İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Saygı derdinde işler misin? Mahmut Sami Ramazanoğlu Dualar ve Zikirler isimli eserini sizlere seslendirmeye devam ediyorum. Müstecab dualar, icabet edilen dualar bahsi ile inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Dört yerde semanın kapıları açılır ve duaya icabet olunur. Birincisi, Allah yolunda saf bağlanıldığı zaman. İkincisi yağmur yağarken. Üçüncüsü namaz kılınırken. Ve dördüncüsü de Kabe görüldüğü zaman. İki vakit vardır ki, semanın kapıları açılır. Bu vakitlerde duanın reddolunduğu çok azdır. Biri namaza kalkıldığı zaman, diğeri Allah yolunda saffı cihad bağlandığı zaman. Dört dua vardır ki reddolunmaz. Dönünceye kadar hacının duası. Evine gelinceye kadar Gazi'nin duası. İyileşinceye kadar hastanın duası. Bir de kardeşin kardeşine gıyabında ettiği dua.
Bunlardan en çabuk kabul olunan dua kardeşin kardeşine gıyabında ettiği duadır. Üç kişi vardır ki Allah onların dualarını reddetmez. İftar edinceye kadar oruçlunun duası, mazlumun duası ve adaletli devlet reisinin duası. Üç dua vardır ki kabul olunacağında hiç şüphe yoktur. Babanın evladına duası, misafirin duası ve mazlumun duası. İki dua vardır ki Allah ile bu iki dua arasında hicap engel yoktur. Biri mazlumun duası, diğeri kardeşin kardeşe gıyabında duası. Duası kabul olunmayanlar da şunlardır. Üç kimse vardır ki dua ederler de icabet olunmaz. Birincisi, nikahı altında kötü ahlaklı bir kadın bulunup da onu boşamayan erkek. Bir başkası üzerinde emanet mal bulunup da, şahitle onu tespit etmeyen kişi. İkincisi. Üçüncüsü de, malını sefih bir kimseye veren adam. Çünkü Allahü Teala mallarınızı sefih, beyinsiz kimselere vermeyiniz, buyurmuştur.
Müminlere umumi ve gıyabi duaya dair de şu rivayetler serdedilmekte. Duanın efdali, kulun ey Rabbim, Muhammed ümmetinin cümlesine umumi bir rahmet ile rahmet eyle demesidir. Duanın efdali, dünya ve ahirette Rabbinden af ve afiyet istemendir. Çünkü bu ikisi dünyada sana verilir, sonra ahirette de verilirse muhakkak felah bulursun. Kulum, Ey Rabbim, ümmet-i Muhammed'in cümlesine umumi bir rahmetle merhamet et diye dua etmesinden daha sevimli bir dua yoktur Allah katında. Beni ve bütün müminleri ve mümineleri mağfiret et ey Rabbim diyen kimseye her bir müminin hasenesinden nasip verilir. Kişinin kardeşine onun gıyabında ettiği dua müstecabtır. Kulun başucunda vazifeli melek bekler ve duasına amin der. Kul kardeşine her bir hayır dua ettiğinde amin, sana da aynısı olsun der. Kul, ana ve babasına duayı unuttuğu zaman rızkı kesilir, yani bereketi gider. Haris bin Süveyt anlatıyor.
Abdullah bin Mesud Radıyallahu Anh, bize iki hadis rivayet etti. Bunlardan biri Hazreti Peygamber Aleyhissalatü Vesselam'dandı, diğeri de kendisinden. Dedi ki mümin günahını şöyle görür. O, sanki üzerine her an düşme tehlikesi olan bir dağın dibinde oturmaktadır. Dağ düşer mi diye korkar durur. Facir ise günahı burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür. İbn-i Mes'ud bunu söyledikten sonra eliyle şöyle diyerek burnundan sinek kovalar gibi yapmıştır. Sonra dedi ki Ben Rasulullah Aleyhissalatü Vesselam'ın şöyle buyurduğunu işittim. Allah mümin kulunun tevbesinden tıpkı şu kimse gibi sevinir. Bir adam hiç bitki bulunmayan, ıssız, tehlikeli bir çölde, beraberinde yiyeceğini ve içeceğini üzerine yüklemiş olduğu bineğiyle birlikte seyahat etmektedir. Bir ara yorgunluktan başını yere koyup uyur. Uyandığı zaman görür ki hayvanı başını alıp gitmiştir. Her tarafta arar ve fakat bulamaz.
Sonunda aç, susuz, yorgun ve bitap düşüp, hayvanımın kaybolduğu yere dönüp orada ölünceye kadar uyuyayım der. Gelip ölüm uykusuna yatmak üzere kolunun üzerine başını koyup uzanır. Derken bir ara uyanır. Bir de ne görsün? Başı ucunda hayvanı durmaktadır. Üzerinde de yiyecekleri ve içecekleri. İşte Allah'ın mümin kulunun tövbesinden duyduğu sevinç, kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bu adamın sevincinden daha fazladır. Müslim'in bir rivayetinde şu ziyade var. Sonra adam sevincinin şiddetinden şaşırarak şöyle dedi: Ey Allah'ım, sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim. Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Teala Anh Hazretleri Ya Rasulallah, namazın sonunda okumak üzere bana bir dua talim buyur, öğret dediğinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki şöyle dua et. Ya Rabbi, muhakkak ki ben kendime çok zulmettim, yani çok günah işledim.
Günahları ise ancak sen afv-u mağfiret edersin. Hakkıyla Gafur ve Rahim ancak sensin. Beni kendi indinden bir fazl u keremle afv u mağfiret eyle ve bana lütf u ihsanınla merhamet eyle. Yani benim istihkakım olmayarak, mahsa fazl u kereminle cehennemden halas edip cennet ve cemaline kavuştur. Şüphesiz sen Gafur ve Rahimsin. Yani çok affeden ve çok merhamet edensin. Büyükler demişlerdir ki Bu dua namazda gerek tahiyyattan sonra ve gerekse namaz dışında edilecek duaların en şuurlulerinden veren güzellerindendir. Zira cehennemden halas olup cennet ve cemale kavuşmayı istemek duaların hülasasıdır. Mecnun ancak o kimsedir ki tövbe ve nedamet etmeyip masiyete devam ede. Sizin hastalığınızın ve şifanızın ne olduğunu söyleyeyim mi? Hastalığınızın günahlar, ilacınızın da istiğfar olduğunu unutmayınız. Meclisin, oturmanın veya oturulan yerin kefareti kulun şöyle demesidir.
Seni hamdinle tesbih ederim ey Rabbim. Senden başka bir ilah bulunmadığına ve yalnız sen olup şerikin olmadığına şehadet eder, Senin mağfiretini diler, sana tevbe ederim. Gıybetin kefareti, gıybet ettiğin kimse için istiğfar etmendir. Yeryüzündekilerden herhangi bir kimse, La ilahe illallahüvallahü Ekber, vela havle vela uvete illa billah derse, hatalarına kefaret olur. Bu hataları deniz köpükleri kadar da olsa. Duanın hayırlısı istiğfar, ibadetin hayırlısı da kelime-i tevhidtir. Ey Ali, sana bir dua öğreteyim mi ki zerreler adedince günahın olsa, sen de beraber olmak üzere mağfiret olunur. Şöyle, söyle. Allah'ım senden başka ilah yoktur. Sen Halim ve Hakimsin, hayır ve bereketi çok olansın, seni tenzih ederim. Sen yüce arşın Rabbisin. İstiğfar müminin sahife-i amalinde nur gibi parlar. Günahtan tevbe eden kimse günah işlememiş gibi olur.
Fakat bir taraftan istiğfar, diğer taraftan günahta ısrar eden ise, El'iyazü billah, Allah'a sığınırız, Cenabı Hak ile istihza eden, alay eden kimse gibi olur. Bir kimse kalbi ve kalıbıyla istiğfara devam ederse Cenabı Hak o kimsenin gamlarını feraha ve sıkıntılarını genişliğe tebdil ederek hiç ummadığı bir taraftan onu rızıklandırır. Tövbe ve istiğfar ile büyük günahlar afvolunduğu gibi mükerreren irtikap edilen küçük günahlar da büyük günahlar arasına dahil olur. Kalbinde nedamet pişmanlık olmadığı halde yalnız lisanen dille edilen istiğfar yalancıların tevbesidir. Cenab-ı Hakk'a tevbe ediniz. Muhakkak ki ben günde yüz defa Cenab-ı Allah'a tevbe ederim. Ne mutlu o kimseye ki, defter-i a'malinde, amel defterinde çokça istiğfar bulunur. Ey insanlar, ölmeden evvel Allah'a tövbe ediniz.
Şeddad bin Evs radiyallahu anh'dan rivayete göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır. İstiğfarın en üstünü kulun şöyle demesidir. Yani Seyyidü'l-İstiğfar. Allah'ım, sen benim Rabbimsin. Senden başka ibadete layık ilah yok. Beni sen yarattın. Ben senin kulunum. Ezelde sana verdiğim sözümde ve vaadimde hala gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden sana sığınırım. Bana lütfettiğin nimetleri yüce huzurunda minnetle anar, günahımı itiraf ederim. Beni affet. Şüphe yok ki, günahları senden başka affedecek yoktur. Rasul-i Ekrem Efendimiz sözlerine devamlı şöyle buyurur. Her kim bu Seyyidü'l-istiğfarı, sevabına ve faziletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse cennetlik olur. Yine her kim, sevabına ve faziletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse cennetlik olur.
Bu hadis-i şerif Buhari'de ve Ebu Davud'da geçmektedir derdini işlerim. Bu duanın hülasa-i meali şudur. Ya Rabbi, ben cürmü kusurlarımı itiraf eylerim, tövbe ve istiğfar ederim, nimetlerinin şükründen acizim, beni af ve mağfiret eyle demektir. Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh'ın rivayetine göre Nebiyy-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurmuşlardır ki Allah'ım, kabir azabından sana sığınırım. Cehennem azabından sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnelerinden sana sığınırım. Deccalin fitnelerinden sana sığınırım. Sa'd bin Ebi Vakkas radıyallahu anh'dan rivayet olunduğuna göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri şöyle istiaze ederlerdi: Allah'ım, cimrilikten sana sığınırım. Korkaklıktan sana sığınırım. Erzeli ömre bırakılmaktan sana sığınırım. Dünya fitnesinden, yani deccal fitnesinden sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve sizden erzel-i ömre bırakılanlar da vardır mealindeki ayet-i celile nazil olduktan sonra Allah'a Erzeli ömürden de sığınmaya başladı. Erzeli ömür, ömrün zayıf ve kötü kısmı ki çocuk gibi olur insan o dönemde. Bildiği şeyi bilmez olur Ve kendisinde bunama arız olur. Cenab-ı Hak hepimizi aleyhissalatü vesselam efendimizin sığındığı bu durumlardan muhafaza buyursun sevgili dinlecilerim. İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Sizlere bugün Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Serrahü'l Aziz'in Dualar ve Zikirler isimli eserinden bir bölüm paylaşmaya çalıştım. İnşallah bir sonraki bölümümüzde kaldığımız yerden devam edeceğiz.