Kalemdar'dan Sohbetler Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhü'l Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri. Dua diyen yok mu, dua sana kabul edeyim. Çocuğunuzla gezememiş, mahkemesi hallolmamış, oğlu ıslah olmamış, ailesi ıslah olmamış, hocası ıslah olmamış, kocası ıslah olmamış, Böyle içinizde kimse yok mu diyor Allah'ım. Yani bu gecede yenen emir bunlar. Allah Allah. Neler yenermiş bu gece ya? Neden Hınzafoğlundan geldiyeyim, kahveden getiremez. Ondan sonra ailem bir lafiyetini ince açar, giriyor. Hocam bir türlü İsmail olmadım, çocuklarının yanında bulunma. Biz ihtarı yalnız açarız, o cicici, cicici. Gece çektiler, o gecenin yarılarına kadar kumar ne oylar. Böyle kocan var. Allah ıslah ya Rabbi, Allah ıslah ya Rabbi, Allah ıslah ya Rabbi, Allah ıslah ya Rabbi. Böyle diyeyim de diyor kabul edeyim, halatı, halat, namaz kılın, yüz rekat namaz.
Yüz rekat namaz kılın, her rekatımda yedi defa kul hüvallahü ehaduhu. Bir selam verin, ikide Estağfurullahi ve esfubileyi, Estağfurullahi ve esfubileyi için. Güzel bu cümle yetmez, elli kılın. Elliye bu cümle yetmez, niyime kılın. Diyirmiye bu cümle yetmez, onsun, onsun kılın. Onulamazsanız iki rekat olsun, Kadir namazı kılın. Kadir namazına niyet Allahu Ekber'dir. Elhamu okudun mu yedi defa kulhu okun. Besmele çekmeye hacet yok. Rukuru yazın. Yenilen bırakın bir Elhamu okun yedi defa yıkılankine okun. Selam verdiniz mi? Estağfurullah ve esubi ile. Ben bunu beceremem hoca. Estağfurullah, estağfurullah yeter. Öyle kabul eder Allah. Daha tesbih namazı kılın. Nasıl kılayım hocam? Amil muhteremeleri Abbas hazırlıklarına peygamberimiz şöyle müjdeledi. Ben size müjdele geliyorum. Ya ammi, sana on hasayla ikrar ile ikram etmiş olayım. Sana on hasbab haber veriyorum.
Ablan'ın birçok beyleri babası, ziraatli, Suriyeli, sinyalciler, kürsü birer birer yazdılar. Biri beye sonra o bir hastahaneyle bir mektep yapan, millete bahşeden Ahmet Bey'in evine varıyoruz, inan yaptığı harülyen, padişah harülyesi gibi üstündeki şorgi bindirilik bir hoş benim gözüme bir hoş görüldü. Hoca vallahi diyor, bunun içinden gün de bakarım, diyor ki her gün tesbih namazı kılar. Hiç hükmün. Kendimi boğazdan beri bir gün terk etmedin. Peygamberimiz Muhammed aleyhissalatü vesselam günahımızın evveli de afvolsun, ahiri de bu namazı kılarsan. Cedili de afvolsun, Fadimi de afvolsun. Harsan ettiğimizde afvolsun, bilmeyerek gittiğimizde afvolsun, Sariri de afolsun, kedili der. Küçük günahlarınızda afolsun, büyük günahınızı afolsun ya amca. Gizlisi de afolunsun, alenisi de. İnsanın yanında yattığın günah da aksolsun, gizli yerde yattığın da aksolsun, mahsur olunsun.
Dört rikat, tebbih namazısın. Tebbih namazını şimdi hoca efendi mihaba çekilir. Bu, bu, bu, yani bu geri dövün arası dolacak kadar günahlarla gersen, dolduracak günahlarla huzuruma gersen, şirk bakmadığın halde, Allah için giymediğin halde bana tağuttan, yeryüzünü dolduracak kadar bir mahiyetle mukabele eder, seni af gider. Ne diyorsun sen? Seni af ederim, veren içinde hiç yok, yani Allah iki dilek yok, Böyle günahlarla gelince ona da tövbe ediyorsun, bir daha yapmamayalı aç, gezmeyi, arz ediyorsun. İşte senden baş versin senin günahlarından diyor Allah. Hocam Hadis-i Kerim'dir rivayet eder, Hadis-i Hakem'dir, özel hadiste. Hadis-i Kuddüsünde Mevla Yine buyuruyor.
Hak Teala Hazrakları, Allah'ımız, Hadis-i Kudüs'ün de buyurdu ki, elbette günahların ahudu enni, günahlıkarlar batma tabağına kadar, şafan atar kana, hace kapıları atarken Allah'a da muhabbet olduğunu demiş, Bağıl da kalbi tam yumuşatmış. Deyince tövbe edemiyor. Ağlıyor çünkü çok büyük hakat var. Benim, benim gibi çok günah etmiş. Sinirler, sinirler, ahu emmi. Bana Allah'ı tesbih eden meleklerin kesimden daha sevgilidir o günahkar kurumun ahu emmi. Hiç günah gitmemiş, meleklerin, ikliminden, ikliminden, fehinden, daha gür yerdir daha o günahkar kullarının sinesi. Daha mı bekliyor mu hocam? Çok tebiyet ettin, Allah doyuyor, yani deyince doyuyor. Hem de Peygamberimiz doyuyor. Taklayıyorsun bunları, sizin gönlünüze göstermiyordu. Böyle, eve gidip acısını çektiler günahların deyin. İlahilla acısız okuyamadım da.
Bu defa, bu defa melekler, Allah'ın melekleri, yeni melekler, elin, yürü, yürü, ne olacak diyorlar. Gelin yeryüzüne giderim de bizim kesimizden güzel ve Allah'ımıza makbul olan günahkarların bir ürkütünü dinleyelim de biz de destek olalım. O Kadir gecelerinde dinile bir kermin, bu tahudan sonra yapmayıp, sabahı bekleyip öğle namazını kılıp ve böyle bir istirahat edenler değil. Günahların çok değil, kendi eline alıp da peygamberimiz bile hiç günahı yok ana, yüz defasında gittiği far ederim Allah'a diyor. Allah'a yüz defa gittiği far ederim. İşte günahı yok. Hem işte far edin Müslüman. Şimdi yetmiş defa gittiği farzdan hiç aşağı çekmedim diyor Peygamberimiz. Sizin Adem bir genizin içinde Allah'a istiğfarınız kadar düzenli ibadetiniz yok diyor Peygamberimiz. Açılın bir aşkla. Bir hadisi şerifi elime aldım. Onu da müjde olarak size konuşuyorum.
Ahmet, İmamı Ahmet, Vagair'i, And İbn-i Abbas'a rivayet ediyorlar, Hadis-i Şerif'i. On kere kırk hadisin, şu kökten gelsin cüz dahil. Züleyha'nın iftirasına uğrayarak zumdana atılmış. Zundan da on iki sene bekledi. Allah'ın peygamberi zundan da on iki sene bekledi. Züleyha öcünü alamamış, daha ne hakaret etmek isteyiyorsa bir bağlama, bir deste kazma sapığı götürmüş, yanımdaki hizmetçilerle zımbanın kapısını ona cıkır cıkır dökülmüş. Yusuf aleyhisselam o ne demiş. Zumdancıbaşı demiş ki, on tane kalma sapı kılana kadar devin ve yevkem geçsin, diyormuş. Yusuf aleyhisselam mübarek gözlerinden giyim giyim ağlamaya başlamış. Değil on tane bir denesi de kıvrılmaz, ben son hayatımı yaşayacağım deseniz ne, beni öldürecek öyleyse, diye ağlamaya başlayınca, Yusuf Aleyhisselam zımbana girince, zımbana göküs takılmış gibi ziya vermiş böyle.
Zundanın içi göküs takılmış gibi bunun gibi zıyalı, zundamlık geçmiş. Arkadaşlarla beraber ağlamaya başlayınca zundan başı demiş ki ben onun kolayını bulurum, ayağımın altına yastık bağlarım. Ben yastığa vurdum mu sen Allah deyip ağar. O ben seni değiyor, banliyeler, herkesimi alırdık demiş. Şimdi Yusuf Aleyhisselam'ı yatırmışlar, ayağının altına da yastık bağlamışlar. Bundan başında çok sürdüğü için kah, cüblenince vay, Allah. Dereha diyor ki affettim, vurmam. Nereye? Sen getirdin vur değil. Niye şimdi böyle dolaşlanıyorsun? Niye vurmam diyorsun. Yusuf'un sesine aşığım da ağzıma vurma, ağzıma sapı vurma ciretiyle ya ağlasın ya bağırsın da sesini duyayım diye yiyordum. Sesine de dayanamadım, affettim, ben ona aşığım, diyor. Halid Zül Celal, Züleyha'nın Yusuf'a merhametından şu kullarına daha çok merhamet ediyor bugün.
Günahlarımıza tevbe ederkene, istimtar okurkena Allah dediğimiz zaman affolunladık ilk kez kavga eder inşallah.