Sayıdeğer dinleyicilerimiz, İhsan Miktebi programımızın bugünkü bölümüne, Mahmud Sami Ramazanoğlu Dualar ve Zikirler isimli eserini seslendirmeye devam ediyoruz. Dua adabına başlamıştık önceki bölümümüzde. İnşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ebu Musa el-Eş'ari radıyallahu anh'tan rivayete göre Rasulullah Efendimiz Hazretleri, Hayber Gazasına giderken, mahiyetinde bulunan Ashab-ı Kiram bir vadiye varlıkta yüksek sesle tek bir ve tehlil ederek bağıra bağıra zikrullah etmeye başladılar. Rasulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem Hazretleri kendinize rıfkı merhamet ediniz. Zira siz ne sağıra, ne de gaibe dua ediyorsunuz. Ancak her şeyi hakkıyla işiten ve size yakın olan Allah'a dua ediyorsunuz. Ve Allahü Teala Hazretleri siz nerede olursanız beraberinizdedir buyurdu. Yani öyle kendinize bu derece bağırmakla zahmet vermenize hacet yoktur.
Cenab-ı Hakk'a nispetle hafi ve cehri yapılan zikir müsavidir, eşittir. Ebu Musa diyor ki o sırada ben Rasulullah Hazretlerinin hayvanının arkasında Zat-ı Risaletpenahileriyle birlikte beraberdim. Ve lisanımla La havle vela kuvvete illa billah diyordum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bana hitaben, Ey Abdullah bin Kays, buyurdu. Ben de icabetle Lebbeyk ya Rasulallah dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bana hitaben, ben sana Cennet-i Alanın hazinelerinden bir hazineye delalet edeyim mi? Buyurunca, ben hemen anam ve babam sana feda olsun ya Resulallah. Evet, irşad ediniz dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri la havle vela kuvvete illa billah. Masiyetten sakınmak ve taat ve ibadetlerde kuvvet ve kudret ancak Allah Teala Hazretlerinin tevfik-i Rabbaniyesi ve irade-i Sübhaniyesiyledir, buyurdu.
Yani cümle alemin müdebbir-i hakikisi ve mutasarrıfı hepsinin halıkı olan Allah Sübhanehü ve teala Hazretleri'dir demektir. Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize ve ehli beytine salat vesselam da duanın en mühim adabındandır. Hadis-i Şerif'te Yapılan bir duada Muhammed Aleyhissalatü Vesselam ve ehl-i beytine salat ve selam edilmedikçe, o dua makam-ı icabete vasıl olamaz, buyurulmuştur. Dua eden kimse duanın başında, ortasında ve sonunda Peygamber Efendimize salat vesselamı tekrar etmeli. Hulusi kalp, nezafet, taharet, istikbali kıble, izhar-ı tezellül, tazarru, enbiya ve evliya ile tevessül, günahkar ve mücrim olduğunu ikrar ile tövbe ve istiğfar edip, haram lokmadan içtinab etmelidir. Bu suretle yapılacak hayır duaların kabulü hakkında şüphe etmemelidir.
Şunu da ilave edelim ki insanların bazısı her ne kadar Cenabı Hakk'ın kaza ve kaderine rıza gösterip sükut eylemeyi duaya tercih etmişlerse de, muhakkak alimlerin ekserisi dünya ve ahiret işlerinin esbabdan müretteb olduğunu, müstecab duaların ise sebeplerden biri bulunduğunu beyan ile duayı terk etmek, kazaya rıza göstermek fikriyle bir şey yememek, şiddetli kışta elbise giymemek, hasta olunduğunda ilaç, muharebede silah kullanmamak gibi birtakım meşru olmayan hareketleri irtikap etmek gibidir demişlerdir. Hususi ile dua, izhar-ı ihtiyaç, Cenab-ı Hakk'a iltica olduğundan müstakillen bir ibadet makamına kaim olacağından, şu halde lisanen dua eylemek ve kalben tazarruda bulunmak gerekmektedir. Duanın kabulünün şartları da şunlardır. Kazaya muvafık olmak, yani Sünnetullah'a uygun bulunmak. O kimse hakkında duanın kabulü hayırlı olmak. İstenilen şey muhal olmamak.
Duanın kabulü için adabına ve şartlarına riayet etmek lazımdır. Bu şartların cümlesi mevcut olduğu bir durumda kabul olunma ciheti galip ise de, kabul olunması yine meşiet-i ilahiyeye bağlıdır. Binaenaleyh Allah dilerse kabul eder, dilemezse etmez. Fakat kul adabına riayet ederek duayı bırakmamalıdır. Duanın kabulünün ani olmasına kullar umumiyetle tahammül edemeyecekleri için istenilen şeyin bir müddet sonra verilmesi me'mul olduğu gibi, duası miktarı o kimsenin üzerinden bir şerrin def'ine sebep olmak veyahut bilmediği bir cihetten duasının eseri hasıl olmak ihtimaline binaen duaya kabul olunmadığı nazarıyla bakılmamalı ve duam kabul olunmuyor denilmemelidir. Allahu Teala Hazretleri icabet hususunu istimrara, yani geniş zamana delalet eden muzarisikasıyla beyan buyurmuştur ki bir zamanla mukayyet sınırlı değildir demektir. Kulun hakkında hayırlı olan bir zamanda kabul eder.
Yine ayet-i celilede Rabbiniz size bana dua edin ki duanızı kabul edeyim dedi. O kimseler ki bana kulluk etmeye büyüklendiler, pek yakında zelil ve hakir olarak cehenneme girerler. Dua, Cenabı Hak'tan insanların muhtaç oldukları şeyleri tazarru' ve niyaz ederek kemal-i tevazu ile istirham edip istemeleridir. Kulların, Allah'a olan ihtiyaçlarını arz eylemeleridir. Duanın kabulünün en mühim şartlarından biri de, dua esnasında Allah Zülcelal hazretlerinden gayrı hiçbir şeye güvenmeyerek teveccüh-i tam ile ve kati surette Hak Teala hazretlerine yönelmektir. Duada iki haslet aranır. Birincisi, izzeti rububiyeti bilmek, ikincisi ubudiyetten olan zilleti idrak edip, Rabbinin himayesine iltica ve ihsanından müstefid olmasını arzu eylemektir. Ey müşrikler.
Sizin aciz mabutlarınız mı hayırlıdır, yoksa muztar olan kimse dua ettiğinde onun duasına icabet eden ve istediğini veren ve omuzdar kalan, çaresiz zor durumda kalan kimseye isabet eden kötülüğü kaldıran ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan Allahü teala mı hayırlıdır? Allah'a beraber bunları icat ve kullarının ihtiyacını defeden bir mabud var da ona mı ibadet edersiniz? Düşünceniz ne kadar az ve kısadır. Zira Kadiri bırakıp acize ibadet edersiniz. Yani ey müşrikler, sizin Allah'a ortak koştuğunuz putlar mı hayırlıdır, yoksa musibetlerden bir musibet veya fakirlik ve hastalık gibi dert ve elemlerden muztar kalıp halasına çare arayan bir kimse dua ettiği zaman duasını kabul edip musibeti afiyete ve fakrini kınaya ve hastalığını sıhhate tebdil etmekle sahil-i selamete çıkaran kadir ve kayyum mu hayırlıdır?
Elbette kullarının ihtiyacını def eden ve duasını kabul edip istediğini veren Allahutaala Hazretleri bunlardan hiçbirine kadir olamayanlardan hayırlıdır. Binaenaleyh Mabud bil Hak odur. Ondan gayrı ibadete layık yoktur. Ve Allah Teala Hazretleri size yeryüzünde tasarrufa kudret verendir. Dolayısıyla Zat-ı Ecellü Alaya ibadetiniz lazımdır. Allah'a beraber başka bir mabud var mı ki, gayre ibadet edersiniz ve siz her an arkası arkasına gelen nimetlerin kimden geldiğini düşünmeniz gayet az olduğundan, aziz ve kavi Allah'ı bırakıp aciz ve zelil ile ibadet edersiniz. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımıza Dualar ve Zikirler isimli eserin Duada İhlas ve Helal Lokmanın Ehemmiyeti konulu bölümle devam ediyoruz.
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuşlardır ki Bir kimse zahir ve batınını tanzif ve tathir ile kırk gün halisan Cenabı Allah için amel ve ibadet ederse, kalbi menba-ı hikmet olup lisanından zülal-i marifet cereyan etmeye başlar. Kul, ihlas ile La ilahe illallah, başka ilah yok, ancak Allah vardır dedikçe, hiçbir hicap onu geri çevirmeksizin bu zikri Allah'a yükselir. Allah'a vasıl olunca, Allah bu kelimeyi söyleyene nazar eder. Allah'ın nazar ettiği her bir muvahhid kulunu rahmeti içine alması onun hakkıdır. Helalliğinde ve haramlığında şüphe bulunan nesneyi terk eyle. Ve helal olduğu muhakkak bulunan şeyleri kabul et. Bu hadisi şerif, insanın batınını haramdan korumak için kemal-i ihtiyat üzere bulunmasının lüzumu hakkında iran edilmiş ise de diğer işlerine, sözlerine vesair muamelatına da tatbik için bir kaide-i külliye tarzında bulunmuştur.
Niyet eylediğin bir iş için kalbinde havf ve tereddüt olursa, o işi yapma. Haramlardan sakın insanların en abidi olursun. Haram lokmadan neşv ü nema bulan bir vücuda layık olan cehennem ateşidir. Cibril bana ne zaman geldiyse şu iki duayı emretti. Ey Rabbim, bana temiz rızık ver ve salih amel nasip et. Allahü Teala buyuruyor kulum beni yalnızken zikrederse, ben de onu yalnız zikrederim. Beni bir topluluk içinde zikrederse, onu ondan daha hayırlı ve daha büyük bir topluluk içinde zikrederim. Allah sizden üç şeyi istemiyor. Kuran okurken, yahut okunurken ileri geri konuşmayı, dua ederken sesinizi yükseltmeyi, takat getiremeyeceğiniz kadar kendinizi namaza zorlamanızı. Gizlide yapılan bir dua, açıkta yapılan yetmiş duaya bedeldir. Sıkıntılı zamanlarında Allah'ın kendisine icabet etmesini isteyen kimse, rahatlık zamanında duayı çok yapsın.
İnsanların en acizi duadan da aciz olan, insanların en cimrisi, selamı da kıskanan kimsedir. Ey Rabbim! Şükrünü edaya, seni zikretmeye ve sana güzel ibadet etmeye bana yardım et, diyen bir kimse mükellef bir dua yapmış olur. İyiliğin her çeşidi ibadetin yarısıdır, diğer yarısı ise duadır. Dua müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur. Zayıflarınızın duaları ve ihlaslarından başka bir şey hürmetine mi Nusret'e nail oluyorsunuz? Çünkü Allah'ın huzurunda zayıflığını, aczini ve fakrini idrak ederek ve dünyevi arzulardan kalben alakasını keserek dua edenlerin ihlasları kuvvetlidir. Bu da rızık ve nusret sebeplerinin en büyüklerindendir sevgili nice. Beş gece vardır ki dua reddolunmaz. Recep'in ilk gecesi, Şaban'ın on beşinci gecesi, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesi. Rikkat haliniz geldiği zaman duayı ganimet biliniz. Çünkü bu hal rahmettir.
Mümin bir kul Allah'a dua eder. Bu esnada Allahü Teala Cibril'e bunun duasına hemen icabet etme. Çünkü sesini işitmek istiyorum buyurur. Bir facir de dua edince, Allahu Teala Cibril'e emreder. Hemen ver şunun istediğini. Çünkü sesini işitmek istemiyorum buyurur. Kafir bir kul Allah'a dua eder, hacetini ister, derhal yerine getirilir. Mümin Allah'a dua eder, icabeti geciktirilir. Melekler buna üzülürler. Bunun üzerine Allahu Teala buyurur ki kafirin duasına hemen icabet edişimin sebebi, bana bir daha dua etmemesi ve beni hatırlamaması içindir. Çünkü onu sevmediğim gibi sesini de sevmiyorum. Müminin duasına da hemen icabet etmiyorum beni unutmayıp devamlı zikretmesi için. Çünkü onu da seviyorum, tazarru'nu da seviyorum. Kıymetli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın bu bölümünü de burada nihayete erdiriyoruz.
Sizlere bugün Mahmut Sami Ramazanoğlu GaddeSallallahu Sirrahü'l azizin Dualar ve Zikirler isimli eserinden bir bölüm aktarmaya çalıştım. Peygamber Efendimizin yine dualarından örnekler vererek, efendimizin bizlere tavsiyelerini sizlerle paylaşmaya çalıştığım. Dualarımızın kabul olması için nelere dikkat etmemiz gerektiğini aktarmaya, sizlerle paylaşmaya gayret ettim. İnşallah bir sonraki bölümümüzde kabul edilen, icabet edilen dualar, duası kabul olunmayanlar kimler, neler bunları inşallah sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Allah'a emanet olunuz.