Alemdarın Kaleminden yansımalar. Ebedi hayatı arzulayanlar. Hallacı Mansur Beni öldürünüz dostlarım. Benim hayatım ölümüm nedir diyor. Yaşamı ölümle alakalandırıyor. Kişi öldüğü zaman hayatı devam eder mi? Allah dostlarının hayatı ölümle başlar. Onlar için bu hayatı güzelleştiren de ebedi hayattır. Olgun insan hayatı boyunca ebedi aleme hazırlanır. Allah Teala bir ayet-i celilede, De ki Allah yanında ahiret evi, başkalarının değil de sadece sizinse, eğer bu davanızda da doğruysa, haydi ölümü canınıza minnet bilin, buyuruyor. Yine Allah Her kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse elbette Allah'ın belirlediği ecel muhakkak gelecektir ve O, işitir, bilir buyurmaktadır. Ayette geçen lika kelimesi bir makama işaret etmektedir. Lika'nın kelime anlamı karşılaşma demektir. Istilahi manası ise Allah ile olmak, Allah'ın cemalini ve zatını bulmaktır. Peki, bu kavuşma öldükten sonra mı olacaktır? Hayır.
Allah'ın cemaline burada kavuşulur. Burada karşılaşılmazsa orada karşılaşılamaz. Erenlerin şebi arusu. A. Hazreti Bilal-i Habeşi radıyallahu anh. Hazreti Bilal vefat anındayken hanımı vah vah diye üzüntüsünü dile getirmiş. Oysa, oh 0 diye sevincini belirtmiş. Hanımı, niçin böyle diyorsun ya Bilal, deyince, Peygamberimizin kutlu sahabesi şöyle cevap vermiş. Ben sevdiğime kavuşuyorum. B. Abdullah bin Mübarek. Abdullah bin Mübarek vefat edeceği sırada gözünü hafifçe açıp gülümsemiş. Halbuki bu zat ömrü boyunca mahzun gezermiş. Niçin gülüyorsun diye etrafında bekleşenler sormuşlar. O ise sevincinin nedenini şöyle izah etmiş. Ümidim ve emelime kavuşuyorum da onun için. Ümidim ve emelim Rabbimdir. Rabbime kavuşuyorum. C. Ebu Said Haddat. Ebu Said Haddad, vefatına yakın sık sık vecd halindeyken görülürmüş.
Cüneydi Bağdadi Hazretleri kendisinin niçin böyle bir vecd hali içerisinde olduğunu sorunca Ebu Said, Ruhu Allah'a iştiyakla uçan kimsenin haline şahit ol. Ruhu Allah'a uzlet içerisinde olan kimsenin haline şaş cevabını vermiş. Hadis-i şerifte buyrulmaktadır. Kim Allah'a kavuşmayı isterse Allah da ona kavuşmayı ister. Kim Allah'a kavuşmaktan kaçarsa Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz. De. Sehl bin Abdullah. Sehl bin Abdullah vefat edince çok büyük bir cemaat kendisini defnetmeye kabre giderlerken o civarda yaşayan bir Yahudi, Bu gürültüde ne böyle? Demiş. Sehl bin Abdullah'ın vefat ettiğini söylemişler. İşte o zaman Yahudi Allah diye bir nara atmış. Sen Yahudi'sin, sana ne oluyor dediklerinde Semadaki melekleri gördüm, bu vefatı ağlaşıyorlardı, dayanamadım demiş ve o anda eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enna muhammeden abduhu ve resuluhu diyerek iman etmiştir. E. Hz.
Mevlana Celaleddin. Ölümünü şebi arus olarak niteleyen Mevlana'mız şöyle buyurur: Canı sen aldıktan sonra ölmek şekere benzer. Seninle olduktan sonra ölüm tatlı candan da daha tatlıdır ya Rabbi. F. Yavuz Sultan Selim Hazretleri. Yavuz Sultan Selim'in Hasan Can ismindeki nedimi onu muayene eder ve muayene neticesinde sultanın ölüme hazırlanmasını ima ederek der ki sultanım, artık ahiret zamanı yaklaştı. Cüneydi Bağdadi'ye La ilahe illallah de dediklerinde onun Onu Celle Celalühu unutmadım ki hatırlayayım cevabını verdiği gibi Sultan Selim de Hasan Can, Ne zaman unuttum ki Allah'ımı? Der. Ve bir Yasin-i Şerif okunmasını ister. Yasin-i Şerif daha bitmeden Selamun kavlen min Rabbbir rahim ayet-i celilesinde ruhunu Mevla'ya teslim eder. G. Salih bir müminin ölümü. Bir gün iki arkadaş, hangimiz önce ölürse sağ olana nasıl öldüğünü haber versin diye sözleşirler. Arkadaşlardan birisi vefat eder.
Ölümden sonra ölen kişi sağ kalanın rüyasına girer. Diri olan ölene, seninle bir sözleşmemiz vardı. Nasıl öldüğümüzü anlatacaktık. Kardeş nasıl geçti vakitlerin, der. Konuşma şu şekilde devam eder. Ben hastaydım. Doktor geldi ve sordu. Neren ağrıyor? Tepemden tırnağıma her yerim. Şimdi? Diz kapağımdan yukarısı. Şimdi nasıl? Göbeğimden yukarıya bir ağrı var, aşağıda yok. Doğru söyle, başımda bir ağrı var. Meğer ruhum yavaşça çekiliyormuş. Sonradan bir baktım, bir ağıt başladı. Yatağın içinde de bir cenaze var. Sordum, bu kimdir? Bana cevap vermediler. Eşime, çocuklarıma, kardeşlerime dokundum. Niye ağlıyorsunuz? Kimdir bu ölen? Herhalde bana küsmüş olmalılar ki ses vermediler dedim kendi kendime. Ruhu dokunduğu için kimse bir şey hissetmiyor. Sonra bir baktım o yataktakini kaldırdılar, teneşir tahtasının üzerine koydular. Ne kadar enteresan. Yıkadılar, kefenlediler.
İmam Efendi geldi, namazını da kıldı. Ben de kıldım. Sonra kalktık, götürdük kabristana. Kabre koyduk. O zaman beni alıp aşağıya atıverdiler. Ne oluyor derken sağdan bir pencere açılıverdi. Ama an meselesi. Artık o tarif edilmez. Gördüm ki Veysel Karani etrafına toplamış Allah'ın dostlarını bir sohbete dalmış. Tarif edilmez bir sohbet. Yine baktım, beni muayene eden doktor. Allah Allah, gel dedi seni güzel bir yere daha götüreyim. Bir kapı açıldı. Artık onun kokusuna bile tahammül edilemiyordu. Gördüm ki bir kürsü üzerinde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve yanında bütün ashabı, Fahri Kainat ayağa kalktı. Buyur ümmetim, buyur ümmetim, seni tebrik ederiz ümmetim, dedi. Bütün etrafındakiler de tebrik ettiler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Sen vefat ettin, buyurdular. Ariflerin ölümü böyledir. Onlar için ne bir korku vardır ne de bir hüzün.
Ahirete hazırlıklı olursak bizlerin de ölümü böyle kolay olur inşallah. Alemdar'ın kaleminden yansımalar.