilmez? Ya Muhammed sen ümmetim, ümmetim diye çağırıyorsun. Ben rahmetim, rahmetim diye nida ediyorum. Rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Rivayet edilmiştir ki Resulullah Miraca çıktıklarında Allah ona şöyle buyurur. Ya habibim, her sevgili sevgilisinin yanına geldiğinde hediyeler getirir. Sen bana ne getirdin? Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Allahu Teala'ya cevaben şöyle der. Ya Rabbi senin hazinelerinde olmayan iki şey getirdim. Allahutaala bildiği halde nedir onlar ya Muhammed? Resul-i Zişan onların biri ibadetlerin noksanlığı, ikincisi ümmetimin isyanıdır. Hak Teala şöyle buyurur. Ya Habibim madem ki katıma acizliği itiraf ile geldin, o halde sana ecir ve mükafatımı kat kat vereceğim. Ümmetimin noksan ve isyanını gufrana çevireceğim.
Bunların kötülüklerini Allah iyiliğe çevirir. Sonra Allahutaala nibiye şöyle buyurur. Ya Muhammed sağına bak. Hazreti Peygamber sağ tarafına baktığında çok dalgalı büyük bir deniz görür. Denizin içinde bir ada, adanın içinde bir ağaç, ağacın üstünde bir kuş kuşun gagasında az bir toprak, çamur tanesi görür ve evet ya ilahi der. Allahü teala şöyle buyurur. Ey Muhammed, bu büyük deniz benim rahmet deryamdır. Şu küçük ada dünyadır. Üzerindeki ağaç dünyanın yeşilliği nimetidir. Ağacın üstündeki kuş insanlardır. Kuşun gagasındaki bir damla çamur insanların masiyeti, günahtır. Bu bir damla çamur mümkün müdür ki benim bu büyük rahmet denizimi bulandırsın? Eğer rahmet deryası bir dalgalanacak olursa o küçük zerre yok olur gider. Sen Şefi'ül Müznibin yani günahkar ümmetin şefaatçısısın. Ben Erhamürrahiminim merhamet edicilerin en merhametlisi.