Dünya Ehlinden Ayrılma ve Kalp Huzuru kaydında Ehli dünyadan içtinab, dünya ehlinden ayrılmak, kaçmak. Tarzı ağzım ve Efendimize, Hz. Efendimize, yeni insan zamanımdaki lezzetleri alamıyorum, Hepsi bende bir kavaralık meydana geldi. Halen elden kalbim çalışırdı, kalbim Leftayı genel okurdu, şimdi kalbim sükut etti, durdu. Neden olduğunu bilemiyorum üstad, diyor. Levh'l Hamd, yine…
Ehli dünyadan içtinab, dünya ehlinden ayrılmak, kaçmak. Tarzı ağzım ve Efendimize, Hz. Efendimize, yeni insan zamanımdaki lezzetleri alamıyorum, Hepsi bende bir kavaralık meydana geldi. Halen elden kalbim çalışırdı, kalbim Leftayı genel okurdu, şimdi kalbim sükut etti, durdu. Neden olduğunu bilemiyorum üstad, diyor. Levh'l Hamd, yine gayretimle kalbimi çalıştırabildim. Lakin, neler engel olduğunu bilemiyorum. Yine başıma bu musibet gelmesin diye mektup yazıyor. Gazımız, Allahu alem, Allah, alimdir, bilir. Çok şiddetli sandıktan, çok şiddetli sıcaktan, insanın vücutta hasta olacağı gibi. Hiçbir şeyden de kalp hastalığının İç sebepleri var. Onlar olduğunu kalp hastalanır. Şimdi fikrini bırakın gaflete dalar. Biri hilaf-ı şeriat. Şeriata muhalif hareket ettin mi kat tane vakit, ateşin üstüne suyu yutmuş gibi söner. Şeriattan mini mini ayzılımam lazım. Bir.
Kısaca olsun efendimizin dediği kadar. İkincisi, dünyanın Zihbi ziynetine hassas hazininden olan, işe yaramıyor, şuralara niyet serilmiyor da bir gol halı salacağım, oradan taş şuraya, halıyla şöyle duvara butacağım. Böyle bir şeyler, İslam. Halen İslamımız aynı olmamışlar. Bir yerde görmüşler, ben de görmüştün. Tabii, diğerleri hep halay etmişler. Nuh Firavun'un adetiyle, şunu kaldırılmış. Yani Firavun'un duvarlarındaymış o şöyle Mekke'yi, Medine'yi o kişideki temizlik bilen derler. Şöyle ziynet-i kimseye'de en büyük anı alarak duvarlarına böyle asarak aslan, sermeleyi yoksa tuz, tuz, iki şeye esnaf denilir. Böyle şeylere gönül verirseniz diyor, hazin ikinci hastalığı, rekorunu bulması bundan ileri gelir. İyice dinleyelim, sevileyim içinde. Üçüncüsü diyor, Hafile tekap safi bir kiliselerle ehli dünyayla geçti laf eder. Karışırsan derhal sürdürür kalbin En mühim de buymuş yani.
Bunun kalbindeki hastalık derhal sirayet eden kalbin sevgili dostları istemez olur. Böyle bir hale geldi insan. Efendimiz buraya tenis sohbetinde şuuni misal gelir. Şu nefes sohbetinde çok kötü bir şeyler. Hayat Ayasofya, Mustafa Camii. Şimdiki müze halinde olan büyük cami. Ama kimseyi de biliyorsunuz, kimse Allah'tan yapılıyordu. Bu tutmayınca, ı bunların o zamanın kahinleri, milletçileri vesaireleri toplandılar. Fahr-i Kainat Muhammed Mekke'den Medine'ye hicret etmiş buldu Onun eli olmazsa sonra yapılmayacak deyip aralarında konuştular bir heyet gitti Bazıları dediler ki ya Muhammed sübhanallahü ve sellem biz büyük bir kilise yapıyorduk. O pasını tutağında usta ne zaman ki yapsa iskele boşaldı mı, çıkıyor.
Kuran-ı Kainat Efendimiz Muhammed aleyhissalatü vesselam bir olmuş topralmış Medine toprağından Onun içine çıktığını bırakmışlar, mübarek çıktığını, karıştırmış Onu demiş onu, ateşin içine katıştırır tutar. Hayattan öyle olmuş Hasan efendimiz demiş ki, ne diyor ya Resulullah, yani bir silsiye onu böyle veriyorsunuz. Ondan sonra cami olacağını lafı bana bildiriyor. Hayattan çok seneler, cami olaraktan çalıştık. Kestik diyor o cami, nasılıldık diyor. Kestik kendi gördük. Varımızın birisini yok, sonra varmış diyor. O da varmış diyor. Karşına diyor. Birisi bin kere kimse varmış tarikat ediyor ki haliyle. Dünyadan bir kimse burnundan kaçarken gözü de yumruğu Mevlevi şerifi dinlemiş, o da öyle gelir. Gerçekten burada kalbinde sıhhat gibi çalışan Allah Allah Allah, sıfat etmiş. Havva, muzlar yalvarmış. Efendimiz buna bir hal oldu. Kalbinin onu ekiyor, dostu demiş. Efendimiz de şahidiymiş bunun.
Dünya Ehlinden Ayrılma ve Kalp Huzuru ne anlatıyor?
Dünya Ehlinden Ayrılma ve Kalp Huzuru kaydında Ehli dünyadan içtinab, dünya ehlinden ayrılmak, kaçmak. Tarzı ağzım ve Efendimize, Hz. Efendimize, yeni insan zamanımdaki lezzetleri alamıyorum, Hepsi bende bir kavaralık meydana geldi. Halen elden kalbim çalışırdı, kalbim Leftayı genel okurdu, şimdi kalbim sükut etti, durdu. Neden olduğunu bilemiyorum üstad, diyor. Levh'l Hamd, yine…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
O da varmış. Oturalım diyelim, otur. O da Mevla şiir dinlemişsin. Benim yumru olduğu anda karşında bir münkir varmış. Onun kalbinden geçen hastalık hükmünü durdurmuştur. Efendim ne diyor ki, ya gidelim. Kabulle onlarla beraber otururum kalkarsan yani sen de bir hayat bırakır mı bunun ikame çaresi diyor efendimiz, rabıtanı oturacaksın oturduğun yerde. Rabıta-ı Şerife, Kuba cihan hatırında olacak onun zehirli manevisi altında olursa hiçbir şey tesir etmez. Baştan başlarsanız eğer dünyadan içtin diye başlarım böyle geldi hatırla. Eğer dünyayla ihtilaf onlarla karışmak kendi katildir. Yani, Endülüs Zühizin püre geçme. Püre git, niye geri geri defihi gibi. Oldu, şöyle oldu. Bir viraja kadar ahiret aklı gelmeyen kimseye ehli dünya denir. Peki, sen neyi çok zikrederse, neyi çok severse oluşur, oluşur.
Bu bozulma sahile, Firavun efendimiz buyuruyor, niye insan çok severse onu, yeterlisini çalışıyor, uyuyor. İn gider, kandırır. Hani sana zahmet filan sana, konuş diyorum ve ağaları bir taraftan çok seviyor, rabıta ediyor. Ne? Peygamberimiz Muhammed aleyhissalatü vesselam'a çok sevgisi var. Fahri Kainat Muhammed aleyhissalatü vesselam'a. Efendim vardım Medine'yi Tahir'ı ziyaret ettin. Her türlü kokusu burnumdan yetmiyor, cümlem avam bu diye. Hafsel levale azaplarına çok muhabbet olan cümlem avam'ı Allah'ı zikreder. Onun için insan seni çok severse onu ona çökmüş olur. Ehli büyüyle içtin ahiret adamına zaflenip peygamberimizi, efendimize Allah'ın huzuruna çökmüş bu. Evet. Tavmayla, bağla, bahçayla, makineyle, suç ailesiyle, çocuğuyla daima onları indiriyor, kaldırıyor. Daimunu ellemeyin bunlar. Bunlar senin katildir. Bu zehirle mahzun olan kimse mevki edepiliğine giriştar olur.
Keşke bir tetik olsa, kurtulsa ey kalbi görür. Ahireti ölür. Arifeti emir için işaret kafidir. Arif kimseye düşünmek için işaret kafidir. Size işaret veriyor dediler. Siz kendimizi kurtarın, zehirle yaslanınmayın. Onların yağlı lokmaları, o ehli dünyanın yağlı lokmaları, velisi fevlün meczayüdüne sebeptir. Hak, merizık azilin daha çok hastalanmasına ve ziyadeleşması ve tesaleluzü'l-Meaz'ın hezade'l-iznaz'a Hastalanmış da hastalığı ziyadaşır. Em Marieliğe'ye düşerdir, Allah korusun. Orucu, berisizlik hacminin çizdiği gücüne fedatır. Onların ekmeğinden veli nehrinden gelirse. İmamı Azam efendimiz bir yere geçtim, baktı bu onlardan birisi zina oturmam. Hangi, bunu mu yatayım? Bir. Ya artık Bir şey daha hatırdan, kumandan geldi. Orada, Allah'ı Azam efendimiz, tabii ki, şu gelen adam bir sarıyla görüşme arzu yetmedi değil mi? Şununki o şöyle bir cünüp dairesi yazarmış.
Efendimiz böyle, burada yok. Bir cüzler içinde yok. Şurada var ama. Onun şeyi, niyet ya, cahil. Hatırlamazsan diye düşündüm mu, Nuh'un Muhammed Hatırlamazsan hatırlacağımızı? Burada yok derler. İmamı Azam Efendisi'nin şeyini yapmasın, Yahyalı Hasan gelen, erişeceğim, ya da yok dediği başka insana denir. Ona bilirsin Allah rızası için. Tamam efendim, buyurun, buyurun, biraz. O, nedir yok, delir diyordum ben. Her insan çık geliyorlar da ben de silmeliyim de sizi de öyle zannetmişler, öğrendim, uykulıktanmayın filan filan. Onun için büyükler bazılere yağan değil, essah yere burada yuh dediler. Şurada var Allah. Ama şimdi ben de düşalıyorum. Onların yağlı lokmanları da beriyizlü argecin tecavüzüne sebeptir. Konuşunca, uluhiyetiyetiyle işte hem de Ne keyifle anlamdan ferah memleket memur olabilir? Ne keyifle onlardan icat bozulur? Gününüzü Allah rızası için. Hücemizden alalım.
Böyle dünyevi, kemiğinizi dahi yetmeyeniyet olmaz böyle. Bir şeyler ben size vazgeçelim. Hacer, Hacer, efendim, zor musun? Zor musun? Burs da, horum diyor. Allah'ın sohbetinden hilal aslandan daha ziyade geldi. Aslan, parçalayan. Onu, o parçalayan aslandan daha onlardan kaçınmanın biliyor musun, zihin yere varmaklatıldı. Allah'a sohbet, onların sohbetinden firar aslandan daha ziyade gereredir. Onların illetinden, sohbetinden, muhabbetinden, boynuzlerinden silüetin sürüye, boynuzlerinden dahi ihtiras konulmak gerekir. Hacer etmek, bozmak gerekir. Yoksa helaki ebedi, Husfani serveti icab eder, yoksa ebedi helak eder, Husfani şerî, ahirette Husfani ebedi cehenneme göndermişler. Silah olur. Bu kadar mühim olmasa efendim böyle yazmaz. Tamam diyorum. Haber de var mı oldu ki, Mentalaba, gaz, merket, kalecai, bütün insan tevazu eder. Tevazu. Nasıl tevazu iyi anla? Yerinde olursa iyi. Iyi.
Ben tevazu hangine zengin benim için, dünyanın rüyaları için, ağlığının, beyniğimin, zehirsiyenin, başkanlığının için tevazu ederse ve hevesüne sen dinin, bilimin üçte ikisi gider buyuruyor Mevlana. Yani bir bilimin hiçbir şey yine tokanlar, bozamaz ama böyle biz zengine, fakire, o yaşta gelenlere örmet edip bakmayın da her gün olunca ayağa akıyor, buyurun efendim diyor. Ona bir şeyler vuruyor, toplarsın diyor. Şimdi hocalıkta, hocalıkta, hacılıkta, imamlıkta, vaazta bir de çok tehlikeliydi eskiden bu. Şimdi devlet maaşımızı veriyor da onun için böyle eğiliyor. Yoksa o ani işini elinden görüyormuş. Diyorum, ne yapacağı bir şey haber veriyor hayretten Allah. Böyle o Adana ağaları imam tuttu mu o ağadan ağlasın. Oğlum kule. Geldi diyor, o ağalığı biri diyor. Caminin doğusunda elini arkasına atar diyor, böyle gider, gelir, gider, gelir, gelir, gelir.
Halat uz olsun diyor herif beni şöyle yerinde bulunuyor köleye devlet dilinde. O kadar da cemaatim var, beni seviyorlar diyor koca hala sağ yatakta şöyle onun, Mustafa kadar tesirli, onu okumaz kadar tesirli bir hoca bulmuşsun yatakta, ayakla. Çok böyle yatıyor, geçen uzun yarısına bak. Ocaklar bir etti. Kıyması bir adam Yine geldi, diyor ve böyle bir hat girer, gene, diyor. Ve yarımın takımıyla getirip, diyor. Tabii ki getirdi deniliyor. Senin bu gelişetin, firavun gelişetin demiş hoca. Nasıl Yahu ağıysan yine alsın. Ben imamım. Muktemadiyen bir haneden imam veriliyor bana. Imama iktida ettin diyor herkes. Ben senin yumuşağın, ölen miyim? Sen benim gibi duymamı ayağımın takınyasını getir. Sen mi sen kimsin? Hep korkmuşlar, sarışın üzülmeden öldürür diye. Nasılsa işte hocanın okumasını çok kuvvetli kendini çevirmiş yere öyle olmak ki toparladığı beyazlı bir geçti diyor.
Sinire boğazına şekle geldi. Halde gitti kurşun gibi diyor. Abdestini aldı yani inen diyor. Yani namazı da bırak. Çıktı getir diyor. Bütün cuma mama ağlarından. Hocanın maça da sabahı sağa bırakır mı ulan sizi? Bak sen gitsen iyi olmaz mı diyor. Yani senin gibi inan dövmeleri ama hayatından korkuyoruz. Öldürürsen ne yapalım, diyor. Bir de tebrikleriyle arkadaş ağa. Nasıl ayağa kalkmak böyle? Oğlum, umarım inan, ne olur, böyle bir yere gitme. Bir anın içine ayağa kalkmam, günün yüzünü işte ikisi gider bu mevsimi işte, diyor. Şu haber verdiğim mevsimi, gece gaf yiyor diyor, mandalladım diyor, Ne olur ne olmaz Allah'ın takdirine razı ediyor. Mandalın ayağımın üstüne kapandı diyor. Al yarabbim diyor. Hoca senin gibi daha ilginç bir hoca bana söz söylemedi. Ben Allah'ım bu bana bir asık kuluymuşum da ben bu imamları köle yerinde kullanırım. İşte unutamadım. Ailem ağları, ben alalım.
Ailem ağları, ben alalım. Diğerimize oh kesildi. Haydi, dinammeyi hatırlatıp, bunu vereceğim, ağlayantan koluma girdi vardı mı? Hanım başı dağılıyor, ağzı böyle ıslak işaret etmesi, Allah senden razı olsun. Bakımlarla, gömlekler, nilkanlar, neler keyifler diyor Baldan yağ olduk, hertz odamızı kendi eliyle huzuruna alır duyacak İşte Öyle tehlikeliydi. Allah Allah da endişe lazımdır ki tevazu eylemen Allah'ın reynasından mıdır yoksa başka şey için midir? Şöyle bir düşünelim diyor. İnan ama tevazu eylem ayağa kalkmak, zenginliğinden içindedir yoksa başka bir milletler mi? İyi düşünün diyor. Şef yoktur ki, hakikaten, şef yoktur ki fenası cihetindendir. Zengin olduğundan için ayağa takıyorum diyor biz zengine. Niye o yaştaki bu ihtiyar ayağa kalkıyor ya? Böyle bir sanayi sahibi ne alaka? Öyleyse diyor, diniymiş değil. Onun neticesi dinin iki sürüsünün zehabıdır. Sen kan da İslam'dan.
Sen ne dersin? İslam nerede? Sen yerdesin yiyecek kandadır. Sen yerdesin kurtulmak nerededir böyle yani dünyanın alanlarına ehli dünya zengin, bel, başkan, milletvekili, vuuv, hiç kimseye bölmediğim ayağa kalkıyor, hürmet. Yapma Allah'ım seversen ya. Sen dindar bir insansın. Yapsın, yaparsın herkese bir karar da yap. Yani o bir misafirine buyurun buyurun diyor, onlara buyurun buyurun diyor. Ona ayağa kalkıyor, o böyle ayağa kalk. Zarar yok ama o bir yük arz ettirirsen yine üçte ikisi girer diyor. Zenginliğini için çünkü, yap değil. Şu ortada ki, ya din ile sohbet, cinsin olmayan hisselerle sohbet, onların yağlığı, lokmasını yemek kalbi tizza-ı memuzadan, Kalbi efendim, efendimizin, halifelerinin, hocaların vaazundan kalbi kır eder. Etraful ve mesaattan, nasihattan faydalanmadan uzak eder. Kelime ve kelamla nikahlı olmayı istemez o kalp. Söylesem, o nesil hiçbir şey anlamaz.
Çünkü zıkkım gibi, zenginlerin yemeği gibi, hoşgör cebe revat falan. Haramı, mısırlı, işletmiş, palzadanlı neresi mi, o kancanı gelişmiş, onları hiç hesap etmeden onu atıyor bu kadına. Nasıl mı oluyor, kalbiyle hiçbir zatın Lazzı, lafgahı, üstasın nazlı nazlı nazlı yer nefese tavsiye etmez öyle kimseye. El Hazer vel Hazer, Efendimiz Hazeridir. Korktum, korktuğumuz. Rugiyetlerinden de hazer lazımdır. Şöyle görmelerinden fasık görüldü mutlak karar verir. Rabıta olur da onlara böyle bakarsan, hazemi siyahtır, dönerler. Eski Şengeti niye almıyor? Umurumda işte. Rüyiyatlarından da hazen lazımdır. Mevuzda'nın hülasası. Sen, vazzını hülas ediyor diyor efendim. NASA'yaen züpdeti, nasihatının züpdesi, ehli tezevvür ve erbabı teşeşerura ye plase in bir zattır. Ehli din ehline, şeriat ehline karışmak ve in bir zattır. Bunlarla kalbini açmak, karşılık sohbetler mi var mı?
Allah, Allah, hadi beraberdine kalbi görüyorsunuz diyen halı açıyor diyor. Mülehün ve teşehhüde hay ehli sünnet ve cemaatin haklarına talip olma merguttur. Yine ehli diyor, şeyah salih diyor ki ehli sünnet ve cemaattan çıkmış ulema diyenler var. İşte bunların orada var. Böyle. Hophop. Tarifi inkar eder. İçine girer. Ondan sonra ne zaman şuraya deliverdin mi der ki, canım bunları al, fenen Allah'tan bunları insan derim. O adamı gördüm, ben bütün tüylerim hayal dikerdim, ne kadar güzel, bazıları gelir. Ben de ufak ufak benim ebunu alır. Efendim, Ruslar ile görüştüm, şöyle yapayım, Rabbim tayin ediyoruz ben. Karıştığında girmek ki ne rabıta, bu, bunun kadar çatlanacak bir adam. Başerlerinden muhafaza. Buna Mayıs Süt'ten kaçının diyor. Efendimizin şöyle bir haberlerinde halifesi Halil Efendi. Birisi Nurettin, Nurettin.
Birisi de Hacı Mustafa, Hacatullah şu üç kardeş instafı, şu Mustafa instaf etmez. İnci köyden mahalleden bir hoca var, bir akla bazen olur, El Kocaeli'yle bir de ailesi orada eder, o da ora bina mıymış? Hocam ben talebe talihiye girmeyi istiyorum. Yeminiler, kainatı yerden kaldıracağız, öldüreceğim Eyyüy O en büyük adamların hali diyor Efendimizle kızın dağını ve beraber yan yanaydı evleri diyor Kırk sene beraber yaşarlar. O bir hocanın zehirini yüzünden tarikata girmeden erdik et dayı Musa'dan. Hanımefendi böyle ağladı. Ulema'nın da hile kısımları var. Her hocanın yanında varsa bu biliyor, ne bileyim. Sokulur seni pare taptan alıkorunlar. Boş yerlerinden muhafaza duyuyorsun. Ötekilerden yeter ya, şöyle sağa koydu. Böyle bir dünya geldi. Şimdi, haram-i Tıbbı nasıl bilip burada? Böyle meth mıh şeklinde böyle hocalar bizim buralı.
Bilimler bunları, Allah şerlerinin ortası, Fırha-i Nadiye, ummahtır, Şeriat ehlidir. Bu gibi ricalar, mütebatın necat muhaldır. Böyle zata büyük zatlara tabi olmadan necat olmak muhaldır. İmkanı yoktur. Yani malların Rey'lerle ittibası felah, Mümtehiyaan'dır. Onların Rey'leri üzerine tabi olursan, onların gösterdiği ehli din, ehli şeriat, yani zaman kutlayacağının o gösterdiği yoldan yetmezsen esas bunların imkanını alınacak bela bunlara olabilir. Bu manaya akıl ve nakl-i keşfi deliller şahittir ki, Halık ihtimali yoktur. Filasına hareket etmenin ihtimali yoktur. Eğer bilirse ki bir şahıs haltanın gemisi kadar bu Fransa müstakinden ayrılmış olsa An'ın sünneti sen niye katil olup, öyle mi? Önce dinliyorum ama yani, surat-ı müstakinden ayrılmış olsa bir kimse, An'ın sünneti kendi katilidir. Leheyileyen bir zehirdir onun sohbeti.
Lehedir dünyanın anıyla mücadelesi, reisi, dehl-i enfa addi demek gerekir. Gözdürüyere, bir şey, millet, sohbet Bu dini müziğinde peydah olan fitne esasun cemaatin şe'amatından değil ki, hatayı dünyevi sebebiyle ahiretlerle berbat eylemişlerdir. Yine hataları yüzünden, yoldan çıktıklarından, sinir çaldıklarından, şeriattan ayrıldıklarından, ayrıldıklarından, ahiretleri de berbat eylemişlerdir. Doğru Allah'ın izniyle, doğru yolu bırakmış sapıklığı evrim yolu satın almışlardır. Bu yapılış gençler onları kazanç sağlamamış. Doğru yolu vermişler, evir yolu almışlar. Onlar doğru yolda, doğru yolu da bulamamışlardır. Yahya bin-i Muaz buyurdular ki, ilk sınıftan müşteri olmak gerektir, İlk sınıftan kaçmak gerektir. Nasıl efendim diyor. Mahya bin Muaz, muzlar, hep sınıftan açmak lazım. Vakit olan ulema'da. O, alemin tarikata girilebilir.
Eller takdir etmiş de böyle ünlü insanlar onlar götürebilir, götürebilir. Şeytan aldatmış. Yani bu yüce anla, karışık bir adam. Umuzun taşınması lazım diyor. Bir. Bir. Hafızanla şu şıklere oturur, boyun olur, pişirir böyle. Lidereni halktan bir şey mi kabiliyet var. Düşünsün Mustafa, bu tür cahilin cahil soflulardandı. Cahil en yok. Eniştem iyi bilmez tarikatının başına geçti bizim burada biri. Her zaman geldi, her gün şahitimi, gelişlerinden biraz tembih ediyorum. Ona da oturduğu yerden, onu hemen kabul ettireceğiz. Payan, farz duran, terk etti. Sonra biz bizim Alem-i Ervah'ta fındık namazımızı, dün yere namaz. Ellesin. Öyle mi? Çeşitler? Çünkü, mürşid olmalı mı biz cahil? Onun misil-i şeytan olmuş. Allah korusun. Bunu bununla gönül için umutkendir bu deyip. Biz de tıp şartlarımızdan bunu söylemiştik.
Belki de inşaat vazifesiyle olduğu halde hanım elini sünnete, sünnete Resulullah Aleyhisselam'a muvafık değilse, Resulullah'ın sünnetine onun hali münafık değilse, minhar dinhar ondan uzak olup şıra ehline ve sakin olduğu şehirde dahi, şehirden dahi gıybet edip, öz da bir şehre, o da fazlasını sapıt onun memleketinden kaçmak lazım. Böyle inşaat memurunu, yendiği inşaat memuru da rasuruma ha baban babana zuphane. Bu olmaz. Van şehrinde de oturmak olmaz. Ona züretimin rüyayileridir efendim. Doğru bir zamanla, zaman mürüğreti, yani seneler geçti, geçince hacminde icinatıyda olup da itikana halel gele. Onun itikadı binler gelmezse bozulur. Onun şehrinde oturursa zaman mürürü de iyi ver, itikatlar çıkar. Görüyor mu? Ne tehlikeli? İtikadını halelgele. Böynü olan kişiye iktida, kaç milyon iki ay değildir.
Her ne kadar zahirde istihfaf kabilinden, harita da zatı olsa bile, istihfaf cehennemde aşağı gelebilsin ve benim için kerametleri verilse ama başka suya yağma, salasını veriyorsun cehennemden daha haşa, cehennemin gelin yerine girer, şey onun arka ayağı, tasonu uzayıp ne işe girer, sonra ün ayağı odağına döner. Döner bazı o sallarlar havada bağdaş kurar uçar. Havada görür, şeyin üstünde görür. Bakalım gelişesine, şeriatı bir noktası varsa hemen anlamını kesmek lazım oğlum diyor. O boş da uçuyor. Babana da sürüsüne geliyor. Hevaha seni sinek takılıyor. Bu nazım naza da yazılmasını takip ettim efendim, gözüme dövüyordu, efendim çok büyük insanmış. Bunları iyi dinleyin de şeriatın nehrinin taşına bulunmayınca onun altının tüm olduğunu kabul, hüpley. İlla oraya vurduğunu Kuran'a hadise bilirsiniz. Ve şeriat teraziyle bir dartım diyen insanı.
Baktım ki, ibadet'te, saatte inleri keşfi gidiyor, kendi sığır gibi yatıyor. Hep namaz, namaz, namaz bırakın. Onların mağarasından geçimimi temin edeyim sevdasına düşmüş ve Neleri gördüm? Niyelerini şahit ediyor? Olsun kardeşim, aman akılımı başımıza alalım. Çok güzel. Böyle olan kimseye irtidat yiyen çizer. Her ne kadar zahirde ihtiras kabilinden harika gösterse de. Bu dediler, öyle bir saadete düşen yüzlü bir hırsız ki gözü sürmesini, imanını çalacak. Rezil sürmesini çalacak kadar, böyle yetk etmiş ki, külhanına saklı bir eşkıyazı şeytanın cihadıdır ki, bunlar sohbettan aslanın bir amel-i cariye. Amin-i Azrail var. Dört yolda biz konuştuk, görüştük. Cihan'da Dililim ben bir veri ayeti, Anadolu'da Dilili'nin lideri tarifi, Kayseri'dir, Dilili'dir.
Bütün Osmanlı bütün yedi yüz tarihleri asker iken, asker iken, dost doğdukların içine karıştın hallerini iyice bir anlayın ihvanıma devirini bir söyleyin diye. Kendilerinden zannetti bir gün akşam bizi devam ettik, devam ettiler. Yanıma Osman Ağa'yı aldım. Hani atasözünün atlamazsın Osman babayız. Osman Ağa'lar olmayan gittik. Demiş onun ismini için, hırsını bozmanın için bir rahat namazı geçirdiyseniz, temiz de mi demek Derler, benim de yeşil alaksın diyor ağızlarında. Bu itiraz aleminde her şeyleri var. Bu bir sus daha düşmüşsün bir cenabas. O tanıdık böyle bir yer. On beş tane bizimmüş. Akşama tüm keyif seyahatıyla Yusuf Sayfalar verirler. Ölulmuyor, demiş. Ve onun sonunu oturur. İbrahim Arslan asma namazı getirecekmiş. Efendim Osman, Şeyh'ta ayna sorar diyor. Altmış yaşında var, tıraş yüzü müzayene geçmiş. Simsiyah muhpey.
Ama düşmüşluğun arasında bunu hiç göstermeden verme ama ben onu böyle işin var, demiş. Tamam bozabilirsen ayağını bozar. Ama demiş, benim de gay kediye yeter bilgisi. O ayet bize girer demiş. O, Ursula giriyor. Kedinin yumruğunu ısırdığında Allah'ın Beytullah'ını ısırmış gibi cins günaha bir ıslah olsun diyor. Ve kediyi incitmeye olmaz. Açıkçası öpüyorsun herif, diyor. Figür bizim tarikattan olacakmış, diyor. Herif de atlanıyor yahu. Sefkanı duyuluyor. Niye? Onunla niye çöpladın bir namaz. Ama çöp çöpe olsak da asker almaz. Ne kadar hızlı böyle çok, ne var kızıldık? Taşkın tekrar dua ettik. Geriye geldik, suya oturdu. Babamın ayağını gene bozmamak için. Şarlran diye hep toplandı yine bayıltmam ben o sözleri niye kabul etmem? Bu, babamızla yirmi yaşındaysan namaza başlamış, namazımı devam ettiren babamın yeri, pisikani falan hep orada vuruyor, şimdi oldu. Namaz geçiyle vurursun.
Değil al sen diye gittiler. Hemen namazına yani Yusuf Aleyhisselam, Saliha Yengenin de babası artık da Yakup Aleyhisselam görünmüş, Böyle göğsünde her şeyi bakmış. Felaheyle bir araya gelirken banağını ısırınca her an