Merhabalar sevgili dinleyiciler. İhsan Mektebi program mısın bugün yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bugünkü bölümümüzde Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan dua konulu sohbete kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hadis-i kutside Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz Cenabı Allah Azze ve Celle'den naklen buyuruyor ki: Bir abid ellerini kaldırıp dua etmezse ben okuluma gazap ederim. Zira duayı terk etmek ya kibirden veyahut gafletten ileri gelir veyahut hem kibir ve hem de gafletten ileri gelir. Gerek Cenab-ı Hakk'ın kavli Sübhanisi ve gerekse az önce zikretmiş olduğum hadis-i kudsi kullarına bir tehdit, bir vadi ilahidir. Binaenaleyh biz kullar, biz müminler Kadir-i Mutlak olan Vahibü'l Ata'ya Zülcelal hazretlerine daima dua, tazarru ve niyazda devam ise olmaklığımız vecibe-i ubudiyetimizdendir. Kulluk görevlerimizdendir.
Yoksa yalnız sıkı ve darda kaldığımız zamanda geçici olarak dua edip sair serbest zamanlarımızda duayı terk ile ihmal ve gaflet etmekliğimiz şüphesiz doğru değildir. Nitekim şu hadis-i şerifte efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur. Serbest ve geniş vakitlerinde yani sıhhat, servet, asayiş ve emniyet gibi esbabı istirahat mükemmel olduğu zamanlarda Cenabı Allah'a ibadet, taat ve dua ile kendini arz etki muzayekalı zamanda seni lütuf ile hıfzeylesin. Nitekim şu Ayet-i celilede Hak celle ve ala Hazretleri buyuruyor. İnsanlar gemiye bindiklerinde Allahutaala için dini ihlas eder oldukları halde dua ederler. Vaktaki onlar denizden necat bulup karaya çıktıkları yerde görülür ki onlar şirk ederler.
Yani dünyaya lüzumundan ziyade şiddetle muhabbet ederek ahireti külliyen arkaya atıp unutan kimseler denizde gemiye bindiklerinde fırtınadan, helakten, helal olmak için halisan livecillah Cenabı Allah'a münacat eder, yalvarırlar. Çünkü deryada ancak Cenabı Allah'tan başka kurtaracak olmadığını bildiklerinden halisan Cenabı Hakk'a iltica ederler. Fakat vaktaki gemi karaya varıp da necat buldular mı yine vaziyeti asliyelerine rücu ile deryadaki ilticalarını unutup şirklerine veya gaflet ve isyanlarına devam ederler. Keza Sure-i Yunus'ta Allahutaala o zatı eceli aladır ki sizi karada ve denizde yürütür.
Hatta gemi içinde olup da güzel rüzgarla o gemi ile yürüdüklerinde ferahlanınca bir de ansızın bir fena ve şiddetli rüzgar gelmesiyle her taraftan dalgalar hücum edince gemide bulunanlar kendilerini esbabı helak ihata etti zannettiklerinde itaatlarını Allah Teala'ya hasreder oldukları halde ihlas üzere Cenabı Allah'a dua ederler ve dergahı uluhiyete iltica ederek derler ki, ya Rabbi zatı uluhiyetine yemin ederiz ki eğer sen bizi şu beliyye ve helakten kurtarırsan elbette biz şükür edicilerden oluruz diye vacip Teala hazretlerine söz verirler, buyrulmuştur. Cenabı Hak bundan sonra şöyle buyuruyor. Vaktaki biz onlara necat verince, onları kurtarınca yeryüzünde haksız yere tuğyan ve fesada koşarlar.