Dünya Hayatında Denge ve İyilik Arayışı kaydında Semaet ve arzı sizin hizmetinize verdik buyuruyor. Belki çokça duydum, hocamızın birisi ben diyor dil olarak tam hesap edemem ama otuzdan de de dualarınızla baştan bize tesirini Cenabı hak yutup buyursun, uyutacak gibi değil. Evet, biz dünyayı da şemi ölçüler içerisinde yaşayacağız. Gayri vazifelerimiz her şeyi çünkü Risale-i Nurradını.…
Semaet ve arzı sizin hizmetinize verdik buyuruyor. Belki çokça duydum, hocamızın birisi ben diyor dil olarak tam hesap edemem ama otuzdan de de dualarınızla baştan bize tesirini Cenabı hak yutup buyursun, uyutacak gibi değil. Evet, biz dünyayı da şemi ölçüler içerisinde yaşayacağız. Gayri vazifelerimiz her şeyi çünkü Risale-i Nurradını. Dünyada da iyilik istiyoruz, ukradını. Bu dünyadaki iyilik çeşitli şekilde izah buyrulur. Mesela Hasarı Basri'yi kalpte savunma ve sırra hazretleri, sadiha bir hanım diye ifade eder ve bunun yanında çok gülüşte mevcut Fakat burada asıl bizim yoğunlaşacağımız husus şu. Biz dünyanın dışında değiliz. Dünya bizimle beraber şu yediğimiz elbise dünya. Sabah kahvaltı yaptık o dünya. Neyse artık evimiz, parkımız, işimiz, birimiz hep dünya bunları bir kural dahilinde devam ettirmek. İşte asıl bizim çokça düşüneceğimiz bu.
Her şeyi bir kural bu kuralı bize kitabı hakiminde ne güzel ifade buyuruyor. Yaş ve kuru ne varsa onu zikrettik. Zikretti. Hiçbir şeyi eksik bırakmadık bunu Rabbimiz buyuruyor. O zaman bize çok hamd ve şükürler düşüyor. Allah'ım sana hamdolsun ki biz Belki sıra değişmiş, bunu bilir. Allah için birbirini ziyaret edenlere, Allah için birbirilerindeki ikram edenlere, Ziyaret iyilik ve takvada yaygınlaşıyor. İyilik ve takvada yaygınlaşıyor. Bunun yanında birbirimize ne yapıyoruz? İkramda bulunuyoruz. Bu bizim maddi ikramımız olabilir ama bu manadan kaynaklanır. Asıl ikramımız nedir bizim? Görürdendir. Eserinin eski müftülerinden bir kimse geldi. Ruhu şad olsun İbrahim Çelik diye çok müthahhid, çok Rabbimizden korkardı. Müştülüğe ait, müştülüğe ait arabayı şahsi işlerinde kullanmazdı ve kimsede de giymek giymezdim.
Böyle çayı termosunda, yiyecekleri içecekleri peynirdi, zeytindi neyse hazır vaziyette yemek yediği yerlerden birisi üstad-ı ailemizin halinde I saadetleriydi. Böyle mutakiydi. Mesela son zamanlarında Parkinson hastalığına tutulduğu, yürümekte çok zorluk çekiyor, kimseye elini değdirmedi. Öyle Allah'tan korkan bir insandı. Biz diyoruz ki tarikatı aliye işte bu saydığımız hususlardır. Yoksa bir şeyi kamile varmışız. Efendim ben de ders almak istiyorum, bu değil işte. Ders aldığımız kimse vasıtasıyla Mevlamızı bulmaktır. Esas bu. Şimdi onlar tabir caizse bir merdiven gibi. Hazretleri, sırra bizi geç, Allah'a dön diyor. Bizi geç, Allah'a dön. Şimdi derslerinizi görüşmek çok isterdim. Tek tek de bu hatırımızdan çıkmasın inşallah döndüğümüzde tek tek görüşelim, çok önemli. Bazen soruyoruz rabıta nasıl? Efendim diyor rabıta yapmakta çok zorlanıyorum diyor. Yapamıyorum diyor. Bu nedir?
Bu artık üniversite yüksek okullarda okuyor, buna liseye dönmek, ortaokula dönmek, ilkokula dönmek gibi zor gelir. Şimdi düşünelim, lise çağındaki bir dövenci ilkokulda okumak istemez. İlkokulda okumak istemez. Olacak bir şey değil. Buradan öyle. Eğer gönlümüzde muazzam bir açılma varsa onu tarif edemeyiz. Bu gönüldeki açıklık sadece bir hadisi kutsi Rabbi zülcelalimiz beni ne yer aldı, ne sema aldı, kamil müminin kalbi aldı durumu yetmez bize. Kamil müminin kalbi aldı buyuruyor, Rabbamızın muhabbeti mi? Ne oluyor? Bu seviyeye gelince rabıta yapamıyor. Bunun için diyoruz ki aldığımız kimse vasıtasıyla mevlamızı bulmaktır. Asıl Asıl yoksa kendilerini tutmak bunu hiç istemezler zaten. Onların arzusu isteği nedir? Aman ha ileriye doğru yürüsünler, ileriye doğru yürüsünler, adım atsınlar, Mevla'yı kutsunlar, bunu istediler.
Dünya Hayatında Denge ve İyilik Arayışı ne anlatıyor?
Dünya Hayatında Denge ve İyilik Arayışı kaydında Semaet ve arzı sizin hizmetinize verdik buyuruyor. Belki çokça duydum, hocamızın birisi ben diyor dil olarak tam hesap edemem ama otuzdan de de dualarınızla baştan bize tesirini Cenabı hak yutup buyursun, uyutacak gibi değil. Evet, biz dünyayı da şemi ölçüler içerisinde yaşayacağız. Gayri vazifelerimiz her şeyi çünkü Risale-i Nurradını.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Biz nimet olarak Allah'ımız Lokman suresinde geçen ayeti celilede Allah'ımız bizi maddi ve manevi nimetlerle doylamıştır. Maddi ve manevi bütün nimetlerle doylamıştır. Bize düşen nedir? Bize düşen her nimet bir kıymet halindedirdır. Her şeyin nesi vardır? Her şeyin bir çalışma ve gayret neticesindedir. Cenabı hak bunu genel ifade edilecek olursa Ashab-ı Hak her şey bir bedel karşılığındadır. Bunu dinlemek istiyorum. Her şey bir bedel karşılığında. Mesela velayeti anlatırken şunu söylüyorlar. Büyüklerimiz kişinin diyor bel kemiği kırılıncaya kadar azap duymadıkça erişemez diyor. Beni kırılıncaya kadar, demek ki kolayla değil bir bedel Geceleri teveccühlerle, uzayı ilahiyi kastederek, gündüzlerini ibadetle, taatle, zikirle, cihatla, tebliğle, davetle, Allah'ın yoluna insanları çağırmak suretiyle bir bedel ölüyor, bir gayret gösteriyor. Malıyla bedel ödüyor, malını feda ediyor.
Oğlunu, kızını, her şeyini Allah'ın yolunda feda ediyor. Ediyor. Üstadımızı bir feda için söyleyin isterseniz. Birisine dedi ki şu noktalara gelmezsen sana kırılırım. Eğer şu noktalara gelmezsen bunu umuma teşmil edecek olursak, onların istediği bizle mevlamız başka bir şey değil, ona ulaşmak ve dikkat edelim dikkat edelim. Aramızda biz eğer çok samimi olursak, muhabbetli olursak, aşkımız, sevgimiz, ilahi olacak olursa mikrop diye bir şey varılmaz. İyi samimi olalım, iyi muhabbetli olalım, bu mikroplar iki şekilde girer. Bir şehevi yoldan girer. Üstazını kötü göstermek suretiyle girer. Neredir bunun kaynağı? Hoyna kaynağı bizim deverinde tombaltan hacı anne efendi. Gönül ehli bir insandı. İhvanda şeytan diyordu bu yoldan giriyor. İnsan şeytanlarda bu yoldan giriyor dikkat edin diyor. Bize Allah'ımız maddi ve manevi nimetler vermiş. Manevi nimetler nedir? Elhamdülillah Müslümanız.
Tarikatı aliye inşallah şartlarına dikkat ederiz. Daha saymakla bitmez, Rabbimiz. O zaman bunu düşünen bir kimsede üşenmedir, tembelliktir, gaflet, bunların hiçbirisi olmaz. Canını bu yola koy. Feda eder canını. Ashabı kiramın her defasında Nebi Ekrem aleyhissalatü vesselam efendimizi bölüşünde söylemiş olduğu söz gibi. Ödeyeceğiz? Başta bizim her şeyin bir sebebi olduğunu, her şeyin bir gayesi olduğunu, bizim de bir amacımızın bulunması gerektiğini Rabbimiz buyurur zaten Kuran-ı Kerim'de. Din Allah'ın oluncaya kadar mücadeleydi. Din, Allah'ın oluncaya kadar mücadeleydi, din. Şimdi biz kardeşlerimize hep diyoruz ki bir kere bunu kafamıza da, gönülümüze de her yere yazan, bir reklamda bile görüyorsunuz, yazmadıkları bir dilek yok. Biz bunu gönül dileklerimize, ruh dileklerimize, sır direklerimize, beyin direğimize, gönülümüze yazacağız. Bu din İslam nasıl hakim olacak?
Biz de bunun için nasıl gayret göstereceğiz? Yememiz, dikmemiz, yapmamız, uyumamız, kalkmamız, mesleğimiz her türlü vazifemiz de bu olsun. Biz bu dinin hakimiyeti için ne yapıyoruz diye. O zaman ömrümüz zayi olmaz bizim. Hayatımızı zayi etmemiş olurlar. Bunu düşünecek, bunu düşünen hizmet şöyle oldu, bilmem filan, şunu tembih oldu, bu çok olur. Biz öldüğümüzden dolayı biliyorum. Bir zindana geldiğimiz yetmiş üç yılından beri mesele bu değil. Buraya Eyüp Sultan'ın eski müezzinlerinden bir kimse geldi. Bir de tam geldi. Bu oturuyor Ravzai Parkı'ne bir de saygı Allah dedi ki bunun imkanları çok onların, en güzel yerlerde de kalabilirler imkanları pek çok. Dedi ki buraya gelsem ama bu samimi bir insan. Bunu diyen samimi bir insan. Ben dedi bu güzel beldelere gezsem de ahırda yatacağım dedim. Abdülhamit sultanımızın geldiğinde kaldığı yer bir merdivenin altıdır, bir merdivenin altı.
Onların gözleri şu saray bu bir şu bu rahatlık değil. İznimizin rahatlığını ön plana almışlar. İslam'ın güzelliğini ön plana almışlar. Bizim yapacağımız Allah'ımız kitabı Kerim'in de böyle ehadısi Muhammediye'den malum. Burada genç kardeşlerimiz yoğunlukta şunu yapsınlar, yapalım. Bir kere hangi gencimiz olursa olsun mesleğine göre mesleğine göre dinimize nasıl hizmet eder ve şimdiden yoğunlaşırsın. Hangi meslekte uzman olabiliriz? Hangi iş olumsuz, ziraat mı, bir köylü mü, bir çiftçi mi? Çiftkiliğinde en üstün olsun. Ondan sonra bakkal mıyız? Bakkallığımızda en üstün olanı ticareti hak ve hukuka uygun bir şekilde yapar, her şeyiyle ve bunda da düşüneceğimiz dinimize nasıl bir hizmet edebiliriz? İslam'a nasıl bir hizmet edebiliriz? Şuradan arttırdığımızdan bir kısmını bir tarafa koyup dinin bilası için, yücelmesi için ne yapabiliriz? Derdimiz bu olacak.
Böyle olursa bizim haccımız hac olur, umremiz de omre olur. Yoksa kendi şahsımızdan diyorum yetmiş üçten beri gelmişiz bu gelmek bir şey olur değil mi? Burada bir şeyler alabilmek mesela. Pakistan şairlerinden Muhammed Ekber sizin diyor buradan götüreceğiniz zaten kimse bir şey almıyor Alıp da Çin malı mı alacak? Taylan'ın malını mı alacak? Ayakkabılarının altında efendimizin ismini yazıp ona hakareti düşünen kimseler bunlar. Çok akıllı olacağız. Biz şöyle yapacağız. Üstat-ı halimiz Şam-ı Şerif'ten bir elbise almış bize. Demişler ki efendim eğer şu taraftan atsaydın elbiseyi çok ucuzdu. Burası ise çok pahalı. O dediğiniz yerdeki satıcı Hristiyan mülk. Bir Hristiyan. Girmedi. Kimi sarayda. Burası Müslüman, para Bizim mürşid-i kamil dediğimiz budur.
Kardeşim sadece evrad ezkarle olmaz, seccade üzerinde kurtulmanın anlamı hep bunları kafamıza yerleştirip İslam nasıl hakim olur çünkü Türkiye çoğu net. Türkiye varsa var yoksa bu duruma geldik artık biz bunu siz bilirsiniz. Eğer memleketimiz varsa İslam var, yoksa tehdit var. Buna göre gayret edeceğiz, buna göre çaba göstereceğiz. Şimdi kardeşlerim hangi meslekte ise diyelim ki ne üzerine mesela? Tarihtir, diyelim coğrafyadır. Ne olursa olsun, hangi meslek olursa olsun o meslekte uzmanlaşacağız. Şimdi de şimdi en üstün olmayalım. Bunu genel ifade edecek olursak Allah'ımız bize en üstün olmayı kitabı kelimede insanı ama bir de şartı var. Müminler oldukça en aleyhisiniz. Ne demek? Müminler en üstün demek, her noktada üstün demek. İşte görüyorsunuz Müslümanların biraz parlaması onların nasıl delili? Yahu bu senin memleketin malum yillarca gittiğimiz yer de belli, yolumuz da belli.
Zaten Allah'ımız genelkine söylüyorum haber verirken batılları dalal diye geçiyor. Dalal, boş. Şimdi Müslümanlarda olan bir gelişme bir sıkıntı akışı. Allah'ımız ve bize Fetih suresinin son ayetinde müminlere haber verirken bir fidanla, bir etkiniyle misal veriyor. Bir buğdayla misal veriyor. Bir başkasına misal veriyor. Sonra bu misali vermesinde Cenabı Hak kafirleri çatlatmak için buyuruyor. Biz ürünümüzle, Allah'ımıza bağlılığımızla şeytanı bir çatlatacağız. Nefsiyle çatlatacağız. Kalacağız. Ruhumuzu geliştirmenin çabasını, gayretini düşüneceğiz. İşte şu kadar tavaf yaptıydık, şu kadar güzel yapalım ama bu ibadet ve taatin bizde yapacağı tesirler çok iyi. Bir gayemiz olacak. Şimdi dava adamı dendiği zaman bu kolay olmayacak, kolay değil. Bir kere biz nefsani arzu ve isteklerimizi isteklerimizi Rabbi zülcelal'imize feda edeceğiz.
Onun emrine onun emrine bizim arzu ve isteklerimiz feda olacak. Ne demek bu? Esaret. Onlar dünya hayatını onlar dünya hayatını tevcih ediyorlardı diyor. Diğer ayet cellilerde bakıyoruz. Rabbi zülcelal'imiz asıl hayırlı olan salih amellerdir diye buyruluyor, geçerli olan da o. Yok diğerleri yok boş. Biz bu haberin içerisine nasıl gireceğiz? Orada nasıl bir taat yapacağız? Geçen bir şehir hatırıma geldi. Bunlar hep efendimizin himmeti olarak geldi. Böyle bir şiirle meşguldüm. Buyurdu ki ne yapıyorsun şiir, üzerinde durma. Çok dalgalandığın zaman yaz. Eğer dedim misal gelirsek önüne, onu kaydettim. Geçen şöyle bir kardeşlerimiz otururken bir düşünce hasıl oldu. Ne yapıyor? Gelinle oğulla evleniyor. Evlendiği zaman bunların çeyizleri çeyizleri daha evliliği temin etmeden evlere hazırlanmış, evlerine çeyizler yerleştiriliyor.
Mutfak, takımından tutun, kurtulma, gruplarımıza her şeyi, yatak odasına her şeyi hazırlanıyor. Ondan sonra gelin ve ümit durur. Diyoruz ki cennet mi? Cennet iki şekilde. Birisi nimetlerin olduğu cennet, bir de manevi nimetlerin olduğu cennet. Biz biz cennete Allah'ımız holiyle üç verecek. Bunu demek istemiyorum ama misal bu şekilde. İkramı Cenabı hak. Diyoruz ki biz çeyizimizi önden gönderelim. Nasıl gönderelim? İmanla nikahlanalım. İslam'la nikahlanalım. Böyle diyeyim de yanlış anlaşılmasın bir söz söylediğinde tarafa yayılıyor. Nasıl bunu söylüyor diye söylediğim söz kurbandık. Delil suresinden söylüyor, Rahman suresinden söylüyor, vakıa suresinden söylüyor. İnan bu dedikodulardan dolayı söyleyemez onu. Ama siz bildik, beraberlik, böyle camdan birbirimizi taşsak bu mikroplar bizim içimizde varılmaz ve varılmayacaklar. Çok samimi olacağız.
Çünkü dostluğun üç tane işareti var hepimizin geçen. Bir, dostunun kıymetini yaptırımız, iki, ölünce cenazesinde var. Üçüncüsü, çocuğunun çocuğunun ihtiyaçlarıyla. Kardeşlerimizin Amelimizi taatimizi önden göndereceğiz. Ayeti celresine ve diğer ayet celrelerden mevcut. Yaptığımız saatler önden ne olacak? Çünkü siz yaptığınız amellere göre cennetlere varis oluyorsunuz. O cennetleri biz ne yapacağız? Taatlerimizi de ama taatimizin halis olması suretiyle hazırlayacağız. Ne olur o zaman? Daha biz cennete girmeden önce çeyiz hazırlanmış, her şey dizilmiş. Ne oluyor? Melekler bizi kapıdan karşılıyor. Hatırlayabilsem Zümer suresinde ayetinde yalnız burada çok esaslar var, onu yaptığınız güzel amel derken bunu dört şekilde izah ile ulema kiralaması. Bir bir haramlardan kaçmak, iki şüphelerden kaçmak, üç üç harama düşüren korkusuyla helalden dikkatliği olmak. Dört masiva Allah'tan gayret etti.
Demek ki bizim genç ortamımız ve emrimiz insan gençliğini istiyor. Yaşlanmak istemiyor. Yaşlansak dahi Kastamonu'da bir amcaydı. Yaşı çok ileriydi. Sordular buna yaşlı mı amca? Yirmi bir yaşındayım. Ne demek istiyorsunuz dedi. Çok yaşlıyım ama İslam'ın hakimiyeti için öyle bir gireyim ki dedi ben. Öyle bir gireyim ki dedi. Allah'ın izniyle kendimi bu yola feda etmişim, yirmi etmişim. Yirmi bir yaşındayım ben. Böyle hoca asasa, çiftçi meselesi yediden yetmişe hem dinimiz için koşacak. Bak gönlümüz nasıl açıldı şimdi rahat olduk elhamdülillah. Böyle dediğimiz zaman basit meselelerin nelerin hepsi kapanır. Hepsi kapanır. Gözümüzü merdahaya dikeriz. Onun rızasına dikeriz. Allah'ım seni razı edecek amel yapabiliyor muyum razı edecek amel yapabiliyor muyum derim. Evet. Benim bu biraz uzun.
İkinci olarak hayatın her yönünde İslam'ın metodunu uygulayarak insanları Allah'a kul olmaya davet edeceğiz. Hayatımızın her anında İslam'ın esaslarını takip edeceğiz. Her işin. Şimdi buraya gelmeden önce ne yapıyor? Hacibe, Umre'ci, kardeşlerimiz ellerine kitapları arıyorlar. Nasıl ihrama girilir, nasıl işte Safa Merve'de koşuldur, bunları öğreniyorlar. Şahit olanları çok bizim hoca kardeşlerimizde bunu bilenler vardır. Efendimizin hala kabri saadetinin saadetinin Beytullah'ta olduğunu söylüyor. Değil ki. Daha çok neler neler buraya Mustafa Mili rahmetle ya demişsin, bütün geçmişlerimizi rahmetle Bu omurecileri getirmiş, ağlarlar dedi ki inan dedi, hiçbir şey bilmiyorlar, hiç. Geçen geldiğimizde böyle din adamlarından, birisi de getiren görevlilerine, diyor ki yapılan işleri bir örsektir. Neden bu talimsizlikten, bu öğrenmemekten ileri geliyor?
Ama bir çifttiyse bunu öğrenmeyen çiftçiliği en ince detaylarına kadar biliyor. Her şeyini biliyor. Diğer bir meslek grubundansa biliyorum. Mesleğine ait ne varsa ama bizim mesleğimiz kulluk mesleğidir. Bunu çok iyi bileceğiz. Kulluğumuzun gereği nedir? Onun için aman İslam ilmi hali, aman İslam ilmi hale diyoruz. Efendimizin zahiri batın inkişaf hali diye, inşallah tesirinde görürüz. Orada bile yazıyorum. Fıkıh ile hadis öğren, nefsini yıkmaya davran, mürşide binde bir uğran, sakal altı sualdir bu diye. Nasıl güzel söylenir. Bu ezberimize girer lebleliyor olduğu için efendimizin sözleri hepsi güzel, çok hoş ifade etmiyor. Biz kendi davamızın özelliklerini gösteren bir rahmet aynası olmalı. Bir genç ortam olarak diyelim ki insanları bu yola davet ediyoruz. Şimdi bizim yapacağımız tezgahtar. Çok iyi bir tezgahtar olacak. Bakın iş yerlerinde tezgahtar, Türk olanlar tezgahtar bir iş yapar.
Eğer kabiliyetliyse müşteriyi çekiyor. İyi çekiyor efendim. Bundan adı söyleyecek yapacağını veriyor. Eğer tezgahtarlığı yapamıyorsak kimse uğramıyor, yap diyor. Allah'ımızın yoluna davette çocuklarımızı, gençleri ne yapacağız? Sporları göstereceğiz ve bunda da programları demeyeceğiz. İşte teheccüd namazını kıracaksın, ondan şu, bu hep bu teheccüd namazını kılmasını bile ona uygun bir şehre getireceğiz. Çok kolaylaştıracağız. Sabah namazından sonra tefsir hadis mi okuyacağız? Çok kısalayacağız ve can alıcı noktaları tespit edeceğiz. Onun ilgi alanına girecek yoksa dinlemez. Sporlarını işte çağımızda meşru olmak suretiyle işte buz üzerinden mi kayıyorlar, buz üzerinden mi spor yapıyorlar? Bunu en güzel şekilde bilecek siz kimseyi tutamazsınız.
Diyoruz, bunu çokça söylüyoruz, ilk çocuğu ancak on beş yaşına kadar getiririz, bundan sonra getiremeyiz, ne camiye gelir, ne sohbete gelir, ne de zikre oturur uçurur. Niye ihtiyaçlarını karşılamamışız bir gün? Biz genç ortamı kurmuşsak bu niyetle olur. Bir kere o ihtiyaçlarını yerine getirsin yaşlılarda bile bu var, yaşlılarda bile. Eğer bin sekiz Hatay'da şöyle bir spor tesisi çok güzelmiş, hem teheccüd namazı da kılacak, skill de yapacağız, arada denize de girilecek, kuma da girilecek deseniz, ehline anlatılmaz. İnsan da bu ihtiyaçtır, vardır. Bunu şerhi ölçüler içerisinde biz ne yapacağız, yerine getireceğiz. Çok iyi bileceğiz. O yavruyu nasıl çekeceğiz, bunu bileceğiz. Bir avcı nihayet. Onları küfrün elinden kurtarmanın avcısı olacağız. Yoksa hep helak olacak. Görürsünüz genç, hiç almadın.
Şimdi gördüler üç beş kişi, bununla değil, eğer genel bütün düşünecek olursak bir yemeğin içindeki tuz kadar bile değil ama Allah'ımız o tuza iltifat buyuruyor ashabler. Allah'ın izniyle nice has topluluklar çok toplumlar kanepe çağırmıştır. Bir de şu kardeşlerimiz hatırımızdan çıkarmayalım, kimseden bir beklenti gibi olmayalım. Biz kendi imkanlarımızı ortaya koyalım. İşte bu hadebin, oradaki zulme uğrayan kardeşlerimize belki hepsini demiyorum, çok varlıklı olan insanlar zerre vermezken, ilkokul çağındaki çocuklar annesinin babasının verilmesine ilkokul çağındaki çocuklar annesinin babasının verilmiş olduğu açlıklarla yardım ettiler. Biz kendi imkanlarımızı koyalım, biz kendimizi bir kere eda edelim, ondan sonra Cenabı Hak lütf edecek, ihsan edecektir. Bizim dikkat edeceğimiz hususlardan birisi bir kere bir kere karşımızda içte nefis ve şeytan durmuyor.
Bunun yanında insan şeytanları da durmuyor. Her türlü planı uyguluyorlar. Biz de Allah korkusuyla çarpan bir hal ile Allah korkusuyla çarpan bir hal ile dava adamının varlık ve sağlık sebebiyse davanın bir kere dava adamı da davanın hayat bekçisidir. Biz de çok üretken olacağız. Ne yapmamız gerekir? Bunu devamlı istişare ile ve ortaya bir esas koyacağız. Çalışmayı koyacağız ve bunda en önemli olan iki hususa dikkat edeceğiz çok uzatmayın çünkü siz umre ne yapılacak ben? İki husus İki hususla tamamlayın. O hususlardan birisi şu. Bir, sabredeceğiz. İkincisi olacağız. Bunu ben hep, Nisa suresi veya Al-i İman suresinde yüz seksen altı olabilir. Yusuf suresinde ne var? Bakarsanız hemen zaten televizyonlarda kayıttırırız. Sabır ve takva dediğin zaman çıkar. İki esas üzerinde kitabı kerimimiz çoktur. İncelediğimiz zaman görür, birisi sabır, feda ve musibete sabır, ibadet yapmaya sabır.
Üçüncüsü nedir? Günahtan kaçmaya sabır. Daha sonra nedir? Müttaki olma. Bizim başarımızın sırrı bu. Anlatamam. Mı? Allah'ınızı muvaffak kılsın. Gezimize uydurmasın, ayağımızı kaydetmesin Cenabı Allah. Dinimizi hakim
Kaynak: Genel
Dünya Hayatında Denge ve İyilik Arayışı | Mihmandar