Dünyanın Manevi Üç Yüzü ve Kainattaki Ayetler kaydında Dünyanın üç yüzü vardır, buyrulurmuş. Allah'ın celle celalühü, bir mektubu, kevni bir kitabı olması. Tabii şimdi bunu bilmemiz lazım. Kevni ne demek? Kainattaki dağlar, taşlar, semavat, arz. Hep bunların içine girer. Allah'ımız hem kitabı kelime ile bizi ikaz buyuruyor, Bir de kevni ayetler. Kainattaki bütün varlıklar aslında bize bir…
Dünyanın Manevi Üç Yüzü ve Kainattaki Ayetler ne anlatıyor?
Dünyanın Manevi Üç Yüzü ve Kainattaki Ayetler kaydında Dünyanın üç yüzü vardır, buyrulurmuş. Allah'ın celle celalühü, bir mektubu, kevni bir kitabı olması. Tabii şimdi bunu bilmemiz lazım. Kevni ne demek? Kainattaki dağlar, taşlar, semavat, arz. Hep bunların içine girer. Allah'ımız hem kitabı kelime ile bizi ikaz buyuruyor, Bir de kevni ayetler. Kainattaki bütün varlıklar aslında bize bir…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Dünyanın üç yüzü vardır, buyrulurmuş. Allah'ın celle celalühü, bir mektubu, kevni bir kitabı olması. Tabii şimdi bunu bilmemiz lazım. Kevni ne demek? Kainattaki dağlar, taşlar, semavat, arz. Hep bunların içine girer. Allah'ımız hem kitabı kelime ile bizi ikaz buyuruyor, Bir de kevni ayetler. Kainattaki bütün varlıklar aslında bize bir derstir. Muhammed Hamidullah, Rahmetullahi Üç kişiydi kainatta. Dağların kıyam halinde ibadet ettiğini, hayvanatın rüku halinde, bitkilerin secde halinde. Meleklerin de bir kısmını kıyamda, bir kısmının rüku da, bir kısmının da secde olduğu olduğunu, namaz tarihinde bunların hepsinin mevcut olduğunu insan aynı zamanda kainatta da bütünleşiyor. Çünkü Rabbi zülcelal'mizi bütün mahlukat zikrediyor. Demek ki bu zikrullahı duymamız gerekiyor.
Bu kulak bir duyma hastası olan bir nimettir ama bir de iç kulağı vardır ki o gönülle alakalı olan kulla eşyanın zikrini işitmesi. Zaten bize kainat Allah'ımızın varlığını düşündüğümüz zaman ifade ediyor bütün bütün varlıklar. İkinci olarak, ahiretin ürünlerini yetiştiren bir tarla bulması dünyayı tayin ediyor, dünyanın üç yüzü vardır. Bir Allah'ımızın mektubu durumunda olan kevni bir kitap bulması, ahiretin ürünlerini yetiştiren bir tarla burası. Buyuruluyor ya, orada ne ekersek orada onu biçeriz, bunu ifade etmek istiyor. Ne yapmışsa olur da hayır ve şerh bulacağız. Üçüncüsü, ahirete engel olan nefsin isteklerine bakan gafillerin eğlencesi olması. Allah korusun. Dünyadaki huzur, Allah'ımıza sevgi Celle Celaluhu muhabbetullah ve Allah korkusu temeline dayanmaktadır. Dünyadaki huzur birisi muhabbetullah, ikincisi de muhabbetullahdır.
Yani bu dünyada aslında tarikatı aliye de vermiş oldukları gelsin birisi budur. Allah bunları sever, onlar da Allah'ı severler. İşte Cenabı hakk'ın deniyor ya bir seçtiği kullar var. Bir de onu 7 kullar var. Bir Allah'ımızın sevdiği kullar var. O silinır mu? O kulları seviyorum. İkincisi de Allah'ımızı sevmeye gayret ediyor. Bu cami bölümde. Bunun için bir azim istiyor, bir gayret istiyor. Nefsimizin arzularını kırmak gerekiyor. Keşke bir şeyimiz olsa da biz bunu kaydetseydik. Geçtik gayrı geçti. Geçtik. En hamdüle. Marifetullah ve muhabbetullah. Allah korkusu aynı zamanda Allah'ı sevmekten kaynaklanan bir çekinme bulduğu için bu iki kavram birbirini tamamlar. Birincisi muhabbetullah, ikincisi de Mahvetullah'tır. İslam'a göre kullarla Allah arasında karşılıklı sevgi vardır. Şimdi Kuran-ı Kerim biz sureler başa gelecek derken şimdi Kuran'la insan Bir zat proje. Geçen de hatırlayamadım.
Sonra hatırladım. Mahmut Aziz, Aziz Mahmut Hüdayi. Aziz Mahmut Hüdayi Rahmetullahi buyuruyor ki, insanla Kuran'la azimmişşan ikizdir. Bak biz Kuran'a ikiziz. Şeytana deyin, nefse de deyin. Nefsin arzularına da deyin. Dünyanın muhabbetiyle de ikiz değiliz biz. Bir hayvani duygularla değil. Allah'ımız bizi Kuran'la Kuran'la bütünleştiriyor. Kuran'ın zahiri zahiri insanın zahiri olur. Bu ne demek? Şerhi şerife yani şeriatı bir bizsek o zaman zorluk çekmek, şeriat din midir, itikat, ibadet, ala bütün muavinat yönleridir. Şimdi dışımızı şeriatli, içimizde Kuran'ın batını. Kuran'ın batını nedir? Kuran'ın batını da artık hikmetidir, sırlarıdır. Talip edemeyeceğiniz nurlardır. O izaha gelmez. Uraz Azimüşşan'da besmelenin altındaki o bağ, o her, bağ, bağ, bağ'yı bir saptirler. Le sapa, fiiline yakışmak demek. Bu, bu bağ insanla Kuran-ı Kerim arasındaki irtibatı ifade ediyor.
Kuran'la insan devamlı irtibatlıdır. Şimdi gönlümüze bakacağız. Acaba gönlümüz ne ile irtibatlı? Düşüneceğiz. Nefsinizin arzularıyla mı irtibatlı yoksa Rabbamızın bizim için istedikleriyle mi? Tabii derin bir tefekkürle olacaktır. Kullar Allah'ı sevdiği gibi Cenabı hak da kulları sever. Ayetlerde ifade edildiği üzere bakın kardeşimiz telefonla kapatmayı bilemeyebilir, yazık. Bak amca yardım edin, yeter. Bilemeyebilir, ne yapsın? Kapanamayabilir. Ayetlerde ifade edildiği üzere Allah'ın kullarını sevmesini sağlayan nedir? Yani bir Rabbamızın sevdiği var, kaydedeceğimiz bu demek isterim. Bir de onu 7 kullar var. Sevdiği kul bulmamız için kısaca birkaç madde sıralamış. Başta Tevbe. Yalnız bunu biz şöyle geliştiririz. Tevbe suresinde dokuz tane esas var. Allah'ımızın bizi sevmesi için bu dokuz esas şart. Birisi doksan tane esastır. Birincisi, tevbe edendir.
Tevbe demek şu Mesela Ramazan-ı Şerif nedir Ramazan-ı Şerif? Ramazan-ı Şerif Adem Aleyhisselam'a öğretilen ve O esma ile müsamaha olabilmek. Ne demek bu? Okuduğumuz Kuran'daki her bir ayet, her bir sure ile bunlarla özdeşleşmek demektir. Mesela, kainattaki varlıklar su, hava, ateş, toprak, aynısı insanda da var. Bunları suyu suya, havayı havaya, ateşi ateşe, toprağı toprağa kendimiz kendimiz de mebraya vermek demektir. Yani Ramazan-ı Şerif bu. Öyle sırları var ki Adem Aleyhisselam'a öğretine o esma ile müsemma, şimdi biz müsemmayı bilmiyoruz ki. Bu çalışmamızla alakalı, okumamızla alakalı. Yani olmuyor yani biz anlayamıyoruz bunları. Halbuki esma ile müsemma olmak kainat bize konuşuyor. Ama duymuyoruz. Niye? İç kulağımız tıkalı. Bu ters kulak durmuyor. Dediğimiz ya kulakları var, duymaz. Duymuyor değil, duymuyor. Ne gibi duyuyor bulamaz? O değil, biraz üzüntülüyüm, kusura bakmayın.
Size hizmet edemediğimi biliyorum. Bir de bunu açmıyorum. İçime bir dert. Tamam, Allah'a kendi aramızda ol. Ne yapayım? Ne diyeyim? Allah'ın resulü için buyuruyordu Cenabı hak. Onlara kederinden dolayı kendini mi öldüreceksin ya Muhammed? Ben bir gayret, bir çaba. Bir şey olmuyor, bir uyanmamız yok. İlk anda bir dudağımızı sıkıyoruz. Böyle diyoruz, ondan sonra yok. O, 0 anda oluyor. Bu acıyı her zaman hissetmiyoruz. Bu bir Ondan sonra gerçek değil. Halbuki bizim mürşitlerimize önemli. Her zaman Allah'a muza kulluğun içerisindeler onlar. Şimdi bu kulağımız duyuyor ama iç kulağımızın duyması ne demektir? Eşya ile olan münasebet eşya konuşuyor. Diyor ki eşya mesela bir boy bize konuşuyor. Diyor ki ben etimi, sütümü, kemiğimi, derimi, tülümü hep size veriyorum. Hatta üresini bile. Ne için veriyor? Bunu da söylüyor ama duyması lazım bu hafta.
Diyor ki sizin oluk vazifenizi yapmam yapmanız için bir bütün hizmetteyiz. Semavat, ben diyor, onun için sizi geri geliyorum, kulluk vazifeniz için. Yeryüzü bunun için ben taşıyorum. Bir tane delikanlı devreye girmiş gibi. Burada iki rekat namaz kılardır, edep olarak. Seydeye vardığında başını kaldırmamış. Çok şüphelenmişler, çünkü fazlaca kalmış. Acaba ruhunu mu teslim oldu diye. Sonra zorla kaldırmışlar, koluna girmişler, algılıyormuş o genç. Sonra demiş ki beni niye aldırıyorsunuz? Demek ki hayırlı bir kimseymiş ki yerine semanın demiş konuştuğunu işitiyordu. Sema diyormuş ki bu zalimleri ben taşıyamam. Biz zalimlerden değil mi kafirleri hatırlıyoruz? Değil. İslam'da. Şeytan, yalan yemininin üzerine Adem Aleyhisselam, o yasaklanır meyveden yedi. Şeytanı yalan yemini üzere dedi ki vallahi yesene ebedi kanımız dedi. Adem aleyhisselam biliyor ki Allah'a yemin edilmez.
Bak bundan dolayı nefsine zulmettim diyor. Yillarca gözyaşı dönüyor. Yine de diyor ben muza ilimleri taşıyamam. Bunu söylüyor. E taibon dendiği zaman tamamen Allah'a yönelmek demek. Yani Ramazan-ı Şerif mesela Nuh Aleyhisselam'ın böyle gemisi. Ramazan-ı Şerif bu demek. Nasıl ki inananları bu gemiye bindirmek suretiyle sahili selamete rahat bir yere ulaştırdı. Bizim acaba evliyaullah'ın hangi muhabbet gemisine bindik? Fakr-i kainatın sadece Allahü tealanın üzerine hangi ahlak gemisine bindik? Bunları biz derin derin düşünmemiz gerekiyor ve bunun yanında, bunun yanında Cenabı hakk'ın muhabbet gemisine ne kadar binebiltik? Önemli olan bu. Bunları elde etmemiz gerekiyor bizim. Sonra yine ifade edilen ifade edilen, mesela Hazreti Yusuf'un gömleği demek Ramazan-ı Şerif. Neden böyle söyleniyor? Hazreti Yusuf'un örneği demek hırsımız. Nefsani arzu ve isteklerimize bu örneği geçireceğiz.
Ona fırsat vermeyeceğimiz nefsimizin nefsani arzu ve isteklerini. Aynı zamanda İsmail Aleyhisselam'ın koçunu sırattan geçilme manasınadır o. 0 koçun kesilmesi sırattan geçme anlamına. Çünkü insan sırattan, kurbanında kesmiş yoktur koca. Bizim gibi insanlar değil, tencere yükseltildi gibi. Böyle hakkım yok, kolay kolay yok. Nesim için söylüyorum. Böyle kesilen kurbanı eğer tam manasıyla kesebilmişsek Ya Rabbi kendimi kesmem caiz olmadığı için ben bu hayvanı kendi yerime kesiyorum diye. Her azasının yerine yerine böyle onları isyanı tamamen terk edip Mevla'ya dönmek. Bu değil mi Ramazan-ı Şerif diye izah buyuruluyor. Sonra Hazreti eyyügun eyyügun Nasıl ki hastalıklarının geçmesi bizim yaramaz huylarımızın geçmesi demek Ramazan-ı Şerif. Öyle sıralanıyor ki mesela Hazreti Yunus'un duasıdır Ramazan-ı Şerif. Işık bursun diye zindanlarımıza o balığın karnında, o sıkıcı midesinde zikrediyordu.
Yoğrusu duası gibi aleyhisselam böyle zindanlarımıza kalbimizdeki şu hayvani duygular zindanını mura da oluşturmak için. Çünkü Allah'ımızın işkence edeceği bir yer, Cemalinin görüleceği mekanları. Süleyman Aleyhisselam'ın mührünü veriyor Ramazan-ı Şerif'te bize aslında. Gönüllere köprü kurup o mühür vasıtasıyla insanlar arasında sevgiyi, muhabbeti temin etmek, Hazreti Davud'un sapanını, halk yarasalarımızı düşürmek için tefekkür edeceğiz. Ramazan işidir bu. Musa aleyhisselamın asasının böyle denize vurulup ikiye ayrıldığında bizim düşüncemiz hayatımıza yol açmak için insanlara yol bulmak, onların hakiki, yoksun, düşkün, ihtiyaç içerisinde olanları tefekkür ederek onlara yardım elini uzatmaktır. İsa aleyhisselamın ellerini alışkanlığın meydana getirdiği, dağılan gözlerimiz açılsın diye isabetmektir.
Efendimiz aleyhisselamı sallallahu teala aleyhi ve sellem Ramazan-ı Şerif onun, onun ilahi mektebinde bütün özellikleri, çünkü onun gönderdiği sebebi güzel ahlakı tamamlamak içindir. Bunları elde etmektir. Hiç şüphesiz. Şimdi biz dünya hususunda Resulullah diyor sallallahu teala aleyhi ve sellem benim omuzumdan tuttu ve buyurmuşlar ki bu sevgiyle ifade eder, muhabbeti de ifade eder. Böyle bir sıcaklığı da ifade eder. Böyle sevince omuzundan tutuyor, çeviriyor, muhabbet buyuruyorlar. Buyurdular ki buraya yerleşmek için gelmedik. Biz buradan nasıl ki ana karnında çocuk oradan dünyaya doğduğu gibi biz ahirete doğacağız. Burada garip gibi olun. Veya bir yolcu gibi olun. Zaten dünya ile benim halim bu bunun gibi buyuruyor. Bir ağacın gölgesinde yolcu istirahat edin, sonra orayı terk etmesi gibi.
Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdu ki sallallahu teala aleyhi ve sellem, sabahı akşamladığım zaman bekleme. İşte ben şu işleri yapacağım, şu an şu iş yaparım, bu sene şu işleri yapacağım. Bir tanesin değil. Yakınım da diyemem hemen anlaşılıyor. Fitne pek çoğalt. Konuşacak gibi değil. Onu gene de onu da demiyorum, geçti. Buyurdu ki, İbni Ömer akşamlayınca sabahı bekleme. Akşamlayınca sabahı bekleme, sabaha çıkarım değil mi? Sabahlayınca da akşamı bekleme. Sıhhatli zamanında hastalığı için tedarikli ol. Mesela adam hasta oluyor diyor ki gençliğinde diyor ne kadar sığarçıydı. Hani onu hiç kimse bilmiyor zaten. O gençliğinde hatırına gelmiyor o hali. Allah korusun bir felci hali diyelim bilmiyor. Ona göre diyor hazırlıklı olun buyuruyorlar. Hayatında ölümün için tedarikli ol. Aman ha şimdiden hazırlığını yan.
Allah'ı ölüyormuş gibi ibadet eden celle celalühü takva sahibi bir mümin olabilmek için burada mübarek kulun gayesi haber verilmiştir. Bu yolda bulunmamızın sebebi Rabbkımızı görüyor gibi ibadet etmektir. Öte yandan kalpleri ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulacağı, hep Ayetelliler bunların numaraları var burada, müminlerin Allah'ı çokça zikretmesi gerekli. Allah'ımızın huzuruna kalbi selimle çıkmanın uhrevi kurtuluş için gerekli olduğu kalp, yani biz Allah'ımızın huzurunda şu bedenimize varmayacağız. Kalbimizin haline göre vereceğiz. İyi ve temiz kalplerin diğer organlarının da iyi ve temiz hale geleceği yine Allah'ı çokça zikretmek ve kalp temizliği elbette ki Rabbimize kavuşmakta, onun bizi sevmesinde en önemli etkenlerdir. Çok önemli ayeti celiğine ama insanların böyleleri vardır ki ey Rabbimiz, bize bu dünyada ver diye dua eden böyle bir kimsenin kafirten hiçbir nasibi yoktur.
Çünkü dünyayı istiyor. Daha sonra İslami İnsanlardan öyleleri vardır ki ey Rabbimiz, bize bu dünyada da iyilik ver, öteki dünyada da iyilik ver, bizi cehennem azabından koru derler. Sağındalar. İşte kazandıklarından bir payı olanlar bunlardır. Allah Celle Celalühü'nun hesabı çok çabuk görendir ashabimde. Şimdi bunları okumamızın sebebi burada, şu dünyada biz nasıl bir halin içerisinde olacağız? Yeri gelecek, hemen okuyacağım İslam'a. Allah'ın sana verdiğinden ahiret durduğunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi celle celalühü, sen de insanlara ihsanda bulun. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez. Ancak dünya nimetlerinden de meşru şekilde yararlanmak gerekir. Burada önemli olan bu. Yani dünyayı terk etme değil, dinimizin ölçüsü içerisinde harama gitmeden.
İkincisi bağlama daha uygun olan, böyle bir şey diyorum ben, açıklama şöyle, dünya hayatı ebedi alemdeki hayata göre çok kısadır. Kul bunu unutup da dünya ebediymiş gibi kendini ona kaptırmamalı, dünyasını ahireti için değerlendirmelidir, dünyasını ahiret için. Efendimizin bir hadisi şerif var zaten Allah'u Teala, yem kelimesi geçer burada, yem, deniz demeyin. Bir iğneyi denize batırdığınız zaman iğnenin aldığı su dünya buyuruyor. Geriye kalan ahirettir. Ne dünyası için ahiretini ne de ahireti için dünyasını terk eden her ikisinden de nasibini almayan kimse sizin hayırlınız değildir. Çünkü ahiretin ulaşım ve hazırlığı, dünyadır. İnsanlara yük olmayınız diye hadisi şerifte buyruluyor. Şimdi hayatımızın özeti bu ayetçeyle. Sermetle boğulunlar, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi davranışlar yani salih edenler.
İşte Rabbinizin nezdinde hem sevapça daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha layıktır. İslam helal mal kazanmayı ve dünya nimetlerinden istifade etmeyi de yasaklamamıştır. Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldığı de ki onlar dünya hayatında müminlere yaraşır, kıyamet gününde ise yalnız onlara mahsus olacaktır. Ancak İslam bu nimetlerin fakirlere karşı kibir ve gurur vesilesi gidilmesinin maddi ve psikolojik baskı aracı yapılmasına hoş görülmez. De ki, o Allah ki hanginiz daha güzel işler yapacak diye sizi imtihan etmek için ölümü ve her iki alemde hayatı yaratmıştır. Gerçekten o sınırsız bizzat ve kudret sahibi indirir. Bununla birlikte şu ana çok merhametlidir. Şimdi burada evliyaullah, meşayih-i uzam, arifanı ilahi Allah'ım senin kudretini anlayacak bize bir fikir ve akıl verdi. Bak biz bunu ihmal ediyoruz zaten.
Allah'u Zülcelal'miz hem dünyada hem ahirette yüce kudretini müsteyiyor. Hem dünyada müsteleniyor hem ahirette. Ayın doğması, güneşin doğması yıldızlar. Semavat sayılamayacak kadar yıldız kümeleri ondan sonra yağmuru, kar, vesaireyi sabitlemez. Nimetleri onu kuntiretikgahiyesini gösteriyor. Siz cahiliydiniz. Bu cehalette kalmayın, buyurdular dinimizin emirlerini öğrenelim. Esaslarını bilelim ki hayata kavuşalım. Biz bu cehaletten ilimle kurtuluruz. Kuran Azimüşşan manasını bilerek. Dinimizin esasları, ilmihal bilgileri. Siz, ananızın karnında sanki bir ölü gibiydiniz. Fakat size kendi ruhundan ruhtur. Sağlarınızın hayat hakkınız. Sizin kalpleriniz lülü idi. Getirdiğiniz kelime-i şehadetle, okuduğunuz tevhidle hayata kavuştur. Siz kabirde müridiniz. Ama sizi Cenabı Hak huzur-i ilahiyesine almak suretiyle kıyamet gününde hayat buldunuz dirilmek suretiyle sure.
Siz böyle hayatı cennet gibi görmek suretiyle ölüydünüz. Burada bizim ebedi kalacağımız bir yer değildir. Ama canlanmanız ne ile oldu? Allah'sı marifetle. Bu dünyanın geçici olduğunu bildirmek suretiyle. Çünkü Adem aleyhisselamdan beni tabii ki insanlar üçtür. Daha da yokmuş. Olsa okuyacaktım.
Kaynak: Genel
Dünyanın Manevi Üç Yüzü ve Kainattaki Ayetler | Mihmandar